Bir aylık işi adam benden bir buçuk haftada bitirmemi
istedim. Hesaplarıma göre günde ortalama 14 saat falan çalışmam gerekiyordu.
Yeni birini bulup yardım etmesi falan imkansız zaten bu kadar kısa sürede.
Bende her akıllı çalışanın yapacağı gibi pazarlık yaptım. Tarihe yetiştirmem
halinde yıllık izinden sayılmayacak iki hafta tatil talep ettim. Manyak mısın
diyen oldu ama nasıl iş veren için iş ortamı vahşi doğa ise benim içinde öyle.
Eşeği süreklide sağlam kazığa bağlamayı sevdiğim içinde işe başlamadan adama
anlaşma imzalattım. Tatile gittim diye sonra izin vermez, kafası eser kovar
elimde belge bulunsun. Gerçi bir çok insan sınırı aştığımı düşünse de bizim
Patronun hoşuna gitti bu tavrım. Durumdan hoşnut olmayan tek isim Joker.
Patronumdan hoşlanıyor ki, bir bayan bu saate kadar çalıştırılmaz diye
geziniyor. İş yerinin önünde bir bekle iki bekle derken en sonunda bizim
patrona söyledim güvenliğe desin de arabada iki büklüm olmasın çocuk. Başta patronum
hakkında asıp kesen Joker ben çalışırken adamla kanka oldu. O saatte ne işi var
adamın derseniz adam iş manyağı. Masada kafası
bilgisayara gömülü kaç kez sabah bulduk adamı. Jokerin odama girdiğinde ilk
söylediği şey ise “bir de ofiste stiletto giy tam olsun.” Ben saçımı kalemle
topluyorum ki ona göre bu dünyadaki en seksi hareketlerde biriymiş. Benim için
ise, hiç tokam olmaması ve eczane lastiği değim şeyle toplayınca yolunan saçlarım
için çözüm. Ne kadar şikayetçide olsa beni geç saatlere kadar bekledi. Gece ikiyi
bulduğu oldu taksiyle olmaz dedi yalnız bırakmadı. Sanırım beni gerçekten
seviyor desem de bir kez söylemedi hayvan. Bu ara yeni takındım o iki kelime. İşi
benimle yapmış kadar oldu ama bitince benimle değil anasıyla tatile çıktı.
Kıskançlık ediyorum ama o ailesiyle yurt dışına giderken ben belki o vaz geçer
diye ümit ettim. Sonunda bende kızlarla plan yapıp Fethiye`ye gittik ki on beş
yıla ben oraya taşınırım. Oralı bir arkadaşım kalacak yeri sudan ucuza
ayarladı. Kaç kere tekne turuna çıktık hatırlamıyorum. Fethiyelinin bir
arkadaşının babası sağ olsun yine mi tura geldi bunlar demeden boyna misafir
etti bizi. Başımız bağlı olmasa çocuğu yelkenli ile birlikte almak isterdik
hani. Gittiğimiz yerlerde de hep hesabın yarısı geldi önümüze ciddiyim. Menüde
yazanın yarısını, hatta bazen daha azını ödedik. Fethiyelinin çevresi o kadar
genişti ki o yanımızda yokken selamını söylemek hesabı indiriyordu. Hatun
kendine orda resmen başka bir şey kurmuş. Bir de haraç toplasa tamam. Her ne kadar turizmin ölmesine üzülsem de
dünyanın en sakin ve eğlenceli tatillerinden birini yaşadım. Kızlar ona on birlere
kadar yatarken güneş ile birlikte denize girdim, yeni insanlarla tanıştım,
kızlarla tüm gün gülüp geceleri deli gibi eğlendik. Hayatımda bir ilki daha
yapıp havaalanında sabahladım bulduğum her yerde uyudum. Şey bir de sevgilimi
stalklayıp o kızların hangi kafayla şortun üstüne sweatshirt giydiğine kafa
patlattım. Gerçi bu ilk değil.
