Terk edilince kuzu kuzu düştün buralara derseniz hakkınız
var derim ama ayıp olur. Kibarlığı elden bırakmayın derim. İki aydır ben
Joker`siz hayatta kalmaya çalışıyorum. Dışarıdan bakan anlamıyor. İki hafta
Joker ona buna ayrıldık diyene kadar ağzımı açmadım. Sonra zır telefon “Lady
ayrılmışsınız doğru mu?” Lan sana Joker demiş tabi doğru. Niye söylememişim bıdı
bıdı. Kuralları varmış. Ayrıldıktan sonra kendimi dışarı atıp hikayeler
paylaşmam, götümü başımı açıp bak bu taş kızı kaybettin mesajı veren fotoğraf
paylaşmalar, fon müziği imalı olan videolar ve tabi ki gurubum kadın erkek
karışık olmalı. Erkekleri de onun tanımaması gerekiyormuş. Bir falcı randevusu
şart adam dönecek mi bilmemiz lazım. Tabi tanıdıklarla kızın talibi çok
mesajları iletilmeliymiş. Bir süre sonra çok üzgün özledi seni ama bak bir
çocuk var iyi düzgün biri elini çabuk tut döneceksen dön diyecek dostlarım
araya girmeliymiş. Benim yaptığım ise iş ev iş ev. Kimseye söyleyemedim çünkü
ben kabul edemedim. Buraya ayrılık sonrası milletin dizdiği benim uyguladığım kadın taktiklerini yazıp dergi gibi prim yapmak isterdim ama hepsi yalan oldu. Uslu uslu aramasını bekledim ettim ama ayrılmışsınız diye arayan telefonlar Joker`i onla gördüm bunla gördüme döndü. Arkadaşı dedim, olur dedim işime evime gittim. Kocası tarafından boynuz yiyen ama erim yapmaz beni seviyor diyen kadın gibi inkar ve büyük bir inanış içinde bekledim. Sonra zır telefon Joker`i biriyle öpüşürken gördüm. Ona bile inanmadım be. Trump`ın seçildiğine inanamayan Hillary Clinton oldum bir anda. O kadar inanmadım ki fotoğraf istedim. Kendimi bu hala düşürdüm. Hayatımda ilk defa biri için anneme sarılıp hüngür hüngür ağladım. Joker için döktüğüm son göz yaşımdı, beni cidden terk etmiş. Üzüldüm. Pişman oldum tüm davranışlarım için. Onu dışladığım, duygularımdan
bahsetmediğim için ama lan siz erkekler değil misiniz duygu konuşmaktan bıkan.
Hani bizim dırdırımız bitseydi? Sana seni seviyorum bile dedim ki bu
uzaylıların dünyaya barış getirmesi gibi bir şey. Korkuyorum işte ben ilişkinin
sonraki adımlarını atmaktan. Ayrılık adımı bile takip edemiyorum ben. Etsem
çoktan dönermişsin bana. Bir arasaydın be. Bende şeytan dilemezdim. Pijama koltuk
takılırdım. Salağım ben baya zaten. Olmasam ağzıma gram alkol sürmeden dün akşam elin İtalya`nını öpmezdim. Kız kıza doğum günü kutlamaya çıkıp bize katılan turistlerden biriyle öpüştüm. Niye neden yaptığım açıkça ortada ama onu öperken intikam değil ya dedim kendime. İki soda içip çiseleyen yağmurda dans edip İtalyanı öptüm. İşin kötü tarafı aldatılmıştan çok aldatmış hissediyorum. Ama yalan da yok yakışıklı, centilmen çocuktu, sefam olsun. Elin kızlarını öperken Joker düşünseydi benim ne yılan olduğumu.
ilişki raporu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişki raporu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ağustos 2019 Pazartesi
12 Şubat 2018 Pazartesi
benim hayata karşı gazım var
Toplaşın anlatacaklarım var. Uzun zamandır yazmıyorum ama
buraya yazdıkça kendimi bir gazlıyordum hani. Fare ben aslan oluyordum. Aslan
gölgesiyle kaplan indirmeye gidince Joker böyle yaptı şöyle dedi diye ağlıyorum
buralarda. Geri kalanlar için iki yazı öncesinin yolunu gösteriyorum tabi merak
edene. Derdinden tasandan bıktım diyene de hak veriyorum ben bile bıktım. Bir
hafta düşün dedi bir kerecik aramadı domuz. Seni özler dayanamaz arar o,
pişmandır nasıl affettireceğini düşünüyordur kendini diye kendimi gazladım durdum. Ben kaşıkçı
elması çünkü, Frodo`nun taşırken ölüp ölüp dirildiği yüzüğüm çünkü. Bir elimle
gazlayıp bir elimle kendimi avutmaya çalışınca işlemcim arıza verdi. Her kadının
yapacağı gibi soluğu kuaförde aldım. Sırf Joker istemediği için üç yıldır saçımı
istediğim gibi kestirmeyip ortalıkta Kezban Kezban geziyordum. Sonunda blog headerındaki
hatun kadar kestirdim. Joker dizimin dibinde olmayınca bende etrafımla
ilgilenmeyi bıraktım kendimle ilgilenmeye başladım. Gidip bir iki kursa
başladım. Yapmak istediğim ne varsa yaşlanmadan, emekli olmadan yapmam
gerektiğine karar verdim. Sağlık problemleriyle uğraşacağım yaşta hayattan
nasıl keyif alabilirim ki hem. Kendimi kabullenme evresine geçtim. Yıllardır
bariz ortada olan disleksimle bile barıştım. İnkarı bırakıp gittim doktora
yaptırdım testlerimi mis gibi. Sonra
şunu fark ettim ben sigortamın ödendiği haftada resmiyette 40 saat olup
gerçekte 5685961 olan, bir binanın içine tıkıştırıldığım işler olmadan da para
kazanıyorum. Ve kendi işimi kurmaya karar verdim. Gittim biri iki girişimcilik
kitabı falan da aldım şu sıra şirket nasıl kurulur fikir nasıl pazarlanır
evrelerini halletmeye çalışıyorum. Kendi markam olsun istiyorum. Ama arada iş
görüşmelerine de gidiyorum. Hep insanların beklentisini anlamak hem de şartlarımı
kabul edece kadar deli biri var mı diye görmek için. Kendim iyi olmadan ne ona
ne ilişkimize faydam olacağı kafama dank etti sonunda. Tam 20 aramadı beni
bende onu aramadım ki doğal olarak ayrıldığımızı bile düşünmeye başladım. Yalan
söyleyemem özledim deli gibi özledim yaptığım bir çok şey için pişman oldum,
böyle bitmesini istemediğimi daha iyi anladım. Akbabalar ciğerimi didik didik yiyor
gibi hissettim. Telefonda adını görünce collatz problemi ispatını yapmış kadar
mutlu oldum. Ama hayvanın söylediği ilk şey “Saçını niye kestirdin?” Lan adam
benle yirmi gündür konuşmuyorsun tek derdin üç beş santim kıl tüy mü? Neymiş
uzun saçımı seviyormuş ona söylemeden niye kestirmişim. Benim saçım benim
bedenim. Bizimkilerden duymuş ona ayrı bozulmuş. Aradı sordu halimi ben
söylemedim sanki. Tuttum çenemi görüşene kadar. Görünce onun ağzına lağım
çukuru muamelesi yapacağım diye evden çıktım ama onu görünce yüzünü bakışını
hepsi gitti. İlişkide karşı tarafın aklından geçenleri bilemiyorsun. Her şeyi
konuşuyoruz saklamıyoruz diyordum ama birbirimize karşı hissettiklerimizi
saklıyormuşuz en çokta. Bu adamın ağzından beni sevdiğini bir kez duydum ona
onu sevdiğimi hiç söylemedim. Bazen davranışlar yeterli değil, söze dökülünce
ayaklanıyor. Duyarsız davrandım, bir adım geri durdum incinmemek için ama
sanırım şimdi anlıyorum yaşamda her duyguyu tıka basa korkmadan yaşamak lazım.
