günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2022 Cuma

fiziğin çok güzel ama soğuk ve mesafelesin

 



Sanırım hiç kimse böyle bir cümle ile terk edilmemiştir benim dışımda. Ah bir de “Kağıt üzerinde güzel duruyoruz” var bu da hakaret literatürüne adını altın harfler ile yazdırır. Hayatım tam olarak ne zamandan beri çığın önüne kattığı bir ağaç olarak yoluna devam ediyor bilmiyorum. 18`li yaşlarımda başladığım blog yaşamına 28 yaşımın son aylarında başladığım noktadan gerilemiş halde devam ediyorum. Çöp poşetine koyup geri dönüşüme tabi tutulmayan dört yılım ve potansiyelimi harcadığım eş dost tarafından söylenen bir kariyerim var. Tüm bunların üzerine pasta süsü kıvamında 6 ay birlikte olduğum insan tarafından metalaştırılmanın çeşitli hakaretleşrilmeleri ile kürkçü dükkanıma geri döndüm. Buraların en cafcaflı döneminden üç beş kişinin kaldığını gördüğüm günlere geçiş yapmışız ki bu işimize gelir. Çünkü son dört yılda koltuğu ile gezen o kadar çok insan tanıdım ki müsaadenizle bu dutlukta onlara sallayıp anonim kimliğim ile başıma bir iş gelmemesini umacağım. Buna da ilk olarak bedenimin güzelliğini övüp ruhumu soğuk ve mesafeli bulan eski sevgilim Hakim Bey ile başlayacağım. Amadan öncesinin ve sonrasının alakasızlığı sizin de dikkatinizi çektiyse beklentinin üzerine tırmanmam olduğunu anladınız demektir. Adam adı üstünde hakim diye hakaret edemem diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sonuçta bu özel hayat ve eski erkek arkadaşımıza da saydıramayacaksak buraların ıssız ormana dönmesinin manası ne? Herkes instagramda twitterda takılırken buraya boşuna mı döndük? Hazırsanız şirket evliliği yapacak gibi ayrılırken Uyuz`un doktor Sidikli`nin mühendis olarak ona ve ailesine yakışmamızdan bahseden yürüyen içi boş ego dolu koltuktan bahsetmeye başlıyorum..


27 Aralık 2020 Pazar

yalnızlık bir tuvalet kağıdı

 




Kelimelerin anlamları için TDK`ya bakmaya ihtiyacım yok. Aslında bence kimsenin sözlüklere ihtiyacı yok. Tüm o anlamları verip başımıza saran zaten bizden çok da farklı olmayan atalarımız. İncir yaprakları ile moda dünyasına yeni bir soluk getirmiş olsalar da bizden önce olup biten her şeye kafa sallamamız beklenemez. Mekanın ruhunu oluşturanda, zamanı anlamlandıranda kişinin kendisinden başka biri değilken birkaç kelime hakkında TDK ile ters düşmemiz sorun olmaz diye düşünüyorum. Mesela yalnızlık benim için bir tuvalet kağıdı. Hatta ikinci bir anlamı öğleden sonra üçte çatallaşmış ses. 3 yıl olacak yalnız yaşıyorum. O aşık olduğum İstanbul’dan farklı bir şehirde. Alışık olmadığım bir kültürün için de. Sevmediğimi bildiğim ama ayırılmaktan korktuğum bir şehir. Boş sayfada görünüp kaybolan imleci çok seyrettim. İlk yazmaya başladığımda 18-19 yaşlarında dünyaya pembe gözlüklerle bakan, aklı beş karış havada, idealleri, çizgileri, güveni, aşka ve diğer her şeye inancı olan bir tiptim. Şimdi görünüp kaybolan imleçten dahi korkan biriyim. Artık o imleç her göründüğünde bitirmem gereken raporlar, göndermem gereken mailler, başlamam gereken projeler falan geliyor. İleride dönüşeceğimi hayal ettiğim kadın olamadım. Şimdi ne zaman o kadını biraz göstersem etrafımdaki insanlar ya delirdiğimi ya hala büyüyemediğimi düşünüyor. Bu sabah uyandığımda fark ettim ki onu terli bir tişörte sarıp saklamışım. Şimdilerde tek yaşamanın eğlenceli olacağını düşünen onun yerini yalnızlığı biten tuvalet kağıdı için kimseye seslenemeyeceğini kendine hatırlatıp duran zavallı aldı. 




8 Eylül 2020 Salı

fortuna ile kumar masasına oturulmaz


Zor bir gün geçirdim. Vanası patlamış su borusu gibi saatlerce ağladım. Hayatta yaptığım tercihlerin doğurduğu sonuçların bu kadar zor olmasını beklemiyordum. O eski enerjik, dünyanın güzellikler ile dolu inancına sahip olan, en tatsız olayda bile gülecek bir yer bulan kızı özlüyorum. Şimdilerde o kızın yerini anneannelerimizin izlediği Hint dizilerinin dram sahnesinin vazgeçilmez oyuncusu aldı. Dört ayağı üstüne düşmeyi beceremeyen kedi gibiyim. Herkes kişisel gelişimini daha iyi yönlere taşırken ben karşınıza daha korkak, daha umutsuz, daha az güvenen, daha az neşeli, daha az gerçek kahkaha atan bir tipe dönüştüm. Annem bile doğurduğu büyüttüğü çocuğu tanıyamaz oldu. O dünyaya kafa tutan kızın yerinde gerçekleri dünyanın tahmin ettiğinden daha çok siyah barındırdığını gören bir kız duruyor. Montana`ya yaz günü kar yağmış falan hikaye hani ben de. Hatta Elvis Presley dirilmiş olsa şaşırmaz haldeyim. Fortuna diye bir hatun var Roma Mitolojisinde. Kendileri ile tanışmam bir altı yılı buluyor. İlk tanıştığımda bana kıyak geçtiği için pek bir sevmiştim. Gelin görün ki kör demelerinin sebeplerini anladım. Meğer benim için tüm sürprizlerini sona saklayıp kendileri bana sadece bir el oyun kazandırıyormuş. E tabi bilmem lazımdı Fortuna ile kumar masasına oturulmaz. 


 

29 Mayıs 2020 Cuma

o kadarcık daha kalsan olmaz mıydı?