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Eylül 2016 Salı
patron aşığı oldu
Etiketler:
ben,
blog,
günlük,
iş,
Joker,
kişisel blog,
kişisel post,
sadece ben,
tatil
8 Ağustos 2015 Cumartesi
iyi ki annem beni böyle yetiştirmiş
İnsanlara tahammül sürem az. Benden ev arkadaşı falan olmaz
anladım. Edebiyatçı gelirken yanında liseden beri bir dakika ayrılmadığı
arkadaşı Yancı`yıda getirmiş. Eyvallah dedik, başımızın üstünde yeri var dedik
ama üç gün sonra ben kızı öldürme planlarına başladım. Kafama yatan yöntem
havuza sokup pirana ve köpek balıklarına rica edip onu yedirtmek. Çoluk çocuğa
da büyüyünce adam olmazlarsa olacakları göstermek, ibret aldırmak adına
izleteceğim. Kız tuvaletini yaptıktan sonra utanmasa Edebiyatçıyı gel kıçımı
sil diye çağıracak. Dışarı çıkıyoruz yoruldum oturalım, yürüyemem oturalım.
Müze geziyoruz aman oturalım. İşi gücü bir cafede götünü büyütmek. Biz ortalığı
topluyoruz o oturuyor. Sadece otursa neyse ama birde pasaklı. Islak mendili
kullandıktan sonra halı üzerinde bırakıp gidiyor, arkada Lady toplar nasıl
olsa. Klozet kapağı kapatmak gibi bir alışkanlık zaten yok. Pudrasını döksün o,
elde bez Lady siler. Yatağını biri toplar, suyunu biri getirir. Kendisi küçük
bir prenses ya bizler onun hizmetçisiyiz gibi davranıyor. Ya bizim evden geçtim
AvukatKızın teyzesi dıdının dıdısı. Ya zaten misafirsin bir tabak kaldır dimi?
Yok hiç birini yapmadı. Misafirim diye diken üstünde oturdum her gün teşekkür
etmekten dillerimde tüy bitti kız sürekli mırın kırın. Teyzenin evini
temizliyoruz Yancı oturdu sevgilisiyle konuşuyor. Lan bir işin ucundan tut
dimi? Birde demez mi tatile geldik niye temizlik yapalım. Lan kadının evinde
misafirsin zaten, bir de temizliği kadına mı yıkacaksın. Ayıp olmasın diye gram
yemek yiyemedim. Sabahları plaja inerken aldığım bisküvileri tırtıkladım,
dönünce yemediğim kahvaltıyı hazırladım ayıp olmasın diye. Yancı ise börekte
peynir sevmem diye trip yapıp peynirlerini çıkardı. Bilemiyorum ama bana ters
hani. Misafiriz lan ne o mırın kırın. Zaten kalırken rahatsızdım durumdan kız
sayesinde iki kat utandım. Of birde yalan yok sabah akşam birilerinin etrafımda
olması sıktı beni. Ya özel hayatın gasp ediliyor gibi. Ben arkadaşı dibime
girmeden seviyorum onu anladım. Bir haftadan sonra beni geriyor. Hele ki Yancı
gibi tipler ile yan yana olmak insanlardan kendimi men etme isteği uyandırıyor.
Anası babası pohpohladı diye kıç silemem.
Okuyana Not : Niye sinirini ısıttın derseniz hatun bize
sizin yüzünüzden tatil boyu çalıştık elin evini temizledik denize giremedik
adam gibi diye sitem eti. Lan misafirim elin evinde demiyor da yapmadığı işin sitemini
ediyor. Öğle sıcağında kapıya koyacaktık seni aslında en temiz öldürme şekli
olurdu.
4 Ağustos 2015 Salı
75 80 85
Herkesin korkuları vardır. Hele kadınsak daha çok korkuyla
yaşıyorsunuz demektir. Çorabım kaçtı mı, rujum dişime bulaştı mı, giydiklerim
beni şişko gösteriyor mu? Basit şeyler ama bazen kabus oluyor. Benim en büyük
korkum hayatımın aşkıyla plajda karşılaşmak. Bundan daha beter bir şey olamaz.
Düşünsenize nerdeyse çıplakken karşılaşıyorsunuz. Tek merak duygusu kalmıyor
tüm sürprizi kaçıyor. Ay birde ıslak saçların seksi hiçbir tarafı yok hani. Hem
olayı ruh güzelliğinden çekip fiziksel boyutuna dayandırdığı noktayı hiç
söylemiyorum bile. İşte Joker geldikten sonraki tek endişem bu oldu. Karnıma
ağrılar saplandı. İshal olsun tuvaletten çıkamasın yanıma gelemesin diye ne
dualar ettim. Ayaklarına kramplar girsin diye de çok dua ettim ama nafile.
