Türkçemize yeni bir deyiş kazandırmak için aranızda
bulunmaktayım. Bu yeni deyiş herkesin bildiği ancak henüz adını kimsenin
koymadığı bir durumu, bir insanoğlu tipini tanımlıyor. “Kaldırım öküzleri”
benim bu ara taktığım ve en en nefret etiğim insanlar listesinde top 10`da.
Onlarında içinde bulundukları durumu anlamaya çalışsam da ipin ucu yine onlara
dokunuyor onların eylemsizliklerine ve ben yine kendimi onları suçlarken
buluyorum. Sokaklarda park edecek yer kalmayınca kaldırımın yayalar için
olduğunu unutup yayaların kaldırımdan başka çaresi olmadığını göz ardı edip
araçlarını kaldırıma park ediyorlar. Belediyeler sağ olsun zaten yapılan
binalar ile kaldırımlar iyice daraltılıyor. Bu da yetmezmiş gibi araçlarda park
edince bize yürüyecek alan kalmıyor. Yolun kenarında yürüyorsun bu kez de yolda
hak sahibi olan hareket halindeki araçlar sürekli kora ve yolun ortasında
yürüme bağrışları. Bıktım ya. Yaya
yolunu işgal edenden de, kaldırımdaki öküzler yüzünden yolda yürümek zorunda
kaldığımı anlayamayan öküzden de. Park yeri yetersiz bla bla demeyin. Kaldırım benim
hakkım. Eğer park yerin yoksa belediyene bağır ondan talep et park yerleri. Her
şeyi geçtim göremeyen ya da tekerlekli sandalye kullanan vatandaşların hakkını
gasp ediyorlar. Duyarlılık diyorum ama park eden aracı şikayet ediyorum plaka
veriyorum poliste bir şey yapmıyor. Aklıma twit açıp gördüğüm her kaldırımda ki
aracın fotoğrafını çekip ifşa etmek ve görenlerinde bana yönlendirecekleri bir topluluk oluşturmak
istiyorum ama kendimi biliyorum kontrolü sürekli sağlayamayacağım. Ama Lady ben
bu işle uğraşırım sana da yardım ederim gel ifşa edelim derseniz fikir burda
konuşalım kaldırımdaki araçlardan kurtulalım.
toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mart 2018 Cumartesi
29 Eylül 2014 Pazartesi
bakkal baba hayali
Suratsızız. Toplum olarak “ne kadar güler yüzlü ve misafirperveriz”
desek de. Bana artık bunlar tamamen yalan geliyor. Daha kapı komşunu
tanımıyorsun ama “ahh biz diğer ülkeler gibi değiliz. Biz bir başkayız.” diyoruz.
Tamam haklı tarafları yok değil elbette var ama haklı olmayan tarafları da var.
Son on yılda çok değiştik be biz. 21 yaşındasın ne bileceksin demeyin sakın. Ben
sokakta oynadım şimdi sokaklarda park edilmiş arabadan başka bir şey yok. Hava koşullarından
dolayı sivrisinek gibi içeri kaçmadı bu çocuklar. Yazında ortalıkta yoklardı. Ben
küçükken az mı bilmem ne teyzenin ekmeğini almaya, bilmem ne ablanın acil
kahvesini almaya gitmedim. Şimdi çikolatanız kalmasa sokakta bakkala gönderecek
çocuk yok. Hahah bakkal mı dedim? Bakkal mı kaldı da ben bakkal diyorum. Her taraf
zincir marketler dolu. Bağımsız yaşayabilen market bile yok. Zaten şimdikilerde
bakkal deyince bön bön bakıyor bu ne diyor diye. Oysa ben hatırlıyorum babam
işini gücünü bıraksın bakkal açsın diye hayal ederdim. Böylece aldığım şeyler
için para ödemeyecek ve sonsuza kadar, istediğim kadar şey yiyebilecektim. Bunun
obur bir çocuk olmamla da ilgisi yok. Laf arsından sorduğum hemen her
arkadaşımın bakkal baba hayali varmış. Şimdiler de çocukların hayali babasının
Apple`dan hisse alması. Çocukların konuşmak denen şeyden ise haberleri yok. Gerçi
büyüklerin var mı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

