Terk edilince kuzu kuzu düştün buralara derseniz hakkınız
var derim ama ayıp olur. Kibarlığı elden bırakmayın derim. İki aydır ben
Joker`siz hayatta kalmaya çalışıyorum. Dışarıdan bakan anlamıyor. İki hafta
Joker ona buna ayrıldık diyene kadar ağzımı açmadım. Sonra zır telefon “Lady
ayrılmışsınız doğru mu?” Lan sana Joker demiş tabi doğru. Niye söylememişim bıdı
bıdı. Kuralları varmış. Ayrıldıktan sonra kendimi dışarı atıp hikayeler
paylaşmam, götümü başımı açıp bak bu taş kızı kaybettin mesajı veren fotoğraf
paylaşmalar, fon müziği imalı olan videolar ve tabi ki gurubum kadın erkek
karışık olmalı. Erkekleri de onun tanımaması gerekiyormuş. Bir falcı randevusu
şart adam dönecek mi bilmemiz lazım. Tabi tanıdıklarla kızın talibi çok
mesajları iletilmeliymiş. Bir süre sonra çok üzgün özledi seni ama bak bir
çocuk var iyi düzgün biri elini çabuk tut döneceksen dön diyecek dostlarım
araya girmeliymiş. Benim yaptığım ise iş ev iş ev. Kimseye söyleyemedim çünkü
ben kabul edemedim. Buraya ayrılık sonrası milletin dizdiği benim uyguladığım kadın taktiklerini yazıp dergi gibi prim yapmak isterdim ama hepsi yalan oldu. Uslu uslu aramasını bekledim ettim ama ayrılmışsınız diye arayan telefonlar Joker`i onla gördüm bunla gördüme döndü. Arkadaşı dedim, olur dedim işime evime gittim. Kocası tarafından boynuz yiyen ama erim yapmaz beni seviyor diyen kadın gibi inkar ve büyük bir inanış içinde bekledim. Sonra zır telefon Joker`i biriyle öpüşürken gördüm. Ona bile inanmadım be. Trump`ın seçildiğine inanamayan Hillary Clinton oldum bir anda. O kadar inanmadım ki fotoğraf istedim. Kendimi bu hala düşürdüm. Hayatımda ilk defa biri için anneme sarılıp hüngür hüngür ağladım. Joker için döktüğüm son göz yaşımdı, beni cidden terk etmiş. Üzüldüm. Pişman oldum tüm davranışlarım için. Onu dışladığım, duygularımdan
bahsetmediğim için ama lan siz erkekler değil misiniz duygu konuşmaktan bıkan.
Hani bizim dırdırımız bitseydi? Sana seni seviyorum bile dedim ki bu
uzaylıların dünyaya barış getirmesi gibi bir şey. Korkuyorum işte ben ilişkinin
sonraki adımlarını atmaktan. Ayrılık adımı bile takip edemiyorum ben. Etsem
çoktan dönermişsin bana. Bir arasaydın be. Bende şeytan dilemezdim. Pijama koltuk
takılırdım. Salağım ben baya zaten. Olmasam ağzıma gram alkol sürmeden dün akşam elin İtalya`nını öpmezdim. Kız kıza doğum günü kutlamaya çıkıp bize katılan turistlerden biriyle öpüştüm. Niye neden yaptığım açıkça ortada ama onu öperken intikam değil ya dedim kendime. İki soda içip çiseleyen yağmurda dans edip İtalyanı öptüm. İşin kötü tarafı aldatılmıştan çok aldatmış hissediyorum. Ama yalan da yok yakışıklı, centilmen çocuktu, sefam olsun. Elin kızlarını öperken Joker düşünseydi benim ne yılan olduğumu.
Joker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Joker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ağustos 2019 Pazartesi
12 Temmuz 2019 Cuma
tekmeyi ben yedim
Giriş kısmını geçiyorum hayatımın gelişme kısmıyla
başlıyorum. Yazmaya da okumaya da vaktim falan olmadı. Eh buraya yazdıkça
kendimi bolca da gazlayıp Jokerle ilişkime zarar verince bir dur dedim kendime.
Sonuç terk edildim. Mis gibi kızdım halbuki. İşimi kurdum, çılgınlar gibi çalıştım.
İkinci üniversite bitti, üstüne meslek mi değiştirsem moduna bile geldim. Kaynanaların
istediği şeker kız, erkelerin oh be rahatlık dediği kızdım. Ama kızların
koynundan çıkarıp kendime sevgili yaptığım Joker daha fazla dayanamadı bana. Ayrılma
sebebimiz benim ailesi ile tanışmamam. Bir yıldır on gün huzurluysak on birinci
gün kavgamız buydu. Beş yıl olmuş annesi beni bir tek fotoğraflarda görmüş. Ne
güzel işte sana kaynana gelin dramı yaratmadık bak keyfine. Onu oyalıyormuşum,
ciddi düşünmüyormuşum. Erkekler ne zaman evlenelim diyen taraf oldu? Hepsi
Aslan ve NilKuşu`nun evlenmesi yüzünden. Sıçsalar biz daha büyük yaparız der
bu. Aile fobim var dedim, terapist önerdi. Evlenme korkum var dedim,
evlendiğini anlamayacaksın bile dedi. Sanki kuaförde bıyık aldırıyoruz. Ulan
nasıl anlamayacağım. Adamın derdi annemi doğum gününde aramak, babamın babalar
günü kutlamak. En son bizimkiler Amish deyince baya sinirlenip ayrılalım dedi. Ciddi
olduğunu anlamam beş dakika sürdü. O koca beş dakikada hiç konuşmadan sadece
baktı. Hiçbir şey konuşmadık. Tamam dedim. Adam duyar duymaz silah sesini
bekleyen koşucu gibi kalktı gitti. Bir aydır ne sesini duydum ne gördüm. Hayvan
öküz. Terk etti be beni. Bir de gitmeden öptü. İnşallah bağışıklık sistemimin kaldırabildiği
ama seni süründürecek bir virüs o son öpücüğün tükürüğü ile sana bulaşmıştır. Kurtulmak
için de bana ihtiyacın olur ben dönüp bakmam sana. Üzülmedim, ne olacak ya diye
bir ay gezdim. Herkese güldüm ama daha fazla dayanamadım be. İçimi söktün,
bende ağlayacak hal bırakmadın. Annenle tanışsaydım keşke. Kabusumla yaşardım,
sen olurdun yine.
12 Şubat 2018 Pazartesi
benim hayata karşı gazım var
Toplaşın anlatacaklarım var. Uzun zamandır yazmıyorum ama
buraya yazdıkça kendimi bir gazlıyordum hani. Fare ben aslan oluyordum. Aslan
gölgesiyle kaplan indirmeye gidince Joker böyle yaptı şöyle dedi diye ağlıyorum
buralarda. Geri kalanlar için iki yazı öncesinin yolunu gösteriyorum tabi merak
edene. Derdinden tasandan bıktım diyene de hak veriyorum ben bile bıktım. Bir
hafta düşün dedi bir kerecik aramadı domuz. Seni özler dayanamaz arar o,
pişmandır nasıl affettireceğini düşünüyordur kendini diye kendimi gazladım durdum. Ben kaşıkçı
elması çünkü, Frodo`nun taşırken ölüp ölüp dirildiği yüzüğüm çünkü. Bir elimle
gazlayıp bir elimle kendimi avutmaya çalışınca işlemcim arıza verdi. Her kadının
yapacağı gibi soluğu kuaförde aldım. Sırf Joker istemediği için üç yıldır saçımı
istediğim gibi kestirmeyip ortalıkta Kezban Kezban geziyordum. Sonunda blog headerındaki
hatun kadar kestirdim. Joker dizimin dibinde olmayınca bende etrafımla
ilgilenmeyi bıraktım kendimle ilgilenmeye başladım. Gidip bir iki kursa
başladım. Yapmak istediğim ne varsa yaşlanmadan, emekli olmadan yapmam
gerektiğine karar verdim. Sağlık problemleriyle uğraşacağım yaşta hayattan
nasıl keyif alabilirim ki hem. Kendimi kabullenme evresine geçtim. Yıllardır
bariz ortada olan disleksimle bile barıştım. İnkarı bırakıp gittim doktora
yaptırdım testlerimi mis gibi. Sonra
şunu fark ettim ben sigortamın ödendiği haftada resmiyette 40 saat olup
gerçekte 5685961 olan, bir binanın içine tıkıştırıldığım işler olmadan da para
kazanıyorum. Ve kendi işimi kurmaya karar verdim. Gittim biri iki girişimcilik
kitabı falan da aldım şu sıra şirket nasıl kurulur fikir nasıl pazarlanır
evrelerini halletmeye çalışıyorum. Kendi markam olsun istiyorum. Ama arada iş
görüşmelerine de gidiyorum. Hep insanların beklentisini anlamak hem de şartlarımı
kabul edece kadar deli biri var mı diye görmek için. Kendim iyi olmadan ne ona
ne ilişkimize faydam olacağı kafama dank etti sonunda. Tam 20 aramadı beni
bende onu aramadım ki doğal olarak ayrıldığımızı bile düşünmeye başladım. Yalan
söyleyemem özledim deli gibi özledim yaptığım bir çok şey için pişman oldum,
böyle bitmesini istemediğimi daha iyi anladım. Akbabalar ciğerimi didik didik yiyor
gibi hissettim. Telefonda adını görünce collatz problemi ispatını yapmış kadar
mutlu oldum. Ama hayvanın söylediği ilk şey “Saçını niye kestirdin?” Lan adam
benle yirmi gündür konuşmuyorsun tek derdin üç beş santim kıl tüy mü? Neymiş
uzun saçımı seviyormuş ona söylemeden niye kestirmişim. Benim saçım benim
bedenim. Bizimkilerden duymuş ona ayrı bozulmuş. Aradı sordu halimi ben
söylemedim sanki. Tuttum çenemi görüşene kadar. Görünce onun ağzına lağım
çukuru muamelesi yapacağım diye evden çıktım ama onu görünce yüzünü bakışını
hepsi gitti. İlişkide karşı tarafın aklından geçenleri bilemiyorsun. Her şeyi
konuşuyoruz saklamıyoruz diyordum ama birbirimize karşı hissettiklerimizi
saklıyormuşuz en çokta. Bu adamın ağzından beni sevdiğini bir kez duydum ona
onu sevdiğimi hiç söylemedim. Bazen davranışlar yeterli değil, söze dökülünce
ayaklanıyor. Duyarsız davrandım, bir adım geri durdum incinmemek için ama
sanırım şimdi anlıyorum yaşamda her duyguyu tıka basa korkmadan yaşamak lazım.
