Hafıza bende eksik parça. Alarmlarla geziyorum. Nil Kuşu`nun
doğum gününü kutladım ama hediyesini almadım. Sınavlar vardı, kutlayamadık.
Sonra aradan iki ay geçti ben unuttum. Geçen kahve içerken kolyesi dikkatimi
çekti Aslan`nın doğum günü hediyesi deyince aklım başıma geldi. Düşündüm
taşındım onun o delisi olduğu iç çamaşırlardan almaya karar verdim. Sonunda
kendimi Victoria Secret`a attım kendimi. Ayy dünyanın en harika şeyleri orda
biliyorsunuz dimi. İnsanın çıkası gelmiyor. Ama bir öğrenci için ya da benim
için oldukça da pahalı. Kredi kartımı son kuruşuna kadar doldurduğum için
fatura ödemekten zürüt geziyorum, sağ olsun o minnacık şeylerde aşırı pahalı.
Ama değer benim Nil Kuşuma dedim. Hem yıllardır vicdan azabı da çekiyorum. Ben
bundan 6 ya da yedi yıl önce kızın kafasına kitap fırlattım. Cidden yaptım
bunu. Hangi göte güvendiysem sinirlenince gözüm karadı fırlattım. Hatun
tekvando yapmış yıllarca ben kalk kafaya kitabı geçir. Allahtan kıyamadı bana
da cool bir hareketle geldi kitabı verdi gitti. Bu insan için içi boş kesemin
ağzını açmayayım da kime açayım. Seçenekleri ona beşe üçe indireyim derken
sonunda iki tane arasında gidip gelmeye başladım. İkisini aldım elime uzun uzun
hangisini alsam diye bakarken “Onlar sana küçük olur.” diyen bir ses duydum.
Birinci problem ses erkek sesiydi. İkinci problem ise ses tanıdık. “İç çamaşırı
zevkinin bu kadar renkli olduğunu bilmiyordum be Joker” dedim. Benim için
söylemiş, hemen kızmayacakmışım. Göğüs sağlığı diyelimmiş.Her boka burnunu
sokacak ya beyefendi. Bir de göğüslerim hakkında masaya otursak tam olacak.
Sapık herif. Zaten onun burda ne işi var. Hem neden karşılaşmak zorundayız ki.
Adamın her şeyi batıyor ya. Ruhum sevmiyor bunu. Tam çemkireceğim “Joker bu muuuu, bu muuu” sorusu da bana
kapak misali oturuyor. Kızın elindekiler ayıptır söylemesi yok aslında. Bu
Joker`de “Utandın yanakların kızardı” demez mi? Bir kere benim öldürseniz
yanaklarım kızarmaz. Sadece taşımaktan üşendim diye montla dolaşınca sıcaktan
patladım. Şu salağın bana sürekli bu muameleyi yapmasına sinir oluyorum. Ayrıca
bu kızın, kız arkadaşı yok mu ya? Nerde görüşmüş erkek arkadaşla iç çamaşırı
seçmek. Arsız şey ne olacak. Hem o eteği kıçına kadar açmak zorunda mı?
Montunun önünü kapatsa görünmez hani. Ya tabi bana ne ama benim takıldığım
nokta hiç mi üşümüyor hatun. Hem o kelimeleri salak salak yuvarlama değil de
böyle rulo yapma hali nedir. Off bildiğiniz kızı kıskandım ama tek sebebi hatun
çok güzel. Hayır bizde de boy var ama bundaki başka bir boy. Fazla güzel fazla
zarif. Kızda kusurlu tek nokta yok. Allah kızı boş vaktinde yaratmış. Ama bence
olmuş bu deyip seri üretime geçmeliydi. O konuşmasına rağmen salakta değil. Hem
zeki hem de fazla kültürlü bee. Ayy neden neden diye ağlayacağım şimdi. Kız
birde pek şeker. Direk böyle boynuma sarılıp, samimi davranıyor ne zaman görse.
Bu kız yeminle bu salakla kendini harcıyor. Ayy ben ne anlatıyorum ya. Heh
hediye! Kız yardım etti seçtim. Bizimkine daha vermedim ama sever bence. Bu
arada kredi kartımda kalan limit 6 lira bilmem kaç kuruş. En iyi parayı nerden
toplarım adlı dilencilik üzerine fizibilite çalışmalarına başladım hadi
hayırlısı.
