ilişki raporu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişki raporu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Türkiye kültür ateşesiyim ya ben



Terk edilince kuzu kuzu düştün buralara derseniz hakkınız var derim ama ayıp olur. Kibarlığı elden bırakmayın derim. İki aydır ben Joker`siz hayatta kalmaya çalışıyorum. Dışarıdan bakan anlamıyor. İki hafta Joker ona buna ayrıldık diyene kadar ağzımı açmadım. Sonra zır telefon “Lady ayrılmışsınız doğru mu?” Lan sana Joker demiş tabi doğru. Niye söylememişim bıdı bıdı. Kuralları varmış. Ayrıldıktan sonra kendimi dışarı atıp hikayeler paylaşmam, götümü başımı açıp bak bu taş kızı kaybettin mesajı veren fotoğraf paylaşmalar, fon müziği imalı olan videolar ve tabi ki gurubum kadın erkek karışık olmalı. Erkekleri de onun tanımaması gerekiyormuş. Bir falcı randevusu şart adam dönecek mi bilmemiz lazım. Tabi tanıdıklarla kızın talibi çok mesajları iletilmeliymiş. Bir süre sonra çok üzgün özledi seni ama bak bir çocuk var iyi düzgün biri elini çabuk tut döneceksen dön diyecek dostlarım araya girmeliymiş. Benim yaptığım ise iş ev iş ev. Kimseye söyleyemedim çünkü ben kabul edemedim. Buraya ayrılık sonrası milletin dizdiği benim uyguladığım kadın taktiklerini yazıp dergi gibi prim yapmak isterdim ama hepsi yalan oldu. Uslu uslu aramasını bekledim ettim ama ayrılmışsınız diye arayan telefonlar Joker`i onla gördüm bunla gördüme döndü. Arkadaşı dedim, olur dedim işime evime gittim. Kocası tarafından boynuz yiyen ama erim yapmaz beni seviyor diyen kadın gibi inkar ve büyük bir inanış içinde bekledim. Sonra zır telefon Joker`i biriyle öpüşürken gördüm. Ona bile inanmadım be. Trump`ın seçildiğine inanamayan Hillary Clinton oldum bir anda. O kadar inanmadım ki fotoğraf istedim. Kendimi bu hala düşürdüm. Hayatımda ilk defa biri için anneme sarılıp hüngür hüngür ağladım. Joker için döktüğüm son göz yaşımdı, beni cidden terk etmiş. Üzüldüm. Pişman oldum tüm davranışlarım için. Onu dışladığım, duygularımdan bahsetmediğim için ama lan siz erkekler değil misiniz duygu konuşmaktan bıkan. Hani bizim dırdırımız bitseydi? Sana seni seviyorum bile dedim ki bu uzaylıların dünyaya barış getirmesi gibi bir şey. Korkuyorum işte ben ilişkinin sonraki adımlarını atmaktan. Ayrılık adımı bile takip edemiyorum ben. Etsem çoktan dönermişsin bana. Bir arasaydın be. Bende şeytan dilemezdim. Pijama koltuk takılırdım. Salağım ben baya zaten. Olmasam ağzıma gram alkol sürmeden dün akşam elin İtalya`nını öpmezdim. Kız kıza doğum günü kutlamaya çıkıp bize katılan turistlerden biriyle öpüştüm. Niye neden yaptığım açıkça ortada ama onu öperken intikam değil ya dedim kendime. İki soda içip çiseleyen yağmurda dans edip İtalyanı öptüm. İşin kötü tarafı aldatılmıştan çok aldatmış hissediyorum. Ama yalan da yok yakışıklı, centilmen çocuktu, sefam olsun. Elin kızlarını öperken Joker düşünseydi benim ne yılan olduğumu. 

12 Şubat 2018 Pazartesi

benim hayata karşı gazım var


Toplaşın anlatacaklarım var. Uzun zamandır yazmıyorum ama buraya yazdıkça kendimi bir gazlıyordum hani. Fare ben aslan oluyordum. Aslan gölgesiyle kaplan indirmeye gidince Joker böyle yaptı şöyle dedi diye ağlıyorum buralarda. Geri kalanlar için iki yazı öncesinin yolunu gösteriyorum tabi merak edene. Derdinden tasandan bıktım diyene de hak veriyorum ben bile bıktım. Bir hafta düşün dedi bir kerecik aramadı domuz. Seni özler dayanamaz arar o, pişmandır nasıl affettireceğini düşünüyordur kendini  diye kendimi gazladım durdum. Ben kaşıkçı elması çünkü, Frodo`nun taşırken ölüp ölüp dirildiği yüzüğüm çünkü. Bir elimle gazlayıp bir elimle kendimi avutmaya çalışınca işlemcim arıza verdi. Her kadının yapacağı gibi soluğu kuaförde aldım. Sırf Joker istemediği için üç yıldır saçımı istediğim gibi kestirmeyip ortalıkta Kezban Kezban geziyordum. Sonunda blog headerındaki hatun kadar kestirdim. Joker dizimin dibinde olmayınca bende etrafımla ilgilenmeyi bıraktım kendimle ilgilenmeye başladım. Gidip bir iki kursa başladım. Yapmak istediğim ne varsa yaşlanmadan, emekli olmadan yapmam gerektiğine karar verdim. Sağlık problemleriyle uğraşacağım yaşta hayattan nasıl keyif alabilirim ki hem. Kendimi kabullenme evresine geçtim. Yıllardır bariz ortada olan disleksimle bile barıştım. İnkarı bırakıp gittim doktora yaptırdım testlerimi mis gibi.  Sonra şunu fark ettim ben sigortamın ödendiği haftada resmiyette 40 saat olup gerçekte 5685961 olan, bir binanın içine tıkıştırıldığım işler olmadan da para kazanıyorum. Ve kendi işimi kurmaya karar verdim. Gittim biri iki girişimcilik kitabı falan da aldım şu sıra şirket nasıl kurulur fikir nasıl pazarlanır evrelerini halletmeye çalışıyorum. Kendi markam olsun istiyorum. Ama arada iş görüşmelerine de gidiyorum. Hep insanların beklentisini anlamak hem de şartlarımı kabul edece kadar deli biri var mı diye görmek için. Kendim iyi olmadan ne ona ne ilişkimize faydam olacağı kafama dank etti sonunda. Tam 20 aramadı beni bende onu aramadım ki doğal olarak ayrıldığımızı bile düşünmeye başladım. Yalan söyleyemem özledim deli gibi özledim yaptığım bir çok şey için pişman oldum, böyle bitmesini istemediğimi daha iyi anladım. Akbabalar ciğerimi didik didik yiyor gibi hissettim. Telefonda adını görünce collatz problemi ispatını yapmış kadar mutlu oldum. Ama hayvanın söylediği ilk şey “Saçını niye kestirdin?” Lan adam benle yirmi gündür konuşmuyorsun tek derdin üç beş santim kıl tüy mü? Neymiş uzun saçımı seviyormuş ona söylemeden niye kestirmişim. Benim saçım benim bedenim. Bizimkilerden duymuş ona ayrı bozulmuş. Aradı sordu halimi ben söylemedim sanki. Tuttum çenemi görüşene kadar. Görünce onun ağzına lağım çukuru muamelesi yapacağım diye evden çıktım ama onu görünce yüzünü bakışını hepsi gitti. İlişkide karşı tarafın aklından geçenleri bilemiyorsun. Her şeyi konuşuyoruz saklamıyoruz diyordum ama birbirimize karşı hissettiklerimizi saklıyormuşuz en çokta. Bu adamın ağzından beni sevdiğini bir kez duydum ona onu sevdiğimi hiç söylemedim. Bazen davranışlar yeterli değil, söze dökülünce ayaklanıyor. Duyarsız davrandım, bir adım geri durdum incinmemek için ama sanırım şimdi anlıyorum yaşamda her duyguyu tıka basa korkmadan yaşamak lazım.


