Üşüttüğüm zamanlar sancılı geçiyor malum dönem. Yatağımdan çıkartmasınlar,
çikolatamı ve bilgisayarımı versinler yeter bana. İlk iki gün insanlardan izole
yaşamayı seviyorum. Regl acısı ancak öyle diniyor bende. Hormonlarda coştuğu
için haliyle biraz duygusal olabiliyorum. Saw serisini izleyip acı çekiyorum.
Sonuçta filmin altında yatan bir felsefe ve dram kısmı var. Film izlerken ve yemek yerken telefona bakmam ama bir
istisna yapıp Joker`in telefonunu açtım. Sesi bir mutlu sanırsınız Jüpiter`de Joker`in
tek hücreli akrabalarını buldular, Mars`ın
tapusunu verdiler buna. İş teklifi gelmiş. Başta ne var bunda arada geliyor
zaten falan desem de eklenen üç dört sıfır ve para birimi değişikliği uçak
çapta bir çarpıntı yaptı. Gerçi sıfırlardan sonra odaklanamamışım ve küçük
detayı kaçırmışım. İş Dubai`deymiş. Yemişim sıfırını falan ne Dubai`si be! Olayları
idrak ettiğimde kaynar su döküldü başımdan deyişi biraz hafif kalıyor. Kendimi tencerenin
içine koyduktan sonra yavaş yavaş suyu kaynatılan kurbağa gibi hissettim.
Zavallı biz başımıza ne geldiğini bile anlamadık. Ben daha elin kızıyla baş
edemezken, üzerinde peruklu bir adam olan tüm dünyanın onun içi savaştığı bir
şeyle nasıl savaşacağım. Bir adam yüzünden terk edilmeme şu kadarcık kalmış.
Bari rakibim kanlı canlı bir kadın olsaydı. Onurlu bir savaş verebilirdim. Adamın
sesi bülbül gibi şakıyınca ne güzel deyip kapattım, keşke hiç açmasaydım. Teknoloji
şirketleri keşke kötü haberi sezen telefonlar bulsa, uyarsa. Öğrendiğimden bu
yana yedi saat geçti ve Saw izleyip salya sümük ağlıyorum. Annem psikopat
olduğumu düşünüyor. Babam ağrım yüzünden sanıp üç kez zorla hastaneye götürmeye
kalktı. Bilmiyorlar ki elin oğlu kızlarını peruklu bir hergele yüzünden üzüyor.