Babaannemi öldüğünden beri rüyamda hiç görmedim. Bazen sesini duydum, bazen sadece orda olduğunu hissettim. Yüzünü hiç göremedim. Sidikli ne zaman rüyasında görse uykusunda ağlar. Uyanırım, sarılırım, onu anlatmasını dinlerim, babaannemin bize anlattığı masalı anlatırım. Kendi masalını. Dünyalar tatlısı bir kadındı. Uzun saçları, ikide kedisi vardı. Güzel bir kadındı, boylu poslu. Güzel yemekler yapardı. Ama en güzel yaptığı şey beni çok güzel severdi. “Allah kızlarıma böyle kaynana nasip etsin” diye anneme dua ettirecek kadar iyi bir kaynanaydı. Anneme gerçek kızıymış gibi davranırdı. Sidikli favori torunuydu. Galiba aramızda ona benzeyen, onun kadar zarif olan o olduğu için. Çanakkaleliydi. Evin tek kızıydı. Onu çok seven bir baba iki de abisi vardı. Aşık olduğu adamla tanıştıktan sonra ailesini arkasında bırakarak Karadeniz’e  yerleşmişti. Deli gibi aşık olduğu kocasının öldüğünü öğrendiğinde bebeğini erken dünyaya getirmişti. Babasının adını vermiş oğluna. Ailesi geri dönmesini istemiş, kocasının ailesi baştan beri istemedikleri yabancı kızın gitmesini. Ama benim babaannem inatçıdır, pes etmez. Kalmış. Aşık olduğu adamla yaptıkları evi, anıları bırakmamış. Yıllar sonra bile anlatırken ağlardı. Tekrar tekrar ne kadar aşık olduğunu söylerdi. “Dul kadını rahat bırakmayacaklarını anladığımdan yanımdan tüfeğimi hiç ayırmazdım” derdi. Herkesin gözünü korkutmuş. Bir tek dedem vaz geçmemiş. Ailesi oğullarının dul ve çocuklu bir kadınla evlenmesini istememiş. Babaannem ölen kocasına aşıkmış. Ama dedem babaannemi herkese hatta ona rağmen çok sevmiş. Tam dört yıl ona evet demesi için beklemiş. Babaannem ”Ben çok şanslı bir kadındım. Bir kez çok aşık oldum, bir kez çok sevildim, sevdim” derdi. Dedem sert duruşlu, soğuk bir adamdı. Ama babaanneme bir başka bakardı. Güldürmek zordu onu. Hatta ben hiç başaramadım. Ama babaanneme bakarken hep gülümserdi. Dört oğulları bir kızları daha oldu ama dedem en çok babaannemin ilk oğlunun üzerine titrermiş. Gerçi onun için tüm ailesini karşısına almış, babaannemin kendi evini bırakmamasını, tutunmasını kabul etmiş. Bazen babaannem bizi de alıp giderdi. Ahşap bir evdi. Çatı katına saklanmayı çok severdim. Evin önündeki derede oynardık. Babaannemin küçük bir bahçesi vardı. Hep tek bir tane kırmızı çiçeği olurdu. Küçükken gül zannederdim, meğer gelincikmiş. Dünyanın en güzel kırmızısıydı. İçimden hep koparıp saklamak gelirdi ama babaannemin izin vermediği tek şey ona dokunmamızdı. Hasta olmaktan nefret ederdi. Hastalandığında en çok nefret ettiği şey hasta olmaktı. Annemle uzun yürüyüşlere çıkarlardı. Sidikli dibinden bir dakika ayrılmazdı. Dedemse gecesi gündüzü, aldığı nefes oymuş gibi davranırdı. İki kez ölümün kıyısında dolaştı ama geri geldi. Sonra elektriklerin kesildiği bir gece evindeki boktan merdivenlerden aşağı düştü. Ben onu hiç göremedim sonra, hiç. Bana masal anlatmasını özledim. O baş etmesi zor saçlarımı örmesini özledim. İyileştikten sonra söz verdiği gözlemeyi yapmadığı için kızgınım. O kadarcık daha kalsa olmaz mıydı? Zaten hain kedileri de o öldükten sonra gitti. Dedem günlerce aradı, sanki kedileri bulursa babaannemde gelirmiş gibi. Babaannem eve dönerken peşine takılan iki yavru kedi onunla birlikte gitti. Geriye bir tek albümleri karıştırırken çıkan fotoğrafları kaldı. Bir de dedemin anneme verdiği babaannemin hiç çıkarmadı dedemin verdiği yüzüğü ve aşık olduğu adamın kolyesi kaldı. Yüzüğü benim, kolyesini Sidikli`nin düğününde takacakmış. Keşke bir on yıl daha bekleseydin be babaanne. Annem değil de sen saklasaydın. 

12 Temmuz 2019 Cuma

tekmeyi ben yedim



Giriş kısmını geçiyorum hayatımın gelişme kısmıyla başlıyorum. Yazmaya da okumaya da vaktim falan olmadı. Eh buraya yazdıkça kendimi bolca da gazlayıp Jokerle ilişkime zarar verince bir dur dedim kendime. Sonuç terk edildim. Mis gibi kızdım halbuki. İşimi kurdum, çılgınlar gibi çalıştım. İkinci üniversite bitti, üstüne meslek mi değiştirsem moduna bile geldim. Kaynanaların istediği şeker kız, erkelerin oh be rahatlık dediği kızdım. Ama kızların koynundan çıkarıp kendime sevgili yaptığım Joker daha fazla dayanamadı bana. Ayrılma sebebimiz benim ailesi ile tanışmamam. Bir yıldır on gün huzurluysak on birinci gün kavgamız buydu. Beş yıl olmuş annesi beni bir tek fotoğraflarda görmüş. Ne güzel işte sana kaynana gelin dramı yaratmadık bak keyfine. Onu oyalıyormuşum, ciddi düşünmüyormuşum. Erkekler ne zaman evlenelim diyen taraf oldu? Hepsi Aslan ve NilKuşu`nun evlenmesi yüzünden. Sıçsalar biz daha büyük yaparız der bu. Aile fobim var dedim, terapist önerdi. Evlenme korkum var dedim, evlendiğini anlamayacaksın bile dedi. Sanki kuaförde bıyık aldırıyoruz. Ulan nasıl anlamayacağım. Adamın derdi annemi doğum gününde aramak, babamın babalar günü kutlamak. En son bizimkiler Amish deyince baya sinirlenip ayrılalım dedi. Ciddi olduğunu anlamam beş dakika sürdü. O koca beş dakikada hiç konuşmadan sadece baktı. Hiçbir şey konuşmadık. Tamam dedim. Adam duyar duymaz silah sesini bekleyen koşucu gibi kalktı gitti. Bir aydır ne sesini duydum ne gördüm. Hayvan öküz. Terk etti be beni. Bir de gitmeden öptü. İnşallah bağışıklık sistemimin kaldırabildiği ama seni süründürecek bir virüs o son öpücüğün tükürüğü ile sana bulaşmıştır. Kurtulmak için de bana ihtiyacın olur ben dönüp bakmam sana. Üzülmedim, ne olacak ya diye bir ay gezdim. Herkese güldüm ama daha fazla dayanamadım be. İçimi söktün, bende ağlayacak hal bırakmadın. Annenle tanışsaydım keşke. Kabusumla yaşardım, sen olurdun yine.