5 Ocak 2018 Cuma
bana alerjim var
Annemin bir inancı var yeni yıla nasıl girersen tüm yılı
öyle geçirirsin. Yani amuda kalktıysan sıçtın tüm yıl öyle dolanmak yorucu
olacak senin için. Ben yeni yıla battaniyemin altında salaya sümük tek başıma
girdim. Jokerle her şey boka sarınca iptal planlarla evde kendimi yalnız
buldum. Bir haftadır bir kere aramadı. Gerçi kavga ettiğimiz gün “Gerçekten mi?”
diye mesaj attı ama o sayılmaz. İt herif daha beterini hak etti. Bu beni
arabadan indirip, beni ağlamama rağmen o taksiye bindirdi, tek bir teselli
kelimesi söylemedi ya rezil olmuş çok mu? Taksici amcaya kızı istediği yere
götür deyip para verdi, bir de kartını verip bırakınca ara dedi. Taksiciyle
bile benden kibar konuştu. Bana “Bir hafta düşün düzgün karar verebildiğin
zaman ararım” dedi. Düzgün karar verdiğimde götleşe alt yazı geçiyorlar herhalde.
Benim ayarlarım bozuldu sen en iyisi iade et bir iki üst modelini alırsın.
Apple bile kazıklamış milleti bir kazıkta sen benden yana yemişsin işte ne
olacak. Al o paranı falan dedim ama döndü kıçını gitti. Lan o nasıl bir muamele
ben senin orospun muyum da para verip gönderiyorsun beni? Ben tabi içimden
kanguru çekiyorlar gibi ağlayıp küfürler yağdırınca taksici amca böbreğimi
falan çaldı sandı. “Arama alma ver geri parasını ben veririm onun parasından
hayır gelmez” falan diyorum bir yandan da işkencede tırnağım çekiliyor gibi
ağlıyorum. Taksici amca “Kibar çocuk bak merakta ediyor seni” deyince “ Amca
bunun kibarlığına aldanma yalan hep. Bana neler etti bilmiyorsun” ile başladım.
Gerisinde neden ne için öyle şeyler dedim bilmiyorum ama en son amca “vay
pezevenk, bunun parası sokağa atsan bulana bile pislik bulaştırır!” diyordu.
Benim söylediğim şeyler hayal gücümün ve ona olan öfkemin sonucu ya da beni
şeker krizine girmiş suç ehliyeti olmayan zavallı bir kız sayabilirsiniz. Şey
dedim… “Amca bu beni kandırdı, seviyorum falan dedi inandım” diye Türk filmine
bağlayınca adam hamileyim evlenmiyor sandı. Bende bir doz yükseltip “Öyle olsa
yine iyi meğer bu it kadın pazarlıyormuş” diye höyküre höyküre ağladım. Polis
falan dedi bir panikledim ama bunlara bulaşılmaz mafya bunlar keser doğrar diye
lafı çevirdim. Adam cesur çıkar giderse polise inkar ederim ya da şizofreni
raporu almaya bakarım diye düşündüm. Sonra yol boyu bir amca bir ben beddua ede
ede evime gittik. Herhalde amca bizimkini aramış olsa gerek birkaç saat sonra
mesaj attı o günden sonrada ne aradı ne sordu. Şurda bir güncük kaldı arar mı bilmiyorum. Of
ben o kadar atıp tutup ne kadar kafayı yemiş olduğumu gösterdikten sonra
arayacağını sanmıyorum ama arasın istiyorum. Özledim. Pişmanım. Öfkeliyim.
Etiketler:
abarttım,
ben,
blog,
blogger,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
ilişkiler,
Joker,
kız günleri,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post,
new year
23 Aralık 2017 Cumartesi
koca mı para mı
Bizim bir meclis var zamanında sevgilim olmamasına
takmışlardı. Etrafta bana uygun gördükleri insanları gözlerine kestirip
ağlarına düşürürlerdi. Gel zaman git zaman Joker`i kabullendiler. Aradıkları
kriterlerin tamamını göstermese de bir şekilde onayladılar. Lütfedip izin
verdiler. Daha iyisini bulana kadar oyalanırmışım. Zaten Joker`de atari, playstation
çıkana kadar beni oyalayacak. Sevgilime at arabası muamelesi yapmaları etrafta Porsche
aramaları canımı sıksa da zamanında sevmişim bu kadınları bir şey diyemiyorum.
Meclisimiz annem hariç 5 deli kadından oluşuyor. Joker Amerika`ya gidince Joker
karşıtı propaganda anında başladı. Terk etmiş beni, ben daha iyisine
layıkmışım, benim gibi kız yalnız bırakılır mıymış. Ayıp yapmayın dememi
bekliyorsanız sizleri hayal kırıklığına uğrattığımı itiraf ediyorum. Haklısınız
dedim ya haklısınız. Hayır adam bir hafta diye gitti ne zaman gelecek belli değil.
Dedim bende akıl olsa başta dinlerdim sizi. Haklıymışsınız valla ne işim var
benim o itsiz sapsızla. Zaten aldatır beni o kaşı gözü ayrı oynuyor. Tabi
yeterli gazdan sonra ikinci aşamada ona neler yapsam onu tartıştık. Ben evrimin
son basamağına adım atmışım, kolumda dünyanın en yakışıklısı -ama en zekisi de malum
devir zeka devri- Joker`e bir zamanlar tribini atıyorum. Sonra
bir baktım önümde iki telefon biri esmer biri kumral iki yakışıklı. Ortak
meziyet zeki ve köşeyi dönmüşler. Yurt dışında tamamlanmış okullar, ülkenin iyi
şirketlerinde yaşlarından beklenmeyen koltuklar ve evlerinin arabalarının
ederi. Çünkü ben paradan bir boka değer vermeyen sığ ötesi bir insanım ya da bu
koşullarda emlakçıyım evlerin mevkileri ve fiyatlar benim için önem arz ediyor.
Kuyumcuda olabilirim çünkü ailenin altın takma potansiyelinden de bahsedildi. Yetmedi
birkaç güne karşıma kaynana adaylarım çıkartılıp kollarından boyunlarından
sarkan altınların geline de takılacağı vaat edilip, gayrimenkul sektörüne yaptıkları
yatırımlardan bahsedildi. Film nerde
koptu bilmiyorum ama gözüm döndü. Ya ben ne zaman bu insanlara paraya değer
veriyorum dedim. Ne zaman sevgilimden ayrıldım bana birini bulun evlenmek falan
istiyorum dedim. Ya ben insanların gözünden böylemi görülüyorum ya! Hepsinin
bir koca kaynana bilmem ne pişmanlığı bitmek bilmeyen dersleri var ve adı dünya
benim duygusallığımla değil para ve mantıkla dönüyor. Şakaya vuruyorum, kalp
kırmamaya çalışıyorum ama yetti. İnsanların hayat derslerini dinlemeye özen
gösteririm ama para ile ilgili bir hayat dersi parayı haklı çıkarıyorsa dinlemem.
Dünya üzerinde gördüğüm tek şey insanların din dil ırk diye yaptığı tüm ayrımların
birleştiği tek şey para. Birbirlerine katlanamayan insanların ortak
tapındıkları şey para. Hayatın başındasın daha hiç yoklukla sınanmadın
diyebilirsiniz haklısınız da belki. Aşk karın doyurmaz klişesini de
söyleyebilirsiniz ama parayı değerli kılan insanları ona yükledikleri anlam
bence. Paraya değil de insana vicdana değer verirsek para bir kağıt parçası
olmak dışında bir anlam ifade etmez.
Etiketler:
amerika,
ben,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
Joker,
kız günleri,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post,
koca,
öfke,
para
22 Kasım 2017 Çarşamba
düşeş gelirse sınır dışı etsinler
Yazı tura atalım dedim sonunda. En azından şansıma güvenirim
yazı dedim tura götüyle güldü bana. Adam gitmesin istiyorum tabi ki ama açıkça da
gel gitme otur dizimin dibinde de diyemiyor insan. Ben yerinde olsam kendi
kararımı verirken beni etkilemesini istemem. O dedi diye gitmesem her kavgada
başına kakar, senin yüzünden şöyle yapamadım böyle oldu der en son boşanma
talebime bir bir bunları eklerim. Özgür iradesine teslim edeyim diyorum ama iki
kıçı kırık mimari açıdan gözümde bok kadar değeri olmayan uzun binalar yapacak
diye elin çölüne karşı alt edilmek istemiyorum. Petrol kuyusu teklif etseler
tabi gitsin. Ama içme suyuna 5€ verdikten sonra benzin bedava verseler ne
fayda. Gerçi hatanın çoğu bende. Baba parası yemeyi seven insana sen kalk
büyüdün de kariyer de bağımsızlık de. Al sana bağımsızlık. Güzel gözlü
dilberlerle bağımsızlık fotoğrafları atar artık bana. Hayır şirketi arayıp bu
adam beceremez bir dost falan mı deseydim? Ya da acilen bir arazi alıp gel
istediğin binayı yap mı desem? O da oyalanmış olur. Hayır birde bir hafta olmuş
karar verememiş üstüne kararını sağlıklı almak için izne çıktı. Babası iş için Amerika`ya
gidiyormuş o da eşlik edip kafasını toplayacakmış. Hayır adam kafasını bile
toplamak için bende uzaklaşıyor. Şirret bir karı falan da değilim. Gelip tüm
şirretliğimi burda yapıyorum. Lan adamı 4 yıldır tanıyorum 3 yıldır
sevgilim babasının ne iş yaptığını bile
bilmiyorum. Zamanında ticaret dedi eyvallah dedik, anası danası beni
ilgilendirmez köyün muhtarı kesilmeye gerek yok dedik onun bile suçlusu oldum.