26 Ocak 2015 Pazartesi
24 Ocak 2015 Cumartesi
bir de ortaya salata
Son birkaç gündür yazamadım ama umurunuzda olduğunu pek
sanmam. Bu ara pek huysuzun sanırım. Hava güzel halbuki. Ama evdeyim. Gerçi bakkala
gider gibi büte gittim geldim. Günlerdir kendimi eve kapattım. Galiba yeni bir
fobim var evde çıkmaya korkuyorum. Hazır evden çıkamıyorken de beş gün sabah on
gece beş ders çalıştım. Sidikli sonunda geldi. Erken bitmiş sınavları bilmem
ne. Ankara`nın soğuğu güzelce de hasta etmiş. Dayanamıyorum bu kız hasta
olunca. Çalışma masasını yatağın yanına sürükledim bir yandan ateşini kontrol
at bezi sık, bir yandan ders çalış işte. Ben altıncı sınıfa giderken bu kıza
anne oldum. Ekonomik kriz dediler şu dediler falan hop babamın işler ters gitti sonra
annem işe geri döndü. Sonrası aslında zor değildi. Hatun Süperwoman. Hem
temizlik, yemek, hem biz, hem iş hepsini halletti. Bense anne oldum Sidikliye ve
Uyuza. Annemin hafta sonu nöbeti oldu, onlar hasta oldu, ben bekledim başlarında.
Ne yerler ne içerler hangi surat neye işaret annem gibi bende öğrendim. Eve beş
dakika geç kalsalar kafayı yedim, sanki kendim hiç yapmazmış gibi. Veli
toplantısına gittim bizimkilerin işi çıktığında, hatta çoğu zaman ben gidim ya deyip
durdum. Keşke kendi veli toplantılarıma da gidebilseydim. Babam en azından şu
öğretmen senden şikayetçi, buna şunu dedi demezdi. Kustular midemi tuta tuta
temizledim. Ama bunları burada yaptım demek için yapmadım. Seviyorum onları. Canları
yansın istemiyorum. Yaptığım çorbayı
içerken bin tane laf soksun istiyorum. Galiba çorba yapmak beni
duygusallaştırıyor. Yada hanımımıza yaptığım manikür duygusallaştırdı. Kendine
gelir gelmez naza başladı. Hasta dediğin manikürsüz olur muymuş. Sorsa bir abla
en son ne zaman manikür yaptın diye, o ne ki derim. Ne salmışım meğer kendimi.
İş, okul, staj, eve kitlenen işler, salak bir adamın peşinden koşturmacalar. En
son ne zaman altı saat uyudum acaba. Aman nasıl olsa dersleri geçtim. “Ne önemi
var uykunun. Daha gencim uyurum bir ara” Dedi ve sızdı.
15 Ocak 2015 Perşembe
benim için mükemmel
Sidiklime başıma geleni anlattım bana güldü. Hatta abartmıyorum
kahkaha attı. “Adam kıçını avuçlayıp bir de yanlış anladın mı dedi” deyip deyip
güldü. Sonrada ”Benim senden daha büyük problemlerim var, abla” deyince
endişelendim. Çünkü Sidiklim bana abla diyorsa ya bir şey isteyecektir ki o
zaman daha cilveli bir ses kullanır ya da başı belada veya çok çok çok
üzgündür. Ne oldu soruma ise aldığım cevap şu: “Herkes dışarda kartopu oynuyor,
ben çıkamıyorum. Yurttaki kızlarla anlaşamıyorum, benim hiç kız arkadaşım yok.”
Lan bu kız benim kardeşim. Ben kıza adamın biri diyorum, kız bana kar diyor.
