yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2017 Perşembe

tabutuma çivimi kalbime masajını yaparım


Neşemi kaybedince yeni yıl yazısı bile kasvet doldu. İçim kararınca tüm o karanlığı üzerinize salmak istemedim. Noel Baba ile de zaten aram çok iyi değil. O yüzden kendime küçük istekler koydum hep. Bu yıl ki hedefim biten keçeli kalemlerim yerine bir paket almaktı ki aldım. Bu yıl hayallerimi gerçekleştirmek istiyorum. Çalışmayı seviyorum ama ben gezmeyi de seviyorum. Kendimi bu yıl alanımda daha iyi olmak istiyorken kendime iki adet uçak bileti aldım. İki günde bir şehir az çok biter felsefesi ile hareket ettim. Hayat fazlasıyla kısayken kendimi, hayallerimi ertelemeyi bırakıyorum İşmiş güçmüş yaktım gemileri hak ediyorum bu performansa. Kendime bir seyahat bloğu açmaya karar verdim. Gittiğim hoşlandığım yerleri yazmak istiyorum. Bu yaz işaret dili kesinlikle öğreneceğim kafaya koydum. Yaz içinde Sidikli ile bir yurt dışı planımız var ama hedef Avrupa değil Asya. Pastacılık kursu gibi bir şeyler düşünüyorum. Ve en önemli kararın buraya yazmadığım için fark edilmeyen bu ölü toprağımdan bıktım. Ruhum çalınmış gibi. O eki beni o kadar çok özledim ki. Beni sınırlayan, yargılayan herkesten her şeyden sıyrılmaya karar verdim. Bir yıldır etrafımdaki herkes beni olmayan kalıplara sokuşturmaya çalışırken izin verdim. Onlar beni tabutuma koydu ben çivimi çaktım. Buraya yazmak en çok sevdiğim şeyken, burda kendimi dinlerken kendi sesimi kıstım. Yazarken fark ettiğim karşıma çıkan beni yabani otlarla kapatmışım. Ama şunu bir kez daha hatırladım, hayatta yaptıklarımız sonsuzlukta yankılanır. Benim sonsuzluğumun imzası ruhum. Kendimi buz kalıbına sokmak başıma gelen beni oluşturan her iyi ve kötü yaşantıma, güldüğüm ağladığım her güne haksızlık. Sizleriniz planınız ne bilmiyorum ama benim planım o insandan vazgeçmeyen, umudunu yitirmemiş, hayattan zevk alan o kıza kalp masajı yapmak.

2 Ocak 2016 Cumartesi

idin tasmasını azıcık gevşettim


Herkes yeni yıldan bir şeyler istedi. Bende Noel baba belki geçte olsa uğrar diye bir şeyler düşünmek istedim. Sonra fark ettim ki ben genelde Noel Baba`dan değil kendimden bir şeyler bekliyorum. Tabi Noel Baba da duruma el atarsa çok hoş olur. Sonuçta her isteği onun omuzlarına da yüklemedim, insaflı davrandım. Bir çiçek almak istiyorum. Şöyle açanından ve bakmayı becerebilmek istiyorum. Kurumasın istiyorum. Kendime bir şemsiye almak istiyorum ve bu kez kırmayı başarmadan bir ay kadar kullansam kafi. Örgü örmeyi öğrenmem lazım. Bir arkadaşıma söz verdim ve aradan tam iki yıl geçti. O atkı iyi ya da kötü bitmeli. Otobüs arkalarında koşmaya bir son vermeliyim. Azıcık dakik olsam kaçırmasam falan şahane olur. Hani sürekli düşüyorum ya düşmemek gibi şeyler istemiyorum. Sadece düşünce bende prenses gibi görünmek istiyorum. Hayır her seferinde yeri öpmek, çimen yemek ya da totoyu halka sergilemek zorunda mıyım? Onu anlatmadım dimi? Geçen gün üst geçitte ere kapaklandım. İşin kötü tarafı etekli olmam ve arkamdakilerin popomu inceleme fırsatı bulması. Tersten okuyabilmek istiyorum. Yani “kendinleşme” kelimesini “emşelnidnek” olarak okuyabilmeliyim. Sanırım bu kelimeyi az önce Türk diline de ben kattım. Hayalini kurduğum bir vakıf olayı var. Böyle sadece isim yapan değil gerçekten bir şeyler yapan bir vakıf. Onun için küçük küçük adımlarımı atmak istiyorum. Çünkü ancak şimdi başlarsam planlar uygun giderse 22 yıla hayallerime kavuşmuş olacağım. Kendime pembe bir kazak falan almak istiyorum. Pembe nefretim ne kadar büyükse hiç pembe bir şeyim olmadığını fark ettim. Manyak mısın sen diyeceksin ama Sidikli`nin o Gevşek sevgilisinden de kurtulmayı planlıyorum. Gerçi bunu aklına gelirde okursa ağzıma ne muamelesi yapacağını az çok tahmin edersiniz. Son olarak tüm korkularımdan kurtulmayı planlıyorum. Örümcek fobimden değil ama. Daha çok güvensizlik problemimden. Böylece eski ben olur, düşünmeden isteklerime göre yaşarım. Yani Freud`un şu id`in biraz daha serbest bırakmayı planlıyorum. 