Kaç yıl geçmiş babası ne iş yapıyor bilmiyormuşum ilgisizmişim. Sorunca doğru
düzgün cevap vermeyen o. Bende inşallah iki beyaz ticareti yapmıyordur dedim
sustum. Ne yapsaydım dedektif tutup hafiyelik mi yapsaydım. sen gitme diye ben
küresel ısınmadan çöl hayvanlarından baharatlı yemeklerin mideye zararlarından
bahsettim. Orhan Veli`den şiiri romantiklik olsun diye değil beni bırakıyorsun
bari İstanbul`u terk edeme diye ezberden okudum. Göt kafalı. Artık beni nasıl
üzdüysen yeri öptüm yine. Sakarsın her yıl düşüyorsun demeyin bu kez bir diz
bir bile bir kol sarılı yatıyorum üç gündür. Netflix kızlar gecesi
kategorisinde film kalmadı. Sağlam kalan sol kolumla hem kumandaya hem
telefonuma sahip çıkmanın ne kadar zor olduğunu ben bilirim. Sen git özgür
kadının eteği dibinde düşünde kafana meşalesi düşsün. Vizem bile yok vicdansız.
Etiketler:
amerika,
ben,
blog,
blogger,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
iş,
Joker,
kız günleri,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
17 Kasım 2017 Cuma
amadan sonrası teferruat
Gülüşleri mutlulukları saklama dağıt, acıları göm sende
kalsın insanıyım ben. Bende her insan gibi kötü şeyler yaşadığım oldu sadece
sustum, sessizce geçmesini bekledim. Onun gidebilecek olması kötüler listesinde
ilk beşe giremese de ilk on beş de yer alır. Gitmesini falan istemiyorum ama
gitmede diyemiyorum diyemem hakkım yok. Onun vermesi gereken bir karar olduğuna
inanıyorum. Benzeri durumda onun bana git ya da kal demesini istemezdim. Bunun sevgiyle
ilgili olduğunu düşünmemeye çalışıyorum. Ama bencil bir yanım aklıyla düşünmeyi
bırakıp kal dememi istiyor. Hatta bir Türk dizisi dramı yaratıp beni seviyorsan
gitme falan dersin iki gözyaşı dökersin diyor. Ne var ki ben onları diyecek
biri değilim. Kendi özgür iradesiyle karar versin istiyorum. Çok standartlara
uyan bir ilişkimiz yok. Çok normal ilişki sürdürebildiğim de söylenemez. Bir
sürü kişisel sorunum var. Aklımda olan şeyler bazen beni bile hayrete
düşürüyor. Bizim ilişkimizin kalıbı farklı işte. 24 yaşına geldim adam ilk
sevgilim ve ona sadece bir kez seni seviyorum dedim. Bizi biz yapan hep sınır
tanımaz dürüstlüğümüz diyorum ama ona gerçekten ne hissettiğimi bile
söyleyemedim. Adamla doğru düzgün konuşabildiğim tek anda her şeyi mahvettim. Artılarından
eksiklerinden bahsettim. Onun için her şey kolay. Gelebilirmişim, iki yıl
kısaymış gel git yaparken kolay geçermiş. Hatta onunla da gidebilirmişim. Anam babamda
öyle diyordu, kızımız adamın peşine takılsın gitsin. Bazen aynı ülkede
yetişmediğimizi falan düşünüyorum. Onun için her şey kolay. Gelirsin gidersin…
Gelemezsem de artık sen sürme gözlü birkaç hatun alırsın nasıl olsa oralarda
yasaldır. Benden daha güzellerdir tabi. Dürüst ol dedi, olduk bu kez
düşündüklerimizi beğenmedi. Güvenim yokmuş -tabi olmaz arkadaşıyla yatan ben
değilim- her uzak ilişki yürümez diye kural yokmuş. Oldu sen git dönersen
benimsin diye bekleyeyim ben de. “Evlenelim” dedi. Suratına boş boş baktım. “Ben
yarın evlenelim desen seninle evlenirim sen yapabilir misin?” dedi. Ben
yapamam. Onu seviyorum ama.. Benim amalarım var işte. Hayatımı ondan başkasıyla
düşünemiyorum ama evli beni de düşünemiyorum. Evlenmek falan istemiyorum. Herkesin
hayatında olması gereken bir şey olarak görmüyorum. O böyle kocaman laflar
ederken ben ona gitmede diyemiyorum işte.
Etiketler:
ben,
blog,
blogger,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
14 Kasım 2017 Salı
elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor
Üşüttüğüm zamanlar sancılı geçiyor malum dönem. Yatağımdan çıkartmasınlar,
çikolatamı ve bilgisayarımı versinler yeter bana. İlk iki gün insanlardan izole
yaşamayı seviyorum. Regl acısı ancak öyle diniyor bende. Hormonlarda coştuğu
için haliyle biraz duygusal olabiliyorum. Saw serisini izleyip acı çekiyorum.
Sonuçta filmin altında yatan bir felsefe ve dram kısmı var. Film izlerken ve yemek yerken telefona bakmam ama bir
istisna yapıp Joker`in telefonunu açtım. Sesi bir mutlu sanırsınız Jüpiter`de Joker`in
tek hücreli akrabalarını buldular, Mars`ın
tapusunu verdiler buna. İş teklifi gelmiş. Başta ne var bunda arada geliyor
zaten falan desem de eklenen üç dört sıfır ve para birimi değişikliği uçak
çapta bir çarpıntı yaptı. Gerçi sıfırlardan sonra odaklanamamışım ve küçük
detayı kaçırmışım. İş Dubai`deymiş. Yemişim sıfırını falan ne Dubai`si be! Olayları
idrak ettiğimde kaynar su döküldü başımdan deyişi biraz hafif kalıyor. Kendimi tencerenin
içine koyduktan sonra yavaş yavaş suyu kaynatılan kurbağa gibi hissettim.
Zavallı biz başımıza ne geldiğini bile anlamadık. Ben daha elin kızıyla baş
edemezken, üzerinde peruklu bir adam olan tüm dünyanın onun içi savaştığı bir
şeyle nasıl savaşacağım. Bir adam yüzünden terk edilmeme şu kadarcık kalmış.
Bari rakibim kanlı canlı bir kadın olsaydı. Onurlu bir savaş verebilirdim. Adamın
sesi bülbül gibi şakıyınca ne güzel deyip kapattım, keşke hiç açmasaydım. Teknoloji
şirketleri keşke kötü haberi sezen telefonlar bulsa, uyarsa. Öğrendiğimden bu
yana yedi saat geçti ve Saw izleyip salya sümük ağlıyorum. Annem psikopat
olduğumu düşünüyor. Babam ağrım yüzünden sanıp üç kez zorla hastaneye götürmeye
kalktı. Bilmiyorlar ki elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor.
