Kimlerin eline düştüm ben. Kara bahtımın kör talihine
sıçayım. Ya ne olurdu sonsuza kadar mutlu yaşadılar en azından 60`a kadar mutlu
yaşadı, “eşi ölünce ne kadar üzülse de hayat üzülmekle geçmez dedi ve 63`ünde
ikinci baharı ile bir kez daha aşık oldu” falan olsaydı. Bakın vicdansızda
değilim, 3 yıl yas tutmuşum. Ama ben nelerle uğraşıyorum. Meğer Kakalak,
NilKuşu`na değil bana düşmanmış. Onu çoktan kesmem gerekiyormuş. Lan koloni
halinde aynı yere toplanmışlar bir de. Sanki İstanbul`da başka satılık daire
yok. Birbirlerinin götünden ayrılamamışlar. Hepsi aynı yerden ev alıp
komşuculuk oynuyorlar resmen. NilKuşu yıllardır sevgili Aslan`ı Kakalak
hatundan kıskanıyor. Zamanında bir öpüşmüşler falan kız hala Aslan`a melül
melül bakıyor. Dolayısıyla bizde kızlar kitabın 16. Maddesine dayanarak
Kakalak`tan nefret ediyoruz. Bütün sinsi, samimiyetsiz gülüşlerimizi ona
saklıyoruz. Hak ediyor da hani. Sevgilisi var ama Aslan`a asılmaktan da geri duramıyor
çünkü. Tabi o da benden ve NilKuşundan sonuna kadar nefret ediyor ve her
fırsatta arkamızdan sallıyor, duyuyoruz. Ama zavallı masum ben bunun sadece
NilKuşu`nun arkadaşı kategorisi yüzünden sanıyordum. Meğer kız Joker üstünde hak
sahibi falan olduğunu düşünüyormuş. Neye dayanarak derseniz, benim nefret ve
şüphe dolu bakışlarımla her şey ortaya çıktı. Bu Kakalak pek bir elini kolunu
sevgilimin üzerinde tutuyordu, kıskanıyorum demeyip karizmayı bozmamak için he
dedim geçtim. Buraya da gelip kıskançlıktan midem kurtlandı yazamadım haliyle.
Ama bu iyice sevgilimin ağzının içine içine soktuğu dudaklarla olayı “ruh
çağırıp bunu kurban etsem ne çıkar” boyutlarına getirdi. Narnia Günlükleri
cadısı gibi Jokeri avlamak için zamanı bekledim, lafımı dolandırdım, yumuşakça “Ya
sizin bu Kakalakla aranızda bir şey geçti mi daha önce?” diye sordum ama o
nasıl bir sorma zerre umurumda değil havasında. Nerden çıktıları falanı sümüklü
peçetem yaptım bizim doğrucu davutta zaten dünden hazır “ya biz onla daha önce
takıldık” demesin mi? Takılmak derken aklınıza izlediğiniz Türk dizileri gelmesin.
Bildiğiniz yatmışlar ve ben bunu yeni öğrenmekle birlikte arkadaşız diyorlar ya.
Ben hiç arkadaşımla yatıp kalmadım. Lan Dawson`s Creek mi çekiyoruz burda?
Allah`ım bu kız senin arkadaşının kardeşi ya. Türk örf adetleri ne oldu ya.
Aslında varya kızın abisine de, Joker`i de Aslan`ı da eşek sudan gelene kadar
dövsün. Ya ben bu adamın birlikte olduğu kadınları görmek duymak istemiyorken
şu halime bak. Her yer Konya ovası mübarek. Kafayı yicem yaaa. Bu kız Joker`in
alt dairesinde oturuyor. Joker`in o evden taşınması 3. Dünya Savaşından daha
önemli hala geldi benim için resmen.
5 Ekim 2017 Perşembe
3 Ekim 2017 Salı
ben küçükken
Ben küçükken şişkoydum. Ama baya. Mesela ilk okulda
aldığınız hırkanın şu yaşınızda size büyük geldiğini düşünün. Ya da önlüğünüzün
kilolu olduğunuz için büyük beden alındığını, bu sebeple ayaklarınıza kadar
geldiğini ve kestirmek zorunda olduğunuzu. Şişkoyum diye saklambaç oynarken hep
sayar hiç saklanmazdım. Beni çabuk bulurlardı bende utanırdım. Sonra herkese
ben yumucam çok seviyorum yalanını uydurdum. Ben küçükken mesela dört tane
lahmacun yerdim. Keşke hala yiyebilsem. Yemek konusunda çok aç gözlüyüm. Şimdi
birde tıkanıyorum, ikinciyi yiyince tüm gün mide ağrısı çekiyorum. Küçükken hiç
şarkı ezberleyemezdim. Durun ben hala şarkıları ezberleyemiyorum. Mutlaka bir
kısmını unutup ya da kafama göre düzenleyip yani kıçımdan uydurup söylüyorum.