10 Mart 2018 Cumartesi

kaldırım terörü


Türkçemize yeni bir deyiş kazandırmak için aranızda bulunmaktayım. Bu yeni deyiş herkesin bildiği ancak henüz adını kimsenin koymadığı bir durumu, bir insanoğlu tipini tanımlıyor. “Kaldırım öküzleri” benim bu ara taktığım ve en en nefret etiğim insanlar listesinde top 10`da. Onlarında içinde bulundukları durumu anlamaya çalışsam da ipin ucu yine onlara dokunuyor onların eylemsizliklerine ve ben yine kendimi onları suçlarken buluyorum. Sokaklarda park edecek yer kalmayınca kaldırımın yayalar için olduğunu unutup yayaların kaldırımdan başka çaresi olmadığını göz ardı edip araçlarını kaldırıma park ediyorlar. Belediyeler sağ olsun zaten yapılan binalar ile kaldırımlar iyice daraltılıyor. Bu da yetmezmiş gibi araçlarda park edince bize yürüyecek alan kalmıyor. Yolun kenarında yürüyorsun bu kez de yolda hak sahibi olan hareket halindeki araçlar sürekli kora ve yolun ortasında yürüme bağrışları. Bıktım ya.  Yaya yolunu işgal edenden de, kaldırımdaki öküzler yüzünden yolda yürümek zorunda kaldığımı anlayamayan öküzden de. Park yeri yetersiz bla bla demeyin. Kaldırım benim hakkım. Eğer park yerin yoksa belediyene bağır ondan talep et park yerleri. Her şeyi geçtim göremeyen ya da tekerlekli sandalye kullanan vatandaşların hakkını gasp ediyorlar. Duyarlılık diyorum ama park eden aracı şikayet ediyorum plaka veriyorum poliste bir şey yapmıyor. Aklıma twit açıp gördüğüm her kaldırımda ki aracın fotoğrafını çekip ifşa etmek ve görenlerinde bana  yönlendirecekleri bir topluluk oluşturmak istiyorum ama kendimi biliyorum kontrolü sürekli sağlayamayacağım. Ama Lady ben bu işle uğraşırım sana da yardım ederim gel ifşa edelim derseniz fikir burda konuşalım kaldırımdaki araçlardan kurtulalım. 

12 Şubat 2018 Pazartesi

benim hayata karşı gazım var


Toplaşın anlatacaklarım var. Uzun zamandır yazmıyorum ama buraya yazdıkça kendimi bir gazlıyordum hani. Fare ben aslan oluyordum. Aslan gölgesiyle kaplan indirmeye gidince Joker böyle yaptı şöyle dedi diye ağlıyorum buralarda. Geri kalanlar için iki yazı öncesinin yolunu gösteriyorum tabi merak edene. Derdinden tasandan bıktım diyene de hak veriyorum ben bile bıktım. Bir hafta düşün dedi bir kerecik aramadı domuz. Seni özler dayanamaz arar o, pişmandır nasıl affettireceğini düşünüyordur kendini  diye kendimi gazladım durdum. Ben kaşıkçı elması çünkü, Frodo`nun taşırken ölüp ölüp dirildiği yüzüğüm çünkü. Bir elimle gazlayıp bir elimle kendimi avutmaya çalışınca işlemcim arıza verdi. Her kadının yapacağı gibi soluğu kuaförde aldım. Sırf Joker istemediği için üç yıldır saçımı istediğim gibi kestirmeyip ortalıkta Kezban Kezban geziyordum. Sonunda blog headerındaki hatun kadar kestirdim. Joker dizimin dibinde olmayınca bende etrafımla ilgilenmeyi bıraktım kendimle ilgilenmeye başladım. Gidip bir iki kursa başladım. Yapmak istediğim ne varsa yaşlanmadan, emekli olmadan yapmam gerektiğine karar verdim. Sağlık problemleriyle uğraşacağım yaşta hayattan nasıl keyif alabilirim ki hem. Kendimi kabullenme evresine geçtim. Yıllardır bariz ortada olan disleksimle bile barıştım. İnkarı bırakıp gittim doktora yaptırdım testlerimi mis gibi.  Sonra şunu fark ettim ben sigortamın ödendiği haftada resmiyette 40 saat olup gerçekte 5685961 olan, bir binanın içine tıkıştırıldığım işler olmadan da para kazanıyorum. Ve kendi işimi kurmaya karar verdim. Gittim biri iki girişimcilik kitabı falan da aldım şu sıra şirket nasıl kurulur fikir nasıl pazarlanır evrelerini halletmeye çalışıyorum. Kendi markam olsun istiyorum. Ama arada iş görüşmelerine de gidiyorum. Hep insanların beklentisini anlamak hem de şartlarımı kabul edece kadar deli biri var mı diye görmek için. Kendim iyi olmadan ne ona ne ilişkimize faydam olacağı kafama dank etti sonunda. Tam 20 aramadı beni bende onu aramadım ki doğal olarak ayrıldığımızı bile düşünmeye başladım. Yalan söyleyemem özledim deli gibi özledim yaptığım bir çok şey için pişman oldum, böyle bitmesini istemediğimi daha iyi anladım. Akbabalar ciğerimi didik didik yiyor gibi hissettim. Telefonda adını görünce collatz problemi ispatını yapmış kadar mutlu oldum. Ama hayvanın söylediği ilk şey “Saçını niye kestirdin?” Lan adam benle yirmi gündür konuşmuyorsun tek derdin üç beş santim kıl tüy mü? Neymiş uzun saçımı seviyormuş ona söylemeden niye kestirmişim. Benim saçım benim bedenim. Bizimkilerden duymuş ona ayrı bozulmuş. Aradı sordu halimi ben söylemedim sanki. Tuttum çenemi görüşene kadar. Görünce onun ağzına lağım çukuru muamelesi yapacağım diye evden çıktım ama onu görünce yüzünü bakışını hepsi gitti. İlişkide karşı tarafın aklından geçenleri bilemiyorsun. Her şeyi konuşuyoruz saklamıyoruz diyordum ama birbirimize karşı hissettiklerimizi saklıyormuşuz en çokta. Bu adamın ağzından beni sevdiğini bir kez duydum ona onu sevdiğimi hiç söylemedim. Bazen davranışlar yeterli değil, söze dökülünce ayaklanıyor. Duyarsız davrandım, bir adım geri durdum incinmemek için ama sanırım şimdi anlıyorum yaşamda her duyguyu tıka basa korkmadan yaşamak lazım.


5 Ocak 2018 Cuma

bana alerjim var


Annemin bir inancı var yeni yıla nasıl girersen tüm yılı öyle geçirirsin. Yani amuda kalktıysan sıçtın tüm yıl öyle dolanmak yorucu olacak senin için. Ben yeni yıla battaniyemin altında salaya sümük tek başıma girdim. Jokerle her şey boka sarınca iptal planlarla evde kendimi yalnız buldum. Bir haftadır bir kere aramadı. Gerçi kavga ettiğimiz gün “Gerçekten mi?” diye mesaj attı ama o sayılmaz. İt herif daha beterini hak etti. Bu beni arabadan indirip, beni ağlamama rağmen o taksiye bindirdi, tek bir teselli kelimesi söylemedi ya rezil olmuş çok mu? Taksici amcaya kızı istediği yere götür deyip para verdi, bir de kartını verip bırakınca ara dedi. Taksiciyle bile benden kibar konuştu. Bana “Bir hafta düşün düzgün karar verebildiğin zaman ararım” dedi. Düzgün karar verdiğimde götleşe alt yazı geçiyorlar herhalde. Benim ayarlarım bozuldu sen en iyisi iade et bir iki üst modelini alırsın. Apple bile kazıklamış milleti bir kazıkta sen benden yana yemişsin işte ne olacak. Al o paranı falan dedim ama döndü kıçını gitti. Lan o nasıl bir muamele ben senin orospun muyum da para verip gönderiyorsun beni? Ben tabi içimden kanguru çekiyorlar gibi ağlayıp küfürler yağdırınca taksici amca böbreğimi falan çaldı sandı. “Arama alma ver geri parasını ben veririm onun parasından hayır gelmez” falan diyorum bir yandan da işkencede tırnağım çekiliyor gibi ağlıyorum. Taksici amca “Kibar çocuk bak merakta ediyor seni” deyince “ Amca bunun kibarlığına aldanma yalan hep. Bana neler etti bilmiyorsun” ile başladım. Gerisinde neden ne için öyle şeyler dedim bilmiyorum ama en son amca “vay pezevenk, bunun parası sokağa atsan bulana bile pislik bulaştırır!” diyordu. Benim söylediğim şeyler hayal gücümün ve ona olan öfkemin sonucu ya da beni şeker krizine girmiş suç ehliyeti olmayan zavallı bir kız sayabilirsiniz. Şey dedim… “Amca bu beni kandırdı, seviyorum falan dedi inandım” diye Türk filmine bağlayınca adam hamileyim evlenmiyor sandı. Bende bir doz yükseltip “Öyle olsa yine iyi meğer bu it kadın pazarlıyormuş” diye höyküre höyküre ağladım. Polis falan dedi bir panikledim ama bunlara bulaşılmaz mafya bunlar keser doğrar diye lafı çevirdim. Adam cesur çıkar giderse polise inkar ederim ya da şizofreni raporu almaya bakarım diye düşündüm. Sonra yol boyu bir amca bir ben beddua ede ede evime gittik. Herhalde amca bizimkini aramış olsa gerek birkaç saat sonra mesaj attı o günden sonrada ne aradı ne sordu.  Şurda bir güncük kaldı arar mı bilmiyorum. Of ben o kadar atıp tutup ne kadar kafayı yemiş olduğumu gösterdikten sonra arayacağını sanmıyorum ama arasın istiyorum. Özledim. Pişmanım. Öfkeliyim. 