5 Ocak 2018 Cuma

bana alerjim var


Annemin bir inancı var yeni yıla nasıl girersen tüm yılı öyle geçirirsin. Yani amuda kalktıysan sıçtın tüm yıl öyle dolanmak yorucu olacak senin için. Ben yeni yıla battaniyemin altında salaya sümük tek başıma girdim. Jokerle her şey boka sarınca iptal planlarla evde kendimi yalnız buldum. Bir haftadır bir kere aramadı. Gerçi kavga ettiğimiz gün “Gerçekten mi?” diye mesaj attı ama o sayılmaz. İt herif daha beterini hak etti. Bu beni arabadan indirip, beni ağlamama rağmen o taksiye bindirdi, tek bir teselli kelimesi söylemedi ya rezil olmuş çok mu? Taksici amcaya kızı istediği yere götür deyip para verdi, bir de kartını verip bırakınca ara dedi. Taksiciyle bile benden kibar konuştu. Bana “Bir hafta düşün düzgün karar verebildiğin zaman ararım” dedi. Düzgün karar verdiğimde götleşe alt yazı geçiyorlar herhalde. Benim ayarlarım bozuldu sen en iyisi iade et bir iki üst modelini alırsın. Apple bile kazıklamış milleti bir kazıkta sen benden yana yemişsin işte ne olacak. Al o paranı falan dedim ama döndü kıçını gitti. Lan o nasıl bir muamele ben senin orospun muyum da para verip gönderiyorsun beni? Ben tabi içimden kanguru çekiyorlar gibi ağlayıp küfürler yağdırınca taksici amca böbreğimi falan çaldı sandı. “Arama alma ver geri parasını ben veririm onun parasından hayır gelmez” falan diyorum bir yandan da işkencede tırnağım çekiliyor gibi ağlıyorum. Taksici amca “Kibar çocuk bak merakta ediyor seni” deyince “ Amca bunun kibarlığına aldanma yalan hep. Bana neler etti bilmiyorsun” ile başladım. Gerisinde neden ne için öyle şeyler dedim bilmiyorum ama en son amca “vay pezevenk, bunun parası sokağa atsan bulana bile pislik bulaştırır!” diyordu. Benim söylediğim şeyler hayal gücümün ve ona olan öfkemin sonucu ya da beni şeker krizine girmiş suç ehliyeti olmayan zavallı bir kız sayabilirsiniz. Şey dedim… “Amca bu beni kandırdı, seviyorum falan dedi inandım” diye Türk filmine bağlayınca adam hamileyim evlenmiyor sandı. Bende bir doz yükseltip “Öyle olsa yine iyi meğer bu it kadın pazarlıyormuş” diye höyküre höyküre ağladım. Polis falan dedi bir panikledim ama bunlara bulaşılmaz mafya bunlar keser doğrar diye lafı çevirdim. Adam cesur çıkar giderse polise inkar ederim ya da şizofreni raporu almaya bakarım diye düşündüm. Sonra yol boyu bir amca bir ben beddua ede ede evime gittik. Herhalde amca bizimkini aramış olsa gerek birkaç saat sonra mesaj attı o günden sonrada ne aradı ne sordu.  Şurda bir güncük kaldı arar mı bilmiyorum. Of ben o kadar atıp tutup ne kadar kafayı yemiş olduğumu gösterdikten sonra arayacağını sanmıyorum ama arasın istiyorum. Özledim. Pişmanım. Öfkeliyim. 

23 Aralık 2017 Cumartesi

koca mı para mı


Bizim bir meclis var zamanında sevgilim olmamasına takmışlardı. Etrafta bana uygun gördükleri insanları gözlerine kestirip ağlarına düşürürlerdi. Gel zaman git zaman Joker`i kabullendiler. Aradıkları kriterlerin tamamını göstermese de bir şekilde onayladılar. Lütfedip izin verdiler. Daha iyisini bulana kadar oyalanırmışım. Zaten Joker`de atari, playstation çıkana kadar beni oyalayacak. Sevgilime at arabası muamelesi yapmaları etrafta Porsche aramaları canımı sıksa da zamanında sevmişim bu kadınları bir şey diyemiyorum. Meclisimiz annem hariç 5 deli kadından oluşuyor. Joker Amerika`ya gidince Joker karşıtı propaganda anında başladı. Terk etmiş beni, ben daha iyisine layıkmışım, benim gibi kız yalnız bırakılır mıymış. Ayıp yapmayın dememi bekliyorsanız sizleri hayal kırıklığına uğrattığımı itiraf ediyorum. Haklısınız dedim ya haklısınız. Hayır adam bir hafta diye gitti ne zaman gelecek belli değil. Dedim bende akıl olsa başta dinlerdim sizi. Haklıymışsınız valla ne işim var benim o itsiz sapsızla. Zaten aldatır beni o kaşı gözü ayrı oynuyor. Tabi yeterli gazdan sonra ikinci aşamada ona neler yapsam onu tartıştık. Ben evrimin son basamağına adım atmışım, kolumda dünyanın en yakışıklısı -ama en zekisi de malum devir zeka devri-   Joker`e bir zamanlar tribini atıyorum. Sonra bir baktım önümde iki telefon biri esmer biri kumral iki yakışıklı. Ortak meziyet zeki ve köşeyi dönmüşler. Yurt dışında tamamlanmış okullar, ülkenin iyi şirketlerinde yaşlarından beklenmeyen koltuklar ve evlerinin arabalarının ederi. Çünkü ben paradan bir boka değer vermeyen sığ ötesi bir insanım ya da bu koşullarda emlakçıyım evlerin mevkileri ve fiyatlar benim için önem arz ediyor. Kuyumcuda olabilirim çünkü ailenin altın takma potansiyelinden de bahsedildi. Yetmedi birkaç güne karşıma kaynana adaylarım çıkartılıp kollarından boyunlarından sarkan altınların geline de takılacağı vaat edilip, gayrimenkul sektörüne yaptıkları yatırımlardan bahsedildi.  Film nerde koptu bilmiyorum ama gözüm döndü. Ya ben ne zaman bu insanlara paraya değer veriyorum dedim. Ne zaman sevgilimden ayrıldım bana birini bulun evlenmek falan istiyorum dedim. Ya ben insanların gözünden böylemi görülüyorum ya! Hepsinin bir koca kaynana bilmem ne pişmanlığı bitmek bilmeyen dersleri var ve adı dünya benim duygusallığımla değil para ve mantıkla dönüyor. Şakaya vuruyorum, kalp kırmamaya çalışıyorum ama yetti. İnsanların hayat derslerini dinlemeye özen gösteririm ama para ile ilgili bir hayat dersi parayı haklı çıkarıyorsa dinlemem. Dünya üzerinde gördüğüm tek şey insanların din dil ırk diye yaptığı tüm ayrımların birleştiği tek şey para. Birbirlerine katlanamayan insanların ortak tapındıkları şey para. Hayatın başındasın daha hiç yoklukla sınanmadın diyebilirsiniz haklısınız da belki. Aşk karın doyurmaz klişesini de söyleyebilirsiniz ama parayı değerli kılan insanları ona yükledikleri anlam bence. Paraya değil de insana vicdana değer verirsek para bir kağıt parçası olmak dışında bir anlam ifade etmez. 