Anemin kuzenin oğlu vardı Mustafa. Herkes ona Mıstık derdi ben Fıstık derdim.
On yaşına gelene kadar adını Fıstık zannetmemse bence tam bir salak olduğumu
gösteriyor. Üç dayım var ama küçükken onların yanında kimi görsem dayım
zannederdim. Yine annemin kuzenlerinden birinin oğlu var Gazeteci. Küçükken hep
onunla oynardım. Onunla oynayabilmek için babama hep araba falan aldırırmışım.
O ise iki yıl önce onlara yemeğe gittiğimizde annemle anlattılar bana karınca
ye dermiş. Bende o dedi diye tutup tutup yermişim. Allahım ya çocukken bana
gram akıl vermemişsin. Annemin kuzenin eşi kuşunu-kadınların genital bölgesine
artık ne derseniz o hep kuşun derdi- tuttum atıyorum diye camı açar sanki
avucunda bir şey varmış gibi fırlatırdı. Bende arkasından ağlardım. Çişim geldi
nasıl yapacağım derdine düşerdim. Kadın bildiğiniz travma yaratıyormuş. Gerçi
oğlu yüzünden de karıncaları yediysem suç bende. Küçükken annem dışında
kimsenin yemeğini yemezdim. Bu yüzden annem hep evde yedirmek zorunda kalırdı.
Hala daha mutfağını görmediğim insanların yemeğini yemem. Büyüyünce uzaylı
olmak gibi bir hayalim vardı. Mesleğim o olacaktı ama işler gördüğünüz gibi pek
yolunda gitmedi. Lütfen aranızda benim kadar salak çocukluk geçirmiş birileri
olsun.
Etiketler:
ben,
ben küçükken,
blog,
çocukluk,
günlük,
hatıralar,
hayaller,
işsizlik,
karınca yiyen,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post,
uzaylı
2 Ekim 2017 Pazartesi
problemin cevabı ben
Küme problemine çevirdiniz iyice işleri. Bir düğün salonunda
500 davetlinin 6/10 kadındır. Bunların 1/4 evli, 15 tanesinin bir ayağı
çukurda, 20 tanesinin başı bağlı. Bu davette evlenmek istemeyen kız kimdir? Bir
evlenme furyası aldı başını gidiyor. Whatsapp gruplarının hepsini çeyiz,
dantel, yatak örtüsü muhabbetleri yüzünden sessize aldım. Geçen ay dört düğün,
iki söz, bir nişan ve kaybedilen 5 çeyrekle kapattım. Baktıkları düğün
mekanlarından giyecekleri dona kadar paylaşmaya başladılar. Üzerine bir de
karşı tarafın ailesi ile yaşanan çekişmeleri de dinleyip taraf olmamız
bekleniyor. Asıl bomba Hostes o sosyopat sevgilisiyle evlendi. Sidikli istemeye
istemeye nikah şahidi oldu. Hostes için güldük eğlendik, o salağın elini sıkıp
tebrik etmek zorunda kaldık. Gerçi kına gecesinde anasını trolledik sefam
olsun. Geçen yıl tanışıp kırk yıldır arkadaş gibi olduğumuz dört kızdan üçü
evlendi. Resmen toplu sünnet düğüne katılmış gibiyim. Bir de yetmezmiş gibi siz
ne zaman evleniyorsunuz diye soruyorlar. Ya kardeşim ben evlenmek istemiyorum.
Keyfim yerinde. Bana çok uzak bir fikir gibi geliyor. Çok gencim bir kere. 24
nedir ya. Benim anneannem 15 yaşında evlenmenin normal olduğu zamanlarda 22
yaşında evlenip, 27 den önce çocuk yapmamış kadın. Çok kendisiyle anlaşamasakta
biz birbirimize çok benziyoruz bu yıl ilk defa anladım. Her kadının hayali
gelinlik, evlenmek değil. Bıktım artık evlilik sorusundan. Kendi çapınızda
evlenin. Bir de o ayakkabının altına ismimi yazmaktan vaz geçin, kafama da
çiçek fırlatmayın. Hayır bir tanesi kalkmadım diye masama fırlattığı çiçek
yüzünden etraf alev aldı. Kabus görüyorum arkadaşlar yapmayın lütfen.
Merak edene: damat neden sosyopat?