30 Aralık 2017 Cumartesi

sevgili pozisyonu için başvuru formu


Kocası Almanya’ya çalışmaya gitmiş, seni aldıracağım deyip, boşanma kağıtlarını kendine tuvalet kağıdı yapan kadınlar gibiydim. Ya gel ya da bak bana hayırlı kısmet kategorisinden mis gibi çocuklar buluyorlar kuş yuvadan uçar dedim. Gönül istedi benim hasretime dayanamadı ondan geldi diyeyim ama gönlü bu devirde kim takıyor ki. Konuşacak çok şey var diye ortalarda dolandı durdu. Bana kalırsa yok. İşte güzelim gittim ama pişmanım seni beklettim ihmal ettim desin yeter. Kızlar  ya evlenme teklifi edecek ya seni terk edecek dedi kısmet dedim ne diyeyim. Bende bu şans varken evlenmek istemiyorum diye terk edilirim ya neyse. Gittik bunun evine, oturttu koltuğa bağladı gözlerimi. Gözlerim açıkta konuşurduk falan dedim ama içimden terk edilmeye giden bir yüzük çıkmaz diye dua ediyorum. Hayır ben adama hediye diye uzaktan kumandalı süper ötesi bir araba almışım birlikte oynarız diye planlar yapmışım, yüzük bizi ciddiyetimize fazla. Gitti geldi bir takırtı patırtı dedim herhalde adamı çok zorladım Hannibal Lecter`a bağladı bıçak seti ortaya çıkarıyor. Gözlerimi açtığında bir de ne göreyim dünyalar güzeli bir köpek. Görünce aklım uçtu bir de sırnaşık minnacık yavru daha. Yarım saat sonra anca kendime geldim de kimin diye sordum. Bana almış hep istiyormuşum, yalnızlıktan sıkılıyormuşum hem bana arkadaş olurmuş. Yani tamam çok güzel düşünmüş evet istiyorum ama bu bambaşka bir şey. Bir kere annem eve asla almaz ki daha önce defalarca denedim gram taviz vermedi. Hem ben satın almak yerine bir barınaktan kendime dost edinmeyi isterdim. Ben çok büyütüyormuşum evde bakamıyorsam onda kalırmış. Ya sabah çıkıyor akşam kaçlarda dönüyor. Bunun yemesi var içmesi var gezdirmesi var ki tüm gün eve hapsetmek ona büyük haksızlık. Annesine götürürmüş zaten evde varmış iki tane daha. Ne diyecek kadına kız arkadaşım bakamadı sana kakaladı anneciğim mi? Öyle rahat konuşuyordu ki bir de çocuk yaparız arada büyür gider işte dedim adam deliye döndü. Sürekli her şeyi tiye alıyormuşum, onu ciddi olarak dinlemiyormuşum. Hayır ciddi olmayan ben miyim? Adama mantık denen şeyden habersiz. Baktım bizim hal kavgaya gidiyor eve gidiyorum dedim, demez olaydım. Beni bırakmak için ısrarcı oldu, yağmur var, trafik var, arabada kızgın iki boğa var. Nerde nasıl neyle başladı bilmiyorum ama ilk defa adam benle resmen kavga etti. Sanki duymuyormuşum gibi bağıra bağıra kulağımı yırttı. Ben onu hiç tanımıyormuşum. Onunla ilgili hiçbir şeye dikkat etmiyormuşum. Ne yer ne yemez neyi sever bilmiyormuşum. Ama o ekşi yediğimde ensemin sağ tarafının terlediğini, yalandan gülerken suratımın aldığı ifadeyi, düşünürken kendi kendime konuştuğumu, sıkıldığımda dirseğimi kaşıdığımı biliyormuş. Sevdiğim yemekleri, kimseye söylemediğim ondan sakladığım şeylerin gölgelerini görüyormuş. Çocukmuşum, hala geleceğe dair kararlı davranamıyormuşum. Sinirimden mi canım acıdığından mı bilmem gözlerim baktım doluyor  çek sağa inicem dedim. Filimler de bırakmıyorlar, bırakanda geri dönüp alıyor ama bu film değil. Ciyak ciyak ineceğim diyorum adamda tek tepki yok. Sonra bir baktım bir taksi durağına yanaştı indirdi beni. Daha fazla tutamadım kendimi yağmurda var zaten dedim koyverdim. Ağladım diye teselli eder sandım ama yok adam öküz. Aklım olsaydı sevgili pozisyonu için bir başvuru formu hazırlar buna doldurturdum. Gerçi adamda haklı beni öğrenen o, dikkat etmeyi onu öğrenemeyen ben. Bu erkek milletinede yaranılmıyor. Kadın iğne iplik eder hayatlarını suç, kendi haline bırakırlar suç. Onu bunu bilmem ama bana bağırmasını söylediği buraya yazmadığım bin misli lafları ben hak etmedim, ettiysem de etmedim. Aklını kullanıp başvuru formu hazırlasaydı. 