22 Kasım 2017 Çarşamba

düşeş gelirse sınır dışı etsinler


Yazı tura atalım dedim sonunda. En azından şansıma güvenirim yazı dedim tura götüyle güldü bana. Adam gitmesin istiyorum tabi ki ama açıkça da gel gitme otur dizimin dibinde de diyemiyor insan. Ben yerinde olsam kendi kararımı verirken beni etkilemesini istemem. O dedi diye gitmesem her kavgada başına kakar, senin yüzünden şöyle yapamadım böyle oldu der en son boşanma talebime bir bir bunları eklerim. Özgür iradesine teslim edeyim diyorum ama iki kıçı kırık mimari açıdan gözümde bok kadar değeri olmayan uzun binalar yapacak diye elin çölüne karşı alt edilmek istemiyorum. Petrol kuyusu teklif etseler tabi gitsin. Ama içme suyuna 5€ verdikten sonra benzin bedava verseler ne fayda. Gerçi hatanın çoğu bende. Baba parası yemeyi seven insana sen kalk büyüdün de kariyer de bağımsızlık de. Al sana bağımsızlık. Güzel gözlü dilberlerle bağımsızlık fotoğrafları atar artık bana. Hayır şirketi arayıp bu adam beceremez bir dost falan mı deseydim? Ya da acilen bir arazi alıp gel istediğin binayı yap mı desem? O da oyalanmış olur. Hayır birde bir hafta olmuş karar verememiş üstüne kararını sağlıklı almak için izne çıktı. Babası iş için Amerika`ya gidiyormuş o da eşlik edip kafasını toplayacakmış. Hayır adam kafasını bile toplamak için bende uzaklaşıyor. Şirret bir karı falan da değilim. Gelip tüm şirretliğimi burda yapıyorum. Lan adamı 4 yıldır tanıyorum 3 yıldır sevgilim  babasının ne iş yaptığını bile bilmiyorum. Zamanında ticaret dedi eyvallah dedik, anası danası beni ilgilendirmez köyün muhtarı kesilmeye gerek yok dedik onun bile suçlusu oldum. Kaç yıl geçmiş babası ne iş yapıyor bilmiyormuşum ilgisizmişim. Sorunca doğru düzgün cevap vermeyen o. Bende inşallah iki beyaz ticareti yapmıyordur dedim sustum. Ne yapsaydım dedektif tutup hafiyelik mi yapsaydım. sen gitme diye ben küresel ısınmadan çöl hayvanlarından baharatlı yemeklerin mideye zararlarından bahsettim. Orhan Veli`den şiiri romantiklik olsun diye değil beni bırakıyorsun bari İstanbul`u terk edeme diye ezberden okudum. Göt kafalı. Artık beni nasıl üzdüysen yeri öptüm yine. Sakarsın her yıl düşüyorsun demeyin bu kez bir diz bir bile bir kol sarılı yatıyorum üç gündür. Netflix kızlar gecesi kategorisinde film kalmadı. Sağlam kalan sol kolumla hem kumandaya hem telefonuma sahip çıkmanın ne kadar zor olduğunu ben bilirim. Sen git özgür kadının eteği dibinde düşünde kafana meşalesi düşsün. Vizem bile yok vicdansız. 

17 Kasım 2017 Cuma

amadan sonrası teferruat


Gülüşleri mutlulukları saklama dağıt, acıları göm sende kalsın insanıyım ben. Bende her insan gibi kötü şeyler yaşadığım oldu sadece sustum, sessizce geçmesini bekledim. Onun gidebilecek olması kötüler listesinde ilk beşe giremese de ilk on beş de yer alır. Gitmesini falan istemiyorum ama gitmede diyemiyorum diyemem hakkım yok. Onun vermesi gereken bir karar olduğuna inanıyorum. Benzeri durumda onun bana git ya da kal demesini istemezdim. Bunun sevgiyle ilgili olduğunu düşünmemeye çalışıyorum. Ama bencil bir yanım aklıyla düşünmeyi bırakıp kal dememi istiyor. Hatta bir Türk dizisi dramı yaratıp beni seviyorsan gitme falan dersin iki gözyaşı dökersin diyor. Ne var ki ben onları diyecek biri değilim. Kendi özgür iradesiyle karar versin istiyorum. Çok standartlara uyan bir ilişkimiz yok. Çok normal ilişki sürdürebildiğim de söylenemez. Bir sürü kişisel sorunum var. Aklımda olan şeyler bazen beni bile hayrete düşürüyor. Bizim ilişkimizin kalıbı farklı işte. 24 yaşına geldim adam ilk sevgilim ve ona sadece bir kez seni seviyorum dedim. Bizi biz yapan hep sınır tanımaz dürüstlüğümüz diyorum ama ona gerçekten ne hissettiğimi bile söyleyemedim. Adamla doğru düzgün konuşabildiğim tek anda her şeyi mahvettim. Artılarından eksiklerinden bahsettim. Onun için her şey kolay. Gelebilirmişim, iki yıl kısaymış gel git yaparken kolay geçermiş. Hatta onunla da gidebilirmişim. Anam babamda öyle diyordu, kızımız adamın peşine takılsın gitsin. Bazen aynı ülkede yetişmediğimizi falan düşünüyorum. Onun için her şey kolay. Gelirsin gidersin… Gelemezsem de artık sen sürme gözlü birkaç hatun alırsın nasıl olsa oralarda yasaldır. Benden daha güzellerdir tabi. Dürüst ol dedi, olduk bu kez düşündüklerimizi beğenmedi. Güvenim yokmuş -tabi olmaz arkadaşıyla yatan ben değilim- her uzak ilişki yürümez diye kural yokmuş. Oldu sen git dönersen benimsin diye bekleyeyim ben de. “Evlenelim” dedi. Suratına boş boş baktım. “Ben yarın evlenelim desen seninle evlenirim sen yapabilir misin?” dedi. Ben yapamam. Onu seviyorum ama.. Benim amalarım var işte. Hayatımı ondan başkasıyla düşünemiyorum ama evli beni de düşünemiyorum. Evlenmek falan istemiyorum. Herkesin hayatında olması gereken bir şey olarak görmüyorum. O böyle kocaman laflar ederken ben ona gitmede diyemiyorum işte.

14 Kasım 2017 Salı

elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor


Üşüttüğüm zamanlar sancılı geçiyor malum dönem. Yatağımdan çıkartmasınlar, çikolatamı ve bilgisayarımı versinler yeter bana. İlk iki gün insanlardan izole yaşamayı seviyorum. Regl acısı ancak öyle diniyor bende. Hormonlarda coştuğu için haliyle biraz duygusal olabiliyorum. Saw serisini izleyip acı çekiyorum. Sonuçta filmin altında yatan bir felsefe ve dram kısmı var. Film izlerken  ve yemek yerken telefona bakmam ama bir istisna yapıp Joker`in telefonunu açtım. Sesi bir mutlu sanırsınız Jüpiter`de Joker`in tek hücreli akrabalarını buldular,  Mars`ın tapusunu verdiler buna. İş teklifi gelmiş. Başta ne var bunda arada geliyor zaten falan desem de eklenen üç dört sıfır ve para birimi değişikliği uçak çapta bir çarpıntı yaptı. Gerçi sıfırlardan sonra odaklanamamışım ve küçük detayı kaçırmışım. İş Dubai`deymiş. Yemişim sıfırını falan ne Dubai`si be! Olayları idrak ettiğimde kaynar su döküldü başımdan deyişi biraz hafif kalıyor. Kendimi tencerenin içine koyduktan sonra yavaş yavaş suyu kaynatılan kurbağa gibi hissettim. Zavallı biz başımıza ne geldiğini bile anlamadık. Ben daha elin kızıyla baş edemezken, üzerinde peruklu bir adam olan tüm dünyanın onun içi savaştığı bir şeyle nasıl savaşacağım. Bir adam yüzünden terk edilmeme şu kadarcık kalmış. Bari rakibim kanlı canlı bir kadın olsaydı. Onurlu bir savaş verebilirdim. Adamın sesi bülbül gibi şakıyınca ne güzel deyip kapattım, keşke hiç açmasaydım. Teknoloji şirketleri keşke kötü haberi sezen telefonlar bulsa, uyarsa. Öğrendiğimden bu yana yedi saat geçti ve Saw izleyip salya sümük ağlıyorum. Annem psikopat olduğumu düşünüyor. Babam ağrım yüzünden sanıp üç kez zorla hastaneye götürmeye kalktı. Bilmiyorlar ki elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor.

