düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2017 Pazartesi

problemin cevabı ben


Küme problemine çevirdiniz iyice işleri. Bir düğün salonunda 500 davetlinin 6/10 kadındır. Bunların 1/4 evli, 15 tanesinin bir ayağı çukurda, 20 tanesinin başı bağlı. Bu davette evlenmek istemeyen kız kimdir? Bir evlenme furyası aldı başını gidiyor. Whatsapp gruplarının hepsini çeyiz, dantel, yatak örtüsü muhabbetleri yüzünden sessize aldım. Geçen ay dört düğün, iki söz, bir nişan ve kaybedilen 5 çeyrekle kapattım. Baktıkları düğün mekanlarından giyecekleri dona kadar paylaşmaya başladılar. Üzerine bir de karşı tarafın ailesi ile yaşanan çekişmeleri de dinleyip taraf olmamız bekleniyor. Asıl bomba Hostes o sosyopat sevgilisiyle evlendi. Sidikli istemeye istemeye nikah şahidi oldu. Hostes için güldük eğlendik, o salağın elini sıkıp tebrik etmek zorunda kaldık. Gerçi kına gecesinde anasını trolledik sefam olsun. Geçen yıl tanışıp kırk yıldır arkadaş gibi olduğumuz dört kızdan üçü evlendi. Resmen toplu sünnet düğüne katılmış gibiyim. Bir de yetmezmiş gibi siz ne zaman evleniyorsunuz diye soruyorlar. Ya kardeşim ben evlenmek istemiyorum. Keyfim yerinde. Bana çok uzak bir fikir gibi geliyor. Çok gencim bir kere. 24 nedir ya. Benim anneannem 15 yaşında evlenmenin normal olduğu zamanlarda 22 yaşında evlenip, 27 den önce çocuk yapmamış kadın. Çok kendisiyle anlaşamasakta biz birbirimize çok benziyoruz bu yıl ilk defa anladım. Her kadının hayali gelinlik, evlenmek değil. Bıktım artık evlilik sorusundan. Kendi çapınızda evlenin. Bir de o ayakkabının altına ismimi yazmaktan vaz geçin, kafama da çiçek fırlatmayın. Hayır bir tanesi kalkmadım diye masama fırlattığı çiçek yüzünden etraf alev aldı. Kabus görüyorum arkadaşlar yapmayın lütfen. 

Merak edene: damat neden sosyopat?

26 Kasım 2016 Cumartesi

gen haritamla oynayabilir misin be


Bilmem kaç yıldızlı otellerde yapılan o düğünleri hiç sevmedim. Ortamdan samimiyetsizlik akıyor. Sonra o kokteyl zımbırtıları hele topuklu giydiysem beni delirtiyor. Masayı bulmak ayrı dert, oturtulduğun insanların kim çıkacağı ayrı dert. Birde sanki herkes birbirini eleştirmek, kulp bulmak için hazır bekliyor gibi geliyor. Zaten bir de otelin salon kısmıysa işler iyice kötüleşiyor. Bizim gibi Karadenizli aile olunca o göt kadar pist horon olayına dayanamıyor. On metre karede horon oynandığı nerde görülmüş. O pistlerde zaten twist oynayanlar için. Kalabalıksa fazladan konulmuş masalar yüzünden gelin damat misafirleri dolaşamıyor, misafirler aman adam yerine koymadılar muhabbetleri döndürüyor. Aynı sofrada hiç yemek yememişsin gibi herkesin birbirini süzdüğü düğünlerden birinde bende o topuklularla eziyet çekerken tabi ki tanıdık tanımadık herkesi süzdüm. Gerçi süzme işlemine kadar beni nereye sürükledilerse gittim, 8313 tane el öptüm. Kıyıda köşede anne ve babamın radarından saklanıp sindiğim köşede de milleti izledim. Kaynana geline nispet yapar gibi beyaz giyen tek insan ki hatun fena taştı. Kendi düğün davetiyesini hazır milleti bulmuşken dağıtayım diyenler şahin kesilmiş. Gözüme babam ve annemle sohbet eden bir hatun kestirdim ki 27, 28 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim, uzun, ince, sarışın biri. Elbisesine hele o derin sırt dekoltesine bayıldım. Babamlarla ayrı masaya oturtulduğum için ilk bulduğum kuzenime oğluna kız bakan anne edasıyla “şöyle güzel bir kız gördüm kim o kız tarafı falan mı, bekar mıymış?” diye sordum. İlk kim olduğunu anlamadı sonra kızı gösterince gözlerini pörtlete pörtlete “Yuh Lady! Yeşil o nasıl tanımazsın.” dedi. Beynim bir idrak edemese de ilk aklıma gelen kaç yaşında ya bu oldu Çünkü benim hesaplarıma göre 35 olmalıydı ki 37 yaşındaymış. Kesin bu Ajda Pekkan ile arkadaş oldu. Anında instagramını buldum ve açık söylüyorum bende o bacaklar olsa yaz kış götüme kadar açardım. On yazlarında da bir oğlu var ama bikinili fotoğrafına dayanarak söylüyorum çocuğu o değil ben doğurmuşum. Hatun kim? Benim kuzenim. Ciddiyim. Anasının elini de öptürmüşler ama ne yengem ne o yanımdan geçse tanımazdım hani. En son çocukken görmüştüm. Aynı şey ne yazık ki amcam içinde geçerli.  Aslında en büyük amcam ve babaannemin ilk eşinden olan oğlu. Hatta dedem evlat edindiği için amcamı soy isimlerimiz bile aynı ama hep teğet geçtik birbirimizi. En son bu Yeşil bir milletvekilinin oğluyla evlendiğinde düğüne alerjim yüzünde gidemediğimi hatırlıyorum. Yeşil`i de hep duydum ama ne bileyim babam da bayramdan bayrama telefonlaşınca farklı yerlerde yaşayınca fark etmiyor insan varlıklarını. Umarım Yeşili taş gibi yapan tüm o genler babaannemdendir ve bende de kendini gösterir. 