23 Aralık 2017 Cumartesi

koca mı para mı


Bizim bir meclis var zamanında sevgilim olmamasına takmışlardı. Etrafta bana uygun gördükleri insanları gözlerine kestirip ağlarına düşürürlerdi. Gel zaman git zaman Joker`i kabullendiler. Aradıkları kriterlerin tamamını göstermese de bir şekilde onayladılar. Lütfedip izin verdiler. Daha iyisini bulana kadar oyalanırmışım. Zaten Joker`de atari, playstation çıkana kadar beni oyalayacak. Sevgilime at arabası muamelesi yapmaları etrafta Porsche aramaları canımı sıksa da zamanında sevmişim bu kadınları bir şey diyemiyorum. Meclisimiz annem hariç 5 deli kadından oluşuyor. Joker Amerika`ya gidince Joker karşıtı propaganda anında başladı. Terk etmiş beni, ben daha iyisine layıkmışım, benim gibi kız yalnız bırakılır mıymış. Ayıp yapmayın dememi bekliyorsanız sizleri hayal kırıklığına uğrattığımı itiraf ediyorum. Haklısınız dedim ya haklısınız. Hayır adam bir hafta diye gitti ne zaman gelecek belli değil. Dedim bende akıl olsa başta dinlerdim sizi. Haklıymışsınız valla ne işim var benim o itsiz sapsızla. Zaten aldatır beni o kaşı gözü ayrı oynuyor. Tabi yeterli gazdan sonra ikinci aşamada ona neler yapsam onu tartıştık. Ben evrimin son basamağına adım atmışım, kolumda dünyanın en yakışıklısı -ama en zekisi de malum devir zeka devri-   Joker`e bir zamanlar tribini atıyorum. Sonra bir baktım önümde iki telefon biri esmer biri kumral iki yakışıklı. Ortak meziyet zeki ve köşeyi dönmüşler. Yurt dışında tamamlanmış okullar, ülkenin iyi şirketlerinde yaşlarından beklenmeyen koltuklar ve evlerinin arabalarının ederi. Çünkü ben paradan bir boka değer vermeyen sığ ötesi bir insanım ya da bu koşullarda emlakçıyım evlerin mevkileri ve fiyatlar benim için önem arz ediyor. Kuyumcuda olabilirim çünkü ailenin altın takma potansiyelinden de bahsedildi. Yetmedi birkaç güne karşıma kaynana adaylarım çıkartılıp kollarından boyunlarından sarkan altınların geline de takılacağı vaat edilip, gayrimenkul sektörüne yaptıkları yatırımlardan bahsedildi.  Film nerde koptu bilmiyorum ama gözüm döndü. Ya ben ne zaman bu insanlara paraya değer veriyorum dedim. Ne zaman sevgilimden ayrıldım bana birini bulun evlenmek falan istiyorum dedim. Ya ben insanların gözünden böylemi görülüyorum ya! Hepsinin bir koca kaynana bilmem ne pişmanlığı bitmek bilmeyen dersleri var ve adı dünya benim duygusallığımla değil para ve mantıkla dönüyor. Şakaya vuruyorum, kalp kırmamaya çalışıyorum ama yetti. İnsanların hayat derslerini dinlemeye özen gösteririm ama para ile ilgili bir hayat dersi parayı haklı çıkarıyorsa dinlemem. Dünya üzerinde gördüğüm tek şey insanların din dil ırk diye yaptığı tüm ayrımların birleştiği tek şey para. Birbirlerine katlanamayan insanların ortak tapındıkları şey para. Hayatın başındasın daha hiç yoklukla sınanmadın diyebilirsiniz haklısınız da belki. Aşk karın doyurmaz klişesini de söyleyebilirsiniz ama parayı değerli kılan insanları ona yükledikleri anlam bence. Paraya değil de insana vicdana değer verirsek para bir kağıt parçası olmak dışında bir anlam ifade etmez. 

6 Aralık 2017 Çarşamba

ayrıldığımı haber vermeyi unuttum mu


Aşk hayatım ve Arap saçına dönmüş ilişkilerimle yine ben. Öyle duygulardan bahseden bir tip değilim, her bokumu da etrafıma anlatan o yüzden mecbur ceremesini internetin yok olmayan dünyası çekiyor. Kadın erkek ilişkileri ile ilgili milyon film izledim ama hiç birinin sonu benim gibi zavallı bir şekilde sonlanmıyor. Paketleyip sattıkları hayallerle büyüyoruz. Resmen kadınlara komplo kuruluyor. Bize kötü davranan her erkek için izden hoşlanıyor safsatasını ilk kim çıkardıysa umarım mezarında egzotik birkaç yılan seni uyutmamıştır. Adam istemiyor seni işte daha nasıl desin. Ama olur mu altında mana aramalar, kritikler yapmalar. Sanırsınız Nobel Edebiyat ödülü için satır arası inceliyoruz. İki basit cümleyi 20 kız 4 ayrı grupla değerlendirip 50 ayrı sonuç elde ediyoruz. Resmen 7 milyar insan Maslow`un sevgi-ait olma basamağına takılı kalmış haldeyiz. 3 milyarının götü bezli desek 1 milyarını ortalığa serpiştiririm. Bir hafta diye gitti Joker iki haftadır Amerika`da. Trump kadar zalim. Kurnaz pislik. Benden kaçtığını ve sırf bu yüzden vizemin uzanmadığı bir yere saklandığını düşünüyorum. Unutmuş bana söylemeyi ama işinden geçen hafta ayrılmış. Bir gün arayacak beni “ya ben sana söylemeyi unutmuşum senden ayrıldım” diyecek. Göt kafalı ben burda battaniyemin altında dondurma yerken o güneşleniyor. Umarım o güneç senin geriye kalan beynini eritir de beni terk ettikten sonra kimse hayrını görmez. Dön artık ya. Derin güneşlenmekse ben sana bir sera yapar kış günü meyvede verdiririm.

4 Aralık 2017 Pazartesi

yaşım değil o bir iki rakam


24 yaşında yaşlanmış hissetmek için çok genç değil miyim? Bugün bir videoda 24 25 yaşında olduğunu  sandığım biri laf arasında 21 yaşında olduğunu söyledi. 21 yaşında. Benden üç yaş daha küçük. Üniversite öğrencisi. Sonra bir filmde mezar taşı üzerinde 1991 yazıyordu. Film boyu karakterin 25 26 olduğunu düşünmüştüm. Ben çocukken bütün ünlüler benden büyüktü. Şimdi dünya starı olma yolunda giden tipler benden küçük. Riri`nin Chris`den dayak yediği yaştan üç yaş daha büyüğüm. Daha liseli filmler izlerken ne ara 7 yıl geçmiş üstünden. Zaman bu kadar çabuk geçerse bir bakmışım elimde terlik torun kovalıyorum. Uyuz mezun olana kadar torunum olur diyordum gerçi o da olmadı. Ya resmen müzik piyasasının yarısından yaşlı olma kıvamına geldim. Annem Shakira Beyonce dinlemiyor diye söyleniyordum, çağa ayak uydurmamakla suçlardım yeni nesil için onlar bile fi tarihinde kalmak üzere. Gerçi Madonna`nın hakkını yemeyelim. Annemi beni üzerine torunlarımı yakalar. Aslında mevzu ölen çocuğun mezar taşı bile değil. Mevzu saçımda çıkan iki beyaz. Toplamda dört beyaza ulaşan saç telleri beni resmen mezar yeri seçmeye itiyor. Ya yaşlanmasak ne olurdu sanki. Bugün beyaz çıkarsa yarın yüzüm kırışır sonra elinde iğne olan herkesin kapısına botox diye koşarım. Karma olayı falan doğruysa bir sonraki yaşamım için siparişim yılan olmak. Deriyi at kırışıklıktan kurtul. Tam diyorum vücudumu seveyim, onu benimseyeyim, kendimi kabulleneyim diyorum beyazlarım gözüme gözüme batıyor. Tebrikler küresel güçler! Güzellik anlayışınızı ruhumun derinliklerine kadar işlemişsiniz. Ne kadar mızmızlansam da işin gerçeği yaşın sadece yan yana gelmiş  birkaç rakam olduğunu düşünüyorum. Benim ne olduğumu kim olduğumu ne hissettiğimi belirlemiyor. Davranışlarımı yaşıma göre düzenlemem gerektiğimi hissetmiyorum. Eh tabi bir iki beyazım olmasaydı ve o sayı biraz daha küçük olsaydı mutlu olurdum.