Ama bu salak sebebi beni neden bilmem çok güldürdü. Ben gülünce de ölü sesimi
harekete geçirsin diye öyle dediğini söyledi. Sonrada kulaklara zarar bir çok
şey saydı. Tam telefonu kapatacağım bu kez “Lady hani gül diye söyledim ya
gerçek aslında” dedi. Yurttan sadece oda arkadaşıyla anlaşıyor. O da kızın
sabır ve fazla iyi olmasından dolayı. Sınıfta deseniz üç beş kız arkadaşı var
gerisi erkek. Hanımım mühendislik fakültesinde ve sınıfındaki kızlarla da
anlaşamıyor. Toplasanız orda bir elin parmağı kadar kız arkadaşı var. Ama bizim
ki hep böyleydi. Kızlarla çok anlaşamazdı. Kızlar hatunu ya rakip görüyor ya da
ne yese, içse, giyse taklit ediyorlar. İstediği yurttaki kızlarla anlaşabilmek.
Ama ben kardeşimi biliyorum, sevmiyor dibinde arkadaşı olsun. Lisede Kumral Adam
ailesiyle tartışıp iki hafta bizde kalmıştı. Sidikli`nin en yakın arkadaşıydı
ama bizimki bir haftanın sonunda evin içinde çocuktan kaçıyordu. Sıkılmış,
bunalmış. Ailesiyle gidip kendisi barıştırdı. Bu kadar özel alanıma girmeyin
deyince de kimseyle anlaşamıyor. Bir ben 19 yıldır bu deliye kendimi
kabullendirebildim deyimde siz anlayın. Her şeye rağmen o benim biricik, benim için
mükemmel kız kardeşim. Tabi bir de tam bir soyguncu.
12 Ocak 2015 Pazartesi
tanıdığın veya torpilin yoksa hiç kimsesin ya da kadınsın
Yazdığım en uzun yazı ama daha fazla içimde tutamadım. Anlatmazsam beynim patlayacaktı.
Kimsenin kimseye saygısı yok. Hem de zerre kadar.
Kendilerine saygısı olmayan insanlardan başkalarına saygılı olmasını beklemekse
benim hatam. Ve benciliz çok çok çok. Yeter ki biz işimizi halledelim gerisi
önemli değil. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Gerçi ne bekliyorum ki!
Karısını delik deşik ederken karıkoca arasına girilmez diye köşeye çekilen bir
toplum haline geldik. O yüzden kimse bana “ahh çok saf temiz misafirperver
bilmem ne milletiz” diye martaval okumasın. İnanmıyorum. Vurdumduymazız. Beni
silindiren neyse anlatacağım yoksa patlayacağım. Geçen hafta adam gibi yağmayan
karın soğuğunda bir arkadaşa doğum günü kutlaması yapmak için buluştuk. Bir
sınav kalınca ve basit bir ders olunca da, millet evine dönmeden o boş günde yapalım
dedik. Kırmızı taksimde bir cafe bar da üç dört yıldır çalışıyor. İstanbul`da
tek başına kalınca ve para sorunları olunca başlamıştı. O gün bugündür ne zaman
bir kutlama yapacak olsak soluğu orda alıyoruz. Gündüz saatleri sakin ve anne
babamdan izin için yalvarmam gerekmeyeceği için kutlama için uygun dedik,
yaptık. Akşamüzeri eve döneceğim öğrenci kartımda tek basımlık para kalmış ve
cebimde beş kuruş para yok. Bankamatik bulup para çekmeye üşendim. Yanımda çok
para taşımam ben. Pazara bile pos makinası sokmuş milletin artık nakitte
ihtiyacı yok diye düşünürüm, ne bilim işte. Mecbur yarım saat otobüs bekledim
ve otobüse kendimi atmayı başardım. Ve lanet otobüs soğuk hava koşullarının
oluşturduğu etkenlerle sıkış tepiş. Bir santimetre bile boşluk kalmayacak
şekilde dolarsa kaç kafa alır deneyinin uygulama kısmı gibi. Lanet trafik
sıkışık.