3 Kasım 2017 Cuma
açık mesaj ver
Şahsi fikrimi soracak olursanız dönem koca değil kaynana
seçme vakti. Altın kurala çok uygun davranmasam da hayat bu B planı her zaman
şart. Eğer kaynanadan önce adamı seçtiyseniz kaynanayı düğünüzde ilk defa
görün. Akraba olaylarına girmeyin hiçbir şekilde. Şu ana kadar çizgimi hiç
bozmadım. Ailesi ile tanıştırma girişimlerini bir şekilde atlattım. Midemimi
üşütmedim, babam çıkmama izin vermiyor mu demedim hatta bir keresinde acildeyim
hastayım deyip sonra ondan önce hastaneye varmaya bile çalıştım. Sanırım ondan
olsa gerek Joker`de anne babası ve abla dediği kuzeniyle tanışma fikrinden
bahsetmez oldu. Ancak tek dişi kalmış kıskançlığım Kakalak Joker`in abla dediği
kuzenle hala tanışmadığıma laf atıp istenmeyen layık olmayan kız muamelesi
yapınca bana tutturdum tanıştır bizi diye. Bizimki bir heyecanlı sanırsınız Kanada
Başkanı ile tanıştıracak beni. Bana üstüne düzgün bir şeyler giyseydin dedi it.
İşsiz güçsüz ortalıkta dolaşıyor olabilirim ama gün içinde işlerim vardı eve
uğrayıp tipi düzeltemedim. Hem ne var yani kot thsirt iste mis gibi. İnsan
içinde dolaşmışım bütün gün onunla ben. Kraliçe Elizabeth`e takdim edileceğim
sanki diye düşünürken kızı görünce Elizabeth daha sevimli gözüme. Baştan aşağı
hatun klas. Ülkede kast sistemi olsa ben ancak nefes alırım. Eh böyle olunca da
benim özgüven kuyruğu kopmuş kedi gibi köşeye çekildi. Zaten kızın ağzında
yaydığı kelimelerle sohbete de odaklanamadım. Bir ara ben üniverstede bile
derslere kot thirtle gitmedim. Bizim zamanımızda kürkle gezerdik dedik. Herhalde
onun zamanında orta asyadan henüz göçmemiştik. Sen bir daha giy o kürkleri de Peta
kırmızıya boyasın seni. Pis vahşi. Kızın gözünde işsiz güçsüz, vasat kılıklı
hatta Joker`in paralarını yiyen bir imaj oluşturdum resmen. Bir süre sonra beni
görmezden gelmeye bile başladı tilki katili. Sevgilisi durumu anlamış olsa
gerek benimle sohbet etti de akşamın sonu geldi. En son ayrılırken Bayan Kürk
zeki kızsın dedi ama iltifat mı etti, hakaret mi anlayamadığıma göre o kadarda
zeki değilim.
Etiketler:
aile,
ben,
blog,
blogger,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
Joker,
kız meseleleri,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
29 Ekim 2017 Pazar
bitmeyen regl
Boğa güreşleri resmen Lady Cumhuriyetinde başlamış
bulunmaktadır. Yalnız ben arenada matador değilim. Ben kıskançlıktan gözü kör
olmuş boğayım. Matadorum olan Kakalak`ın ise bu savaştan bağırsakları deşilmiş
olarak ayrılması hedefimiz. Tamam bağırsakları deşilmiş olmasa da kafasına
yediği darbe sonrası Joker`e dair her şeyi unutsun kafi. Şimdi elin psikopatı
bağırsaklarını falan deşer bu yazdıklarım yüzünden işlemediğim suçlardan dolayı
hapishanede Joker`den temiz don beklemeyeyim. Gerçi Joker`de ne temiz donluk adamdır
tartışılır. Joker ve Kakalak`ın geçmişini öğrendiğimden beri kıskançlıktan
deliriyorum. Meğer kıskançlık insanı yiyip bitiren 7/24 emek isteyen tam zamanlı bir işmiş. Bütün şeytanla ortak
çalışan, sevgilisine bitirme projesi muamelesi yapan arkadaşlarımı elimde not
defteriyle dinliyorum. Vizelerime finnllerime böyle çalışmazdım ben. Tamam adamın
el değmemiş olmadığını biliyorum ki sevgilileriyle bile aynı ortamda olduğum
oldu ama hiç böyle kıskanmadım. Ama Kakalak mevzusuna çok geç uyanmam ve
hatunla altlı üstlü oturdukları gerçeği beni delirtiyor. Kakalak kapıyı çalar;
ampul patladı, musluk bozuldu, evde ses duydum bahaneleriyle Joker`i çağırır…
sonrası +18. Ucuz Brezilya dizileri aklımdan geçenlerin yanında masum kalıyor. Aklıma
geldikçe arayıp Joker`i ağzına güzelce tuvalet muamelesi yapmak istiyorum. Gerçeklikle
hayallerim arada birbirine girse de henüz fire vermiş değilim. Joker`in beni
tanıdığından beri en yumuşak, tatlı haldeyim. Beyni elinden alınmış koyun
gibiyim. Ne dese bir katılmalar, sevimsiz sevimsiz sen ne dersen o`lar. Hayır ben
bile tiksindim kendimden. Nasıl bir omurgasızlık ama elimde değil. Kavga
ettiğimiz sonrasında Joker`in teselliyi Kakalak`ın kollarında bulduğu
görüntüler aklımda dolaşırken ben adama sıçarım senin de onunda çarkına nasıl
derim. Lan zaten bende akıl olsa bizim şu büyüklerin zamanında dediği cahillik
mutluluk ikilisi ile devam ederdim. Kakalak`ı görmeye vakti kalmasın diye
Joker`e şu sıra bir tek uyumaya vakit bırakıyorum. Sürekli bir etkinlik,
özledimler. Yeminle bu gidişle bu çocuk
benden bezecek. Çocuk son iki haftadır regli falan olduğumu düşünüyor. Bugün
bir doktora falan mı gitsen iki haftadır reglisin dedi. Bitmiyor canım
bitmiyor. Çaresi doktor falan da değil.
Not: Joker`i Kakalak`tan uzak tutma etkinliklerinden biri “Bak
Bizim Şarkımızı Çalıyorlar” müzikaline gittik. Çok beğendim tavsiye ederi ancak
mevzu benim iki hayvanı ifşam. Hatunun biri oyun sırasında açtı telefonla
konuştu. Ya sen nasıl bir yaratıksın. Diğeri de oyun sırasında flaş patlatarak
fotoğraf çekti ki bu da kadın olmakla birlikte yetmedi ikinci kez aynı şeyi
yaptı. Kadınların bu konuda daha duyarlı olduğunu düşünen ben cidden hayal kırıklığına uğradım yine. Bundan sonra
böyle hayvanları her seferinde budan rezil edeceğim. Azıcık saygı.
Etiketler:
ben,
blog,
blogger,
edepsiz kız,
gözü dönmüş,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
Joker,
Kakalak,
kıskançlık,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
11 Ekim 2017 Çarşamba
çocuklarıma baba da seçtirmiyorlar
Ne erkek gururuymuş kardeşim. Yeni doğmuş kedi yavrusu
benden daha art niyetlidir. Öyle masumca söyledim. Bir anda ağzımdan çıkıverdi.
Bilinçaltı bu sahip çıkamıyorsun ki. Köpek falan değil ki gezmeye çıktığında
tasma takasın. Hem insanın başına ne gelecek, hayat seni nereye alıp götürecek
bilemezsin. Bir bakarsın gün gün gezip dedikodu yapıyorsun, bir bakarsın
sarayında oturmuş yeni botoxlanmış yüzünle portreni çizdiriyorsun. Tüm suç
işgüzar arkadaşlarda. Siz evlendiniz jet hızıyla çocuk yapıyorsunuz diye herkes
sizin yoldan gitsin, o çukura düşsün istiyorsunuz. Bence evli insanlar biz
bekarları kıskanıyor. Onun ailesini hoş tut bununkini derken yıpranıyorlar.
Sonra herkes onlarla çeksin beter olsun istiyorlar. Tamam belki iyidir hoştur
ama bakın sizin yüzünüzden ben trip çekiyorum. Çocuk yolda olunca salağın biri
kaç çocuk istersin bombasını ortaya attı. Dört dedim tabi ki. Ne kadar
kalabalık aile o kadar iyidir. Joker de “Dört çok iki yeter ya, fazlasını
yapmayız, kurbağa” dedi. Hayır Allah aşkına olmayan folu yumurtayı geçtim ne
diye cevap veriyorsam bende. İçimden Joker`e
“Çocukları senden yapacağımı nerden çıkardın?” dedim. İçimden söylediğimi düşündüm
daha doğrusu. Ortam bir anda sessizleşince Joker`de suratıma boş boş bakınca
durumu fark ettim. Yani insanlık hali dünya hali ne olacağı belli olmaz ondan
dedim, bir anda öyle çıktı yoksa tabi ki sen kaç istersen o hayatım dedim
kurtulamadım. Panikle devam edip “bak ya ölsen tamam ağlarım üzülürüm ama annem
babam torun torba ister diye evlenirim yoksa biliyorsun beni” deyip sıçtığımı
sıvadım. Aman, sanki ben ölsem cinsel perhize girecek. Rahipti bizimki. Ayrıca
çocuğu ben doğuracağım ona ne sayısından ya. Gözüm keserse beş bile yaparım.