31 Aralık 2015 Perşembe

bir baraj yapsalar önüme


Sıkılıyorum, bu işler çok basit derken belamı verdi yukarıdaki. O kadar çok işim vardı ki masamdan kalkıp işemeye gidemedim. Bir de üstüne sınavlarım vardı. İzin isteyebilmek için, işinin bitmesi gerekiyor. Bende mecbur onlara on birlere kadar çalışmak zorunda kaldım. Sınavlarım bari iyi geçseydi ama onlarında durumu parlak değil. Bir günde üç sınav olunca bende oooo piti piti yapıp çalıştım. Tüm bu arada zaman bulup hayatımda sevdiğim dört adama da atkı ördüm, hatta kazak ördüm demek istedim ama vaktim olmadı. Yoksa Derya Baykal`a örnek veriyorum. Bende gidip birbirinin aynısı atkı aldım. Dahi`ye kargoladım, Uyuz`a zahmet edip gelirsen veririm dedim, babama yeni yılı bekleyemeden alır almaz verdim. Ya bazen düşünüyorum babamı neden bu kadar çok seviyorum anlamıyorum. Herkes baba sever ama sanki ben onu herkesin babasının sevmesinden daha bir başka seviyorum. Bütün akşam atkısıyla oturdu, dizine yatırıp çok yoruluyor benim kızım diye sevip, saçlarımı okşadı. Böyle bir babam varken beni istediğiniz kadar çocuksu şımarıklıklarla suçlayın umurumda olmaz. Adam büyüme diyor, bende söz dinliyorum işte. Joker`e de dün verdim. Sanırım bu hediye olaylarında anlaşma yapılması, biri alınca diğerininde alması gerekiyormuş. Saçmalık. Lan ben canım istediği zaman hep alıyorum. İlla özel gün ve karşılık saçma. Ama ayıp olurmuş karşı taraf almazsa. Almasın ne olcak, ben almak istedim aldım. Kredi kartım Uyuz için aldığım gömlek ve kazak taksitleriyle dolu. Özel günleri beklemek bana mecburen aldım al idaret et işte demek gibi geliyor. E şimdi niye adın o zaman diyeceksiniz, yen yılda herkesin yeni bir şeyi olmalı gibi minnak bir olayım var. O yüzden hep alırım. Annem zaten sağ olsun bütün kız arkadaşlarıma kırmızı iç çamaşırı alır. Annemin takıntısı da bu. Şimdiye kadar aldığı donlarla pazarda tezgah açardım ben. Joker`in alıp almaması yani zerre umurumda değildi ama o öyle bir şey yaptı ki tüm korkularım tekrar gün yüzüne çıktı. Bana bir seri masal kitabı almış. Uyuyan Güzel`inden Pinokyo`suna kadar hepsi var. Böyle çok güzel çizimleri var ve hepsinin sonu benim bildiğim, bir zamanlar sıkıcı bulduğum sonradan bu sona razı olduğum "Sonsuza kadar mutlu yaşadılar" diye bitiyor. Ya o kadar sevdim ki hediyemi, sırf bunu düşündüğü için ona olan sevgimi daha çok hissediyorum. Ne var bunda demeyin, gerçek hayat kötü son getirir. Onu bu kadar çok sevmek, alışmak, aşık olmak istemiyorum. Bir gün bittiğinde ya da o gittiğinde acı çeken ben olacağımı bildiğim için istemiyorum. Sırf siz sevmeyin diye hep yaptığı öküzlükleri anlatayım istiyorum. Ama o her defasında muhteşem bir şeyle karşıma çıkıyor. Basit olabilir belki ama bu beni daha çok mutlu ediyor. Beni anlıyor, neyle beni mutlu edecek bilmesi çok hoşuma gidiyor. Sanırım .ok normal değilim. Düşünüyorum adamın aldığı hediyeleri kaktüs, masal kitabı, saçımı kalemle topladığım için rengarenk kurşun kalemler, arabada benim için bulundurduğu nutella kavanozu, cüzdanında benim için taşımaya başladığı yara bandı ne bileyim daha bir sürü küçük detay. O böyle yaptıkça da kendime engel olamıyorum. Yeni yılda ailesinin yanına gitti ve ilk defa gitmese keşke dedim. Gitmese herkesi satıp onunla geçirmek isterdim. Zaten bizim tayfa sağ olsun dağın başına gidiyoruz. Bu karda mahsur kalırsak bunlar ilk beni kurda kuşa yem ederler. İnşallah kurdun miğdesini bozarım. O yapacakları kestane de bizimkilerin