5 Ocak 2018 Cuma
bana alerjim var
Annemin bir inancı var yeni yıla nasıl girersen tüm yılı
öyle geçirirsin. Yani amuda kalktıysan sıçtın tüm yıl öyle dolanmak yorucu
olacak senin için. Ben yeni yıla battaniyemin altında salaya sümük tek başıma
girdim. Jokerle her şey boka sarınca iptal planlarla evde kendimi yalnız
buldum. Bir haftadır bir kere aramadı. Gerçi kavga ettiğimiz gün “Gerçekten mi?”
diye mesaj attı ama o sayılmaz. İt herif daha beterini hak etti. Bu beni
arabadan indirip, beni ağlamama rağmen o taksiye bindirdi, tek bir teselli
kelimesi söylemedi ya rezil olmuş çok mu? Taksici amcaya kızı istediği yere
götür deyip para verdi, bir de kartını verip bırakınca ara dedi. Taksiciyle
bile benden kibar konuştu. Bana “Bir hafta düşün düzgün karar verebildiğin
zaman ararım” dedi. Düzgün karar verdiğimde götleşe alt yazı geçiyorlar herhalde.
Benim ayarlarım bozuldu sen en iyisi iade et bir iki üst modelini alırsın.
Apple bile kazıklamış milleti bir kazıkta sen benden yana yemişsin işte ne
olacak. Al o paranı falan dedim ama döndü kıçını gitti. Lan o nasıl bir muamele
ben senin orospun muyum da para verip gönderiyorsun beni? Ben tabi içimden
kanguru çekiyorlar gibi ağlayıp küfürler yağdırınca taksici amca böbreğimi
falan çaldı sandı. “Arama alma ver geri parasını ben veririm onun parasından
hayır gelmez” falan diyorum bir yandan da işkencede tırnağım çekiliyor gibi
ağlıyorum. Taksici amca “Kibar çocuk bak merakta ediyor seni” deyince “ Amca
bunun kibarlığına aldanma yalan hep. Bana neler etti bilmiyorsun” ile başladım.
Gerisinde neden ne için öyle şeyler dedim bilmiyorum ama en son amca “vay
pezevenk, bunun parası sokağa atsan bulana bile pislik bulaştırır!” diyordu.
Benim söylediğim şeyler hayal gücümün ve ona olan öfkemin sonucu ya da beni
şeker krizine girmiş suç ehliyeti olmayan zavallı bir kız sayabilirsiniz. Şey
dedim… “Amca bu beni kandırdı, seviyorum falan dedi inandım” diye Türk filmine
bağlayınca adam hamileyim evlenmiyor sandı. Bende bir doz yükseltip “Öyle olsa
yine iyi meğer bu it kadın pazarlıyormuş” diye höyküre höyküre ağladım. Polis
falan dedi bir panikledim ama bunlara bulaşılmaz mafya bunlar keser doğrar diye
lafı çevirdim. Adam cesur çıkar giderse polise inkar ederim ya da şizofreni
raporu almaya bakarım diye düşündüm. Sonra yol boyu bir amca bir ben beddua ede
ede evime gittik. Herhalde amca bizimkini aramış olsa gerek birkaç saat sonra
mesaj attı o günden sonrada ne aradı ne sordu. Şurda bir güncük kaldı arar mı bilmiyorum. Of
ben o kadar atıp tutup ne kadar kafayı yemiş olduğumu gösterdikten sonra
arayacağını sanmıyorum ama arasın istiyorum. Özledim. Pişmanım. Öfkeliyim.
Etiketler:
abarttım,
ben,
blog,
blogger,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
ilişkiler,
Joker,
kız günleri,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post,
new year
23 Aralık 2017 Cumartesi
koca mı para mı
Bizim bir meclis var zamanında sevgilim olmamasına
takmışlardı. Etrafta bana uygun gördükleri insanları gözlerine kestirip
ağlarına düşürürlerdi. Gel zaman git zaman Joker`i kabullendiler. Aradıkları
kriterlerin tamamını göstermese de bir şekilde onayladılar. Lütfedip izin
verdiler. Daha iyisini bulana kadar oyalanırmışım. Zaten Joker`de atari, playstation
çıkana kadar beni oyalayacak. Sevgilime at arabası muamelesi yapmaları etrafta Porsche
aramaları canımı sıksa da zamanında sevmişim bu kadınları bir şey diyemiyorum.
Meclisimiz annem hariç 5 deli kadından oluşuyor. Joker Amerika`ya gidince Joker
karşıtı propaganda anında başladı. Terk etmiş beni, ben daha iyisine
layıkmışım, benim gibi kız yalnız bırakılır mıymış. Ayıp yapmayın dememi
bekliyorsanız sizleri hayal kırıklığına uğrattığımı itiraf ediyorum. Haklısınız
dedim ya haklısınız. Hayır adam bir hafta diye gitti ne zaman gelecek belli değil.
Dedim bende akıl olsa başta dinlerdim sizi. Haklıymışsınız valla ne işim var
benim o itsiz sapsızla. Zaten aldatır beni o kaşı gözü ayrı oynuyor. Tabi
yeterli gazdan sonra ikinci aşamada ona neler yapsam onu tartıştık. Ben evrimin
son basamağına adım atmışım, kolumda dünyanın en yakışıklısı -ama en zekisi de malum
devir zeka devri- Joker`e bir zamanlar tribini atıyorum. Sonra
bir baktım önümde iki telefon biri esmer biri kumral iki yakışıklı. Ortak
meziyet zeki ve köşeyi dönmüşler. Yurt dışında tamamlanmış okullar, ülkenin iyi
şirketlerinde yaşlarından beklenmeyen koltuklar ve evlerinin arabalarının
ederi. Çünkü ben paradan bir boka değer vermeyen sığ ötesi bir insanım ya da bu
koşullarda emlakçıyım evlerin mevkileri ve fiyatlar benim için önem arz ediyor.
Kuyumcuda olabilirim çünkü ailenin altın takma potansiyelinden de bahsedildi. Yetmedi
birkaç güne karşıma kaynana adaylarım çıkartılıp kollarından boyunlarından
sarkan altınların geline de takılacağı vaat edilip, gayrimenkul sektörüne yaptıkları
yatırımlardan bahsedildi. Film nerde
koptu bilmiyorum ama gözüm döndü. Ya ben ne zaman bu insanlara paraya değer
veriyorum dedim. Ne zaman sevgilimden ayrıldım bana birini bulun evlenmek falan
istiyorum dedim. Ya ben insanların gözünden böylemi görülüyorum ya! Hepsinin
bir koca kaynana bilmem ne pişmanlığı bitmek bilmeyen dersleri var ve adı dünya
benim duygusallığımla değil para ve mantıkla dönüyor. Şakaya vuruyorum, kalp
kırmamaya çalışıyorum ama yetti. İnsanların hayat derslerini dinlemeye özen
gösteririm ama para ile ilgili bir hayat dersi parayı haklı çıkarıyorsa dinlemem.