Etiketler:
ben,
blog,
blogger,
evli çiftlerin laneti,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
5 Ekim 2017 Perşembe
pagan bayramları için kurbanım hazır
Kimlerin eline düştüm ben. Kara bahtımın kör talihine
sıçayım. Ya ne olurdu sonsuza kadar mutlu yaşadılar en azından 60`a kadar mutlu
yaşadı, “eşi ölünce ne kadar üzülse de hayat üzülmekle geçmez dedi ve 63`ünde
ikinci baharı ile bir kez daha aşık oldu” falan olsaydı. Bakın vicdansızda
değilim, 3 yıl yas tutmuşum. Ama ben nelerle uğraşıyorum. Meğer Kakalak,
NilKuşu`na değil bana düşmanmış. Onu çoktan kesmem gerekiyormuş. Lan koloni
halinde aynı yere toplanmışlar bir de. Sanki İstanbul`da başka satılık daire
yok. Birbirlerinin götünden ayrılamamışlar. Hepsi aynı yerden ev alıp
komşuculuk oynuyorlar resmen. NilKuşu yıllardır sevgili Aslan`ı Kakalak
hatundan kıskanıyor. Zamanında bir öpüşmüşler falan kız hala Aslan`a melül
melül bakıyor. Dolayısıyla bizde kızlar kitabın 16. Maddesine dayanarak
Kakalak`tan nefret ediyoruz. Bütün sinsi, samimiyetsiz gülüşlerimizi ona
saklıyoruz. Hak ediyor da hani. Sevgilisi var ama Aslan`a asılmaktan da geri duramıyor
çünkü. Tabi o da benden ve NilKuşundan sonuna kadar nefret ediyor ve her
fırsatta arkamızdan sallıyor, duyuyoruz. Ama zavallı masum ben bunun sadece
NilKuşu`nun arkadaşı kategorisi yüzünden sanıyordum. Meğer kız Joker üstünde hak
sahibi falan olduğunu düşünüyormuş. Neye dayanarak derseniz, benim nefret ve
şüphe dolu bakışlarımla her şey ortaya çıktı. Bu Kakalak pek bir elini kolunu
sevgilimin üzerinde tutuyordu, kıskanıyorum demeyip karizmayı bozmamak için he
dedim geçtim. Buraya da gelip kıskançlıktan midem kurtlandı yazamadım haliyle.
Ama bu iyice sevgilimin ağzının içine içine soktuğu dudaklarla olayı “ruh
çağırıp bunu kurban etsem ne çıkar” boyutlarına getirdi. Narnia Günlükleri
cadısı gibi Jokeri avlamak için zamanı bekledim, lafımı dolandırdım, yumuşakça “Ya
sizin bu Kakalakla aranızda bir şey geçti mi daha önce?” diye sordum ama o
nasıl bir sorma zerre umurumda değil havasında. Nerden çıktıları falanı sümüklü
peçetem yaptım bizim doğrucu davutta zaten dünden hazır “ya biz onla daha önce
takıldık” demesin mi? Takılmak derken aklınıza izlediğiniz Türk dizileri gelmesin.
Bildiğiniz yatmışlar ve ben bunu yeni öğrenmekle birlikte arkadaşız diyorlar ya.
Ben hiç arkadaşımla yatıp kalmadım. Lan Dawson`s Creek mi çekiyoruz burda?
Allah`ım bu kız senin arkadaşının kardeşi ya. Türk örf adetleri ne oldu ya.
Aslında varya kızın abisine de, Joker`i de Aslan`ı da eşek sudan gelene kadar
dövsün. Ya ben bu adamın birlikte olduğu kadınları görmek duymak istemiyorken
şu halime bak. Her yer Konya ovası mübarek. Kafayı yicem yaaa. Bu kız Joker`in
alt dairesinde oturuyor. Joker`in o evden taşınması 3. Dünya Savaşından daha
önemli hala geldi benim için resmen.
2 Ekim 2017 Pazartesi
problemin cevabı ben
Küme problemine çevirdiniz iyice işleri. Bir düğün salonunda
500 davetlinin 6/10 kadındır. Bunların 1/4 evli, 15 tanesinin bir ayağı
çukurda, 20 tanesinin başı bağlı. Bu davette evlenmek istemeyen kız kimdir? Bir
evlenme furyası aldı başını gidiyor. Whatsapp gruplarının hepsini çeyiz,
dantel, yatak örtüsü muhabbetleri yüzünden sessize aldım. Geçen ay dört düğün,
iki söz, bir nişan ve kaybedilen 5 çeyrekle kapattım. Baktıkları düğün
mekanlarından giyecekleri dona kadar paylaşmaya başladılar. Üzerine bir de
karşı tarafın ailesi ile yaşanan çekişmeleri de dinleyip taraf olmamız
bekleniyor. Asıl bomba Hostes o sosyopat sevgilisiyle evlendi. Sidikli istemeye
istemeye nikah şahidi oldu. Hostes için güldük eğlendik, o salağın elini sıkıp
tebrik etmek zorunda kaldık. Gerçi kına gecesinde anasını trolledik sefam
olsun. Geçen yıl tanışıp kırk yıldır arkadaş gibi olduğumuz dört kızdan üçü
evlendi. Resmen toplu sünnet düğüne katılmış gibiyim. Bir de yetmezmiş gibi siz
ne zaman evleniyorsunuz diye soruyorlar. Ya kardeşim ben evlenmek istemiyorum.
Keyfim yerinde. Bana çok uzak bir fikir gibi geliyor. Çok gencim bir kere. 24
nedir ya. Benim anneannem 15 yaşında evlenmenin normal olduğu zamanlarda 22
yaşında evlenip, 27 den önce çocuk yapmamış kadın. Çok kendisiyle anlaşamasakta
biz birbirimize çok benziyoruz bu yıl ilk defa anladım. Her kadının hayali
gelinlik, evlenmek değil. Bıktım artık evlilik sorusundan. Kendi çapınızda
evlenin. Bir de o ayakkabının altına ismimi yazmaktan vaz geçin, kafama da
çiçek fırlatmayın. Hayır bir tanesi kalkmadım diye masama fırlattığı çiçek
yüzünden etraf alev aldı. Kabus görüyorum arkadaşlar yapmayın lütfen.
Merak edene: damat neden sosyopat?
Etiketler:
bekar,
blog,
blogger,
çeyiz,
düğün,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
28 Eylül 2017 Perşembe
araban olduğunu 153463135 paylaşımından anlamıştım
Gına geldi instagram serserilerinden. 1970lerde Pers
kaplanının nesli tükendi, onlar amip gibi çoğalıyor. Sosyal medya adına bir
instagram kalmıştı elimde tutunacak dal. Gözüm kulağım kanayınca daha fazla
sessiz kalamadım. Yediğini içtiğini koydun altında tarif vardır, çok iyi
yapılan yerdir dedik görmezden geldik. Gittiğin düğün derneğe bizi de götürdün,
yaptığın tatile 3. tekil şahıs yaptın onu da çektik sineye. Ama o araba
kullanırken direksiyon manzaralı dinleme listelerine son vermenizin zamanı
geldi. Lanet hikayeler otomatik geçiyor ve 3 hikayeden beri direksiyon. Bir de
bunlar öyle bir ayarlıyor ki öndeki araç ile direksiyon fifty fifty iken sağdan
bir de şarkı ismini de gözümüze sokuyorlar. Heves etmiş bir kez yapmış dersinde
her gün evine gidip gelirken bize de bu yapılmaz ki. Sevdiğin şarkıları dinlemek
istesem girer spotify listelerini dinlerim. Ülkede Demet Akalın, İrem Derici (ve
türevleri) şarkıları sevmeyenlerde var. Biz zaten biliyoruz İstanbul`da
ilerlemeyen bir trafik var. Instagram hikayen olcak diye kaza yapacaksın ya. Annemin dediği gibi elin işte gözün oynaşta olmasın. Hikayenizde boş boş konuşun, eğlendirin, güldürün, bir
güzellik gösterin ama şarkılarınızla trafiği paylaşmayın.