31 Aralık 2014 Çarşamba

üç ayda 2015 yazmayı öğrensem yeter


Okulum yarım gün falan demeden sınav koymuş sabahın körüne mecbur gittik. Bu ara ağzıma bal arısı kusmuş olacak ki şansım arttı mı ne. Hoca gelmemiş yerine iki gözetmen göndermiş. Sınava çalışmadım diye üzülürken, gözetmenlerden biri tanıdık çıktı hop el attı sınavıma. O yardım etti diğeri de göz yumdu resmen. Diğerlerine yazık demeyin onlarda kopyanın dibine vurdular. Ben kopya hazırlamadıysam günahım ne. Sınavdan sonra da Forvet`i doktora götürdüm. Bacağı sakatlamış basketbol oynarken. Bir şeyim yok diyor ama topal bile gezemiyor, sürünüyordu yavrum. Sidikli bu akşam partiye gidecek. Babamdan iki lütfenle izini kaptı. Bunu duyan ben “Forvet`lere gitsem yılbaşında orda kalsam.” Dedim. Adam yok dedi. Lan bu nasıl bir çifte standart. İkimizde kızız, bir de o dışarda bir partiye gidiyor. Neymiş yurttan ikiye kadar izin almışmış, arkadaşları bırakacakmış. Lan devlet yurdunda kalıyor olacaktı görürdüm ben onun 2`ye kadar kalmasını da neyse. İtiraz ettim “O orda tek sıkılır. Sen yanımızda kal biz varız. Ne işin var elin adamının evinde?” lan elin adamı dediğin dört yılık arkadaşım be baba. Sanki iki mum bir şömine başbaşa yeni yıla gireceğiz, tövbe tövbe. Ama sonunda ikna ettim Uyuz`u da alıp gidiyorum. Lan hepsi sevgilisiyle bir ben kardeşimle gidiyorum. Forvet`in sevgilisi kedisini getirecekmiş bir de. Bir o eksikti. Kediler ve ben demek kediler ve köpekler demek ama Kükküs tutturmuş çok seviyor seni. Lan hayvan görür görmez garip sesler çıkarıyor. Bir de benim deli anam yine yapmış yapacağını ve kırmızı don stoklarının tamamını almış. Kadın her yeni yılda doyasıya kırmızı don alıp dağıtıyor. Kendi arkadaşlarıyla sınırlı kalsa umurum da olmazda, benimkilere de alıyor vermem için zorluyor. Anlayacağınız milletin giydiği dona kadar karışıyoruz, uğur getirir ayağına. Giderken kızların donunu unutma diyor. Tam verilecek ortam olur ya. NilKuşu ve Sarı`ya da almış ama onların ki özelmiş. Gelmeden ayağına vermezmiş. Deli bu anam benim. Bir de herkes liste yapmış kendine be yapıyorum bu yıl. Her yıl yapıyorum da ne bokuma yarıyor sanki. Yine kafamın estiği gibi yapıyorum her şeyi. Carpe diem diyorum ve yeni yıldan tek beklentimin ilk üç ay içinde 2015 yazmayı kavrayabilmek olduğunu belirtiyorum. Benim zaman algoritmamı yanlış yaptıklarından daha temmuzda geçtim tarihte 2014 yazmayı. Onca zaman 2013 yazarken daha yeni alışmıştım. Sizlere mutlu yıllar. Ben hazırlanıp babamın kanatlarından bu gecelik sıyrılayım, izini de koparmışken.