Dünya üzerinde gördüğüm tek şey insanların din dil ırk diye yaptığı tüm ayrımların
birleştiği tek şey para. Birbirlerine katlanamayan insanların ortak
tapındıkları şey para. Hayatın başındasın daha hiç yoklukla sınanmadın
diyebilirsiniz haklısınız da belki. Aşk karın doyurmaz klişesini de
söyleyebilirsiniz ama parayı değerli kılan insanları ona yükledikleri anlam
bence. Paraya değil de insana vicdana değer verirsek para bir kağıt parçası
olmak dışında bir anlam ifade etmez.
Etiketler:
amerika,
ben,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
Joker,
kız günleri,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post,
koca,
öfke,
para
6 Aralık 2017 Çarşamba
ayrıldığımı haber vermeyi unuttum mu
Aşk hayatım ve Arap saçına dönmüş ilişkilerimle yine ben. Öyle
duygulardan bahseden bir tip değilim, her bokumu da etrafıma anlatan o yüzden
mecbur ceremesini internetin yok olmayan dünyası çekiyor. Kadın erkek
ilişkileri ile ilgili milyon film izledim ama hiç birinin sonu benim gibi
zavallı bir şekilde sonlanmıyor. Paketleyip sattıkları hayallerle büyüyoruz. Resmen
kadınlara komplo kuruluyor. Bize kötü davranan her erkek için izden hoşlanıyor
safsatasını ilk kim çıkardıysa umarım mezarında egzotik birkaç yılan seni
uyutmamıştır. Adam istemiyor seni işte daha nasıl desin. Ama olur mu altında
mana aramalar, kritikler yapmalar. Sanırsınız Nobel Edebiyat ödülü için satır
arası inceliyoruz. İki basit cümleyi 20 kız 4 ayrı grupla değerlendirip 50 ayrı
sonuç elde ediyoruz. Resmen 7 milyar insan Maslow`un sevgi-ait olma basamağına
takılı kalmış haldeyiz. 3 milyarının götü bezli desek 1 milyarını ortalığa
serpiştiririm. Bir hafta diye gitti Joker iki haftadır Amerika`da. Trump kadar
zalim. Kurnaz pislik. Benden kaçtığını ve sırf bu yüzden vizemin uzanmadığı bir
yere saklandığını düşünüyorum. Unutmuş bana söylemeyi ama işinden geçen hafta
ayrılmış. Bir gün arayacak beni “ya ben sana söylemeyi unutmuşum senden
ayrıldım” diyecek. Göt kafalı ben burda battaniyemin altında dondurma yerken o
güneşleniyor. Umarım o güneç senin geriye kalan beynini eritir de beni terk
ettikten sonra kimse hayrını görmez. Dön artık ya. Derin güneşlenmekse ben sana
bir sera yapar kış günü meyvede verdiririm.
Etiketler:
amerika,
ben,
blog,
blogger,
günlük,
ilişki,
iş,
Joker,
kız günleri,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post,
nobel,
sevgili
22 Kasım 2017 Çarşamba
düşeş gelirse sınır dışı etsinler
Yazı tura atalım dedim sonunda. En azından şansıma güvenirim
yazı dedim tura götüyle güldü bana. Adam gitmesin istiyorum tabi ki ama açıkça da
gel gitme otur dizimin dibinde de diyemiyor insan. Ben yerinde olsam kendi
kararımı verirken beni etkilemesini istemem. O dedi diye gitmesem her kavgada
başına kakar, senin yüzünden şöyle yapamadım böyle oldu der en son boşanma
talebime bir bir bunları eklerim. Özgür iradesine teslim edeyim diyorum ama iki
kıçı kırık mimari açıdan gözümde bok kadar değeri olmayan uzun binalar yapacak
diye elin çölüne karşı alt edilmek istemiyorum. Petrol kuyusu teklif etseler
tabi gitsin. Ama içme suyuna 5€ verdikten sonra benzin bedava verseler ne
fayda. Gerçi hatanın çoğu bende. Baba parası yemeyi seven insana sen kalk
büyüdün de kariyer de bağımsızlık de. Al sana bağımsızlık. Güzel gözlü
dilberlerle bağımsızlık fotoğrafları atar artık bana. Hayır şirketi arayıp bu
adam beceremez bir dost falan mı deseydim? Ya da acilen bir arazi alıp gel
istediğin binayı yap mı desem? O da oyalanmış olur. Hayır birde bir hafta olmuş
karar verememiş üstüne kararını sağlıklı almak için izne çıktı. Babası iş için Amerika`ya
gidiyormuş o da eşlik edip kafasını toplayacakmış. Hayır adam kafasını bile
toplamak için bende uzaklaşıyor. Şirret bir karı falan da değilim. Gelip tüm
şirretliğimi burda yapıyorum. Lan adamı 4 yıldır tanıyorum 3 yıldır
sevgilim babasının ne iş yaptığını bile
bilmiyorum. Zamanında ticaret dedi eyvallah dedik, anası danası beni
ilgilendirmez köyün muhtarı kesilmeye gerek yok dedik onun bile suçlusu oldum.
Kaç yıl geçmiş babası ne iş yapıyor bilmiyormuşum ilgisizmişim. Sorunca doğru
düzgün cevap vermeyen o. Bende inşallah iki beyaz ticareti yapmıyordur dedim
sustum. Ne yapsaydım dedektif tutup hafiyelik mi yapsaydım. sen gitme diye ben
küresel ısınmadan çöl hayvanlarından baharatlı yemeklerin mideye zararlarından
bahsettim. Orhan Veli`den şiiri romantiklik olsun diye değil beni bırakıyorsun
bari İstanbul`u terk edeme diye ezberden okudum. Göt kafalı. Artık beni nasıl
üzdüysen yeri öptüm yine. Sakarsın her yıl düşüyorsun demeyin bu kez bir diz
bir bile bir kol sarılı yatıyorum üç gündür. Netflix kızlar gecesi
kategorisinde film kalmadı. Sağlam kalan sol kolumla hem kumandaya hem
telefonuma sahip çıkmanın ne kadar zor olduğunu ben bilirim. Sen git özgür
kadının eteği dibinde düşünde kafana meşalesi düşsün. Vizem bile yok vicdansız.
Etiketler:
amerika,
ben,
blog,
blogger,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
iş,
Joker,
kız günleri,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
17 Kasım 2017 Cuma
amadan sonrası teferruat
Gülüşleri mutlulukları saklama dağıt, acıları göm sende
kalsın insanıyım ben. Bende her insan gibi kötü şeyler yaşadığım oldu sadece
sustum, sessizce geçmesini bekledim. Onun gidebilecek olması kötüler listesinde
ilk beşe giremese de ilk on beş de yer alır. Gitmesini falan istemiyorum ama
gitmede diyemiyorum diyemem hakkım yok. Onun vermesi gereken bir karar olduğuna
inanıyorum. Benzeri durumda onun bana git ya da kal demesini istemezdim. Bunun sevgiyle
ilgili olduğunu düşünmemeye çalışıyorum. Ama bencil bir yanım aklıyla düşünmeyi
bırakıp kal dememi istiyor. Hatta bir Türk dizisi dramı yaratıp beni seviyorsan
gitme falan dersin iki gözyaşı dökersin diyor. Ne var ki ben onları diyecek
biri değilim. Kendi özgür iradesiyle karar versin istiyorum. Çok standartlara
uyan bir ilişkimiz yok. Çok normal ilişki sürdürebildiğim de söylenemez. Bir
sürü kişisel sorunum var. Aklımda olan şeyler bazen beni bile hayrete
düşürüyor. Bizim ilişkimizin kalıbı farklı işte. 24 yaşına geldim adam ilk
sevgilim ve ona sadece bir kez seni seviyorum dedim. Bizi biz yapan hep sınır
tanımaz dürüstlüğümüz diyorum ama ona gerçekten ne hissettiğimi bile
söyleyemedim. Adamla doğru düzgün konuşabildiğim tek anda her şeyi mahvettim. Artılarından
eksiklerinden bahsettim. Onun için her şey kolay. Gelebilirmişim, iki yıl
kısaymış gel git yaparken kolay geçermiş. Hatta onunla da gidebilirmişim. Anam babamda
öyle diyordu, kızımız adamın peşine takılsın gitsin. Bazen aynı ülkede
yetişmediğimizi falan düşünüyorum. Onun için her şey kolay. Gelirsin gidersin…
Gelemezsem de artık sen sürme gözlü birkaç hatun alırsın nasıl olsa oralarda
yasaldır. Benden daha güzellerdir tabi. Dürüst ol dedi, olduk bu kez
düşündüklerimizi beğenmedi. Güvenim yokmuş -tabi olmaz arkadaşıyla yatan ben
değilim- her uzak ilişki yürümez diye kural yokmuş. Oldu sen git dönersen
benimsin diye bekleyeyim ben de. “Evlenelim” dedi. Suratına boş boş baktım. “Ben
yarın evlenelim desen seninle evlenirim sen yapabilir misin?” dedi. Ben
yapamam. Onu seviyorum ama.. Benim amalarım var işte. Hayatımı ondan başkasıyla
düşünemiyorum ama evli beni de düşünemiyorum. Evlenmek falan istemiyorum. Herkesin
hayatında olması gereken bir şey olarak görmüyorum. O böyle kocaman laflar
ederken ben ona gitmede diyemiyorum işte.