Etiketler:
ben,
eleştiri,
günlük,
ilişki raporu,
insstagram,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
14 Ekim 2016 Cuma
götünde ayılar kamp kursun sevgilim
Kamp fikren sevdiğim, yapan insanlara özenerek baktığım bir
olay. Topla çadırını dünya senin. Gez, gezerken gör ve üzerine eğlen daha ne
olsun. Daha önce babamlarla birkaç kez yaptık ve ben insanların burnundan
getirdim. “Çok sıcak, böcek var burada, sıkıldım, şarj da bitti, off poff”
Annemle babam zavallılarım ne yapsınlar belki bir gün çocuklar karışmış diye
biri çıkar gelir diye bekliyorlar. Bense tüm bunları unutup yalvardım yakardım
gerçekleri çarpıttım izni kopardım. Jokerle kamp yapacağız diye nasıl mutluyum.
Herkesin paylaştığı o romantik fotoğrafları yaşayacağım. Hatta bende istiyorum
ama çekmesi için yanımda üçüncü kişiyi taşıyamam, makine sabitleme ayarla pozu
içinde fazla üşengecim. Adam inşaat mühendisi çadırı beş dakikada kurdu, bana
kalsa kuramaz sazdan barınak yapardım. Gerçi çadır kuramayan adamın yaptığı
barınaktan anca Barbie evi olur. Her şey uyuma vaktine iyiydi. Ayaktayken soğuğu
bir şekilde atlatıyorsun da, uyumaya çalışırken o soğuk sende sürekli çişim
var, altıma kaçırırsam of buralar hep kokar düşüncelerine sürüklüyor. Zaten
insanın götü donarken, bacaklarını rahatça açıp yastığına sarılamadığı o uyku
tulumunda uyku mümkün olmuyor. Ofladım pufladım Jokerin kılı kıpırdamayınca
söylenmeye başladım. Ben söylenirken baktım adam rüya görüyor en son
tekmeleyerek uyandırdım kalk gidiyoruz götüm dondu dedim. Evime döndüm sıcak
yatağıma girdim demek bende isterdim ama nerde bende o sevgili. Bu saatte araba
kullanamazmış, annemler telaşlanırmış. Anam babam asıl ben soğuktan ölürsem
telaşlanır desem de dinlemedi. Sonunda çadırı bırakıp arabada yattık. Gözüme
gram uyku girmese de sıcaktı. Tüm hayallerim bok oldu bari güneşin doğuşunu
birlikte izleyelim dedim aldığım tek cevap “horrr” oldu iyi mi? O gün bugündür de
yataktan çıkamadım, yediğim iğneler popomu süzgece çevirdi.
Etiketler:
ben,
blog,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kamp,
kişisel blog,
kişisel post,
sevgili
15 Haziran 2016 Çarşamba
onda ararken bende buldum öküzü
Reenkarnasyona inansam bundan önceki bir milyon yaşamımı öküz olarak geçirdiğime yemin edebilirdim. Hatırlamadım. Ben oruç tutup Joker tutmayınca işten sonra onla görüşmek yerine direk eve gidip her akşam dakika sayıyorum. Dünde bundan farklı değildi. Sonra bir telefonla beş dakikada hazırlanıp kapımda bekleyen Joker`in yanına indiğimde etrafta cidden kamera aradım. Yağmurun altında şemsiye ile bir insan bu kadar yakışıklı görünmemeli. Adam ne kadar zaman zaman pisliğin teki olsada takım elbise ile cidden dehşet görünüyor. Yırtık kotumla yanına yakışmayacağımı anlamam bir saniye mi bile almadı. Gerçi ne önemi var ki? O anakartımı yakan gülümsemesiyle "Birinci yılımız kutlu olsun" dediğinde yağmurun sıradan bir yağmur olmadığına asit yağdığına yemin edebilirim. Hatırlamakla kalmamış bir de hediye almış. elime poşetleri tutuşturup üstümü değiştirmemi, yemeğe götüreceğini söylediği kısmını pek algılayamadım. Çünkü o sıra adamı öpsem yani gerçekten öpsem orucumun başına ne gelirdi onu düşünüyordum. Hatta bir kereliğe mahsus Allah orucumu bozdu kabul etmese olmaz mı diye pazarlığa bile giriştim de cevap alamadım. Pretty Woman filmindeki Julia Roberts`ın ayaklarının yerden kesilmesi bile benimkinin yanına yaklaşamazdı. Eve çıkarken Joker`in patentini almayı çoktan kafaya koymuştum. Gerçi o elbise ve ayakkabıyı görünce adamı nüfusuma geçirmeye karar verdim. Gerçi birde el çantası alsa harika olurdu ama şanslı ki bende bunlarla sırıtmayacak bir tane vardı. Mutluluk uçağımın ne zaman çakıldığına gelirsek annemin "Sen ne aldın?" sorusuna soru işaretini koymadan hemen önce. Allah benim belamı versin. Ben hediyeyi bırakın tarihi hatırlamaktan geçtim, tarihi bile bilmiyordum. Adam bana bunları alsın ben unutayım. Joker`i azıcık tanıyorsam geri kalan ömrümde bunun dalgasını geçer, lafını yapar, millete beni rezil eder. Zekamı tekrar kullanmaya başladığımda Uyuz`un odasına daldım hediye aldım diye bir şeyler aramaya başladım. Parfüm şişeleri kullanıldığını belli ediyordu, en son aldığım gömlekleri çoktan giymiş. Sonra geçen ay aldığım saati görünce masada Uyuzla biraz kavga etsekte vermeye razı oldu. Tabi daha iyisini almam koşuluyla. Hemen saat kutusuna koydum, hazırlandım çıktım. Çok şık bir yere götürdü, hiç öküzlük yapmadı. Ben aç karnımı doyurup tatlıyı beklerken hediyesini verdim. Paketletemedim diye mırın kırın ettim. Bu hediyeyi açıp gülünce bir bokluk olduğunu anladım. Tek kaşını kaldırıp "bunun benim olduğuna emin misin?" dediğinde yatakta yakalansan inkar politikasıyla evet diye üsteledim. Yemedi çünkü salak ben saatin markasıyla kutusunu tutturamamış Uyuz`un başka bir saat kutusuna koymuşum. Kaldı ki unuttuğum diğer şey bu saati seçerken o da yanımdaydı. Sanırım hayatımda en çok utandığım ikinci an bu an. Sonunda hatırlamadığımı, o hediyeyle gelincede elime yüzüme bulaştırdığım dümeni itiraf ettim. Allah`da benim taksit taksit belamı versin. Açken beynim çalışmıyor diye minareyi çalıp kılıfı uyduramadım resmen.