3 Kasım 2017 Cuma

açık mesaj ver



Şahsi fikrimi soracak olursanız dönem koca değil kaynana seçme vakti. Altın kurala çok uygun davranmasam da hayat bu B planı her zaman şart. Eğer kaynanadan önce adamı seçtiyseniz kaynanayı düğünüzde ilk defa görün. Akraba olaylarına girmeyin hiçbir şekilde. Şu ana kadar çizgimi hiç bozmadım. Ailesi ile tanıştırma girişimlerini bir şekilde atlattım. Midemimi üşütmedim, babam çıkmama izin vermiyor mu demedim hatta bir keresinde acildeyim hastayım deyip sonra ondan önce hastaneye varmaya bile çalıştım. Sanırım ondan olsa gerek Joker`de anne babası ve abla dediği kuzeniyle tanışma fikrinden bahsetmez oldu. Ancak tek dişi kalmış kıskançlığım Kakalak Joker`in abla dediği kuzenle hala tanışmadığıma laf atıp istenmeyen layık olmayan kız muamelesi yapınca bana tutturdum tanıştır bizi diye. Bizimki bir heyecanlı sanırsınız Kanada Başkanı ile tanıştıracak beni. Bana üstüne düzgün bir şeyler giyseydin dedi it. İşsiz güçsüz ortalıkta dolaşıyor olabilirim ama gün içinde işlerim vardı eve uğrayıp tipi düzeltemedim. Hem ne var yani kot thsirt iste mis gibi. İnsan içinde dolaşmışım bütün gün onunla ben. Kraliçe Elizabeth`e takdim edileceğim sanki diye düşünürken kızı görünce Elizabeth daha sevimli gözüme. Baştan aşağı hatun klas. Ülkede kast sistemi olsa ben ancak nefes alırım. Eh böyle olunca da benim özgüven kuyruğu kopmuş kedi gibi köşeye çekildi. Zaten kızın ağzında yaydığı kelimelerle sohbete de odaklanamadım. Bir ara ben üniverstede bile derslere kot thirtle gitmedim. Bizim zamanımızda kürkle gezerdik dedik. Herhalde onun zamanında orta asyadan henüz göçmemiştik. Sen bir daha giy o kürkleri de Peta kırmızıya boyasın seni. Pis vahşi. Kızın gözünde işsiz güçsüz, vasat kılıklı hatta Joker`in paralarını yiyen bir imaj oluşturdum resmen. Bir süre sonra beni görmezden gelmeye bile başladı tilki katili. Sevgilisi durumu anlamış olsa gerek benimle sohbet etti de akşamın sonu geldi. En son ayrılırken Bayan Kürk zeki kızsın dedi ama iltifat mı etti, hakaret mi anlayamadığıma göre o kadarda zeki değilim.

29 Ekim 2017 Pazar

bitmeyen regl


Boğa güreşleri resmen Lady Cumhuriyetinde başlamış bulunmaktadır. Yalnız ben arenada matador değilim. Ben kıskançlıktan gözü kör olmuş boğayım. Matadorum olan Kakalak`ın ise bu savaştan bağırsakları deşilmiş olarak ayrılması hedefimiz. Tamam bağırsakları deşilmiş olmasa da kafasına yediği darbe sonrası Joker`e dair her şeyi unutsun kafi. Şimdi elin psikopatı bağırsaklarını falan deşer bu yazdıklarım yüzünden işlemediğim suçlardan dolayı hapishanede Joker`den temiz don beklemeyeyim.  Gerçi Joker`de ne temiz donluk adamdır tartışılır. Joker ve Kakalak`ın geçmişini öğrendiğimden beri kıskançlıktan deliriyorum. Meğer kıskançlık insanı yiyip bitiren 7/24 emek isteyen  tam zamanlı bir işmiş. Bütün şeytanla ortak çalışan, sevgilisine bitirme projesi muamelesi yapan arkadaşlarımı elimde not defteriyle dinliyorum. Vizelerime finnllerime böyle çalışmazdım ben. Tamam adamın el değmemiş olmadığını biliyorum ki sevgilileriyle bile aynı ortamda olduğum oldu ama hiç böyle kıskanmadım. Ama Kakalak mevzusuna çok geç uyanmam ve hatunla altlı üstlü oturdukları gerçeği beni delirtiyor. Kakalak kapıyı çalar; ampul patladı, musluk bozuldu, evde ses duydum bahaneleriyle Joker`i çağırır… sonrası +18. Ucuz Brezilya dizileri aklımdan geçenlerin yanında masum kalıyor. Aklıma geldikçe arayıp Joker`i ağzına güzelce tuvalet muamelesi yapmak istiyorum. Gerçeklikle hayallerim arada birbirine girse de henüz fire vermiş değilim. Joker`in beni tanıdığından beri en yumuşak, tatlı haldeyim. Beyni elinden alınmış koyun gibiyim. Ne dese bir katılmalar, sevimsiz sevimsiz sen ne dersen o`lar. Hayır ben bile tiksindim kendimden. Nasıl bir omurgasızlık ama elimde değil. Kavga ettiğimiz sonrasında Joker`in teselliyi Kakalak`ın kollarında bulduğu görüntüler aklımda dolaşırken ben adama sıçarım senin de onunda çarkına nasıl derim. Lan zaten bende akıl olsa bizim şu büyüklerin zamanında dediği cahillik mutluluk ikilisi ile devam ederdim. Kakalak`ı görmeye vakti kalmasın diye Joker`e şu sıra bir tek uyumaya vakit bırakıyorum. Sürekli bir etkinlik, özledimler.  Yeminle bu gidişle bu çocuk benden bezecek. Çocuk son iki haftadır regli falan olduğumu düşünüyor. Bugün bir doktora falan mı gitsen iki haftadır reglisin dedi. Bitmiyor canım bitmiyor. Çaresi doktor falan da değil.

Not: Joker`i Kakalak`tan uzak tutma etkinliklerinden biri “Bak Bizim Şarkımızı Çalıyorlar” müzikaline gittik. Çok beğendim tavsiye ederi ancak mevzu benim iki hayvanı ifşam. Hatunun biri oyun sırasında açtı telefonla konuştu. Ya sen nasıl bir yaratıksın. Diğeri de oyun sırasında flaş patlatarak fotoğraf çekti ki bu da kadın olmakla birlikte yetmedi ikinci kez aynı şeyi yaptı. Kadınların bu konuda daha duyarlı olduğunu düşünen ben cidden  hayal kırıklığına uğradım yine. Bundan sonra böyle hayvanları her seferinde budan rezil edeceğim. Azıcık saygı. 

11 Ekim 2017 Çarşamba

çocuklarıma baba da seçtirmiyorlar


Ne erkek gururuymuş kardeşim. Yeni doğmuş kedi yavrusu benden daha art niyetlidir. Öyle masumca söyledim. Bir anda ağzımdan çıkıverdi. Bilinçaltı bu sahip çıkamıyorsun ki. Köpek falan değil ki gezmeye çıktığında tasma takasın. Hem insanın başına ne gelecek, hayat seni nereye alıp götürecek bilemezsin. Bir bakarsın gün gün gezip dedikodu yapıyorsun, bir bakarsın sarayında oturmuş yeni botoxlanmış yüzünle portreni çizdiriyorsun. Tüm suç işgüzar arkadaşlarda. Siz evlendiniz jet hızıyla çocuk yapıyorsunuz diye herkes sizin yoldan gitsin, o çukura düşsün istiyorsunuz. Bence evli insanlar biz bekarları kıskanıyor. Onun ailesini hoş tut bununkini derken yıpranıyorlar. Sonra herkes onlarla çeksin beter olsun istiyorlar. Tamam belki iyidir hoştur ama bakın sizin yüzünüzden ben trip çekiyorum. Çocuk yolda olunca salağın biri kaç çocuk istersin bombasını ortaya attı. Dört dedim tabi ki. Ne kadar kalabalık aile o kadar iyidir. Joker de “Dört çok iki yeter ya, fazlasını yapmayız, kurbağa” dedi. Hayır Allah aşkına olmayan folu yumurtayı geçtim ne diye cevap veriyorsam bende.  İçimden Joker`e “Çocukları senden yapacağımı nerden çıkardın?” dedim. İçimden söylediğimi düşündüm daha doğrusu. Ortam bir anda sessizleşince Joker`de suratıma boş boş bakınca durumu fark ettim. Yani insanlık hali dünya hali ne olacağı belli olmaz ondan dedim, bir anda öyle çıktı yoksa tabi ki sen kaç istersen o hayatım dedim kurtulamadım. Panikle devam edip “bak ya ölsen tamam ağlarım üzülürüm ama annem babam torun torba ister diye evlenirim yoksa biliyorsun beni” deyip sıçtığımı sıvadım. Aman, sanki ben ölsem cinsel perhize girecek. Rahipti bizimki. Ayrıca çocuğu ben doğuracağım ona ne sayısından ya. Gözüm keserse beş bile yaparım.

