22 Ekim 2016 Cumartesi

üzerine eşek işesin inşallah


Kevaşe herif. Piç. Allah belanı versin inşallah. Elin kırılsın. Yok daha iyisi mi o elin götüne girsin. Ya nasıl insanlarsınız siz ya. Bitmiyorsunuz dimi? Hayvan herif ya. Sizde bir annenin evladı değil misiniz? Bıktım lan sizden bıktım. Ne var sen biraz insanlık belirtisi göstersen de ben küfretmesem. Yine yeniden tacize uğradım. Hem de babamım yanında. Sırf babam yanımda diye de sesimi çıkartamadım. Pantolon giymişim, dekoltesi sıfır tshirt ki üstünde montumvar be. Sikik kafalı herif sadece yüzümde makyaja dair tek şey olan ruj mu tahrik etti seni? Kırmızı olması suç tabi. En iyisi üretimden kaldıralım dimi? Her şeyi geçtim ya bu ne cesaret babam yanımdayken beni ellemeye cesaret edebiliyorsun. Ya arkadaşlarımla buluşacaktım, sırf azıcık keyiflenmek için ruj sürdüm. Babamda küçük bir işimizi halletmek ve bu arada beni bırakmak bahanesiyle benime geldik. Arabadan indik yürüyoruz otuzlu yaşlarda bir it babama doğru kafamı çevirmiş konuşurken kıçımı elledi. Öyle kol çarpması falan değil baya şap diye. Arkamı döndüm birde baktım bir yandan yürüyor bir yandan kafayı çevirmiş sırıtıyor. Babam yanımda diye tek laf edemedim. Allahtan fark etmedi, o sıra yürürken sigara yakmaya uğraşıyordu. Biliyorum fark etse adamın üstüne gidecek ama adam elli yaşında ne kadar sağlıklı da olsa ne olcağı belli olmaz. Hem eski babam değil ki. Yaşlanıyor. Saçları beyazlamadı göbeği yok diye hala genç gibi gelse de adam elli yaşında. Ya bir şey olursa ona. Bilirim benim için o adamın ağzını burnunu dağıtır ama ya bir terslik olursa. Yoksa ben biliyordum o herifin ağzına sıçmayı. Kusura bakmayın ama ben tacize göz yumamam. En son popomu elleyen herif gözünü karakolda açtı. Nefret ediyorum sizden ellerinizden. İğrençsiniz.

14 Ekim 2016 Cuma

götünde ayılar kamp kursun sevgilim


Kamp fikren sevdiğim, yapan insanlara özenerek baktığım bir olay. Topla çadırını dünya senin. Gez, gezerken gör ve üzerine eğlen daha ne olsun. Daha önce babamlarla birkaç kez yaptık ve ben insanların burnundan getirdim. “Çok sıcak, böcek var burada, sıkıldım, şarj da bitti, off poff” Annemle babam zavallılarım ne yapsınlar belki bir gün çocuklar karışmış diye biri çıkar gelir diye bekliyorlar. Bense tüm bunları unutup yalvardım yakardım gerçekleri çarpıttım izni kopardım. Jokerle kamp yapacağız diye nasıl mutluyum. Herkesin paylaştığı o romantik fotoğrafları yaşayacağım. Hatta bende istiyorum ama çekmesi için yanımda üçüncü kişiyi taşıyamam, makine sabitleme ayarla pozu içinde fazla üşengecim. Adam inşaat mühendisi çadırı beş dakikada kurdu, bana kalsa kuramaz sazdan barınak yapardım. Gerçi çadır kuramayan adamın yaptığı barınaktan anca Barbie evi olur. Her şey uyuma vaktine iyiydi. Ayaktayken soğuğu bir şekilde atlatıyorsun da, uyumaya çalışırken o soğuk sende sürekli çişim var, altıma kaçırırsam of buralar hep kokar düşüncelerine sürüklüyor. Zaten insanın götü donarken, bacaklarını rahatça açıp yastığına sarılamadığı o uyku tulumunda uyku mümkün olmuyor. Ofladım pufladım Jokerin kılı kıpırdamayınca söylenmeye başladım. Ben söylenirken baktım adam rüya görüyor en son tekmeleyerek uyandırdım kalk gidiyoruz götüm dondu dedim. Evime döndüm sıcak yatağıma girdim demek bende isterdim ama nerde bende o sevgili. Bu saatte araba kullanamazmış, annemler telaşlanırmış. Anam babam asıl ben soğuktan ölürsem telaşlanır desem de dinlemedi. Sonunda çadırı bırakıp arabada yattık. Gözüme gram uyku girmese de sıcaktı. Tüm hayallerim bok oldu bari güneşin doğuşunu birlikte izleyelim dedim aldığım tek cevap “horrr” oldu iyi mi? O gün bugündür de yataktan çıkamadım, yediğim iğneler popomu süzgece çevirdi.  