28 Kasım 2017 Salı

çocuk olma sanatı


Bazen çocuk olmayı özlüyorum. Çocuk olmaya dair küçük şeyleri. Düştüğümde kanayan dizime rağmen bir şey olmadı demeyi, oyunuma devam etmeyi. Çamura üstümü kirletecek gözüyle bakmamayı, sokağa çıkarken ne giydiğimi umursamamayı özlüyorum. Üstüm kirlendiğinde silmeye, dünyanın sonu gelmiş gibi muamele etmektense yine oyunuma devam etmeyi özlüyorum. Uyuz`u Sidikli ile kandırıp etek giydirip, başını bağlayıp makyaj yapmalarımızı özlüyorum. Sidikli`nin bebeklerini Uyuz`la saklayıp onu ağlatmayı özlüyorum. Babamın pazar kahvaltılarından sonra ağırlık çöktü bahanesiyle uyumalarını özlüyorum. Adam yaşlandıkça uyumaz yerinde durmaz oldu. Sonra babam ne zaman yere eğilse sırtına atlayıp adama at muamelesi yapmayı kardeşlerimle banyo sırası için kavga etmeyi özlüyorum. Cebimizde kalan son paraları birleştirip dondurma parası çıkartmaya çalıştığımız, paranın bizim için tek anlamının daha fazla çikolata ve dondurma olduğu günleri özlüyorum. Evin içinde top oynamayı hatta kırılan cam çerçeve yüzünden annemden azar işitmeyi özlüyorum. Sidikli ile annemin dolabını talan etmeyi özlüyorum. Kek hamuru için Uyuzla kavga etmeyi özlüyorum delice. Annemin teybine istediğim kaseti koymak için kardeşlerimle kavga etmeyi özlüyorum. Sidikli ile aynı giysileri giymeyi, insanları ikiziz biz diye kandırmayı özlüyorum. Annemin uzun saçlarını, her karda bize kardan adam yapmasını özlüyorum. Şaka gibi ama elektriğin kesildiği, cep telefonlarının olmadığı, mum ışığında gülüp portakal yediğimiz günleri özlüyorum. Daha dünmüş gibi bunları hatırlarken hissettiğim duyguları seviyorum. Dünyanın en güzel şeyiymiş çocuk olmak. Keşke an an kaydetip izleme şansımız olsaymış.

22 Kasım 2017 Çarşamba

düşeş gelirse sınır dışı etsinler


Yazı tura atalım dedim sonunda. En azından şansıma güvenirim yazı dedim tura götüyle güldü bana. Adam gitmesin istiyorum tabi ki ama açıkça da gel gitme otur dizimin dibinde de diyemiyor insan. Ben yerinde olsam kendi kararımı verirken beni etkilemesini istemem. O dedi diye gitmesem her kavgada başına kakar, senin yüzünden şöyle yapamadım böyle oldu der en son boşanma talebime bir bir bunları eklerim. Özgür iradesine teslim edeyim diyorum ama iki kıçı kırık mimari açıdan gözümde bok kadar değeri olmayan uzun binalar yapacak diye elin çölüne karşı alt edilmek istemiyorum. Petrol kuyusu teklif etseler tabi gitsin. Ama içme suyuna 5€ verdikten sonra benzin bedava verseler ne fayda. Gerçi hatanın çoğu bende. Baba parası yemeyi seven insana sen kalk büyüdün de kariyer de bağımsızlık de. Al sana bağımsızlık. Güzel gözlü dilberlerle bağımsızlık fotoğrafları atar artık bana. Hayır şirketi arayıp bu adam beceremez bir dost falan mı deseydim? Ya da acilen bir arazi alıp gel istediğin binayı yap mı desem? O da oyalanmış olur. Hayır birde bir hafta olmuş karar verememiş üstüne kararını sağlıklı almak için izne çıktı. Babası iş için Amerika`ya gidiyormuş o da eşlik edip kafasını toplayacakmış. Hayır adam kafasını bile toplamak için bende uzaklaşıyor. Şirret bir karı falan da değilim. Gelip tüm şirretliğimi burda yapıyorum. Lan adamı 4 yıldır tanıyorum 3 yıldır sevgilim  babasının ne iş yaptığını bile bilmiyorum. Zamanında ticaret dedi eyvallah dedik, anası danası beni ilgilendirmez köyün muhtarı kesilmeye gerek yok dedik onun bile suçlusu oldum. Kaç yıl geçmiş babası ne iş yapıyor bilmiyormuşum ilgisizmişim. Sorunca doğru düzgün cevap vermeyen o. Bende inşallah iki beyaz ticareti yapmıyordur dedim sustum. Ne yapsaydım dedektif tutup hafiyelik mi yapsaydım. sen gitme diye ben küresel ısınmadan çöl hayvanlarından baharatlı yemeklerin mideye zararlarından bahsettim. Orhan Veli`den şiiri romantiklik olsun diye değil beni bırakıyorsun bari İstanbul`u terk edeme diye ezberden okudum. Göt kafalı. Artık beni nasıl üzdüysen yeri öptüm yine. Sakarsın her yıl düşüyorsun demeyin bu kez bir diz bir bile bir kol sarılı yatıyorum üç gündür. Netflix kızlar gecesi kategorisinde film kalmadı. Sağlam kalan sol kolumla hem kumandaya hem telefonuma sahip çıkmanın ne kadar zor olduğunu ben bilirim. Sen git özgür kadının eteği dibinde düşünde kafana meşalesi düşsün. Vizem bile yok vicdansız. 