Beni sinirlendiren kısım nerde mi? Tam dibim, arkamda,
resmen ensemde. Hayvanın biri üzerime abandıkça abandı. Dürtüyorum,
dirsekliyorum yok. Dedim sıkışık kızım otobüs hemen yanlış anlama, adamın günahını
alma. Ama ben dürttükçe mal herif daha çok sıkıştırmaya başlayınca “Uzaklaşır
mısınız rahatsız ediyorsunuz” dedim. Ters ters baktım ama adam pişkin pişkin
yer yok falan dedi. Yoktu haklı yanlış anlıyorsun dedim kendime döndüm. Ama bu
pişkin it iyice arsızlığı ele alıp resmen bir taraflarını dayandırınca artık
yanlış anlama falan kalmadı. Artık emin olmaymış, günahını almaymış demeden
dönüp ağzını burnunu kırmayı planladığım herif, iki saniyelik şok olma durumumu
sapık zihni nasıl algıladıysa elini popo attı ve sıktı. Adam bildiğiniz kıçımı
avuçladı ya. Nasıl bir manyaklık nasıl bir beyin bu. Kafamdan aşağı ilk sıcak
suyu boşalttılar, sonra soğuk suyu boşalttılar haşladılar. Yetmedi kova kova
çiviyi kafatasımı açıp içine doldurdular. Ne ara bağırıp adamı ittim
hatırlamıyorum cidden. Ciyak ciyak bağırdım. Ama nasıl oldu adamı yolmaya
kalkışmadım bilmiyorum. İsteğim onu hadım edip bir yerlerini tekmelemekken
resmen dondum ya. Millet yanlış anlamışsındır kalabalık diyor, adam salak mısın
ben bir şey yapmadım diyor. Neymiş kalabalıkmış yanlış anlamışım, rahatsız
oluyorsam bu kadar taksiyle gitseymişim. Lan nesini yanlış anlayacağım.
Herhalde kıçının avuçlanmasıyla sıkışıklıktan sıkışmayı ayırt edebilirim. Hem
elinin orda ne işi var dimi? Bu salağı koruyan mallar çıktı bir de yaa. Yok
kadınlar hep böyle yapıyormuş bilmem ne, yer değiştirsek olurmuş, bizimi
çekeceklermiş. Bazı sesler geliyor kulağıma hayvan herif kırın kafasını indirin
otobüsten diye ama millet de yok bir şey yapmamıştırla, yapmıştır kavgasına girdi.
Otobüs şoförü ben çok ciyaklayınca kenara çekti tabi ne oldu diye bağırınıyor.
İnecekmişiz ne bok yiyeceksek yiyecekmişiz, yanlış anlamış olabilirmişim. Şoför
kapıyı açmaya kalkınca kendime geldim. “Sakın açma yoksa senide onunla şikayet
ederim” başıma gelen aklımla polisi aradım. Ne gerek var yanlış anladın bacım
demez mi adam. Telefonumu elimden almaya çalıştı ama bir kadının resmen
kucağına attım kendimi engelledim, adamın biride tuttu bunu. Milletse hala bana
bağırıyor yok yollarından etmişim. Polisi beklerken tabi işler iyice kızıştı
beni savunanlar bağırıyor, yanlış anlamıştır diyenler bağırıyor, ev ev diye
kıçını yırtanlar bağırıyor, elinde telefon birilerini arayan şoför bağırıyor.
Biri elime su veriyor sakin ol geçti diyor. Ne sakinliği ne suyu ya. Sakın bana
kafan güzeldir yanlış anlamışsınızdır demeyin. Ağzıma bir şey sürmedim.
Antibiyotik kullanıyordum. Beni suçluymuşum gibi hissettirenler birde nerden
çıktığımı bilseler kesin polise adamı değil beni verirler.
Emniyet Allahtan yakındı geldiler hemen. Bu seferde polis
başladı ne oldu, yanlış anlama olmasın, gören var mı falan demeye. Ayak üstü
polis milleti sorguladı. Tabi kimse görmedim falan dedi, kadının biri kızı
rahatsız ediyordu uyardı falan dedi ama polis hala anlaşın dağılın modunda. Ben
çemkirince polis emniyete götürmeye karar verdi ama kimse şahit falan gelmek
istemiyor, polis de anlaşırlar olay hallolur modunda. Bu beni savunan ablanın
telefonu aldılar arabaya geçin dediler. Tutup birde bu adamla beni arka koltuğa
buyur ediyorlar. Yeminle gelmiş geçmiş en mal insanlar beni buluyor. Lan adam
beni taciz etti diyorum bunlar yan yana oturtmaya kalkıyor. Oturmam diye
tutturunca beni öne oturttular.