5 Ekim 2017 Perşembe

pagan bayramları için kurbanım hazır


Kimlerin eline düştüm ben. Kara bahtımın kör talihine sıçayım. Ya ne olurdu sonsuza kadar mutlu yaşadılar en azından 60`a kadar mutlu yaşadı, “eşi ölünce ne kadar üzülse de hayat üzülmekle geçmez dedi ve 63`ünde ikinci baharı ile bir kez daha aşık oldu” falan olsaydı. Bakın vicdansızda değilim, 3 yıl yas tutmuşum. Ama ben nelerle uğraşıyorum. Meğer Kakalak, NilKuşu`na değil bana düşmanmış. Onu çoktan kesmem gerekiyormuş. Lan koloni halinde aynı yere toplanmışlar bir de. Sanki İstanbul`da başka satılık daire yok. Birbirlerinin götünden ayrılamamışlar. Hepsi aynı yerden ev alıp komşuculuk oynuyorlar resmen. NilKuşu yıllardır sevgili Aslan`ı Kakalak hatundan kıskanıyor. Zamanında bir öpüşmüşler falan kız hala Aslan`a melül melül bakıyor. Dolayısıyla bizde kızlar kitabın 16. Maddesine dayanarak Kakalak`tan nefret ediyoruz. Bütün sinsi, samimiyetsiz gülüşlerimizi ona saklıyoruz. Hak ediyor da hani. Sevgilisi var ama Aslan`a asılmaktan da geri duramıyor çünkü. Tabi o da benden ve NilKuşundan sonuna kadar nefret ediyor ve her fırsatta arkamızdan sallıyor, duyuyoruz. Ama zavallı masum ben bunun sadece NilKuşu`nun arkadaşı kategorisi yüzünden sanıyordum. Meğer kız Joker üstünde hak sahibi falan olduğunu düşünüyormuş. Neye dayanarak derseniz, benim nefret ve şüphe dolu bakışlarımla her şey ortaya çıktı. Bu Kakalak pek bir elini kolunu sevgilimin üzerinde tutuyordu, kıskanıyorum demeyip karizmayı bozmamak için he dedim geçtim. Buraya da gelip kıskançlıktan midem kurtlandı yazamadım haliyle. Ama bu iyice sevgilimin ağzının içine içine soktuğu dudaklarla olayı “ruh çağırıp bunu kurban etsem ne çıkar” boyutlarına getirdi. Narnia Günlükleri cadısı gibi Jokeri avlamak için zamanı bekledim, lafımı dolandırdım, yumuşakça “Ya sizin bu Kakalakla aranızda bir şey geçti mi daha önce?” diye sordum ama o nasıl bir sorma zerre umurumda değil havasında. Nerden çıktıları falanı sümüklü peçetem yaptım bizim doğrucu davutta zaten dünden hazır “ya biz onla daha önce takıldık” demesin mi? Takılmak derken aklınıza izlediğiniz Türk dizileri gelmesin. Bildiğiniz yatmışlar ve ben bunu yeni öğrenmekle birlikte arkadaşız diyorlar ya. Ben hiç arkadaşımla yatıp kalmadım. Lan Dawson`s Creek mi çekiyoruz burda? Allah`ım bu kız senin arkadaşının kardeşi ya. Türk örf adetleri ne oldu ya. Aslında varya kızın abisine de, Joker`i de Aslan`ı da eşek sudan gelene kadar dövsün. Ya ben bu adamın birlikte olduğu kadınları görmek duymak istemiyorken şu halime bak. Her yer Konya ovası mübarek. Kafayı yicem yaaa. Bu kız Joker`in alt dairesinde oturuyor. Joker`in o evden taşınması 3. Dünya Savaşından daha önemli hala geldi benim için resmen.

2 Ekim 2017 Pazartesi

problemin cevabı ben


Küme problemine çevirdiniz iyice işleri. Bir düğün salonunda 500 davetlinin 6/10 kadındır. Bunların 1/4 evli, 15 tanesinin bir ayağı çukurda, 20 tanesinin başı bağlı. Bu davette evlenmek istemeyen kız kimdir? Bir evlenme furyası aldı başını gidiyor. Whatsapp gruplarının hepsini çeyiz, dantel, yatak örtüsü muhabbetleri yüzünden sessize aldım. Geçen ay dört düğün, iki söz, bir nişan ve kaybedilen 5 çeyrekle kapattım. Baktıkları düğün mekanlarından giyecekleri dona kadar paylaşmaya başladılar. Üzerine bir de karşı tarafın ailesi ile yaşanan çekişmeleri de dinleyip taraf olmamız bekleniyor. Asıl bomba Hostes o sosyopat sevgilisiyle evlendi. Sidikli istemeye istemeye nikah şahidi oldu. Hostes için güldük eğlendik, o salağın elini sıkıp tebrik etmek zorunda kaldık. Gerçi kına gecesinde anasını trolledik sefam olsun. Geçen yıl tanışıp kırk yıldır arkadaş gibi olduğumuz dört kızdan üçü evlendi. Resmen toplu sünnet düğüne katılmış gibiyim. Bir de yetmezmiş gibi siz ne zaman evleniyorsunuz diye soruyorlar. Ya kardeşim ben evlenmek istemiyorum. Keyfim yerinde. Bana çok uzak bir fikir gibi geliyor. Çok gencim bir kere. 24 nedir ya. Benim anneannem 15 yaşında evlenmenin normal olduğu zamanlarda 22 yaşında evlenip, 27 den önce çocuk yapmamış kadın. Çok kendisiyle anlaşamasakta biz birbirimize çok benziyoruz bu yıl ilk defa anladım. Her kadının hayali gelinlik, evlenmek değil. Bıktım artık evlilik sorusundan. Kendi çapınızda evlenin. Bir de o ayakkabının altına ismimi yazmaktan vaz geçin, kafama da çiçek fırlatmayın. Hayır bir tanesi kalkmadım diye masama fırlattığı çiçek yüzünden etraf alev aldı. Kabus görüyorum arkadaşlar yapmayın lütfen. 

Merak edene: damat neden sosyopat?

28 Eylül 2017 Perşembe

araban olduğunu 153463135 paylaşımından anlamıştım


Gına geldi instagram serserilerinden. 1970lerde Pers kaplanının nesli tükendi, onlar amip gibi çoğalıyor. Sosyal medya adına bir instagram kalmıştı elimde tutunacak dal. Gözüm kulağım kanayınca daha fazla sessiz kalamadım. Yediğini içtiğini koydun altında tarif vardır, çok iyi yapılan yerdir dedik görmezden geldik. Gittiğin düğün derneğe bizi de götürdün, yaptığın tatile 3. tekil şahıs yaptın onu da çektik sineye. Ama o araba kullanırken direksiyon manzaralı dinleme listelerine son vermenizin zamanı geldi. Lanet hikayeler otomatik geçiyor ve 3 hikayeden beri direksiyon. Bir de bunlar öyle bir ayarlıyor ki öndeki araç ile direksiyon fifty fifty iken sağdan bir de şarkı ismini de gözümüze sokuyorlar. Heves etmiş bir kez yapmış dersinde her gün evine gidip gelirken bize de bu yapılmaz ki. Sevdiğin şarkıları dinlemek istesem girer spotify listelerini dinlerim. Ülkede Demet Akalın, İrem Derici (ve türevleri) şarkıları sevmeyenlerde var. Biz zaten biliyoruz İstanbul`da ilerlemeyen bir trafik var. Instagram hikayen olcak diye kaza yapacaksın ya. Annemin dediği gibi elin işte gözün oynaşta olmasın. Hikayenizde boş boş konuşun, eğlendirin, güldürün, bir güzellik gösterin ama şarkılarınızla trafiği paylaşmayın. 