Not: Azimle sıçtım elbiseyi buldum. Gerçi zorda olmadı. Kabak gibi Elie Saab elbisesi değilse benzerini yapan biri, öyleyse o koca kaç para kazanıyor be demek istiyorum. Yuh hani.

9 Kasım 2015 Pazartesi

sezonu kapattık


Düğünde koca bulan kızlar tayfası var. Hep duyup ya inanmam öyle şey mi olurmuş dediğim şey meğer gerçekmiş. İki düğünden elde edilen hasılat 13. Düğüne iki saat kala uyandım ama o salona ilk giden ben oldum. Diğerleri profesyonel olunca tabi ben işi berbat etmemek için gece gündüz çalıştım. Bir kaç nota kaçırsam da dinleyenlerin fark ettiğini hiç zannetmiyorum. Yalnız bu Joker cidden kısmetimi açtı. İki düğündür yengelerim anneme sizin kızları şu sordu bu sordu dediler. Tabi bende her fani gibi nasıl havalandım nasıl şımardım görmeyin gitsin. Yengem kuzenin arkadaşlarından birine "Kız daha küçük vermezler, tanıştırmazlar bile" demiş. Çocuk yaşımı öğrenince kızın turşunu mu kuracaklar deyince yengem dayanamadım acı gerçekleri parylaştım insanlarla diyor. Her sorana "Babası kızların turşusunu kurmaya zahmet etmez, tarihi eser yapıp müzeye koyacak." demiş. Sidikli ise zengin olanlarla tanıştırsaydınız bizim arabaya sponsor lazımdı oyalardım diyor. Hatta en büyük sponsora Lady`i elden çıkarırdık bile dedi kaşar. Salağın biride sahneden iner inmez gelip tanıştı ve ikinci cümlesi düğünden sonra ne yapıyorsun oldu. Dışardan bazen nasıl görünüyorum merak ediyorum. Yani çok laylaylom bir tip miyim yoksa sorun eteğimin boyu mu? Fenomen "Abi Lady bizim kuzen abim duymasın damatlığına kan sıçratmayalım" deyince salağın suratındaki ifadeyi görmeliydiniz. Hayır asılmanın bile kiba yolu var abaza herif. Beni orkestradan sanmış bilmem ne. Öyle olsam ne fark eder ki. Erkeklerin kadınları cisimleştirmesinden, etiketlerinin her boka yarayacağını düşünmelerinden nefret ediyorum. Hayır bir de nerde olduğunu unutmuş salak. Bizimkilerden birinin kulağına gitse önce köşeye çeker sıkarlar sonra Uyuz`u çağırıp bir dikiş atıver derler. Aile büyüklerinde medeniyet ailenin kızlara yan gözle bakmaya teşebbüs etmeye cesaret edene kadar var, sonra yok. Siz gelin ayakkabısının altına isim yazmışsınız, çiçek kapmaya çalışmışsınız nafile. Zaten gelinin evlenmemiş arkadaşı kalmadığı için Sidikli ile tüm arkadaş listemizi yazdık. Hatta ayakkabılardan birinin altına Cha, Drama, Lily, Melo, Bla, leyan, mody, spot, gizemli ve Müpte yazdım sonra dünyanın en büyük kötülüğünü yapıp DemirBey, Buddah, Berkay yazıp bıraktım. Lady de yazdım eşek sağlam kazık hesabı ama iki ayakkabıda da ismim çıkmadı. Sidikli iyice mala bağladığımı düşünse de topluma hizmet sayıp aklıma geleni yazdım işte ne var. Düğünün en bomba olayı ise kuzenimin elbisesine basan biri yüzünden straplez elbisenin aşağı doğru inmesi. Annesinin attığı çığlık hala kulağımda. Sidikli bari gözükseydi de kulağıma verdiği hasara değseydi diyor. Halamda Uyuzun iki dakika yalnız bırakmadı. Neymiş kız tarafı çok sırnaşmış, gözü tutmamış. Sırnaşan var mı bilmem ama bizimki hiç rahatsız gibi gözükmüyordu. Sevgilisi bir görse acımaz böbreklerini satar. Hatun İngiliz ama kadın kadın işte. Tek kıskanç canavar Türk kadını değil anladım ben. Bizimki düğüne çağırmadı diye kıyamet koparınca düğün biter bitmez geri döndü çocuk kalmadı bile. Kızın korkusundan fotoğraf çekimine bile kalmadı. Klasikleşmiş Aşk-ı Memnu pozumuzu veremedik. İnstegrama koyduğum fotoğraflarda ayrı olay yarattı. Arkadaşlarımdan böyle yakışıklı kuzenim var da niye söylemiyorsun diyenin ayrı, bu kız çocuğa çirkin, aman yaşlı gösteriyor diyenin ayrı çenesini çektim. Kuzenlerimin fotoğraflarını isteyip, üşenmeyip stalklayıp kuzenlerime talip çıkan bile oldu. Bu kız milletinin sonunu hiç hayırlı görmüyorum ben. Bu arada düğünden hemen sonra ayakkabının altından çıkmayanların isimlerini kolonya ve ıslak mendil ile sildim. Yakalanmak istemedim. Ama silmeden baktım. Sevinirler mi bilmem ama Melo ve Cha üç vakte kadar evlenir benden söylemesi.