Emniyette şikayetçi olacağım deyince başladılar ifademi almaya ama adam ben bir
şey yapmadım, gördünüz otobüsün halini kalabalık bayan yanlış anladı diyor.
Polis zaten serbest bırakırlar, kalabalıktı yanlış anlamışsınızdır diyor. Lan
nasıl bir adalet bu anlamadım. Benden taraf olmaları gerekirken herkes yanlış
anlamaya takmış. Tabi ben polise çemkirince onlar iyice adamdan taraf oldu
şikayetten vazgeç moduna girdi. Anlaşmalıymışız. Oldu bir sapık daha cezasız
kalsın. Ama olan şu sinirleri bozuldu, kendimden şüphe ettim ve resmen utandım.
Sanki utanmam gerekiyor sebep benmişim gibi hissettim, hissettirildim. Kaç
şikayet varmış, yanlış anlaşılmaymış, kadın milleti bit pire deve diye
gevelerken bunlar aklıma dayım geldi. Ben dayımı arayacağım şikayetçiyim dedim
uzaklaştım ayak üstü ifade aldıkları yerden. “dayı karakoldayım” dedim bana “ne
yaptın” dedi. Sanki on günde bir dayı
karakoldayım diye onu arıyorum. O da öyle deyince bir anda ağlamaya başladım.
Sabahtan beri nasıl ağlamadım bilmiyorum, ama daha fazla dayanamadım. Bu kez
dayım panikledi bir şey mi oldu falan diye soruyor ama ağlamaktan doğru düzgün
konuşamadım. Kadın memurun biri aldı bir yere oturttu ama elimde telefon
ağlıyorum. Kadın ağlama dedikçe ben daha çok ağlıyorum. Dayıma ağlaya ağlaya
anlattım “nerdesin” dedi, sonra “birazdan arayacağım” dedi kapattı. Tekrar
arayınca söylediğim ilk gelen şey babamlara söyleme neden bilmiyorum ama çok
utandım. Babam öğrenirse kıyameti koparacak biliyorum. Benim için korkacak.
Üzülecek. Olmaz falan dedi ama çok ağlayınca kabul etti. Sonrada başımda iki
komiser bitti. Dayımın akademiden mi ne arkadaşıymış biri ne. Anlattım
olanları, polislerin bana nasıl davrandığını da. Adam bu polislere bağırınca
olur mu komiserim ifadesini aldık zaten, hanımefendi yanlış anladı, biz hanım
efendi ağlayınca anladık durumun ciddi olduğunu, müdahale ediyorduk zaten.
Sanki iki saattir onlar değildi vazgeçmem için dil döken kadın milleti diyen.
Her mağdurun ağlaması mı gerekiyor siz harekete geçin diye. Ağlamayınca doğru
söylemiyor mu oluyoruz?
Saatlerce ifadeymiş
bilmem neymiş uğraştım. Anneme Nilkuşu`na uğradım diye mesaj attım. Sonra şu
dayımın arkadaşı olan komiser eve bıraktı. Bir şey olursa dayımı arar haber
verirlermiş. Savcı mavcı bir şeyler dedi ama beynim pek yerinde değildi. Büyük
ihtimal serbest kalırmış ama savcıyla konuşacakmış bilmem ne. Ben bok gibi
hissediyorum. Olaydan çok insanların tavrı mı canımı bu kadar yaktı bilmiyorum.
Kimseye anlatamadım eve gelince de yorgunum dedim yattım. Annemle babam üzülsün
istemiyorum ya da kimse bilsin. O yüzden annemlerin yanında salak salak
gülüyorum. Sınava gitmedim gidecek halim yoktu. Dün ilk defa internete girdim,
telefonlara bakmıyorum. Kimseyi görmek istemiyorum, evden de çıkmak
istemiyorum. Bir daha toplu taşıma aracı kullanmak istemiyorum. İnsanlardan da
genel olarak nefret ediyorum. Sapık zihinlerden de, göz yumanlardan da. Size
dayım olmasaydı ne olacağını söyleyeyim mi? Adam yerine koymayacaklardı. Çünkü
onlar için fazladan dosya ve sıradanım.