17 Kasım 2017 Cuma

amadan sonrası teferruat


Gülüşleri mutlulukları saklama dağıt, acıları göm sende kalsın insanıyım ben. Bende her insan gibi kötü şeyler yaşadığım oldu sadece sustum, sessizce geçmesini bekledim. Onun gidebilecek olması kötüler listesinde ilk beşe giremese de ilk on beş de yer alır. Gitmesini falan istemiyorum ama gitmede diyemiyorum diyemem hakkım yok. Onun vermesi gereken bir karar olduğuna inanıyorum. Benzeri durumda onun bana git ya da kal demesini istemezdim. Bunun sevgiyle ilgili olduğunu düşünmemeye çalışıyorum. Ama bencil bir yanım aklıyla düşünmeyi bırakıp kal dememi istiyor. Hatta bir Türk dizisi dramı yaratıp beni seviyorsan gitme falan dersin iki gözyaşı dökersin diyor. Ne var ki ben onları diyecek biri değilim. Kendi özgür iradesiyle karar versin istiyorum. Çok standartlara uyan bir ilişkimiz yok. Çok normal ilişki sürdürebildiğim de söylenemez. Bir sürü kişisel sorunum var. Aklımda olan şeyler bazen beni bile hayrete düşürüyor. Bizim ilişkimizin kalıbı farklı işte. 24 yaşına geldim adam ilk sevgilim ve ona sadece bir kez seni seviyorum dedim. Bizi biz yapan hep sınır tanımaz dürüstlüğümüz diyorum ama ona gerçekten ne hissettiğimi bile söyleyemedim. Adamla doğru düzgün konuşabildiğim tek anda her şeyi mahvettim. Artılarından eksiklerinden bahsettim. Onun için her şey kolay. Gelebilirmişim, iki yıl kısaymış gel git yaparken kolay geçermiş. Hatta onunla da gidebilirmişim. Anam babamda öyle diyordu, kızımız adamın peşine takılsın gitsin. Bazen aynı ülkede yetişmediğimizi falan düşünüyorum. Onun için her şey kolay. Gelirsin gidersin… Gelemezsem de artık sen sürme gözlü birkaç hatun alırsın nasıl olsa oralarda yasaldır. Benden daha güzellerdir tabi. Dürüst ol dedi, olduk bu kez düşündüklerimizi beğenmedi. Güvenim yokmuş -tabi olmaz arkadaşıyla yatan ben değilim- her uzak ilişki yürümez diye kural yokmuş. Oldu sen git dönersen benimsin diye bekleyeyim ben de. “Evlenelim” dedi. Suratına boş boş baktım. “Ben yarın evlenelim desen seninle evlenirim sen yapabilir misin?” dedi. Ben yapamam. Onu seviyorum ama.. Benim amalarım var işte. Hayatımı ondan başkasıyla düşünemiyorum ama evli beni de düşünemiyorum. Evlenmek falan istemiyorum. Herkesin hayatında olması gereken bir şey olarak görmüyorum. O böyle kocaman laflar ederken ben ona gitmede diyemiyorum işte.

14 Kasım 2017 Salı

elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor


Üşüttüğüm zamanlar sancılı geçiyor malum dönem. Yatağımdan çıkartmasınlar, çikolatamı ve bilgisayarımı versinler yeter bana. İlk iki gün insanlardan izole yaşamayı seviyorum. Regl acısı ancak öyle diniyor bende. Hormonlarda coştuğu için haliyle biraz duygusal olabiliyorum. Saw serisini izleyip acı çekiyorum. Sonuçta filmin altında yatan bir felsefe ve dram kısmı var. Film izlerken  ve yemek yerken telefona bakmam ama bir istisna yapıp Joker`in telefonunu açtım. Sesi bir mutlu sanırsınız Jüpiter`de Joker`in tek hücreli akrabalarını buldular,  Mars`ın tapusunu verdiler buna. İş teklifi gelmiş. Başta ne var bunda arada geliyor zaten falan desem de eklenen üç dört sıfır ve para birimi değişikliği uçak çapta bir çarpıntı yaptı. Gerçi sıfırlardan sonra odaklanamamışım ve küçük detayı kaçırmışım. İş Dubai`deymiş. Yemişim sıfırını falan ne Dubai`si be! Olayları idrak ettiğimde kaynar su döküldü başımdan deyişi biraz hafif kalıyor. Kendimi tencerenin içine koyduktan sonra yavaş yavaş suyu kaynatılan kurbağa gibi hissettim. Zavallı biz başımıza ne geldiğini bile anlamadık. Ben daha elin kızıyla baş edemezken, üzerinde peruklu bir adam olan tüm dünyanın onun içi savaştığı bir şeyle nasıl savaşacağım. Bir adam yüzünden terk edilmeme şu kadarcık kalmış. Bari rakibim kanlı canlı bir kadın olsaydı. Onurlu bir savaş verebilirdim. Adamın sesi bülbül gibi şakıyınca ne güzel deyip kapattım, keşke hiç açmasaydım. Teknoloji şirketleri keşke kötü haberi sezen telefonlar bulsa, uyarsa. Öğrendiğimden bu yana yedi saat geçti ve Saw izleyip salya sümük ağlıyorum. Annem psikopat olduğumu düşünüyor. Babam ağrım yüzünden sanıp üç kez zorla hastaneye götürmeye kalktı. Bilmiyorlar ki elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor.

3 Kasım 2017 Cuma

açık mesaj ver



Şahsi fikrimi soracak olursanız dönem koca değil kaynana seçme vakti. Altın kurala çok uygun davranmasam da hayat bu B planı her zaman şart. Eğer kaynanadan önce adamı seçtiyseniz kaynanayı düğünüzde ilk defa görün. Akraba olaylarına girmeyin hiçbir şekilde. Şu ana kadar çizgimi hiç bozmadım. Ailesi ile tanıştırma girişimlerini bir şekilde atlattım. Midemimi üşütmedim, babam çıkmama izin vermiyor mu demedim hatta bir keresinde acildeyim hastayım deyip sonra ondan önce hastaneye varmaya bile çalıştım. Sanırım ondan olsa gerek Joker`de anne babası ve abla dediği kuzeniyle tanışma fikrinden bahsetmez oldu. Ancak tek dişi kalmış kıskançlığım Kakalak Joker`in abla dediği kuzenle hala tanışmadığıma laf atıp istenmeyen layık olmayan kız muamelesi yapınca bana tutturdum tanıştır bizi diye. Bizimki bir heyecanlı sanırsınız Kanada Başkanı ile tanıştıracak beni. Bana üstüne düzgün bir şeyler giyseydin dedi it. İşsiz güçsüz ortalıkta dolaşıyor olabilirim ama gün içinde işlerim vardı eve uğrayıp tipi düzeltemedim. Hem ne var yani kot thsirt iste mis gibi. İnsan içinde dolaşmışım bütün gün onunla ben. Kraliçe Elizabeth`e takdim edileceğim sanki diye düşünürken kızı görünce Elizabeth daha sevimli gözüme. Baştan aşağı hatun klas. Ülkede kast sistemi olsa ben ancak nefes alırım. Eh böyle olunca da benim özgüven kuyruğu kopmuş kedi gibi köşeye çekildi. Zaten kızın ağzında yaydığı kelimelerle sohbete de odaklanamadım. Bir ara ben üniverstede bile derslere kot thirtle gitmedim. Bizim zamanımızda kürkle gezerdik dedik. Herhalde onun zamanında orta asyadan henüz göçmemiştik. Sen bir daha giy o kürkleri de Peta kırmızıya boyasın seni. Pis vahşi. Kızın gözünde işsiz güçsüz, vasat kılıklı hatta Joker`in paralarını yiyen bir imaj oluşturdum resmen. Bir süre sonra beni görmezden gelmeye bile başladı tilki katili. Sevgilisi durumu anlamış olsa gerek benimle sohbet etti de akşamın sonu geldi. En son ayrılırken Bayan Kürk zeki kızsın dedi ama iltifat mı etti, hakaret mi anlayamadığıma göre o kadarda zeki değilim.