4 Ekim 2016 Salı

çikolata mıyım baklava mıyım ben be


İki yıl fark olunca tabi anasını da tanıyorsun danasını da. Nil kuşu düğün düğün geziyor Aslan ile. Bana gelirsek ben evimde oturuyorum. NilKuşu sülaleyi sayarken ben iki kardeşi var işte diyorum. He diyeceksin istedin de tanıştırmadı mı? Yok valla ben anasıyla babasının fotoğrafını bile merak edip bakmadım. Instagramda rastlamasam bilmezdim de. Adamdan bir seni seviyorum duyamamışım anasına el öpmeye mi gideceğim? Doğal olarak ben özellikle ailesinin katıldığı hiçbir düğüne gitmiyorum. Bunlarda da ne arkadaş gurubu varsa anca evleniyorlar ve hepsi bir başka ilde. En son düğün Antalya da oldu, burada kalan bir ben oldum. Bu gidince anneannesi beni sormuş. Kadında haklı torunu kimle düşüp kalkıyor bilsin. Yerinde ben olsam kızın anne kızlık soyadına kadar sorardım.  Açmış telefonunu bir fotoğrafımızı göstermiş, annesi de bakınca olan olmuş. Kadın “Üzerindeki senin tshirtün değil mi?” demiş. Hayvan herif göstere göstere o fotoğrafı göstermiş. Kadın kim bilir hakkımda neler düşünmüştür. Zaten ne zaman biz evde oturursak hissetmiş gibi arıyor. Bizimki dışarda olsak “Dışardayım” diye kestirip atarken, evde olduğumuzda “Lady ile evde takılıyoruz” diyor. Bir gün dayanamayıp ağzının ortasına elimin tersiyle yapıştırıp erkeğe şiddet uygulayacağım. Ne takılması be! Kadınla tanışmak istemiyordum artık yolda görsem Nas okur kaçarım. Halbuki valla masumdum. Giydim ama çok terlemiştim, terli tshirtle oturmak istemem. Of fotoğrafta da bir çirkinim sormayın. Ne dediler diye sordum “Tatlı kız” demişler. Bu mu yani? Fark ettiyseniz “aa ne güzel, hoş kız” falan değil. Tatlı ne ya. Kalbi kırılmasın diye geçiştirmek gibi bir şey.