31 Aralık 2014 Çarşamba
üç ayda 2015 yazmayı öğrensem yeter
Okulum yarım gün falan demeden sınav koymuş sabahın körüne
mecbur gittik. Bu ara ağzıma bal arısı kusmuş olacak ki şansım arttı mı ne.
Hoca gelmemiş yerine iki gözetmen göndermiş. Sınava çalışmadım diye üzülürken,
gözetmenlerden biri tanıdık çıktı hop el attı sınavıma. O yardım etti diğeri de
göz yumdu resmen. Diğerlerine yazık demeyin onlarda kopyanın dibine vurdular.
Ben kopya hazırlamadıysam günahım ne. Sınavdan sonra da Forvet`i doktora
götürdüm. Bacağı sakatlamış basketbol oynarken. Bir şeyim yok diyor ama topal
bile gezemiyor, sürünüyordu yavrum. Sidikli bu akşam partiye gidecek. Babamdan
iki lütfenle izini kaptı. Bunu duyan ben “Forvet`lere gitsem yılbaşında orda
kalsam.” Dedim. Adam yok dedi. Lan bu nasıl bir çifte standart. İkimizde kızız,
bir de o dışarda bir partiye gidiyor. Neymiş yurttan ikiye kadar izin almışmış,
arkadaşları bırakacakmış. Lan devlet yurdunda kalıyor olacaktı görürdüm ben
onun 2`ye kadar kalmasını da neyse. İtiraz ettim “O orda tek sıkılır. Sen
yanımızda kal biz varız. Ne işin var elin adamının evinde?” lan elin adamı
dediğin dört yılık arkadaşım be baba. Sanki iki mum bir şömine başbaşa yeni yıla
gireceğiz, tövbe tövbe. Ama sonunda ikna ettim Uyuz`u da alıp gidiyorum. Lan
hepsi sevgilisiyle bir ben kardeşimle gidiyorum. Forvet`in sevgilisi kedisini
getirecekmiş bir de. Bir o eksikti. Kediler ve ben demek kediler ve köpekler
demek ama Kükküs tutturmuş çok seviyor seni. Lan hayvan görür görmez garip
sesler çıkarıyor. Bir de benim deli anam yine yapmış yapacağını ve kırmızı don stoklarının
tamamını almış. Kadın her yeni yılda doyasıya kırmızı don alıp dağıtıyor. Kendi
arkadaşlarıyla sınırlı kalsa umurum da olmazda, benimkilere de alıyor vermem
için zorluyor. Anlayacağınız milletin giydiği dona kadar karışıyoruz, uğur
getirir ayağına. Giderken kızların donunu unutma diyor. Tam verilecek ortam
olur ya. NilKuşu ve Sarı`ya da almış ama onların ki özelmiş. Gelmeden ayağına
vermezmiş. Deli bu anam benim. Bir de herkes liste yapmış kendine be yapıyorum
bu yıl. Her yıl yapıyorum da ne bokuma yarıyor sanki. Yine kafamın estiği gibi
yapıyorum her şeyi. Carpe diem diyorum ve yeni yıldan tek beklentimin ilk üç ay
içinde 2015 yazmayı kavrayabilmek olduğunu belirtiyorum. Benim zaman
algoritmamı yanlış yaptıklarından daha temmuzda geçtim tarihte 2014 yazmayı.
Onca zaman 2013 yazarken daha yeni alışmıştım. Sizlere mutlu yıllar. Ben
hazırlanıp babamın kanatlarından bu gecelik sıyrılayım, izini de koparmışken.