Etiketler:
ben,
blog,
blogger,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
14 Kasım 2017 Salı
elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor
Üşüttüğüm zamanlar sancılı geçiyor malum dönem. Yatağımdan çıkartmasınlar,
çikolatamı ve bilgisayarımı versinler yeter bana. İlk iki gün insanlardan izole
yaşamayı seviyorum. Regl acısı ancak öyle diniyor bende. Hormonlarda coştuğu
için haliyle biraz duygusal olabiliyorum. Saw serisini izleyip acı çekiyorum.
Sonuçta filmin altında yatan bir felsefe ve dram kısmı var. Film izlerken ve yemek yerken telefona bakmam ama bir
istisna yapıp Joker`in telefonunu açtım. Sesi bir mutlu sanırsınız Jüpiter`de Joker`in
tek hücreli akrabalarını buldular, Mars`ın
tapusunu verdiler buna. İş teklifi gelmiş. Başta ne var bunda arada geliyor
zaten falan desem de eklenen üç dört sıfır ve para birimi değişikliği uçak
çapta bir çarpıntı yaptı. Gerçi sıfırlardan sonra odaklanamamışım ve küçük
detayı kaçırmışım. İş Dubai`deymiş. Yemişim sıfırını falan ne Dubai`si be! Olayları
idrak ettiğimde kaynar su döküldü başımdan deyişi biraz hafif kalıyor. Kendimi tencerenin
içine koyduktan sonra yavaş yavaş suyu kaynatılan kurbağa gibi hissettim.
Zavallı biz başımıza ne geldiğini bile anlamadık. Ben daha elin kızıyla baş
edemezken, üzerinde peruklu bir adam olan tüm dünyanın onun içi savaştığı bir
şeyle nasıl savaşacağım. Bir adam yüzünden terk edilmeme şu kadarcık kalmış.
Bari rakibim kanlı canlı bir kadın olsaydı. Onurlu bir savaş verebilirdim. Adamın
sesi bülbül gibi şakıyınca ne güzel deyip kapattım, keşke hiç açmasaydım. Teknoloji
şirketleri keşke kötü haberi sezen telefonlar bulsa, uyarsa. Öğrendiğimden bu
yana yedi saat geçti ve Saw izleyip salya sümük ağlıyorum. Annem psikopat
olduğumu düşünüyor. Babam ağrım yüzünden sanıp üç kez zorla hastaneye götürmeye
kalktı. Bilmiyorlar ki elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor.
3 Kasım 2017 Cuma
açık mesaj ver
Şahsi fikrimi soracak olursanız dönem koca değil kaynana
seçme vakti. Altın kurala çok uygun davranmasam da hayat bu B planı her zaman
şart. Eğer kaynanadan önce adamı seçtiyseniz kaynanayı düğünüzde ilk defa
görün. Akraba olaylarına girmeyin hiçbir şekilde. Şu ana kadar çizgimi hiç
bozmadım. Ailesi ile tanıştırma girişimlerini bir şekilde atlattım. Midemimi
üşütmedim, babam çıkmama izin vermiyor mu demedim hatta bir keresinde acildeyim
hastayım deyip sonra ondan önce hastaneye varmaya bile çalıştım. Sanırım ondan
olsa gerek Joker`de anne babası ve abla dediği kuzeniyle tanışma fikrinden
bahsetmez oldu. Ancak tek dişi kalmış kıskançlığım Kakalak Joker`in abla dediği
kuzenle hala tanışmadığıma laf atıp istenmeyen layık olmayan kız muamelesi
yapınca bana tutturdum tanıştır bizi diye. Bizimki bir heyecanlı sanırsınız Kanada
Başkanı ile tanıştıracak beni. Bana üstüne düzgün bir şeyler giyseydin dedi it.
İşsiz güçsüz ortalıkta dolaşıyor olabilirim ama gün içinde işlerim vardı eve
uğrayıp tipi düzeltemedim. Hem ne var yani kot thsirt iste mis gibi. İnsan
içinde dolaşmışım bütün gün onunla ben. Kraliçe Elizabeth`e takdim edileceğim
sanki diye düşünürken kızı görünce Elizabeth daha sevimli gözüme. Baştan aşağı
hatun klas. Ülkede kast sistemi olsa ben ancak nefes alırım. Eh böyle olunca da
benim özgüven kuyruğu kopmuş kedi gibi köşeye çekildi. Zaten kızın ağzında
yaydığı kelimelerle sohbete de odaklanamadım. Bir ara ben üniverstede bile
derslere kot thirtle gitmedim. Bizim zamanımızda kürkle gezerdik dedik. Herhalde
onun zamanında orta asyadan henüz göçmemiştik. Sen bir daha giy o kürkleri de Peta
kırmızıya boyasın seni. Pis vahşi. Kızın gözünde işsiz güçsüz, vasat kılıklı
hatta Joker`in paralarını yiyen bir imaj oluşturdum resmen. Bir süre sonra beni
görmezden gelmeye bile başladı tilki katili. Sevgilisi durumu anlamış olsa
gerek benimle sohbet etti de akşamın sonu geldi. En son ayrılırken Bayan Kürk
zeki kızsın dedi ama iltifat mı etti, hakaret mi anlayamadığıma göre o kadarda
zeki değilim.
Etiketler:
aile,
ben,
blog,
blogger,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
Joker,
kız meseleleri,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
29 Ekim 2017 Pazar
bitmeyen regl
Boğa güreşleri resmen Lady Cumhuriyetinde başlamış
bulunmaktadır. Yalnız ben arenada matador değilim. Ben kıskançlıktan gözü kör
olmuş boğayım. Matadorum olan Kakalak`ın ise bu savaştan bağırsakları deşilmiş
olarak ayrılması hedefimiz. Tamam bağırsakları deşilmiş olmasa da kafasına
yediği darbe sonrası Joker`e dair her şeyi unutsun kafi. Şimdi elin psikopatı
bağırsaklarını falan deşer bu yazdıklarım yüzünden işlemediğim suçlardan dolayı
hapishanede Joker`den temiz don beklemeyeyim. Gerçi Joker`de ne temiz donluk adamdır
tartışılır. Joker ve Kakalak`ın geçmişini öğrendiğimden beri kıskançlıktan
deliriyorum. Meğer kıskançlık insanı yiyip bitiren 7/24 emek isteyen tam zamanlı bir işmiş. Bütün şeytanla ortak
çalışan, sevgilisine bitirme projesi muamelesi yapan arkadaşlarımı elimde not
defteriyle dinliyorum. Vizelerime finnllerime böyle çalışmazdım ben. Tamam adamın
el değmemiş olmadığını biliyorum ki sevgilileriyle bile aynı ortamda olduğum
oldu ama hiç böyle kıskanmadım. Ama Kakalak mevzusuna çok geç uyanmam ve
hatunla altlı üstlü oturdukları gerçeği beni delirtiyor. Kakalak kapıyı çalar;
ampul patladı, musluk bozuldu, evde ses duydum bahaneleriyle Joker`i çağırır…
sonrası +18. Ucuz Brezilya dizileri aklımdan geçenlerin yanında masum kalıyor. Aklıma
geldikçe arayıp Joker`i ağzına güzelce tuvalet muamelesi yapmak istiyorum. Gerçeklikle
hayallerim arada birbirine girse de henüz fire vermiş değilim. Joker`in beni
tanıdığından beri en yumuşak, tatlı haldeyim. Beyni elinden alınmış koyun
gibiyim. Ne dese bir katılmalar, sevimsiz sevimsiz sen ne dersen o`lar. Hayır ben
bile tiksindim kendimden. Nasıl bir omurgasızlık ama elimde değil. Kavga
ettiğimiz sonrasında Joker`in teselliyi Kakalak`ın kollarında bulduğu
görüntüler aklımda dolaşırken ben adama sıçarım senin de onunda çarkına nasıl
derim. Lan zaten bende akıl olsa bizim şu büyüklerin zamanında dediği cahillik
mutluluk ikilisi ile devam ederdim. Kakalak`ı görmeye vakti kalmasın diye
Joker`e şu sıra bir tek uyumaya vakit bırakıyorum. Sürekli bir etkinlik,
özledimler. Yeminle bu gidişle bu çocuk
benden bezecek. Çocuk son iki haftadır regli falan olduğumu düşünüyor. Bugün
bir doktora falan mı gitsen iki haftadır reglisin dedi. Bitmiyor canım
bitmiyor. Çaresi doktor falan da değil.