Şimdi korkun ne derseniz bilmiyorum. Özgüvensizlik ya da ne oldu sorusu
olabilir? Utanmak, bilmiyorum ama evet sanırım. Yani ne bilim hoş değil.
Arkadaşım olsa sadece umursamam ama şimdi çorba ilişkimizle çekindim. Soruya da
cevap vermek istemedim. Herkes soruyor, o niye sormasın dimi? Meraklı insan
çok. Niye sorarlar anlamıyorum. Size ne hani. İlla öğrenmek, doymak bilmeyen
merakınızı gidermek zorunda mısınız? Beklediğim ”Soru sırtına ne oldu?” idi ama
sormadı. Onun yerine öküz “Göğüslerin hakkını veriyormuşsun” dedi. Millet öküz
bulur ben orangutan buldum. Neymiş kadınların hepsi destekliyle şişiriyormuş,
bol şeyler giyiyormuşum anlamamış. Bilseydim yazar eline verirdim bedenini.
Okuyana Not : Sırtımda dikiş izi var ve konuşmaktan,
hatırlamaktan hoşlanmıyorum. İnsanların ne oldu sorusundan da sırf bu yüzden
nefret ediyorum. Ne olduysa oldu size ne. Kaldı ki ilgi alakadan değil meraktan
soruyorlar. Sırf bu yüzden dövme ile kapattırmayı bile düşünüyorum.
27 Temmuz 2015 Pazartesi
timsah gözyaşlarımın kurbanları
Boş gezenin boş kalfası sanırım benim. Tatilden direk
Bursa`daki eve döndük. Sidikli akşamında bavulunu toplayı Ankara`ya gitti.
Babam İstanbul`a döndü. Küçük Bey burnu sürtülsün diye verildiği işine geri
döndü. Gerçi her akşam yine bizde Uyuz ders çalıştırıyor. Bu sene sınava
girecek, babası özel okula bir dünya para veriyor, bizim hayta tatilde onu
gazlayana kadar dersle alakasını sırada uyumakla sürdürüyordu. Artist`in kız
arkadaşı bir arkadaşın düğünü için gitti ki burda parantez açıp dedikoduları sonra
vereceğimi belirtiyorum. Artist ile amcam ne zaman gidip geliyor belli olmayan
iş seyahatleri ile boğuşuyor. Uyuz gündüzleri ortalıktan kayboluyor ne haltlar
karıştırdığını henüz çözemedim. Doktor kuzen İstanbul`a gitti. Doktorun ablası Karamsar ise her akşam
işten sonra gelerek tüm umudumu, hayat enerjimi, ruhumu sömürüyor. Düşünün bir
de daha üç gündür durum bu. Allah düşmanlarıma böyle kuzen versin de çöksünler
diye bile beddua etmem ben. kıza gökyüzünde yıldız var desen tepene düşecek
ölçeksin der. Resmen mutsuzluğa endeksli. Amcam buna 28 yıl nasıl katlanmış
anlamıyorum. Evlat işte ne yaparsın. Adam kışın bıktığından olsa gerek her yaz
üç ay boyunca yengemle burdan kaçıyorlar zaten. Bizde ana kız yengemle(Artist
ile Küçük Bey`in annesi ) fink fink geziyoruz. Buna rağmen AvukatKızla
Edebiyatçı`yı arayıp çok sıkıldım çok yalnızım diye ağladım. Sonuç bir tanecik
bana kıyamadılar. Eh ne yapayım. Hem timsah göz yaşlarının hepsi erkek milleti
üzerinde kullanılacak diye bir şart da yoktu.