Etiketler:
bekar,
blog,
blogger,
çeyiz,
düğün,
günlük,
ilişki raporu,
Joker,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
1 Ekim 2017 Pazar
büyü-me
Büyümek tercih ettiğimiz bir şey değil. Çocukken
istediğimiz, gerçekleştiğinde yakındığımız şey. Ne kadar salak bir çocukluk
geçirsem de akıllıca ettiğim tek dua büyümemekti. Boşa gitmiş bir dilek hakkı
daha. Dişi çıkan çocuk yastık altı yapıp para çikolata diler birde benim
dileklere bak. Büyüdükçe okuldan şikâyetçi oldum, sınavlardan, sorumluluktan,
işten, işten ve işten. Yeni yeni fark ediyorum ki büyümenin güzel tarafları
var. Çocukken herkes beni sevsin diye deli gibi çırpınırdım. Arkadaşlarım,
etrafımdaki büyükler. Benim hayalim herkes tarafından sevilmekti. Bunun için
çırpınıyordum. Davranışlarımı insanların isteklerine göre düzenlerdim. Ne kadar
düzgün ve istenilen davranırsam o kadar severler. Büyüdükçe insanlar beni
sevsin diye uğraşmaktan vaz geçtim. İnsanların sevmesini umursamayı bıraktım
yavaş yavaş. Onların değil benim kendimi sevdiğim gibi olmaya başladım.
Büyümeye dair en sevdiğim şey buydu. Sizin için büyümenin güzel tarafı ne?
Etiketler:
ben,
blog,
blogger,
büyüme üzerine,
günlük,
hayaller,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
28 Eylül 2017 Perşembe
araban olduğunu 153463135 paylaşımından anlamıştım
Gına geldi instagram serserilerinden. 1970lerde Pers
kaplanının nesli tükendi, onlar amip gibi çoğalıyor. Sosyal medya adına bir
instagram kalmıştı elimde tutunacak dal. Gözüm kulağım kanayınca daha fazla
sessiz kalamadım. Yediğini içtiğini koydun altında tarif vardır, çok iyi
yapılan yerdir dedik görmezden geldik. Gittiğin düğün derneğe bizi de götürdün,
yaptığın tatile 3. tekil şahıs yaptın onu da çektik sineye. Ama o araba
kullanırken direksiyon manzaralı dinleme listelerine son vermenizin zamanı
geldi. Lanet hikayeler otomatik geçiyor ve 3 hikayeden beri direksiyon. Bir de
bunlar öyle bir ayarlıyor ki öndeki araç ile direksiyon fifty fifty iken sağdan
bir de şarkı ismini de gözümüze sokuyorlar. Heves etmiş bir kez yapmış dersinde
her gün evine gidip gelirken bize de bu yapılmaz ki. Sevdiğin şarkıları dinlemek
istesem girer spotify listelerini dinlerim. Ülkede Demet Akalın, İrem Derici (ve
türevleri) şarkıları sevmeyenlerde var. Biz zaten biliyoruz İstanbul`da
ilerlemeyen bir trafik var. Instagram hikayen olcak diye kaza yapacaksın ya. Annemin dediği gibi elin işte gözün oynaşta olmasın. Hikayenizde boş boş konuşun, eğlendirin, güldürün, bir
güzellik gösterin ama şarkılarınızla trafiği paylaşmayın.
Etiketler:
ben,
eleştiri,
günlük,
ilişki raporu,
insstagram,
kişisel blog,
kişisel gelişimim,
kişisel post
20 Ağustos 2017 Pazar
kabus görme taktikleri
Herkes kabus görür tıpkı rüya gibi. Kıçınız açık yatmadıysanız
tabi. “Kabus göremiyorum ne olur bende göreyim “ diyen sadist arkadaşlarım için
birkaç taktik verebilirim. Korktuğunuz ne varsa onla karşılaşmaya bakın.
Böylece şenlikli bir gece sizi bekler. Mesela örümcekten korkan benin 2000`li
yılların saçma örümcekli koca yılanlı filmlerinden bir sahne izlememle gece
örümceklere ordüvr tabağı oluyorum. Örümcek gördüysem eğer, gece duvarda
tarantula var diye çığlık atabiliyorum. Şehrin göbeğinde ne tarantulası demeyin
evine akrep giren insanlar tanıyorum. Kafayı sıyırmadım bence tarantulanın
görünmez olma gücü falan var. Off tamam ben korkağım. En son izlediğim korku
filmi Türk yapımı olan Büyü düşünün. Her yıl Supernatural`a başlayıp iki
bölümden sonra vaz geçen insanım. Bu yıl 11. Bölümden başladım düşünün
geçmişimi. İki yıldır Bloody Mary sendromundan mustaribim. Sonunda cesaretimi toplayıp 1. Sezonu bitirdim.