Etiketler:
ben,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel post,
öküz sevgili,
pretyy woman
2 Haziran 2016 Perşembe
annem beni külkedisi kalayım diye doğurmuş
Ne zaman benim özel işim olsa iş yerinde işler patlıyor. Sonra benim tek isteğim gözlerimin altı balon gibi şişsin çok uyumaktan oluyor. Bir insan için bundan daha güzel bir beddua bilmiyorum ben. Gerçi iş bedduaya gelince sanırım o işi çok güzel yapıyorum. Özellikle Joker`e ise. Gözlerim yakında çalışmaktan şişe camına ihtiyaç duyana kadar çalıştım. Beni öyle kafa kaşıyacak zaman kurtarmadı. Bir de dertsiz başıma dert açıp girdiğim şu ikinci okulun finalleri vardı. Vizelerim de nazar değdirmeyin ama çok iyi olunca finallere girmeden duramadım. Tuğla tuğla okuyup sınavlarda bir halt yapamadım gerçi. Gece gündüz uyumayıp çalışınca halime üzülen sevgili Joker beni bir pamuklara sarmadı. Nasılda anlayışlı diye hayaller kurdum. Gerçekler bol dırdır. Adamın içinden öküz çıktı diyeceğim ama dışı da öyle. Allah'ım ne vardı bana da bir prens göndersen. Beyaz atı olmasa da olurdu. Prensesi el üstünde tutsa yeterdi. Ondan bile vazgeçtim bir miktar anlayış yeterdi. Bizimki ne yaptı "o saate kadar çalışılır mı?" isimli roman yazdı. Evde ders çalışıyorsam da bu ne okulu diye söylendi. Bununla da yetinmedi dinozorlar hala hayattayken girilmiş bir iddianın ödülü istedi. Şu masal yüzünden girdiğimiz. O kadar unutmuşum ki hatırlatana kadar ağzımı yaya yaya saçmalama yaa dedim durdum. Ona kahvaltı hazırlamamı isteyince oh dedim yırttım. İki omlet zeytin peynir ayarlarım tamam işte. Birde bunu azıcık süsleyince nasıl zahmetlere katlanmış, özenmiş der. Ama ben kimim ki şeytanın stajyerini kandırabileceğimi düşünüyorum. Adam bana istek listesi bıraktı. Böyle börekli, poğaçalı. liste o kadar uzundu ki bir de altına kuş sütü yazmış. Canı çekmiş. Bir insan hem sigara böreği hem peynirli börek nasıl ister ya. İkisininde mantığı peynirde bitiyor hani. Kıymalıdan bahsetmedim peynirlerin arasına girmemek için. Üç çeşit poğaça istemiş, insan olan iki tanesini yediğinde doyuyor. Pankek mi istememiş, omlet mi istememiş ki onuda kuru kuru istememiş bilmem neli olsun diye dip not yazmış. O kadar çok şey isteyince cumartesi akşamımı mutfakta köle gibi çalışarak harcadım. Pazar sabahı erkenden kalktım doldurdum gelsin alsın diye bekliyorum elim kolum dolu ya! Gelmedi uykusu çokmuş kendim gidecekmişim. Bende bindim taksiye öyle gittim. Tüm kahvaltı tantanası bitince de 70 liramı geri istedim oh olsun ona. Ya ben geldim mutfakta iki tava birden çeviriyorum omletler havada uçuşuyor o horul horul uyudu. Asıl bombaya gelin siz. Meğer Aslanla iddiaya girmiş kaybeden bir ordu dolusu erkeğin isteklerini pişirecekmiş. Tabi bizimkide benim kaybettiğim iddiayı hatırlayınca üstüme, ona acıyıp sadece omlet isteyen arkadaşından ilham alıp kargaların götünü yayıp yattığı saatte ben kahvaltı hazırladım. İnşallah önemli bir görüşmen de ishal olursun tuvaletten çıkamaz işi eline yüzüne bulaştırırsın. Götün açıkta kalır da rüyanda o bana yaptırdığın browninin hamuruyla fırında görürsün kendini.
Etiketler:
ben,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel post,
külkedisi
5 Mayıs 2016 Perşembe
kaç kilometre gitmem lazım
Şu dünyada en fazla değer verdiğim şeylerden biri hard diskim. Okula başladığımda bilgisayarım bozulup tüm emeklerimin çöpe gittiği zaman almıştım. O günden sonra her bilgi parçasını tek tek klasörledim. Okuldaki projeler, stajlardaki, dışarıya yaptığım işler, üzerinde çalıştığım şeyler hatta koca bir makale arşivi. Dolabıma bile göstermediğim titizlikle düzenler, kimselere vermez, virüsten uzak tutardım ben onu. Sonra kaybettim. Nerde nasıl bulamadım. Tüm evi aradım kitaplığı boşalttım belki kitapların arasında kalmıştır diye sanki kağıt parçası. İş yerindeki odamı aradım yok. Metrobüste falan ya düşürdüm ya çaldırdım diye düşündüm. Sonra Joker "Arabanın bagajında bak ne buldum?" diye çıkarında havalara uçtum. hatta elinden alıp çocuğa ahtopat gibi sarıldım. Sevinç çığlıkları belki bir iki ceylan gibi sekmede yapmış olabilirim. Sonuçta uzun zamandır çalıştığım şeylere yeniden başlamak zorunda kalmayacaktım. Emeklerim çöple buluşmamıştı. Bu arada da sevinirken doğal olarak beni mutlu eden herkese dağıttığım o seni seviyorumlardan birini demişim. Fark bile etmedim. Seni seviyorum çok sık kullandığım kelimelerden biri. Hele beni sevindirecek bir şey yaptıysanız yüzde yüz duymuşsunuzdur. Ama ona ne söyledim ne de onun ağzından duydum. Ne kadardır birlikteyiz bilmiyorum ama sanırım bir 9 10 ay oldu. İlişkimde hala benden korkularımdan ve onun o olmasından kaynaklı bir sürü sorunumuz var. Hiç bir zaman emin olamamışken talep etmek saçma geldi. Belkide kelime duymaya ihtiyacım yoktu sadece. Ama ben fark etmeden bunları söylerken soğuk bir suratla "İlişkimizin bunları söyleyecek kadar ilerlediğini düşünmüyorum" dedi. Anlamadım bile neyden bahsettiğini "Beni sevdiğini söyledinya ondan bahsediyorum" dedi. Kim ayağıma beton döktü bilmiyorum ama kıçıma tekmeyi basan kesinlikle Joker oldu. Köprüden atlayıp hayatta kalan var mı bilmem ama en azından 3. köprüyü beklemeliydi. O köprüden düşüp ölen ilk ben olup hatırlanırdım en azından. Hiç bir şey söyleyemedim. Güldüm teşekkür ettim "Sidikli geldi bugün ben erken dönüyorum eve" dedim ve kaçtım.
Etiketler:
ben,
blog,
günlük,
ilişki raporu,
ilişkimin anatomisi,
Joker,
kişisel blog,
kişisel post
4 Nisan 2016 Pazartesi
yularımı kendim çekerim
Bir sweatshirt yüzünden birbirimize girdik. Huysuz, hödük,
pislik. Hep onun dediği olmak zorunda hep onun istekleri. Onun yüzünden ben ben
olmaktan vazgeçmek zorunda mıyım? Ben hep böyleydim zaten. Onu hiç bir şey için
zorlamadım bile. Ama on beni onu değişmeye zorlamakla suçladı. Hayvan. Cumartesi
günü aşağıdayım dediğinde beklemesin diye üstümdeki sweatshirt altına bir kot pantolon
giydim indim. İşteki bir sorun yüzünden
huysuzdu bugün sinirliyim üstüne çok gelirsem ondan dedi ona da tamam dedim.
Onunla görüşürken iç özen göstermediğimden dem vurdu, daha feminem giymemi
istedi ses çıkarmadım. Eh onunla görüşürken ekstra uğraşmadığım malum ama ben
işe giderken bile makyaj yapmıyorum. Belki ilk bir hafta ancak yapmışımdır. Ama
eve bırakacakken o çekmeyi beceremediğim kemer konusunda yardım etmeye kalkınca
kıyamet koptu. “Sen sütyensiz mi geziyorsun” diye hayvan herif bana bağırdı. Uyuz`un
sweatshirtünü giydiğimden boldu ve o
salak çeyi evde otururken takıyorum. Onun ne kadar rahatsız edici bir şey
olduğunu kusura bakmasın ama hayatında bir kere takmamışken bilemez. Ben o
salak şeylerden nefret ediyorum. Çok bol olduğundan fark edilmiyor diye
giymedim. O beklemesin diye de uğraşmadım giymeye. Hem ona mı sorcam ya neyi
giyip giymemeye. Bende onun karışamayacağını söyleyince olayı babasından para almamaya
bağladı. Neymiş ben babasından para almaması gerektiğini düşündüğüm için
almıyormuş, benim için daha iyi bir insan olmaya çalışıyormuş. Ben bunların hiç
birini ondan talep etmemişken benim dünya görüşüme göre şekillenmeye çalışan o.
Tek dırdır etmemişken. Ama o düşüncelerimi yapmak zorunda hissediyormuş. Ben
ondan hiçbir şey talep etmezken erkek çocuğu gibi giyinme diyen o. O mu karar
verecek nasıl giyineceğime. Şu açılan düğme olayınıda attı tabi önüme. O günde
giymeseymişim ne olurmuş acaba. Salaktım ben çünkü gömlekle sweatshirt arası
farkı bilmiyordum. Böyle onsuz ne kadar sakin ve güzel bir gün geçirdiğimi
yazmak istedim ama kendimi bir anda klavyede ona nefret kusarken buldum. İnsanların
beni ben olduğum için yargılamasından nefret ediyorum. İşe giderken tüm o plaza
havasına uymak için zorunlu bırakıldığım giysilerden, makyaj yapmamamın
yargılanmasından, sütyen takmaya mecbur kalmaktan nefret ediyorum. En çok da
Joker`in ondan istemediklerim hakkında kendince fikirlere kapılmasından nefret
ediyorum.