14 Ekim 2016 Cuma

götünde ayılar kamp kursun sevgilim


Kamp fikren sevdiğim, yapan insanlara özenerek baktığım bir olay. Topla çadırını dünya senin. Gez, gezerken gör ve üzerine eğlen daha ne olsun. Daha önce babamlarla birkaç kez yaptık ve ben insanların burnundan getirdim. “Çok sıcak, böcek var burada, sıkıldım, şarj da bitti, off poff” Annemle babam zavallılarım ne yapsınlar belki bir gün çocuklar karışmış diye biri çıkar gelir diye bekliyorlar. Bense tüm bunları unutup yalvardım yakardım gerçekleri çarpıttım izni kopardım. Jokerle kamp yapacağız diye nasıl mutluyum. Herkesin paylaştığı o romantik fotoğrafları yaşayacağım. Hatta bende istiyorum ama çekmesi için yanımda üçüncü kişiyi taşıyamam, makine sabitleme ayarla pozu içinde fazla üşengecim. Adam inşaat mühendisi çadırı beş dakikada kurdu, bana kalsa kuramaz sazdan barınak yapardım. Gerçi çadır kuramayan adamın yaptığı barınaktan anca Barbie evi olur. Her şey uyuma vaktine iyiydi. Ayaktayken soğuğu bir şekilde atlatıyorsun da, uyumaya çalışırken o soğuk sende sürekli çişim var, altıma kaçırırsam of buralar hep kokar düşüncelerine sürüklüyor. Zaten insanın götü donarken, bacaklarını rahatça açıp yastığına sarılamadığı o uyku tulumunda uyku mümkün olmuyor. Ofladım pufladım Jokerin kılı kıpırdamayınca söylenmeye başladım. Ben söylenirken baktım adam rüya görüyor en son tekmeleyerek uyandırdım kalk gidiyoruz götüm dondu dedim. Evime döndüm sıcak yatağıma girdim demek bende isterdim ama nerde bende o sevgili. Bu saatte araba kullanamazmış, annemler telaşlanırmış. Anam babam asıl ben soğuktan ölürsem telaşlanır desem de dinlemedi. Sonunda çadırı bırakıp arabada yattık. Gözüme gram uyku girmese de sıcaktı. Tüm hayallerim bok oldu bari güneşin doğuşunu birlikte izleyelim dedim aldığım tek cevap “horrr” oldu iyi mi? O gün bugündür de yataktan çıkamadım, yediğim iğneler popomu süzgece çevirdi.  

15 Haziran 2016 Çarşamba

onda ararken bende buldum öküzü


Reenkarnasyona inansam bundan önceki bir milyon yaşamımı öküz olarak geçirdiğime yemin edebilirdim. Hatırlamadım. Ben oruç tutup Joker tutmayınca işten sonra onla görüşmek yerine direk eve gidip her akşam dakika sayıyorum. Dünde bundan farklı değildi. Sonra bir telefonla beş dakikada hazırlanıp kapımda bekleyen Joker`in yanına indiğimde etrafta cidden kamera aradım. Yağmurun altında şemsiye ile bir insan bu kadar yakışıklı görünmemeli. Adam ne kadar zaman zaman pisliğin teki olsada takım elbise ile cidden dehşet görünüyor. Yırtık kotumla yanına yakışmayacağımı anlamam bir saniye mi bile almadı. Gerçi ne önemi var ki? O anakartımı yakan gülümsemesiyle "Birinci yılımız kutlu olsun" dediğinde yağmurun sıradan bir yağmur olmadığına asit yağdığına yemin edebilirim. Hatırlamakla kalmamış bir de hediye almış. elime poşetleri tutuşturup üstümü değiştirmemi, yemeğe götüreceğini söylediği kısmını pek algılayamadım. Çünkü o sıra adamı öpsem yani gerçekten öpsem orucumun başına ne gelirdi onu düşünüyordum. Hatta bir kereliğe mahsus Allah orucumu bozdu kabul etmese olmaz mı diye pazarlığa bile giriştim de cevap alamadım. Pretty Woman filmindeki Julia Roberts`ın ayaklarının yerden kesilmesi bile benimkinin yanına yaklaşamazdı. Eve çıkarken Joker`in patentini almayı çoktan kafaya koymuştum. Gerçi o elbise ve ayakkabıyı görünce adamı nüfusuma geçirmeye karar verdim. Gerçi birde el çantası alsa harika olurdu ama şanslı ki bende bunlarla sırıtmayacak bir tane vardı. Mutluluk uçağımın ne zaman çakıldığına gelirsek annemin "Sen ne aldın?" sorusuna soru işaretini koymadan hemen önce. Allah benim belamı versin. Ben hediyeyi bırakın tarihi hatırlamaktan geçtim, tarihi bile bilmiyordum. Adam bana bunları alsın ben unutayım. Joker`i azıcık tanıyorsam geri kalan ömrümde bunun dalgasını geçer, lafını yapar, millete beni rezil eder. Zekamı tekrar kullanmaya başladığımda Uyuz`un odasına daldım hediye aldım diye bir şeyler aramaya başladım. Parfüm şişeleri kullanıldığını belli ediyordu, en son aldığım gömlekleri çoktan giymiş. Sonra geçen ay aldığım saati görünce masada Uyuzla biraz kavga etsekte vermeye razı oldu. Tabi daha iyisini almam koşuluyla. Hemen saat kutusuna koydum, hazırlandım çıktım. Çok şık bir yere götürdü, hiç öküzlük yapmadı. Ben aç karnımı doyurup tatlıyı beklerken hediyesini verdim. Paketletemedim diye mırın kırın ettim. Bu hediyeyi açıp gülünce bir bokluk olduğunu anladım. Tek kaşını kaldırıp "bunun benim olduğuna emin misin?" dediğinde yatakta yakalansan inkar politikasıyla evet diye üsteledim. Yemedi çünkü salak ben saatin markasıyla kutusunu tutturamamış Uyuz`un başka bir saat kutusuna koymuşum. Kaldı ki unuttuğum diğer şey bu saati seçerken o da yanımdaydı. Sanırım hayatımda en çok utandığım ikinci an bu an. Sonunda hatırlamadığımı, o hediyeyle gelincede elime yüzüme bulaştırdığım dümeni itiraf ettim. Allah`da benim taksit taksit belamı versin. Açken beynim çalışmıyor diye minareyi çalıp kılıfı uyduramadım resmen.