Gece ışığı açık yatmak zorunda kalmam ve işemeye giderken Sidikli`yi yanımda
götürmem dışında sorunda yoktu. Herkes gibi zaman zaman saçma kabuslar
görüyorum. Uzaylılar mı dersiniz, okyanusta yüzen inekler mi hepsi mevcut.
Hayatımda ilk kez bu kadar çaresiz hissettim kendimi. Elim kolum bağlı korku
içinde. Hiç kurtulamayacağım sandım. Gördüğüm en kötü kabustu. Terler içinde
çırpınarak uyandım. Sıcaktan falanda değil rüzgardan boynum tutuldu zar zor hareket
ediyorum. Kabusumda kına gecesi yaptırıyorlar zorla. Kına gecesinde Sidikli ve
kaynanamdan başka kimse yok ve ben pijamalarla gelmişim. Annem nöbetteymiş
gelememiş. Kızlarda sevgililerinin koynundan çıkamamışlar. Kaşarlar. Sonra bir
anda düğün gününde gelinlik içinde ayna karşısında duruyorum. Harbi güzel
olmuşum. Düğün yeri muhteşem deniz, yeşillik her şey tam ama evlenmek istemiyorum.
Vaz geçtim diyorum herkes saçmaladığımı söylüyor. Ağlayıp vaz geçtim diyorum “zengin
yakışıklı sana aşık sen aşıksın daha ne olsun” diyorlar. Evlenmek istemiyorum
ötesimi var. O an evlenme teklifini kabul ettim diye kendime küfrediyorum, daha
çok küçüğüm diyorum kimse dinlemiyor. Kollarımdan tutup götürürlerken
ellerinden sıyrılıp kaçtım. Daha önce kabuslarımda öldürüldüm, örümceklerle
odada kaldım ama hiç bu kadar korkup endişelenmemiştim.
Etiketler:
ben,
fobi,
günlük,
kabus,
kişisel blog,
kişisel post,
korku,
supernatural
24 Temmuz 2017 Pazartesi
bir gün her istifa hikayesi tedtalk malzemesi olacak
Öldüm mü kaldım mı merak etmediniz mi? Öldüysem bir toplaşıp
çelenk yaptırmanızı beklerdim hani. Trip yapmadığımı söyleyen insanlar şu
halimi görse tansiyonumu kontrol ederlerdi. Arayıp sormayan hayırsız blogger
arkadaşlara yeterli trip gösterisinden bulunduktan sonra mail kutumu dolduran
arkadaşlara da teşekkür edemeden geçemeyeceğim. Son bir yıllık yazımda iç
karartıcı kafa sikme işlemini yaptıktan sonra ne diyeyim sizde haklısınız
çekilecek gibi değilmişim. Neler olduğunu merak edenler ise hayatımda dikkat
kesilebilir. Filmlerde, internet efsanelerinde, kişisel gelişim kitaplarında, kadın/erkek
havalı şekilde işinden istifa eder ve sokağa adımını attığı zaman hayatının
amacını çoktan bulmuş oluyor. İlahi bir güç bir anda gelecek yıllarını
aydınlatmış falan oluyor. Sonra içinden istifa etti dünyayı geziyor banka
hesabını yazdığı yazılarla dolduruyor. Hatta baya iyiyse tedtalk sahnesinden
kendi hayatının beyaz ışığını anlatıyor. Bende ise sokağa adım attığım ilk anda
söylediğim şey “kafanı sikeyim iyi bok yedin”. Plan yok, kafama dank eden
parlak bir fikrim yok… Tüm bunların yerine işsiz kalmak istemeyeceğin bir
ülkede kendimi işsiz yapmış olmam elimdekiler. Üstüne üstlük son maaşını henüz almadığı
için cebinde akbilinden daha değerli bir şeyi olmayan bir kız olarak. Pişmam
mıyım derseniz değil. Arada endişeleniyorum falan ama bir aydır kendimi
dinliyorum, insanlara bakıyorum. Yapmak istediklerimi bulmaya çalışıyorum. Tabi
tüm bunları yaparken içime çektiğim ol tezek kokusuda beynimde bazı şeyleri
farklı görmeme neden olmuş olabilir ama bu başka bir yazının konusu. Eee Sizde
ne var yok?
Etiketler:
ben,
blogger,
günlük,
iş,
kişisel blog,
kişisel post
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