29 Ekim 2017 Pazar

bitmeyen regl


Boğa güreşleri resmen Lady Cumhuriyetinde başlamış bulunmaktadır. Yalnız ben arenada matador değilim. Ben kıskançlıktan gözü kör olmuş boğayım. Matadorum olan Kakalak`ın ise bu savaştan bağırsakları deşilmiş olarak ayrılması hedefimiz. Tamam bağırsakları deşilmiş olmasa da kafasına yediği darbe sonrası Joker`e dair her şeyi unutsun kafi. Şimdi elin psikopatı bağırsaklarını falan deşer bu yazdıklarım yüzünden işlemediğim suçlardan dolayı hapishanede Joker`den temiz don beklemeyeyim.  Gerçi Joker`de ne temiz donluk adamdır tartışılır. Joker ve Kakalak`ın geçmişini öğrendiğimden beri kıskançlıktan deliriyorum. Meğer kıskançlık insanı yiyip bitiren 7/24 emek isteyen  tam zamanlı bir işmiş. Bütün şeytanla ortak çalışan, sevgilisine bitirme projesi muamelesi yapan arkadaşlarımı elimde not defteriyle dinliyorum. Vizelerime finnllerime böyle çalışmazdım ben. Tamam adamın el değmemiş olmadığını biliyorum ki sevgilileriyle bile aynı ortamda olduğum oldu ama hiç böyle kıskanmadım. Ama Kakalak mevzusuna çok geç uyanmam ve hatunla altlı üstlü oturdukları gerçeği beni delirtiyor. Kakalak kapıyı çalar; ampul patladı, musluk bozuldu, evde ses duydum bahaneleriyle Joker`i çağırır… sonrası +18. Ucuz Brezilya dizileri aklımdan geçenlerin yanında masum kalıyor. Aklıma geldikçe arayıp Joker`i ağzına güzelce tuvalet muamelesi yapmak istiyorum. Gerçeklikle hayallerim arada birbirine girse de henüz fire vermiş değilim. Joker`in beni tanıdığından beri en yumuşak, tatlı haldeyim. Beyni elinden alınmış koyun gibiyim. Ne dese bir katılmalar, sevimsiz sevimsiz sen ne dersen o`lar. Hayır ben bile tiksindim kendimden. Nasıl bir omurgasızlık ama elimde değil. Kavga ettiğimiz sonrasında Joker`in teselliyi Kakalak`ın kollarında bulduğu görüntüler aklımda dolaşırken ben adama sıçarım senin de onunda çarkına nasıl derim. Lan zaten bende akıl olsa bizim şu büyüklerin zamanında dediği cahillik mutluluk ikilisi ile devam ederdim. Kakalak`ı görmeye vakti kalmasın diye Joker`e şu sıra bir tek uyumaya vakit bırakıyorum. Sürekli bir etkinlik, özledimler.  Yeminle bu gidişle bu çocuk benden bezecek. Çocuk son iki haftadır regli falan olduğumu düşünüyor. Bugün bir doktora falan mı gitsen iki haftadır reglisin dedi. Bitmiyor canım bitmiyor. Çaresi doktor falan da değil.

Not: Joker`i Kakalak`tan uzak tutma etkinliklerinden biri “Bak Bizim Şarkımızı Çalıyorlar” müzikaline gittik. Çok beğendim tavsiye ederi ancak mevzu benim iki hayvanı ifşam. Hatunun biri oyun sırasında açtı telefonla konuştu. Ya sen nasıl bir yaratıksın. Diğeri de oyun sırasında flaş patlatarak fotoğraf çekti ki bu da kadın olmakla birlikte yetmedi ikinci kez aynı şeyi yaptı. Kadınların bu konuda daha duyarlı olduğunu düşünen ben cidden  hayal kırıklığına uğradım yine. Bundan sonra böyle hayvanları her seferinde budan rezil edeceğim. Azıcık saygı. 

11 Ekim 2017 Çarşamba

çocuklarıma baba da seçtirmiyorlar


Ne erkek gururuymuş kardeşim. Yeni doğmuş kedi yavrusu benden daha art niyetlidir. Öyle masumca söyledim. Bir anda ağzımdan çıkıverdi. Bilinçaltı bu sahip çıkamıyorsun ki. Köpek falan değil ki gezmeye çıktığında tasma takasın. Hem insanın başına ne gelecek, hayat seni nereye alıp götürecek bilemezsin. Bir bakarsın gün gün gezip dedikodu yapıyorsun, bir bakarsın sarayında oturmuş yeni botoxlanmış yüzünle portreni çizdiriyorsun. Tüm suç işgüzar arkadaşlarda. Siz evlendiniz jet hızıyla çocuk yapıyorsunuz diye herkes sizin yoldan gitsin, o çukura düşsün istiyorsunuz. Bence evli insanlar biz bekarları kıskanıyor. Onun ailesini hoş tut bununkini derken yıpranıyorlar. Sonra herkes onlarla çeksin beter olsun istiyorlar. Tamam belki iyidir hoştur ama bakın sizin yüzünüzden ben trip çekiyorum. Çocuk yolda olunca salağın biri kaç çocuk istersin bombasını ortaya attı. Dört dedim tabi ki. Ne kadar kalabalık aile o kadar iyidir. Joker de “Dört çok iki yeter ya, fazlasını yapmayız, kurbağa” dedi. Hayır Allah aşkına olmayan folu yumurtayı geçtim ne diye cevap veriyorsam bende.  İçimden Joker`e “Çocukları senden yapacağımı nerden çıkardın?” dedim. İçimden söylediğimi düşündüm daha doğrusu. Ortam bir anda sessizleşince Joker`de suratıma boş boş bakınca durumu fark ettim. Yani insanlık hali dünya hali ne olacağı belli olmaz ondan dedim, bir anda öyle çıktı yoksa tabi ki sen kaç istersen o hayatım dedim kurtulamadım. Panikle devam edip “bak ya ölsen tamam ağlarım üzülürüm ama annem babam torun torba ister diye evlenirim yoksa biliyorsun beni” deyip sıçtığımı sıvadım. Aman, sanki ben ölsem cinsel perhize girecek. Rahipti bizimki. Ayrıca çocuğu ben doğuracağım ona ne sayısından ya. Gözüm keserse beş bile yaparım.

9 Ekim 2017 Pazartesi

telekomünikasyon sektörünü ayakta tutanlar


O kadar saat konuşacak ne buluyorsunuz? 3 saat o telefonda ne konuşulabilir ki? Konuştuğunuz insanla uzun zamandır konuşmuyorsanız mesela birkaç aydır mantıklı. Veya çok önemli bir olay olmuştur, üzerine tartışmanız, kritik yapmanız gerekmektedir o da mantıklı. Bir iş, proje üzerine çalışıyorsunuzdur beyin fırtınası yapmanız gerekiyordur, birlikte çalışmanız gerekiyordur o da mantıklı. Veya konuştuğunuz bir kadındır dedikodu yapıyorsunuzdur ki onda bile büyük bir dedikodu birikmesi gerekiyor. Ama günlük bir rutin haline getirilmiş 3 saat telefon konuşması bana mantıklı gelmiyor. Bunu yapan Sidikli. Lan her gün konuşuyorsun, sürekli mesajlar bir şeyler. Bir tuvalet arasında konuşmuyorken ne birikmiş olabilir ki. Yediğin yemeğin mi tarifini veriyorsun, sindirimin evrelerini mi anlatıyorsun. Hayır telefon seksi yapsan onu da anlayacağım. Ama bizimkiler boş boş saatler konuşup cilveleşiyorlar. İki gün ayrıldın ananı babanı görmeye geldin bir mola ver güzelim ya. Çocuğunu arkada bıraktın sanki. Kaç yıl oldu ya telefonda bu kadar saat ilişkinin başında konuşulmaz mıydı? Belki de ben onu bile yapmadığım için bana garip geliyor. Ancak eminim aranızda sevgilisini benim gibi adı ve soy ismiyle kaydedenler vardır.