2 Haziran 2016 Perşembe

annem beni külkedisi kalayım diye doğurmuş


Ne zaman benim özel işim olsa iş yerinde işler patlıyor. Sonra benim tek isteğim gözlerimin altı balon gibi şişsin çok uyumaktan oluyor. Bir insan için bundan daha güzel bir beddua bilmiyorum ben. Gerçi iş bedduaya gelince sanırım o işi çok güzel yapıyorum. Özellikle Joker`e ise. Gözlerim yakında çalışmaktan şişe camına ihtiyaç duyana kadar çalıştım. Beni öyle kafa kaşıyacak zaman kurtarmadı. Bir de dertsiz başıma dert açıp girdiğim şu ikinci okulun finalleri vardı. Vizelerim de nazar değdirmeyin ama çok iyi olunca finallere girmeden duramadım. Tuğla tuğla okuyup sınavlarda bir halt yapamadım gerçi. Gece gündüz uyumayıp çalışınca halime üzülen sevgili Joker beni bir pamuklara sarmadı. Nasılda anlayışlı diye hayaller kurdum. Gerçekler bol dırdır. Adamın içinden öküz çıktı diyeceğim ama dışı da öyle. Allah'ım ne vardı bana da bir prens göndersen. Beyaz atı olmasa da olurdu. Prensesi el üstünde tutsa yeterdi. Ondan bile vazgeçtim bir miktar anlayış yeterdi. Bizimki ne yaptı "o saate kadar çalışılır mı?" isimli roman yazdı. Evde ders çalışıyorsam da bu ne okulu diye söylendi. Bununla da yetinmedi dinozorlar hala hayattayken girilmiş bir iddianın ödülü istedi. Şu masal yüzünden girdiğimiz. O kadar unutmuşum ki hatırlatana kadar ağzımı yaya yaya saçmalama yaa dedim durdum. Ona kahvaltı hazırlamamı isteyince oh dedim yırttım. İki omlet zeytin peynir ayarlarım tamam işte. Birde bunu azıcık süsleyince nasıl zahmetlere katlanmış, özenmiş der. Ama ben kimim ki şeytanın stajyerini kandırabileceğimi düşünüyorum. Adam bana istek listesi bıraktı. Böyle börekli, poğaçalı. liste o kadar uzundu ki bir de altına kuş sütü yazmış. Canı çekmiş. Bir insan hem sigara böreği hem peynirli börek nasıl ister ya. İkisininde mantığı peynirde bitiyor hani. Kıymalıdan bahsetmedim peynirlerin arasına girmemek için. Üç çeşit poğaça istemiş, insan olan iki tanesini yediğinde doyuyor. Pankek mi istememiş, omlet mi istememiş ki onuda kuru kuru istememiş bilmem neli olsun diye dip not yazmış. O kadar çok şey isteyince cumartesi akşamımı mutfakta köle gibi çalışarak harcadım. Pazar sabahı erkenden kalktım doldurdum gelsin alsın diye bekliyorum elim kolum dolu ya! Gelmedi uykusu çokmuş kendim gidecekmişim. Bende bindim taksiye öyle gittim. Tüm kahvaltı tantanası bitince de 70 liramı geri istedim oh olsun ona. Ya ben geldim mutfakta iki tava birden çeviriyorum omletler havada uçuşuyor o horul horul uyudu. Asıl bombaya gelin siz. Meğer Aslanla iddiaya girmiş kaybeden bir ordu dolusu erkeğin isteklerini pişirecekmiş. Tabi bizimkide benim kaybettiğim iddiayı hatırlayınca üstüme, ona acıyıp sadece omlet isteyen arkadaşından ilham alıp kargaların götünü yayıp yattığı saatte ben kahvaltı hazırladım. İnşallah önemli bir görüşmen de ishal olursun tuvaletten çıkamaz işi eline yüzüne bulaştırırsın. Götün açıkta kalır da rüyanda o bana yaptırdığın browninin hamuruyla fırında görürsün kendini.

5 Mayıs 2016 Perşembe

kaç kilometre gitmem lazım


Şu dünyada en fazla değer verdiğim şeylerden biri hard diskim. Okula başladığımda bilgisayarım bozulup tüm emeklerimin çöpe gittiği zaman almıştım. O günden sonra her bilgi parçasını tek tek klasörledim. Okuldaki projeler, stajlardaki, dışarıya yaptığım işler, üzerinde çalıştığım şeyler hatta koca bir makale arşivi. Dolabıma bile göstermediğim titizlikle düzenler, kimselere vermez, virüsten uzak tutardım ben onu. Sonra kaybettim. Nerde nasıl bulamadım. Tüm evi aradım kitaplığı boşalttım belki kitapların arasında kalmıştır diye sanki kağıt parçası. İş yerindeki odamı aradım yok. Metrobüste falan ya düşürdüm ya çaldırdım diye düşündüm. Sonra Joker "Arabanın bagajında bak ne buldum?" diye çıkarında havalara uçtum. hatta elinden alıp çocuğa ahtopat gibi sarıldım. Sevinç çığlıkları belki bir iki ceylan gibi sekmede yapmış olabilirim. Sonuçta uzun zamandır çalıştığım şeylere yeniden başlamak zorunda kalmayacaktım. Emeklerim çöple buluşmamıştı. Bu arada da sevinirken doğal olarak beni mutlu eden herkese dağıttığım o seni seviyorumlardan birini demişim. Fark bile etmedim. Seni seviyorum çok sık kullandığım kelimelerden biri. Hele beni sevindirecek bir şey yaptıysanız yüzde yüz duymuşsunuzdur. Ama ona ne söyledim ne de onun ağzından duydum. Ne kadardır birlikteyiz bilmiyorum ama sanırım bir 9 10 ay oldu. İlişkimde hala benden korkularımdan ve onun o olmasından kaynaklı bir sürü sorunumuz var. Hiç bir zaman emin olamamışken talep etmek saçma geldi. Belkide kelime duymaya ihtiyacım yoktu sadece. Ama ben fark etmeden bunları söylerken soğuk bir suratla "İlişkimizin bunları söyleyecek kadar ilerlediğini düşünmüyorum" dedi. Anlamadım bile neyden bahsettiğini "Beni sevdiğini söyledinya ondan bahsediyorum" dedi. Kim ayağıma beton döktü bilmiyorum ama kıçıma tekmeyi basan kesinlikle Joker oldu. Köprüden atlayıp hayatta kalan var mı bilmem ama en azından 3. köprüyü beklemeliydi. O köprüden düşüp ölen ilk ben olup hatırlanırdım en azından. Hiç bir şey söyleyemedim. Güldüm teşekkür ettim "Sidikli geldi bugün ben erken dönüyorum eve" dedim ve kaçtım.

4 Nisan 2016 Pazartesi

yularımı kendim çekerim


Bir sweatshirt yüzünden birbirimize girdik. Huysuz, hödük, pislik. Hep onun dediği olmak zorunda hep onun istekleri. Onun yüzünden ben ben olmaktan vazgeçmek zorunda mıyım? Ben hep böyleydim zaten. Onu hiç bir şey için zorlamadım bile. Ama on beni onu değişmeye zorlamakla suçladı. Hayvan. Cumartesi günü aşağıdayım dediğinde beklemesin diye üstümdeki sweatshirt altına bir kot pantolon giydim indim.  İşteki bir sorun yüzünden huysuzdu bugün sinirliyim üstüne çok gelirsem ondan dedi ona da tamam dedim. Onunla görüşürken iç özen göstermediğimden dem vurdu, daha feminem giymemi istedi ses çıkarmadım. Eh onunla görüşürken ekstra uğraşmadığım malum ama ben işe giderken bile makyaj yapmıyorum. Belki ilk bir hafta ancak yapmışımdır. Ama eve bırakacakken o çekmeyi beceremediğim kemer konusunda yardım etmeye kalkınca kıyamet koptu. “Sen sütyensiz mi geziyorsun” diye hayvan herif bana bağırdı. Uyuz`un sweatshirtünü giydiğimden boldu ve  o salak çeyi evde otururken takıyorum. Onun ne kadar rahatsız edici bir şey olduğunu kusura bakmasın ama hayatında bir kere takmamışken bilemez. Ben o salak şeylerden nefret ediyorum. Çok bol olduğundan fark edilmiyor diye giymedim. O beklemesin diye de uğraşmadım giymeye. Hem ona mı sorcam ya neyi giyip giymemeye. Bende onun karışamayacağını söyleyince olayı babasından para almamaya bağladı. Neymiş ben babasından para almaması gerektiğini düşündüğüm için almıyormuş, benim için daha iyi bir insan olmaya çalışıyormuş. Ben bunların hiç birini ondan talep etmemişken benim dünya görüşüme göre şekillenmeye çalışan o. Tek dırdır etmemişken. Ama o düşüncelerimi yapmak zorunda hissediyormuş. Ben ondan hiçbir şey talep etmezken erkek çocuğu gibi giyinme diyen o. O mu karar verecek nasıl giyineceğime. Şu açılan düğme olayınıda attı tabi önüme. O günde giymeseymişim ne olurmuş acaba. Salaktım ben çünkü gömlekle sweatshirt arası farkı bilmiyordum. Böyle onsuz ne kadar sakin ve güzel bir gün geçirdiğimi yazmak istedim ama kendimi bir anda klavyede ona nefret kusarken buldum. İnsanların beni ben olduğum için yargılamasından nefret ediyorum. İşe giderken tüm o plaza havasına uymak için zorunlu bırakıldığım giysilerden, makyaj yapmamamın yargılanmasından, sütyen takmaya mecbur kalmaktan nefret ediyorum. En çok da Joker`in ondan istemediklerim hakkında kendince fikirlere kapılmasından nefret ediyorum. 