25 Temmuz 2015 Cumartesi
uyutur yine kaçarız
Geçirdiğim en zevkli tatillerden biriydi. İlk defa
amcamlarla tatile gittik. Babamın bir boy büyüğü. Kendileri bir buz kütlesi
olmakla meşgul olduğu için adama bir türlü ısınamadım. Erkek kardeşler olarak
çok az konuşarak markalaşsalar da bu amcam işi en çok abartan. Yıllarca farklı
şehirlerde yaşadığımız içinde hep kırk yılda bir görüştük. O yüzden Artist`nin
huyunu suyunu bilmem. Ama kardeşi geçen yaz bizimle tatile çıktı, tüm yaz bizde
kaldı. Her sabah sigarasını içtiği balkonumdan içeri girerken dürtükleyip
karnım acıktı dedi. O yüzden onun huyunu suyunu bilmekle kalmam hangi yemeği
sevdiğine kadar bilirim. Ama abisini çok yakından tanıyorum dersem yalan
söylemiş olurum. Tatil sayesinde aslında ne kadar harika ve eğlenceli bir kuzen
kaçırdığımı fark ettim. Ne güçlü akrabalık bağlarımız var ama dimi? Bazen aman
akraba uzak dursun desem de, hepsi için böyle konuşmamam gerektiğini anladım. Ne
bilim sanırım her dakikasından zevk aldım tatilin. Bir iki gün büyüklerle
takılıp sonra sizi baş başa bırakıyoruz ayağına kaçmalarımızı daha çok sevdim. Çok
abes olacak belki ama hayatımda ilk defa deve güreşi yaptım. Sidikli ile
düşmeyince Artist Uyuzu teklemeyip düşürdü de biz kazandık. Ya Artistin
sevgilisinin omuzuna çıkıcağım diye tutturması. Bir doksanlık adam. Kız desen
elli kilo bir şey. Mantıksızlığı anlatsak da hayat müşterek dedi çıktı valla. Gerçi
çıkmasıyla düşmeleri bir oldu tabi. Deniz bisikletinde üç kız bırakıp atlayınca
bizimkiler akıntıda bolca sürüklenince bizim haspa Sidikli ne pedal çevirdi ne
yüzmeye razı oldu. “Saçlarım yeni kurudu sahil güvenliği arasınlar kıyıya kadar
yüzemem” deyip durdu. Küçük beyde
hayatında ilk defa renkli istop oynadı. Abisi Artist ile 11 yaş olunca o da öğretememiş.
Çocuk gelmiş 17 yaşına bir kere oynamamış. Takma ismini söyleyince o kim be
diye aval aval etrafına baktı. Bu yaşta ne oyunu demeyin cidden eğlenceli
oluyor. Hele sekizden sonra tek kişi kalmayınca plajda daha güzel oluyor. Karanlıkta
ortada sıçan bile oynadık. Akşamları gittiğimiz yerlerde uzun bir masa olup
eğlenceli yemekler yedik. Balıktan nefret etme noktasına gelinceye kadar oturup
kalkıp balık yedik. Akşamları gezerken bir sürü saçma hediyelik eşya aksesuar
alıp cüzdanımda delikler açtım. Geceleri kumsalda oturup güneş doğduktan sonra
uyumaya gittik. Aklımızı kaybetmiş gibi güneş doğar doğmaz buz gibi suya
girdik. Ne bilim bir sürü basit, bazen çocukça şeyler yaptık ama çok eğlendik.
Seneye annemle amcamları bırakıp birlikte tatile çıkmaya karar verdik. Gerçi bu
annemlerin seneye olan tatili şimdiden ayarlamasıyla annemleri uyutur yine
kaçarıza döndü.
Etiketler:
bayram,
ben,
deniz kum güneş,
günlük,
kişisel post,
tatil
30 Nisan 2015 Perşembe
özgürlük şeker gibidir
Anne ve baba tartışması itinayla lehimize çevrilir.
Asistanın anneannesinin şehir dışına yakın bir yerde evi var. Orman falan çok
güzel. Bizimkiler kışın sık sık gidip, ballandır ballandıra anlattılar.