30 Aralık 2014 Salı
son on saat
Gençler öğüt sevmiyor. Azıcık sevsek ben bu hallerde
olmazdım. 24 saatte makalemi tamamlamaya çalışmaz, sınavıma çalışmış kıçımda
pireler sauna da keyif yapıyor olurdu. Bok vardı depresyona girdim. Ay onu bile
beceremedim zaten ben. Depresyon ayağına yan gelip yatmışım resmen. Proje ödevimi
İyilik Meleğim olmasa bok bitirirdim. Bitirir miydim demişim ben? Hepsini
çocuğa yaptırdım ben ya. Çocuk işini gücünü bıraktı ödevimi yaptı. Bana bir tek
adımı yazıp dosyayı rar`layıp göndermek kaldı. Bu konuda da vicdan azabı
çekiyorum, resmen üzerine yıktım kullandım çocuğu ama sonuçta İyilik Meleğim
işte. Hem her iyilik meleği dişi olmak zorunda mı? Gerçi ödevi o yaptı finalde
benden çıkacak acısı, yapamayacağım. Zaten bugün ki sınavım berbattı. Adamın
dersini bir kez asmışım sağ olsun o da hazır Lady yokken ne işlediysem bir tek
oradan sorayım demiş. Tam olarak 10 saatim kaldı. Makalemi bitirmeli ve sınava
çalışmalıyım. Beynimin içinde yapay zekalar bilmem neler uçuşuyor. Bir de
makale demeye bin şahit ister. Kopyala yapıştırın anasını belledim resmen. Ona
rağmen bir boka benzemedi. Makaleye dair sallamadığım tek şey verilerim. Offf
offf. Bu dersten de büt gözüktü. Ya ben bu sene mezun olmak istiyorum,
olmalıyım. Yoksa bizimkiler kapının önüne koyacak bende birinize mülteci olarak
yerleşmek zorunda kalacağım.
24 Aralık 2014 Çarşamba
askıya astım gitti
Annemi seviyorum. Gerçi kim annesini sevmez ki. Ama ben bir
başka seviyorum. Sadece anne değil işte. Sidikli gittiğinden beri annemle daha
çok yakınlaştık. Önceden de aynı seviyordum ama eve gelince derdimi ilk
Sidikli`ye anlatırdım sonra anneme. Canım bir şeye sıkkınsa, korktuysam
Sidikli`ye sarılırdım ilk. Şimdi eve gelince ilk anneme yumurtluyorum. Bir de
ne bilim annem duygusaldır, Sidikli`de. Onlar bir filme oturup ağlarken ben
dalga geçerim. En son üçüzün gittiği bir filmde ikisini arasında peçete
uzatmaktan helak olmuştum. Film bittikten sonrada annem “Tüm salon ağladı bir
sen ağlamadın. Bari numara yapsaydın. Senin yüzünden rezil olduk” dedi. Ben
ağlayamıyorum işte, hatta bizimkiler ağladıkça güldüm. Bir anne çocuğuna
duygusuz der mi? Bizimki diyor. Nadir ağlıyorum sadece. En son bir buçuk yıl
önce Sidikli başka şehre gidince ağladım. Annem geldi bugün yanıma. Hep geliyor
da bu kez elinde browni ve dondurmayla. Kışın dondurma yenmez kuralına rağmen. Üzerine
birde yatakta emek yenmez kurulanı da ihlal edip yanıma kıvrıldı. Boş ver
temalı konuşmasından sonra bana gençken yaptığı, yaşadığı bir sürü şey anlatı.
Anladım ki Sidikli tam anneme bezemiş, deliliklerini ucundan bana
bulaştırmışlar. Sonra annem baktım
gözlerini dikmiş bana bakıyor. Sebep mi? Bu kadar duygusal konuşmadan sonra
niye ağlamamışım. Çocuktan sonra hiç göz yaşı dökmemişim ta ki geçen geceye
kadar. Dedim “ben onun için ağlamadım, yüzüme vurulan gerçeklere ağladım” ama
baktım hala ağlamamı bekliyor. En acıklı şeyleri doldurdum beynime, elimle
bacağımı cimcikledim ama yok gözleri doldurmayı bile başaramadım. Hatta daha
çok gülesim geldi. “Zorlama kendini. Artık umudumu kestim senden kızım” dedi. Depresyona
girince kadın ağlarım bolca diye beklemiş. Ama ben psikopatlar gibi evde
gezinmişim, yemişim, içmişim, izlemişim, yataktan çıkmamışım, okulu çokça asmışım
ve sınavlarım geliyormuş. Hatta gelmiş. Benim mezun olmam lazım. O yüzden bende
depresyonumu ertelemeye karar verdim. Sınavdan sonra üzerinde tekrar düşüneceğim.
Belki geri dönmem. Malum yedikçe kilo alıyorsun. Hem ben yatmayı sevdiğimden
işime geliyor, depresyonu kullanıyorum sanırım. Yoksa yemişim depresyonu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