Not: Joker`i Kakalak`tan uzak tutma etkinliklerinden biri “Bak
Bizim Şarkımızı Çalıyorlar” müzikaline gittik. Çok beğendim tavsiye ederi ancak
mevzu benim iki hayvanı ifşam. Hatunun biri oyun sırasında açtı telefonla
konuştu. Ya sen nasıl bir yaratıksın. Diğeri de oyun sırasında flaş patlatarak
fotoğraf çekti ki bu da kadın olmakla birlikte yetmedi ikinci kez aynı şeyi
yaptı. Kadınların bu konuda daha duyarlı olduğunu düşünen ben cidden hayal kırıklığına uğradım yine. Bundan sonra
böyle hayvanları her seferinde budan rezil edeceğim. Azıcık saygı.
Etiketler:
ben,
blog,
blogger,
edepsiz kız,
gözü dönmüş,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
Joker,
Kakalak,
kıskançlık,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
11 Ekim 2017 Çarşamba
çocuklarıma baba da seçtirmiyorlar
Ne erkek gururuymuş kardeşim. Yeni doğmuş kedi yavrusu
benden daha art niyetlidir. Öyle masumca söyledim. Bir anda ağzımdan çıkıverdi.
Bilinçaltı bu sahip çıkamıyorsun ki. Köpek falan değil ki gezmeye çıktığında
tasma takasın. Hem insanın başına ne gelecek, hayat seni nereye alıp götürecek
bilemezsin. Bir bakarsın gün gün gezip dedikodu yapıyorsun, bir bakarsın
sarayında oturmuş yeni botoxlanmış yüzünle portreni çizdiriyorsun. Tüm suç
işgüzar arkadaşlarda. Siz evlendiniz jet hızıyla çocuk yapıyorsunuz diye herkes
sizin yoldan gitsin, o çukura düşsün istiyorsunuz. Bence evli insanlar biz
bekarları kıskanıyor. Onun ailesini hoş tut bununkini derken yıpranıyorlar.
Sonra herkes onlarla çeksin beter olsun istiyorlar. Tamam belki iyidir hoştur
ama bakın sizin yüzünüzden ben trip çekiyorum. Çocuk yolda olunca salağın biri
kaç çocuk istersin bombasını ortaya attı. Dört dedim tabi ki. Ne kadar
kalabalık aile o kadar iyidir. Joker de “Dört çok iki yeter ya, fazlasını
yapmayız, kurbağa” dedi. Hayır Allah aşkına olmayan folu yumurtayı geçtim ne
diye cevap veriyorsam bende. İçimden Joker`e
“Çocukları senden yapacağımı nerden çıkardın?” dedim. İçimden söylediğimi düşündüm
daha doğrusu. Ortam bir anda sessizleşince Joker`de suratıma boş boş bakınca
durumu fark ettim. Yani insanlık hali dünya hali ne olacağı belli olmaz ondan
dedim, bir anda öyle çıktı yoksa tabi ki sen kaç istersen o hayatım dedim
kurtulamadım. Panikle devam edip “bak ya ölsen tamam ağlarım üzülürüm ama annem
babam torun torba ister diye evlenirim yoksa biliyorsun beni” deyip sıçtığımı
sıvadım. Aman, sanki ben ölsem cinsel perhize girecek. Rahipti bizimki. Ayrıca
çocuğu ben doğuracağım ona ne sayısından ya. Gözüm keserse beş bile yaparım.
Etiketler:
ben,
blog,
blogger,
evli çiftlerin laneti,
günlük,
ilişki,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
5 Ekim 2017 Perşembe
pagan bayramları için kurbanım hazır
Kimlerin eline düştüm ben. Kara bahtımın kör talihine
sıçayım. Ya ne olurdu sonsuza kadar mutlu yaşadılar en azından 60`a kadar mutlu
yaşadı, “eşi ölünce ne kadar üzülse de hayat üzülmekle geçmez dedi ve 63`ünde
ikinci baharı ile bir kez daha aşık oldu” falan olsaydı. Bakın vicdansızda
değilim, 3 yıl yas tutmuşum. Ama ben nelerle uğraşıyorum. Meğer Kakalak,
NilKuşu`na değil bana düşmanmış. Onu çoktan kesmem gerekiyormuş. Lan koloni
halinde aynı yere toplanmışlar bir de. Sanki İstanbul`da başka satılık daire
yok. Birbirlerinin götünden ayrılamamışlar. Hepsi aynı yerden ev alıp
komşuculuk oynuyorlar resmen. NilKuşu yıllardır sevgili Aslan`ı Kakalak
hatundan kıskanıyor. Zamanında bir öpüşmüşler falan kız hala Aslan`a melül
melül bakıyor. Dolayısıyla bizde kızlar kitabın 16. Maddesine dayanarak
Kakalak`tan nefret ediyoruz. Bütün sinsi, samimiyetsiz gülüşlerimizi ona
saklıyoruz. Hak ediyor da hani. Sevgilisi var ama Aslan`a asılmaktan da geri duramıyor
çünkü. Tabi o da benden ve NilKuşundan sonuna kadar nefret ediyor ve her
fırsatta arkamızdan sallıyor, duyuyoruz. Ama zavallı masum ben bunun sadece
NilKuşu`nun arkadaşı kategorisi yüzünden sanıyordum. Meğer kız Joker üstünde hak
sahibi falan olduğunu düşünüyormuş. Neye dayanarak derseniz, benim nefret ve
şüphe dolu bakışlarımla her şey ortaya çıktı. Bu Kakalak pek bir elini kolunu
sevgilimin üzerinde tutuyordu, kıskanıyorum demeyip karizmayı bozmamak için he
dedim geçtim. Buraya da gelip kıskançlıktan midem kurtlandı yazamadım haliyle.
Ama bu iyice sevgilimin ağzının içine içine soktuğu dudaklarla olayı “ruh
çağırıp bunu kurban etsem ne çıkar” boyutlarına getirdi. Narnia Günlükleri
cadısı gibi Jokeri avlamak için zamanı bekledim, lafımı dolandırdım, yumuşakça “Ya
sizin bu Kakalakla aranızda bir şey geçti mi daha önce?” diye sordum ama o
nasıl bir sorma zerre umurumda değil havasında. Nerden çıktıları falanı sümüklü
peçetem yaptım bizim doğrucu davutta zaten dünden hazır “ya biz onla daha önce
takıldık” demesin mi? Takılmak derken aklınıza izlediğiniz Türk dizileri gelmesin.
Bildiğiniz yatmışlar ve ben bunu yeni öğrenmekle birlikte arkadaşız diyorlar ya.
Ben hiç arkadaşımla yatıp kalmadım. Lan Dawson`s Creek mi çekiyoruz burda?
Allah`ım bu kız senin arkadaşının kardeşi ya. Türk örf adetleri ne oldu ya.
Aslında varya kızın abisine de, Joker`i de Aslan`ı da eşek sudan gelene kadar
dövsün. Ya ben bu adamın birlikte olduğu kadınları görmek duymak istemiyorken
şu halime bak. Her yer Konya ovası mübarek. Kafayı yicem yaaa. Bu kız Joker`in
alt dairesinde oturuyor. Joker`in o evden taşınması 3. Dünya Savaşından daha
önemli hala geldi benim için resmen.
2 Ekim 2017 Pazartesi
problemin cevabı ben
Küme problemine çevirdiniz iyice işleri. Bir düğün salonunda
500 davetlinin 6/10 kadındır. Bunların 1/4 evli, 15 tanesinin bir ayağı
çukurda, 20 tanesinin başı bağlı. Bu davette evlenmek istemeyen kız kimdir? Bir
evlenme furyası aldı başını gidiyor. Whatsapp gruplarının hepsini çeyiz,
dantel, yatak örtüsü muhabbetleri yüzünden sessize aldım. Geçen ay dört düğün,
iki söz, bir nişan ve kaybedilen 5 çeyrekle kapattım. Baktıkları düğün
mekanlarından giyecekleri dona kadar paylaşmaya başladılar. Üzerine bir de
karşı tarafın ailesi ile yaşanan çekişmeleri de dinleyip taraf olmamız
bekleniyor. Asıl bomba Hostes o sosyopat sevgilisiyle evlendi. Sidikli istemeye
istemeye nikah şahidi oldu. Hostes için güldük eğlendik, o salağın elini sıkıp
tebrik etmek zorunda kaldık. Gerçi kına gecesinde anasını trolledik sefam
olsun. Geçen yıl tanışıp kırk yıldır arkadaş gibi olduğumuz dört kızdan üçü
evlendi. Resmen toplu sünnet düğüne katılmış gibiyim. Bir de yetmezmiş gibi siz
ne zaman evleniyorsunuz diye soruyorlar. Ya kardeşim ben evlenmek istemiyorum.