29 Eylül 2016 Perşembe

senin sebebin ne


“Kötüsün bu yüzden seviyorum seni”, ”Hiçbir şeyi umursamıyorsun bu yüzden seviyorum seni” insan bu sebeplerden sevilir mi? Ne bileyim iyi bir insan diye sevilir. Neşeli diye sevilir. Ama beni tam olarak yukardaki iki cümleyi söyleyip seven var. Ve söylediklerinde ciddi. Yakınıma aldıklarımdan gerçek beni saklamam. Hani diyorlar ya, ya görün ya ol, herkes maskelenmiş falan. Bunu söyleyip ahkam kesenler sanki maske takmıyor. Onlar, biz ne kadar istiyorsak, nasıl gösteriyorsak kendimizi ancak o kadar görebiliyorlar. Şu mesafe olayı var ya genel bilmem kaç metre, sosyal bilmem ne kişisel ve son olarak 30-35lik mahrem mesafe. Onun gibi mesafelerim var. Güvendim mi gerçek beni göstermekten çekinmiyorum. Düşündüğümü söylüyorum. Kötü veya iyi. Çünkü onu oraya koyduysam söylediğimi yargılamadan önce anlamaya çalışmasını bekliyorum. Bunları söyleyeninse beni yargılamadığını biliyorum. Olduğum gibi gösterdiğim gibi gördüğünü. Ama bilmediğim şey böyle olduğum. Gerçekten öyle miyim kötü umursamaz?

26 Eylül 2016 Pazartesi

dost başa kadın bacağa bakar


Yanımdan bir kaç saniyede geçti ama ben sanki saatlerce süzdüm. Arkasından uzun uzun baktım. Zaten bakılmayacak gibide değildi. Hatunda bir bacak, boy pos vardı süzmeden edemedim. Kadın vücudu çok estetik bir şey zaten. Cidden kadın vücuduna bakmaktan hoşlanıyorum. Ne kadar sutyen sevsekte Victoria`s Secret şovu sırf bundan da izlemiyorum. Biseksüel miyim acaba diye soruyorum kendime bazen, sonra “Yok beeee! Sırf sen değilsin inceleyen eden. Bak Hostes, NilKuşu Sarı falanda senden” diyorum. Sanırım bu dost başa kadın kadına bakar durumu. Kızın vücudunu ne kadar taktir edip beğensem de “Az önce yanımızdan geçen kız benim senden önceki en uzun süreli sevgilimdi” cümlesiyle  aslında kusursuz olmadığını idrak ettim. Bacakları çarpık bunun. Zaten bir böyle biçimsiz falan. Vücut orantısızlığından bahsetmiyorum bile. Bu selülitli haliyle  o şortu hem de bu soğukta giymek nedir? Amerikan filminde mi ki o kazağın altına geçirmiş birde bunu. Güzelim benim götüm dondu senin ateşin kaç derece? Off ben hatunun bacaklara bak bak bitiremedim Joker bunla üç ay birlikteydi. Hem de üniversiteyi İstanbul`da okuma sebebi kız. Kıskançlık falan yapmıyorum. Hem bu kız 90 doğumlu. Gelmişsin 26 yaşına o kaykayda ne işin var. Yaşıtların çoluk çocuk sahibi olmuş. Kaykay tepelerinde gezeceğine evlensen benimde aklım kalmasa sen ve Joker`in geçmişinde. Hızlı geçtiği için yüzünü de göremedim ki. Ama ben de bu şans varken Allah ben bu bacaklara çirkin bir surat koyamam en iyisi son bir kıyak yapayım demiştir. 

11 Eylül 2016 Pazar

ne de olsa baba yüreği öldürmez süründürür


Daha iyisi önerilince adamda ne yapsın değiştirmiş. Babam biz küçükken de küpemizi, künyemizi falan bir iki yılda bir değiştirirdi. Her yıl okula başlarken ayakkabı almak gibi bir ritüeldi bu da. Bugün babam annemin beğendiği bir küpeyi almaya giderken Sidikli uyuşukluğunun kurbanı oldu. Bunun minnacık taşlarından biri düşmüş bir kolyesi vardı. Gözüne bu kadar bakmaz ona bakardı ama bu o taşın düşmesine engel olamadı. Hazır babamda gidiyorken taşı ekletsin diye eline verdi. Babamın eline verdiği kolye ile gelen birbirinden farklıydı. Kuyumcu "abi bunlar yeni model" diye gösterince onu verip hakikaten daha güzel bir kolye alıp eve gelmiş. Babam düşünmüş, üstüne para vermiş yeni kolye almış diye alkış toplayacak diye eve geldi ama aradığı Sidikli`ye ulaşamadı. Ciyak ciyak baba ne yaptın sen diye bağırdı duru. Kolyeyi buna sevgilisi hediye etmişti. Hala tutamayıp gülüyorum ama bu kaçıncı vukuat. Daha önce bir bileklik, bir kolye kaybetmişken şimdide kolyesi sabote edildi. Taşına sahip çıkamadım diye ahlanırken kolyeden oldu. Babam sevgilisinin aldığını öğrenince gidip geri almak istemese de, Sidikli ağlamaya başlayınca kıyamadı. Eh ne de olsa baba yüreği.