28 Ekim 2015 Çarşamba

balığa alerjisi olan karadenizli mi olur


İnsanlara hayır diyemiyorum. Hayır demek için ne kadar mırın kırın etsem de sonunda ağzımdan hep tabi yaparım çıkıyor. O yüzden yazdan beri yurt dışında olan bir hocamın burada ki işlerini hallediyorum. O da bir nevi karşılık olarak kendi adına gelen seminerdir falan beni gönderiyor. Cumartesi günü kuzenimin kınası varken sabahında hocanın bana yüklediği işlerden birini halletmek için annemlerle yola çıkmadım. Sonunda kınaya 5 saat kala feribotum iptal bir şekilde ortada kaldım. Otogarda ordan oraya koşturup bilet aradım, beş dakika sonra kalkacak otobüse bilet buldum. Ama allahın belası araba trafiğe takılıp 50 dakika geç geldi. Ben kınaya iki saat geç gittim. Yolda yanım boş diye yan tarafa geçersem başkasına bilet keseceklerini söylediler. Dedim zavallı gidememiş yağmur çamur bir madur daha olur dedim. Peki yerimi alan öküz ne yaptı. Koşturmaktan yorulup uyuyan beni, dürtükleyip "Yerime yatmışsın kalk" dedi. Lan it benim sayemde burdasın diyemedim adam iki yeri de kendine almış belli fazla kilolardan mustaripti. Arkadaki yolcuyuda tersleyince tüm yol boyunca adama pis pis bakıp keşke vermeseydim yerimi kalsaydı sokaklarda dedim ama iş işten geçti malumunuz.Kınaya yolunmuş tavuk gibi giden ben düğün için kuaförden çıktığımda pavyonda şarkı söylemeye hazır haldeydim. Kadına 3 kez saç bozdursamda olmadı. Bende eve gittim, üşenmedim banyo yaptım ve altı adımda nasıl topuz yapılır internetten öğrenip Sidikli ile kendime topuz yaptım. Herkes saçımıza bayıldı, topuz 5 tel toka ile dağılmadı. Sanmayın ki yerimde oturdum prensesler gibi kendimi ağır sattığım için. Saçı çok iyi yaptığımdan dağılmadı. Yoksa biz karadenizliyiz. O horonda zıplayıp hoplarken hangi kuaförün saçı dayanır sorarım size. Ayak bile dayanmıyor. Şaka değil, o topuklularla hiç oturmadan nasıl oynadıysam ayaklarım su topladı. Ertesi gün tabanına basa basa dolandım. Aslında düğün sırasında bir şey daha fark ettim. Ben karadenizli olmayı çok seviyorum. Niye derseniz düğünde modern şarkılar hatta bir parçacık twist bile çaldılar. Çifte tellisi, miseketinden damat halayına kadar. Bu bir saat boyunca resmen horon oynamayı bilmeyenleri oyaladılar. Sonra iki saat boyunca hiç durmadan kemençeci çaldı biz oynadık. Ya düşünün oynarken bağırabiliyorsunuz. Resmen stres atmanın en iyi yolu. Ayrıca görsel açıdan çok hoş gözüktüğümüzü fark ettim. Kaç oyunda insanlar aynı anda zıplamayı becerebiliyor ya da o erkeklerdeki ayak hareketlerini hızlı bir tempoda yapabiliyor ki. Nil Kuşu Karadeniz oyunlarından nefret ettiğini söyler hep ama sonsuza dek öyle oynamayı beceremediği için olacak bence bu. Hanımım İstanbullu ya paşa dedesi bir salon dansından anlıyor. Doğma büyüme İstanbul`dayım ama bence gen haritama işemişler öyle oynamayı, başkasına saçma bize çok doğru gelecek şekilde düşünmeyi, en boktan günde acıda bile gülmeyi, hızlı konuşmayı, düzgün türkçemi bozup anında şiveye dönebilmeyi. Hem ben bizim kadar oynak bir millet de görmedim. Düğün bitti, ses sınırı saatini aştık diyen adamı paraya boğup bir saat daha oynayıp, konukların gitmediği başka düğün bilmem. Kimse oynamaktan yemeğine bile dokunmadı. Gerçi ben Uyuz`un iki şarkıda bir masaya gidip bizim yemediğimiz tüm tabakları silip süpürdüğünü gördüm. Bunda Karadeniz ayısı diyoruz ama çocuk hamsi gibi cılız. Yani ben dünyaya bir daha gelsem yine karadenizli olmak isterim. Bildiğiniz gurur duyuyorum ya. Gerçi biz gecenin bir vakti düğünden çıkar çıkmaz balık yemeğe gittik. Bizde bu gelenektir. Damat gerdeğe girmeden düğünün genç tayfasına yemek ısmarlar. En yakın arkadaşlar ve kuzenler gecenin ikisinde 43 kişi balık yedik. Ertesi sabah uyandığımda masaya gelip giden her balıktan tırtıklıyan ben kırmızı ve şiş bir suratla uyandım. Götüm tutuşmuş bir şekilde kuzenime muayene olunca yediğim balıklardan birine alerjim olduğunu fark ettik. Sonra herkes benle "Balığa alerjisi olan Karadenizli mi olur" diye dalga geçti. Suratım kırmızı, boğazlarım şiş, burnumda sümük ayaklarım su toplamış şekilde pazartesiden beri yatıyorum.