Keyfim yerinde. Bana çok uzak bir fikir gibi geliyor. Çok gencim bir kere. 24
nedir ya. Benim anneannem 15 yaşında evlenmenin normal olduğu zamanlarda 22
yaşında evlenip, 27 den önce çocuk yapmamış kadın. Çok kendisiyle anlaşamasakta
biz birbirimize çok benziyoruz bu yıl ilk defa anladım. Her kadının hayali
gelinlik, evlenmek değil. Bıktım artık evlilik sorusundan. Kendi çapınızda
evlenin. Bir de o ayakkabının altına ismimi yazmaktan vaz geçin, kafama da
çiçek fırlatmayın. Hayır bir tanesi kalkmadım diye masama fırlattığı çiçek
yüzünden etraf alev aldı. Kabus görüyorum arkadaşlar yapmayın lütfen.
Merak edene: damat neden sosyopat?
Etiketler:
bekar,
blog,
blogger,
çeyiz,
düğün,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
10 Şubat 2017 Cuma
ahlak kumkuması kesilceksen okuma
Kansermiş. Son sınıfta beni gereksiz toplantılara sokan bir yerde
staj yaptım. Kodaman tiplerin arasında bağlı olmadığım ama güçlü isimlerden
biri olan ve sanırım ofiste en sevdiğim adam oydu. Gelen giden takım elbise ile
dolanırdı, o ise en güçlü isimlerden biri olmasına rağmen kot pantolon tshirt
ve gömlek giyer uzun saçlarını da toplardı. Dünyanın en rahat tiplerinden
biriydi. Sanırım ayrılırken hoşça kal demeden tüydüğüm için pişman olduğum tek
isimdi. İş tekliflerini kabul etmemiştim. Geçen yıl tekrar iş teklifiyle
geldiklerinde ise çalıştığım yeri yüz üstü bırakmak istemedi. Teklif ettikleri
şeyi reddederken çok gel gitler yaşadım. Onun altında çalışacaktım ve beni
kendi yeri için eğitecekti. Joker`in
beni sevdiğini hiç söylememesinin sebebi de sanırım o. Joker yanımdayken
karşılaştıktan sonra Joker yüzüme şoka girmiş halde “sen bu adamdan
hoşlanıyorsun” demişti. Hoşlanıyor muyum? Ben mi? Hadi ama!! Sevgilim var ne
hoşlanması!! Adam babam yaşında ya da daha doğrusu ondan bir iki yaş büyük!!
Saçmalamayın ne alakası var!! ”Sanırım biraz” oldu ama cevabım. Lan kızım mal
mısın? İnsan sevgilisine bunu der mi? Başka birinden hoşlandığını söylememeli,
inkar etmeli, üste çıkmalı, sen beni nasıl böyle bir şeyle suçlarsın diye
çemkirmeli. Bense onun yerine doğruyu söyledim. Hep kendinden çok yaşlı
adamlarla evlenen kadınları para avcılığıyla suçladım. Hep. Çünkü adam yaşlıdır
kadın genç. Parası için evlenmediyse ne diye evlendi. Aşk olabilirmiş. Ona aşık
olmadım ama ondan hoşlandım. Adamın babamdan büyük olması bile bu durumu
değiştiremedi. Hem ne yani ellilik Brad Pitt versek ağzınızın suyu akmaz mı?
Bence aramızda koca boşayacaklar bile olabilir. İşin şakası tabi bu.
Okuldan
bir kızla başladık staja. Dışardan bizim geldiğimizde işleri organize etmesi
gereken adam bir boka yaramayınca ayrılmıştı. Hiçbir şey bilmeyen biz ve başımızdaki
kadın sorumlu kalakalmıştık öylece. Öğrenmek için denemek için çok çırpındık.
Gece onlara on birlere kadar çalıştık. Yalnız kalmayalım koca binada diye
beklerdi. Diğer kız tüm işi üzerime yıktı gitti tek başıma kaldım, geldi odama
benimle bir sandalye çekip muhabbet etti. Stajyerdim ama koca odada tektim. Önümde
iki bilgisayar öylece yalnızlıktan sıkılırdım. O gelir konuşur, sorduğum her
soruya cevap verirdi. Kaldı ki o kadar bilgiliydi ki, tamamen farklı alanlarda
olsak bile çok şey öğrendim ondan. Çünkü biliyordu ve öğretmekten çekinmez, ben
kimim havasıyla gezmezdi, paylaşmaktan çekinmezdi. Sonra odamın merkezi sistem
zırvalığının bahar ayı girer girmez kesilip benim efsane hasta olduğum dönem
odama daldı, bir masa aldırttı dekore edilmiş odasıyla alakası olmayan masayı
oraya getirtti. Benden sorumlu olan kadına “Kızı hasta ettik orda bizim odalar
hala sıcak” dedi. Bu kadın aman ona dikkat et, patronlar ağzının içine bakıyor,
öyle cool göründüğüne bakma diyordu adam benim için odasındaki oturma grubu
zırvalığından kurtuluyordu. Sonra ne mi oldu? Okuldan staja giderken daha bir
mutlu gitmeye başladım. Saatlerce benimle sohbet ettiği oluyordu. Bir iki kez
azardan koruduğu oldu. Sanmayın ki asıldı. Düzgün bir insandı. Göğüs dekolteli
şeylerden giymekten sırf insanlar oramdan başka bir yere bakmıyor diye giymem
ama o konuşurken sadece yüzüme bakıyordu. Konuşurken diğerlerinin yaptığı gibi
bakışlar aşağı yukarı oynamazdı. Bizim sorumlu kadın ve diğerleri ondan çekinse
de o komikti, sıcakkanlıydı. Herkesin komik karikatürlerini yapmıştı mesela.
Sayesinde saatlerce güldüm. Sayesinde alanının en güçlü insanlarıyla tanıştım.
Bir sürü bilmediğim şey öğrendim. Şaka gibi belki ama sohbetler sırasında
hayata başka bakmayı bile öğrendim. Kadın sır küpüdür diyordu ama adam
hobilerinden bahsediyordu, boşandığı eşinden, gençken batırdğı işlerden,
üniversitede yaptıklarından, yıllardır değişmeyen tatile gittiği kıyı
kasabasından, arkadaşlarından, ailesinden ne bileyim daha birçok şey. Sorumlu
kadına boşandığı eşini sorduğumda anlattığı için aval aval bakmasını mesela hiç
unutmuyorum. “Senin hiç kötü bir alışkanlığın yok mu? Sigara içmezsin,
sessizsin... Gerçi daha çok gençsin” dediğinde sırf çocuk gibi görmesin diye
“Alkol var sayılmaz mı?” demiştim. Nasıl bir imaj çizdiysem şaşırmıştı. Bira
sevmem ama tekila ve viski güzel deyince Jack`i viskiden kabul etmeyip ertesi
gün ofise viski şişesiyle gelmişti. Fincanda kahve yerine azıcık hakikaten
güzel viski yudumlamış olabilirim. Adamdan hoşlanıyordum ama ben lisede milli
güvenlik dersine giren Albaydan da hoşlanırdım. Aile üniformalı diye bana diğer
kadınlardan daha da çekici gelirdi üniformalı erkek. O kadarki adam gel
evlenelim dese benden iki yaş büyük oğluna üvey anne olmaya hazırdım. Hayranlık,
belki de gerçekten hoşlantı. Ama adamın ki sadece normal olan dedim. Lan kızım
adamın çocuğu yok kesin kızı olsun istiyordu al seni koydu yerine dedim. Lan
keşke o kadar seksi sigara içmese. Ya da ne olurdu bir otuz yıl kadar erken
doğsam. Sonra bizim patronun beni varisi gibi toplantıdan toplantıya soktuğu
bir akşam odaya döndüğümde masamda özel numarasının yazılı olduğu bir kağıt
duruyordu. Nasıl sevindim anlatamam. Adam da benden hoşlanıyor olabilirdi.