Kestanelerin fotoğrafları yollanılıp, kıskançlıktan beni çatlattılar. Ben
gidemedim. Annemler izin vermedi. Evet hala annemlerden izin alıyorum. Evet 21
yaşındayım. Ama lütfen burası Amerika değil ki 18 gir evden git. Çok baskıcı
değillerdir ama bazı şeyler için izin almam gerekiyor. On ikiye kadar evde
olmalıyım mesela. Böyle arkadaşlarda kalma işinden hiç hoşlanmazlar hep dil
dökerim. İki yıl önce ilk defa arkadaşımda kaldım desem. Mantık git otur
istediğin kadar ama evine dön. Bu yılbaşında herkes Forvetlere giderken aklıma
dahiyane bir fikir geldi. Uyuzu da yanımda götürmek. Tabi bu benim elli lirama
elveda dememe sebep oldu. Daha da istiyordu da pazarlık yaptım. Cuma tatil
olunca değerlendirmeden olmaz dedik, Asistanın anneannesinin evine postu
sermeye karar verdik. Uyuz`u aradım ilk rica, sonra yalvarma, sonra tehdit
denedim olmadı. Eve gelip şansımı deneyeyim dedim ama cumartesi de
NilKuş`larıyla Sapanca planı yaptık onu söyleyemedim. İki izin kesin izin
vermezler, diye düşünüyordum ki annem babama fena halde sinirliydi. Bu hafta sonu
yine şehir dışındalar. Annemde babama kızgın olunca “Evde yalnız kalacağına
git. Ben gitmedim de ne oldu. Gençken gez dolaş.” dedi. Ne zaman araları bozuk
olsa annem tüm izinleri bayram şekeri gibi dağıtıyor. Şimdi onlar karı koca, arasını
toplar. Önemli olan burda benim izni koparmam. Özgür olmayan bunun kıymetini
bilemez. Yoksa bende biliyorum azıcık hayırlı bir evlat olup, bencillik
yapmayıp ara bulmayı.
23 Temmuz 2014 Çarşamba
kıçım açıkta mı kaldı
Sıcaktan bunaldım. Tükürsem yere inmeden buharlaşır teorim
gün geçtikçe daha sağlamlaşıyor. Bu yasaya doğru gider. Henüz aksini
kanıtlayabilende olmadı hani. Tabi bu hayalleri ve rüyaları da etkiliyor. Benim
hayal basit ve sıradan. Şu satırları okuyanda okumayanda aynı hayali benim
kurduğumun farkında. Tatil. Hele 9 gün olanın tadından yenmez. Sizleri bilmem
ama bizim şirket bir bonkörlük yapıp bizlere 9 günü verdi. Ve o an rüyalarımı
gideceğim tatil süsledi. Böyle kuzuları sayıp, dalmışım ve tatil rüyasının
içine düşmüşüm. Bizim kızlarla güzel bir sahilde böyle bungalov odalarımızda
denize gitmek için hazırlanıyoruz. Tabi arada
lak lak dedikodu. Eğer rüyaların gerçeklik payı varsa çok pis dedikodular var
elimde. Sonra denize girip güzelce süzülüyorum. Sonra şu James Bond kızları
misali denizden çıkıp şezlonguma doğru yürümeye başlıyorum. Ama bende bir
kasılma var. Muhteşemim, harikayım, hahahah(kötü kadın kahkahası). Sonra şezlonguma
oturuyorum ama hala bana bakıyor millet. Diyorum kızım millet hayran kaldı. Bırak
baksınlar ama bu işte bir terslik var millet bir garip bakıyor. Sağıma bakınca
bizim kızların yerini elinde şiş kazak ören teyze almış. Bana bir de kötü kötü
bakıp “tüüü” demesin mi. Sudan yeni çıkmasam da teyze tükürüğünde yüzdürürmüş
beni. “Sende hiç terbiye yok mu? Anan baban
bu halini görse ne der?” “Ne diyorsun teyze?” dememe kalmadan şişleri başlıyor
ufak ufak derime geçirmeye. “Memişlerini açmış yüzüyorsun” deyince benim kafa
aşağıya yöneliyor. Allah’ım fobim gerçek oldu bikinimi düşürmüşüm, rezil oldum.
Garson elinde suyla yaklaşıp yüzüme atıyor, millet dövmek için toplanıyor.
Zaten girdiğim plajla çıktığım plaj aynı değil sanırım. Benim girdiğim yerde
bikini vardı, şimdi elinde örgü olan bana ahlaksız diye bağıran teyzeler. Suda
boğulsam da olurmuş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