29 Mart 2016 Salı

mahalle baskısını da özlettiniz ya


Ben bin bir zorluklara onu evime alayım onun bana yaptıklarına bak. Babam her hafta sonu annemin yanına gidiyor bazen hafta içinden. Bende evde tek kalmak istemediğimden Joker`i yılan dilli komşularımdan kaçıra kaçıra eve alıyorum. Hangi götüme güveniyorum onu da bilmiyorum ama adrenalin seviyorum ben belli. Yakalansak anneme bırakmadan yerler beni. Bari haklı yere yeseler, oynaşmıyorum bile. Uyuzun odasını verdim ona, o da baya parfüm şişesi bırakacak kadar sahiplendi resmen. Yakında çantasıyla gelip dolabı doldurursa şaşırmam. İşte biz oturduk belgesel izlerken bir akşam kapı çaldı. Emin belgeseldir deyip pis pis sırıtmayın valla öyle. Ama kapıdaki komşuya ben belgesel izliyordum desem de ne fayda. Bende telaşla Jokeri annemlerin odasına kapatıp, bardağını lavaboya resmen fırlatıp kapıya koştum. Komşu bir arkadaşıyla gelmiş, kadın iyi fal bakıyormuş tutturdu sana getirdim hadi baktır. Yok dedim, uykumda çok kahve içmiyim dedim ama en son ben mutfakta 3 adet Türk kahvesi yaparken buldum kendimi. Gitsinler diye sohbet muhabbet açmıyorum ama onlar ihtiyaç duymadan bana konuşuyorlar, esniyorum yemiyor. Türk kahvesini diklemememi yanayım, bunların birde soğusun, telvesi çöksün demelerine mi? Saniye saniye saniye saydım o soğurken ben ter attım. Ya bunun telefonu çalarsa, ya bir şeyi ortadan kaldırmadıysam, zaten kapıyı geç açtım diye işkillendiler, ne var yani gerçekten işemişte olabilirdim. Neyse bizim kadın açtı fincanı başladı klasikleri sıralamaya. Sonra bu dedi ki “Bir çocuk varmış olmamış aranız, istememişsin bunu. Çocuk senden baya etkilenmiş ama.” “Ben kim milleti etkilemek kim abla” dedim kadın bana “Yok zaten sen bunun arkadaşını ayartmışsın sonra” dedi.  “Siz hala birliktesiniz bak bu çocukla” dedi. Hayır bu kesin Mühendis`le Joker`de diyemiyorum bir şey. Komşu şok vay efendim neden söylemedin demeye başladı. Bende yok öyle bir şey olsa sevgilim demez miyim diyorum, komşu gelen giden arabadan belli o çocuk mu diyor. İlk bir kaynar su döküldü ama sonra bizimkinin genel gelip gidişinden bahsettiğini fark ettim. Uyanık komşularım anlamasın diye uzakta bir yerlerde bırakıp geliyor çocuk arabasını. Ben inkar ettikçe kadın gıcık oldu “olmadıysa da olur” diye çemkirdi. Sonra bu bana demesin mi sen evlenmek istemiyorum diyorsun ama bir anda evleneceksin. Al bir klasik daha derken kadın ay bir şey gördüm söyleyemem ayağına girdi. Yalvar yakar söylettik söylemese de olurmuş. Evleniyormuşum çünkü hamile kalacakmışım. Ay bir de demez mi ikisi bir olup sevişiyorsun bari korun. Lan ben çocuğu yakalamasınlar diye parmak ucunda gezeyim, bunlar laf etmesin diye endişe edeyim, bunlarda kalksın bana doğum kontrolden bahsetsin. Saçmalamayın falan diyorum, komşu “annen seni vurur bak ama üzülme ona demeden evlendiririz sizi” diyor. Bunlar Joker`i gördüler de ondan mı şüphelendiler diyorum yok bunlar ciddi baya baya. Sinirim tepeme çıkınca tabi ben bunları azıcık tersledim bunlarda trip ata ata gitti. Konu komşu bile eski konu komşu değil. Ay birde bu joker dinleyip “Çocuk kesin benden değil. Seks hayatımın içine sıçmasan böyle göbek yapmazdım.” Demez mi? Gözüm döndü. Bağıramadığımdan ısırıp kapının önüne koydum. Onun seks hayatı şenlensin diye ben aldatılmaya göz mü yumacağım? Bıktım bu erkeklerin seks merakından. İstemiyorum işte zorla mı?

16 Mart 2016 Çarşamba

mutlu sonla bitiyor kurbağa


“Minnettarım” sevdiğim kelimelerden biridir. Hep bana daha içten gelmiştir. Söylerken ise ilk defa bu kadar içten hissediyorum. Felsefecilerin söylediği değişimle ilgili her şey ne kadar doğruymuş. Bir yıl önce şuan yanında duran adam için hissettiğim minnettarlıktan bahsetseler uyuşturucu komasına falan girdiklerini düşünürdüm herhâlde. Ama öyle hissediyorum. Garip ki Joker`in varlığına şükrediyorum. Kendime de ona da şaşırıyorum. Bu kadar duyarlı olmasını beklemezdim. Ne de bana bu kadar değer vermesini. Belki o bunu sadece arkadaşı olduğu biri için bile yapabilecek biri ama ben aylarca onu tanımamak için uğraşmışım. Dedemin şahit olduğum ilk krizinin üzerine aradığında ağlamaktan zor konuşuyordum ama aradığı için o kadar rahatladım ki. Resmen kuyunun dibine adam ip atmıştı. Çürük ip elimde kaldığında ona ne kadar çok ihtiyacım duyduğumu anladım. Şarjı bitti hemen arayacağını söyledi ama saatlerce aramadı. Ona aramadığı için kızarken bir ipe ne kadar çok ihtiyacım olduğunu anladım. Tam dört saat boyunca aramasını bekledim. Salak bir telefon bu kadar saatte şarj olabileceğine göre beni aramak istemiyor dedim. Ne beni aramak istiyor ne benim için kuyuya ip salmak istiyor diye düşündüm. Hak etmiştim ama. Adama ben gidiyorum deyip sevgililer gününde kaçan bendim. Telefonda soğuk konuşup aramalarına cevap vermeyende bendim. Başıma ne geldiyse hak etmiştim işte. Sürekli ben dedim, özgürlüklerim, hissettiklerim, hissetmek istemediklerim, güvensizliklerim, korkularım. Zaten sonun böyle biteceğini biliyorken çok da şaşırmadım. Tekrar aradığında aklımdaki tek şey hiç ağlamadan, onun benle vakit kaybetmesini engellemekti. Ama o bana “nerdesin” dedi. 5 saat geçimişken ve ben son bir saatte kafamda onunla ayrılık konuşmamı yapmışken “Nerdesin?” dedi. Muhtemelen son dakika dünya kadar para bayıldığı uçak biletine rağmen,  havaalanı hastane arası kiraladığı aracın bozulmasına rağmen yanıma geldi. Ben onun için böyle bir şey yapar mıyım emin bile değilken hatta itiraf etmek gerekirse yapmazken o benim için yaptı. Ona sarılmak sanırım o ara yaşadığım en rahatlatıcı şeydi. Acı çekerken güçlü durmak zorunda kalmadığım tek insandı. Benim için gelmişti, elinde havalimanından aldığı masal kitabıyla. Kitabı verirken dediği “Mutlu sonla bitiyor Kurbağa”  hayatımda duyduğum en romantik cümle. Tek sorunum Fransızcam “je t'aime ve bonjour”dan ibaret.