Yoksa neden özel numarasını falan bıraksın. Hem de ev telefonu dahil. Tamam
azıcık bu konularda salak olabilirim ama sizden hoşlanan erkeği az çok
anlarsınız. Vardı işte bir şeyler. Bir sonraki hafta gittiğimde durdu durdu
sonra “Lady, telefon numaramı bıraktım, aldın mı?” dedi. Evet aldım ama eve
gidince babamı görünce aklıma direk gelen şu oldu. Baban aklından geçenleri yani
bu adamdan hoşlandığını bilse çok üzülürdü. Kim kızının kendinden bir aç yaş
büyük birisine aşık olmasını ister ki? Hayır bizim sülale bir Serdar-Chloe
çifti kaldıramazlardı biliyorum hani. “Aldım” dedim. ”Aramadın” dedi. Nasıl
arayayım babam üzülür annem bacaklarımı kırar. Tüm bunlara rağmen diğer cümlesine
başlayana kadar sevincimden uçtum. Sonuçta aramadığımı fark etti. Sonra
aklımdan geçenlerin ağzına sıçan o cümleyi kurudu “Neyse bir şey lazım olur,
aklına bir şey takılırsa bu numaralardan
daha çabuk ulaşırsın ” Sonra ben sorumluma staj bitirme evraklarını imzalattım.
Şansıma Patron o gün gelip benden okul bitince orada devam etmemi, her işi çabuk
kavradığımı, alanım olmasa da geleceğimin parlak olduğunu söyledi. Olmaz dedim
yüksek lisans yapacağım dedim. Adam “Burada yüksek yapmayan iki dil bilmeyen
yok. Çalış çalışırken yaparsın” dedi ama kabul etmedim. Sebep belki hoşlandığım
adamın uygun olmamasıydı, belki
kariyerimde ilerlediğim şeyde ne kadar geleceğin parlak deşeler de çok severek
yapmamamdı. Hala bilmiyorum. Ama öğrendiğim bir şey var. Kadınlar her zaman
para için kendinden büyük erkeklerle birlikte olmuyor. Ondan bana Itzachk Perlman`ı
bana sevdiren adam olduğu için hala hoşlanıyorum. Belki de duygularımı yanlış
değerlendiriyorum. Hayranlık sadece ama bunu kimseye hiç kimseye anlatmadım.
Sidikli`ye bile. Numarasını saklayıp, ne aradım ne kaydettim. Kimseciklere de
anlatmadım. Çünkü biliyorum herkes yargılayacak ayıplayacak. Hatta burda bile
anlatmak isteyip defalarca vaz geçtim. Çünkü ben bile Yaşlı erkeklerle birlikte
olan kadınları yargıladım. Sonra kendim ondan hoşlandığım için yargılanmak
istemedim. Sadece sorumluma hoşça kal deyip topukladım, eşyalarımı almak için
bile uğramadım. Şimdiyse hala sıcak gülümsemesiyle aklımda, sevgilim olan
adamın bana ondan hoşlanıp hoşlanmadığımı sorduğu düşüncesi. Joker ona olan
bakışımdan anlamış. Bakışlarımın her şeyi yansıttığını iddia ediyor beyefendi.
Yalan söylemek istemedim, çünkü o söylemiyor. “Beni onun için terk etmezsin
dimi?” dediğinde Joker tereddütsüz “Hayır” çıktı ağzımdan. Bugün onun yerini
almam için aradıklarında kanser olduğunu öğrendim. Canım yanıyor.
Etiketler:
aşk,
ben,
ilişkimin anatomisi,
Joker,
kanser,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
5 Ocak 2017 Perşembe
tabutuma çivimi kalbime masajını yaparım
Neşemi kaybedince yeni yıl yazısı bile kasvet doldu. İçim
kararınca tüm o karanlığı üzerinize salmak istemedim. Noel Baba ile de zaten
aram çok iyi değil. O yüzden kendime küçük istekler koydum hep. Bu yıl ki
hedefim biten keçeli kalemlerim yerine bir paket almaktı ki aldım. Bu yıl hayallerimi
gerçekleştirmek istiyorum. Çalışmayı seviyorum ama ben gezmeyi de seviyorum.
Kendimi bu yıl alanımda daha iyi olmak istiyorken kendime iki adet uçak bileti
aldım. İki günde bir şehir az çok biter felsefesi ile hareket ettim. Hayat
fazlasıyla kısayken kendimi, hayallerimi ertelemeyi bırakıyorum İşmiş güçmüş
yaktım gemileri hak ediyorum bu performansa. Kendime bir seyahat bloğu açmaya
karar verdim. Gittiğim hoşlandığım yerleri yazmak istiyorum. Bu yaz işaret dili
kesinlikle öğreneceğim kafaya koydum. Yaz içinde Sidikli ile bir yurt dışı
planımız var ama hedef Avrupa değil Asya. Pastacılık kursu gibi bir şeyler
düşünüyorum. Ve en önemli kararın buraya yazmadığım için fark edilmeyen bu ölü
toprağımdan bıktım. Ruhum çalınmış gibi. O eki beni o kadar çok özledim ki. Beni
sınırlayan, yargılayan herkesten her şeyden sıyrılmaya karar verdim. Bir yıldır
etrafımdaki herkes beni olmayan kalıplara sokuşturmaya çalışırken izin verdim.
Onlar beni tabutuma koydu ben çivimi çaktım. Buraya yazmak en çok sevdiğim
şeyken, burda kendimi dinlerken kendi sesimi kıstım. Yazarken fark ettiğim
karşıma çıkan beni yabani otlarla kapatmışım. Ama şunu bir kez daha hatırladım,
hayatta yaptıklarımız sonsuzlukta yankılanır. Benim sonsuzluğumun imzası ruhum.
Kendimi buz kalıbına sokmak başıma gelen beni oluşturan her iyi ve kötü
yaşantıma, güldüğüm ağladığım her güne haksızlık. Sizleriniz planınız ne
bilmiyorum ama benim planım o insandan vazgeçmeyen, umudunu yitirmemiş,
hayattan zevk alan o kıza kalp masajı yapmak.
Etiketler:
ben,
blog,
günlük,
hayaller,
Joker,
kişisel blog,
kişisel post,
sadece ben,
Sidikli,
yeni yıl
14 Ekim 2016 Cuma
götünde ayılar kamp kursun sevgilim
Kamp fikren sevdiğim, yapan insanlara özenerek baktığım bir
olay. Topla çadırını dünya senin. Gez, gezerken gör ve üzerine eğlen daha ne
olsun. Daha önce babamlarla birkaç kez yaptık ve ben insanların burnundan
getirdim. “Çok sıcak, böcek var burada, sıkıldım, şarj da bitti, off poff”
Annemle babam zavallılarım ne yapsınlar belki bir gün çocuklar karışmış diye
biri çıkar gelir diye bekliyorlar. Bense tüm bunları unutup yalvardım yakardım
gerçekleri çarpıttım izni kopardım. Jokerle kamp yapacağız diye nasıl mutluyum.
Herkesin paylaştığı o romantik fotoğrafları yaşayacağım. Hatta bende istiyorum
ama çekmesi için yanımda üçüncü kişiyi taşıyamam, makine sabitleme ayarla pozu
içinde fazla üşengecim. Adam inşaat mühendisi çadırı beş dakikada kurdu, bana
kalsa kuramaz sazdan barınak yapardım. Gerçi çadır kuramayan adamın yaptığı
barınaktan anca Barbie evi olur. Her şey uyuma vaktine iyiydi. Ayaktayken soğuğu
bir şekilde atlatıyorsun da, uyumaya çalışırken o soğuk sende sürekli çişim
var, altıma kaçırırsam of buralar hep kokar düşüncelerine sürüklüyor. Zaten
insanın götü donarken, bacaklarını rahatça açıp yastığına sarılamadığı o uyku
tulumunda uyku mümkün olmuyor. Ofladım pufladım Jokerin kılı kıpırdamayınca
söylenmeye başladım. Ben söylenirken baktım adam rüya görüyor en son
tekmeleyerek uyandırdım kalk gidiyoruz götüm dondu dedim. Evime döndüm sıcak
yatağıma girdim demek bende isterdim ama nerde bende o sevgili. Bu saatte araba
kullanamazmış, annemler telaşlanırmış. Anam babam asıl ben soğuktan ölürsem
telaşlanır desem de dinlemedi. Sonunda çadırı bırakıp arabada yattık. Gözüme
gram uyku girmese de sıcaktı. Tüm hayallerim bok oldu bari güneşin doğuşunu
birlikte izleyelim dedim aldığım tek cevap “horrr” oldu iyi mi? O gün bugündür de
yataktan çıkamadım, yediğim iğneler popomu süzgece çevirdi.
Etiketler:
ben,
blog,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kamp,
kişisel blog,
kişisel post,
sevgili
4 Ekim 2016 Salı
çikolata mıyım baklava mıyım ben be
İki yıl fark olunca tabi anasını da tanıyorsun danasını da.