9 Eylül 2016 Cuma

reklam değil asıl mesele vapur


Çalışmak istemeyen bir insanı istediğiniz kadar zorlayın onu çalıştıramazsınız. Bilgisayarın başında oturur siz geldiğinizde sayfayı indirir. Bilgisayar gözetliyorsanız, sınırlıyorsanız elindeki telefonla oynar, milyon defa sigara molası verir, orda burda dolaşır ama o gün çalışmaz. Tatil kafasından bir türlü çıkamadım desem ilk günden iki saat geç çıkınca omurilik soğanından vurulmuşa döndüm, dengem şaştı. Bugün içinde çok işim yok diye akşamdan oturdum işlerimi bitirip patrona bahane bulmak için Sidikli ile kafa patlattık. Regl sancım çok gelemiyorum dersem erkek kafasıyla bir stop düğmesine basar tamam der diye düşündüm. Sabah elimdeki birkaç işle ilgili mail attım ardından adamı arayıp ben işe gelemiyorum dedim. Sebep sorunca da “Ben bugün gelsem de çalışmam, çalışıyormuşum gibi yaparım. Cidden gelmek istemiyorum" dedim. İlk bir manyak mısın falan dedi bende “Zorlarsanız regl sancım var diyeceğim” dedim. En son ne halin varsa gör iyi bayramlar gibi bir şeyler dedi. Kovulma falan umurumda değil açıkçası. Her işi yetiştiriyorken boş boş oturmayı ne seviyorum ne de bu kadar fazla fazla çalışırken ofise hapsolmak istiyorum. Hava bu kadar güzelken fırsatı değerlendirmek istedim. Sidikli ile Çengelköy`de kahvaltı yaptık. Peynirli cevizli ve peynirli soğanlı tam buğdaylı börek favorim Çınaraltı`na gittiğinizde hemen ordaki börekçiden alıp denemeyen altın olsun. Kalori umurumda değil derseniz azıcık dolaşıp ordaki çikolatacıyı bulabilirsiniz. Balıkların hafıza durumu ne bilmiyorum ama inanın yerin adını hatırlamıyorum. Ordan Kadıköy`e geçip sokaklarda dolandık. Yalnız bu Ali Usta dondurmanın topunu yakında çeyrek fiyatına çıkaracak belli. Hayır belki ben çok yiyeceğim sürümden kazanayım da demiyor. Ve son durak Eminönü. Kurukahveci Mehmet Efendi`siz şehir turumu olur be. Lokumdan çok haz etmem ama kahve aldıktan sonra mısır çarşısında Malatya Pazarı var orda ki çifte kavrulmuş lokumları deneyin derim ben. En sevdiğim şeylerden biri böyle o Mısır Çarşısıdır, Eminönü’nün arka sokaklarıdır dolaşmak. Gezi yazarlığına soyunmadım, reklam yapıyorum. Şaka tabi, asıl  mesele vapur. O modern vapurlardan nefret ediyorum. Ben böyle yanlarında oturma alanı olan vapurlara bayılıyorum. En büyük zevklerimden biri oraya oturup ayaklarımı demirine uzatmak. Son kalanlarına dokunanın anlını karışlar, isyan ederim.