24 Temmuz 2014 Perşembe

bu kadar düğüne gerek var mı?


Yaz mevsimi eşittir düğün demek. Bu yıllardır değişmedi. Ama araya ramazan girince millet bekleyip bekleyip, bayram ve ardına durmaksızın düğün yerleştirmiş. Aynı gün hatta aynı saat düğün ayarlamayı becerebilenlerine zaten artık diyecek lafım yok. Zaten bende pek düğün insanı değilim. Annem gezsin ben evde takılırım. Ama iş yakın akrabaya gelince paşa paşa ramazan demeden elbise aramaya çıkıyorsunuz. 9 günlük tatilinizin başlangıcına yaklaşırken bile düşündüğünüz tek şey kuzeninizin düğününe katılmak zorunda olduğunuz. Sevmemekten değil bu zorunlulukta. Elbise ayakkabı derdinden. Zaten bi indirimdir gidiyor mağazalar da millet ne bulduysa almış. Yere sümüklü peçete düşse kasaya ödeme yapmaya gidiyorlar. Ne buldularsa almışlar bir elbise kalmamış ya. Nerde saçma sapan bedenler var onlar kalmış. En çok kalan beden 40-42 ve 30-32. Lan zaten firmaların bu 30 beden üretme olayına hastayım. Öyle kadın toplasan koca ülkede üç beş kadın. Hayır yani kendi anacıklarından pay biçsinler. Zaten alışveriş merkezine insan sıçmışlar gibi. Bu yüzden hafta sonları Testere doğrayacak deseler gitmem. Off sevmedim ben bu düğündü elbiseydi işini. Hayır iki güne tatile gitmeyecek olsak rahat rahat bakarsın da. Yumurta yine kapıya dayanınca aklım başıma geldiğinden elbisesiz gitme potansiyelim yüksek. Off stajdan sonra dolanmak zaten daha boktan. Yarın benim şu lisede servis ve sınıftan arkadaşım olan, o dönem annemden çok gördüğüm arkadaşım Nil Kuşu vardı ya onla çıkıp bakacağız. Off bir şeyler bulabilsek bari.