Nil kuşu düğün düğün geziyor Aslan ile. Bana gelirsek ben evimde oturuyorum.
NilKuşu sülaleyi sayarken ben iki kardeşi var işte diyorum. He diyeceksin
istedin de tanıştırmadı mı? Yok valla ben anasıyla babasının fotoğrafını bile
merak edip bakmadım. Instagramda rastlamasam bilmezdim de. Adamdan bir seni
seviyorum duyamamışım anasına el öpmeye mi gideceğim? Doğal olarak ben
özellikle ailesinin katıldığı hiçbir düğüne gitmiyorum. Bunlarda da ne arkadaş
gurubu varsa anca evleniyorlar ve hepsi bir başka ilde. En son düğün Antalya da
oldu, burada kalan bir ben oldum. Bu gidince anneannesi beni sormuş. Kadında haklı
torunu kimle düşüp kalkıyor bilsin. Yerinde ben olsam kızın anne kızlık
soyadına kadar sorardım. Açmış telefonunu
bir fotoğrafımızı göstermiş, annesi de bakınca olan olmuş. Kadın “Üzerindeki
senin tshirtün değil mi?” demiş. Hayvan herif göstere göstere o fotoğrafı
göstermiş. Kadın kim bilir hakkımda neler düşünmüştür. Zaten ne zaman biz evde
oturursak hissetmiş gibi arıyor. Bizimki dışarda olsak “Dışardayım” diye
kestirip atarken, evde olduğumuzda “Lady ile evde takılıyoruz” diyor. Bir gün
dayanamayıp ağzının ortasına elimin tersiyle yapıştırıp erkeğe şiddet
uygulayacağım. Ne takılması be! Kadınla tanışmak istemiyordum artık yolda
görsem Nas okur kaçarım. Halbuki valla masumdum. Giydim ama çok terlemiştim,
terli tshirtle oturmak istemem. Of fotoğrafta da bir çirkinim sormayın. Ne
dediler diye sordum “Tatlı kız” demişler. Bu mu yani? Fark ettiyseniz “aa ne
güzel, hoş kız” falan değil. Tatlı ne ya. Kalbi kırılmasın diye geçiştirmek
gibi bir şey.
Etiketler:
ben,
blog,
günlük,
Joker,
kaynana derdi,
kişisel blog,
kişisel post
26 Eylül 2016 Pazartesi
dost başa kadın bacağa bakar
Yanımdan bir kaç saniyede geçti ama ben sanki saatlerce süzdüm.
Arkasından uzun uzun baktım. Zaten bakılmayacak gibide değildi. Hatunda bir
bacak, boy pos vardı süzmeden edemedim. Kadın vücudu çok estetik bir şey zaten.
Cidden kadın vücuduna bakmaktan hoşlanıyorum. Ne kadar sutyen sevsekte Victoria`s
Secret şovu sırf bundan da izlemiyorum. Biseksüel miyim acaba diye soruyorum
kendime bazen, sonra “Yok beeee! Sırf sen değilsin inceleyen eden. Bak Hostes,
NilKuşu Sarı falanda senden” diyorum. Sanırım bu dost başa kadın kadına bakar
durumu. Kızın vücudunu ne kadar taktir edip beğensem de “Az önce yanımızdan
geçen kız benim senden önceki en uzun süreli sevgilimdi” cümlesiyle aslında kusursuz olmadığını idrak ettim.
Bacakları çarpık bunun. Zaten bir böyle biçimsiz falan. Vücut orantısızlığından
bahsetmiyorum bile. Bu selülitli haliyle
o şortu hem de bu soğukta giymek nedir? Amerikan filminde mi ki o
kazağın altına geçirmiş birde bunu. Güzelim benim götüm dondu senin ateşin kaç
derece? Off ben hatunun bacaklara bak bak bitiremedim Joker bunla üç ay
birlikteydi. Hem de üniversiteyi İstanbul`da okuma sebebi kız. Kıskançlık falan
yapmıyorum. Hem bu kız 90 doğumlu. Gelmişsin 26 yaşına o kaykayda ne işin var.
Yaşıtların çoluk çocuk sahibi olmuş. Kaykay tepelerinde gezeceğine evlensen
benimde aklım kalmasa sen ve Joker`in geçmişinde. Hızlı geçtiği için yüzünü de
göremedim ki. Ama ben de bu şans varken Allah ben bu bacaklara çirkin bir surat
koyamam en iyisi son bir kıyak yapayım demiştir.
Etiketler:
ben,
eski sevgili,
günlük,
haset,
Joker,
kıskançlık,
kişisel blog,
kişisel post,
sadeceben
6 Eylül 2016 Salı
patron aşığı oldu
Bir aylık işi adam benden bir buçuk haftada bitirmemi
istedim. Hesaplarıma göre günde ortalama 14 saat falan çalışmam gerekiyordu.
Yeni birini bulup yardım etmesi falan imkansız zaten bu kadar kısa sürede.
Bende her akıllı çalışanın yapacağı gibi pazarlık yaptım. Tarihe yetiştirmem
halinde yıllık izinden sayılmayacak iki hafta tatil talep ettim. Manyak mısın
diyen oldu ama nasıl iş veren için iş ortamı vahşi doğa ise benim içinde öyle.
Eşeği süreklide sağlam kazığa bağlamayı sevdiğim içinde işe başlamadan adama
anlaşma imzalattım. Tatile gittim diye sonra izin vermez, kafası eser kovar
elimde belge bulunsun. Gerçi bir çok insan sınırı aştığımı düşünse de bizim
Patronun hoşuna gitti bu tavrım. Durumdan hoşnut olmayan tek isim Joker.
Patronumdan hoşlanıyor ki, bir bayan bu saate kadar çalıştırılmaz diye
geziniyor. İş yerinin önünde bir bekle iki bekle derken en sonunda bizim
patrona söyledim güvenliğe desin de arabada iki büklüm olmasın çocuk. Başta patronum
hakkında asıp kesen Joker ben çalışırken adamla kanka oldu. O saatte ne işi var
adamın derseniz adam iş manyağı. Masada kafası
bilgisayara gömülü kaç kez sabah bulduk adamı. Jokerin odama girdiğinde ilk
söylediği şey ise “bir de ofiste stiletto giy tam olsun.” Ben saçımı kalemle
topluyorum ki ona göre bu dünyadaki en seksi hareketlerde biriymiş. Benim için
ise, hiç tokam olmaması ve eczane lastiği değim şeyle toplayınca yolunan saçlarım
için çözüm. Ne kadar şikayetçide olsa beni geç saatlere kadar bekledi. Gece ikiyi
bulduğu oldu taksiyle olmaz dedi yalnız bırakmadı. Sanırım beni gerçekten
seviyor desem de bir kez söylemedi hayvan. Bu ara yeni takındım o iki kelime. İşi
benimle yapmış kadar oldu ama bitince benimle değil anasıyla tatile çıktı.
Kıskançlık ediyorum ama o ailesiyle yurt dışına giderken ben belki o vaz geçer
diye ümit ettim. Sonunda bende kızlarla plan yapıp Fethiye`ye gittik ki on beş
yıla ben oraya taşınırım. Oralı bir arkadaşım kalacak yeri sudan ucuza
ayarladı. Kaç kere tekne turuna çıktık hatırlamıyorum. Fethiyelinin bir
arkadaşının babası sağ olsun yine mi tura geldi bunlar demeden boyna misafir
etti bizi. Başımız bağlı olmasa çocuğu yelkenli ile birlikte almak isterdik
hani. Gittiğimiz yerlerde de hep hesabın yarısı geldi önümüze ciddiyim. Menüde
yazanın yarısını, hatta bazen daha azını ödedik. Fethiyelinin çevresi o kadar
genişti ki o yanımızda yokken selamını söylemek hesabı indiriyordu. Hatun
kendine orda resmen başka bir şey kurmuş. Bir de haraç toplasa tamam. Her ne kadar turizmin ölmesine üzülsem de
dünyanın en sakin ve eğlenceli tatillerinden birini yaşadım. Kızlar ona on birlere
kadar yatarken güneş ile birlikte denize girdim, yeni insanlarla tanıştım,
kızlarla tüm gün gülüp geceleri deli gibi eğlendik. Hayatımda bir ilki daha
yapıp havaalanında sabahladım bulduğum her yerde uyudum. Şey bir de sevgilimi
stalklayıp o kızların hangi kafayla şortun üstüne sweatshirt giydiğine kafa
patlattım. Gerçi bu ilk değil.
Etiketler:
ben,
blog,
günlük,
iş,
Joker,
kişisel blog,
kişisel post,
sadece ben,
tatil
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