Etiketler:
ben,
blog,
günlük,
ilişki raporu,
ilişkimin anatomisi,
Joker,
kişisel blog,
kişisel post
29 Mart 2016 Salı
mahalle baskısını da özlettiniz ya
Ben bin bir zorluklara onu evime alayım onun bana
yaptıklarına bak. Babam her hafta sonu annemin yanına gidiyor bazen hafta
içinden. Bende evde tek kalmak istemediğimden Joker`i yılan dilli komşularımdan
kaçıra kaçıra eve alıyorum. Hangi götüme güveniyorum onu da bilmiyorum ama
adrenalin seviyorum ben belli. Yakalansak anneme bırakmadan yerler beni. Bari
haklı yere yeseler, oynaşmıyorum bile. Uyuzun odasını verdim ona, o da baya
parfüm şişesi bırakacak kadar sahiplendi resmen. Yakında çantasıyla gelip
dolabı doldurursa şaşırmam. İşte biz oturduk belgesel izlerken bir akşam kapı
çaldı. Emin belgeseldir deyip pis pis sırıtmayın valla öyle. Ama kapıdaki
komşuya ben belgesel izliyordum desem de ne fayda. Bende telaşla Jokeri
annemlerin odasına kapatıp, bardağını lavaboya resmen fırlatıp kapıya koştum.
Komşu bir arkadaşıyla gelmiş, kadın iyi fal bakıyormuş tutturdu sana getirdim
hadi baktır. Yok dedim, uykumda çok kahve içmiyim dedim ama en son ben mutfakta
3 adet Türk kahvesi yaparken buldum kendimi. Gitsinler diye sohbet muhabbet
açmıyorum ama onlar ihtiyaç duymadan bana konuşuyorlar, esniyorum yemiyor. Türk
kahvesini diklemememi yanayım, bunların birde soğusun, telvesi çöksün
demelerine mi? Saniye saniye saniye saydım o soğurken ben ter attım. Ya bunun
telefonu çalarsa, ya bir şeyi ortadan kaldırmadıysam, zaten kapıyı geç açtım
diye işkillendiler, ne var yani gerçekten işemişte olabilirdim. Neyse bizim
kadın açtı fincanı başladı klasikleri sıralamaya. Sonra bu dedi ki “Bir çocuk
varmış olmamış aranız, istememişsin bunu. Çocuk senden baya etkilenmiş ama.” “Ben
kim milleti etkilemek kim abla” dedim kadın bana “Yok zaten sen bunun
arkadaşını ayartmışsın sonra” dedi. “Siz
hala birliktesiniz bak bu çocukla” dedi. Hayır bu kesin Mühendis`le Joker`de
diyemiyorum bir şey. Komşu şok vay efendim neden söylemedin demeye başladı.
Bende yok öyle bir şey olsa sevgilim demez miyim diyorum, komşu gelen giden
arabadan belli o çocuk mu diyor. İlk bir kaynar su döküldü ama sonra bizimkinin
genel gelip gidişinden bahsettiğini fark ettim. Uyanık komşularım anlamasın
diye uzakta bir yerlerde bırakıp geliyor çocuk arabasını. Ben inkar ettikçe
kadın gıcık oldu “olmadıysa da olur” diye çemkirdi. Sonra bu bana demesin mi
sen evlenmek istemiyorum diyorsun ama bir anda evleneceksin. Al bir klasik daha
derken kadın ay bir şey gördüm söyleyemem ayağına girdi. Yalvar yakar söylettik
söylemese de olurmuş. Evleniyormuşum çünkü hamile kalacakmışım. Ay bir de demez
mi ikisi bir olup sevişiyorsun bari korun. Lan ben çocuğu yakalamasınlar diye
parmak ucunda gezeyim, bunlar laf etmesin diye endişe edeyim, bunlarda kalksın
bana doğum kontrolden bahsetsin. Saçmalamayın falan diyorum, komşu “annen seni
vurur bak ama üzülme ona demeden evlendiririz sizi” diyor. Bunlar Joker`i
gördüler de ondan mı şüphelendiler diyorum yok bunlar ciddi baya baya. Sinirim
tepeme çıkınca tabi ben bunları azıcık tersledim bunlarda trip ata ata gitti.
Konu komşu bile eski konu komşu değil. Ay birde bu joker dinleyip “Çocuk kesin
benden değil. Seks hayatımın içine sıçmasan böyle göbek yapmazdım.” Demez mi?
Gözüm döndü. Bağıramadığımdan ısırıp kapının önüne koydum. Onun seks hayatı
şenlensin diye ben aldatılmaya göz mü yumacağım? Bıktım bu erkeklerin seks
merakından. İstemiyorum işte zorla mı?
Etiketler:
ben,
blog,
fal,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel post,
komşu belası
16 Mart 2016 Çarşamba
mutlu sonla bitiyor kurbağa
“Minnettarım” sevdiğim kelimelerden biridir. Hep bana daha
içten gelmiştir. Söylerken ise ilk defa bu kadar içten hissediyorum.
Felsefecilerin söylediği değişimle ilgili her şey ne kadar doğruymuş. Bir yıl
önce şuan yanında duran adam için hissettiğim minnettarlıktan bahsetseler
uyuşturucu komasına falan girdiklerini düşünürdüm herhâlde. Ama öyle
hissediyorum. Garip ki Joker`in varlığına şükrediyorum. Kendime de ona da
şaşırıyorum. Bu kadar duyarlı olmasını beklemezdim. Ne de bana bu kadar değer
vermesini. Belki o bunu sadece arkadaşı olduğu biri için bile yapabilecek biri
ama ben aylarca onu tanımamak için uğraşmışım. Dedemin şahit olduğum ilk
krizinin üzerine aradığında ağlamaktan zor konuşuyordum ama aradığı için o
kadar rahatladım ki. Resmen kuyunun dibine adam ip atmıştı. Çürük ip elimde
kaldığında ona ne kadar çok ihtiyacım duyduğumu anladım. Şarjı bitti hemen
arayacağını söyledi ama saatlerce aramadı. Ona aramadığı için kızarken bir ipe
ne kadar çok ihtiyacım olduğunu anladım. Tam dört saat boyunca aramasını
bekledim. Salak bir telefon bu kadar saatte şarj olabileceğine göre beni aramak
istemiyor dedim. Ne beni aramak istiyor ne benim için kuyuya ip salmak istiyor
diye düşündüm. Hak etmiştim ama. Adama ben gidiyorum deyip sevgililer gününde
kaçan bendim. Telefonda soğuk konuşup aramalarına cevap vermeyende bendim.
Başıma ne geldiyse hak etmiştim işte. Sürekli ben dedim, özgürlüklerim,
hissettiklerim, hissetmek istemediklerim, güvensizliklerim, korkularım. Zaten
sonun böyle biteceğini biliyorken çok da şaşırmadım. Tekrar aradığında
aklımdaki tek şey hiç ağlamadan, onun benle vakit kaybetmesini engellemekti.
Ama o bana “nerdesin” dedi. 5 saat geçimişken ve ben son bir saatte kafamda
onunla ayrılık konuşmamı yapmışken “Nerdesin?” dedi. Muhtemelen son dakika dünya
kadar para bayıldığı uçak biletine rağmen,
havaalanı hastane arası kiraladığı aracın bozulmasına rağmen yanıma
geldi. Ben onun için böyle bir şey yapar mıyım emin bile değilken hatta itiraf
etmek gerekirse yapmazken o benim için yaptı. Ona sarılmak sanırım o ara
yaşadığım en rahatlatıcı şeydi. Acı çekerken güçlü durmak zorunda kalmadığım
tek insandı. Benim için gelmişti, elinde havalimanından aldığı masal kitabıyla.
Kitabı verirken dediği “Mutlu sonla bitiyor Kurbağa” hayatımda duyduğum en romantik cümle. Tek
sorunum Fransızcam “je t'aime ve bonjour”dan ibaret.
Etiketler:
ben,
blog,
en romantik cümle,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel post
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















