Kadın milleti erkeklerin baş başa kaldığı her
organizasyondan kıllanmalıymış. NilKuşu dedi ben onun yalancısıyım. Aslan ile
Joker şehir dışından gelen bir arkadaşıyla dışarı çıktıklarında NilKuşu bize
yakındı da durdu. Bu gelen arkadaşın sağlam ayakkabı olmadığı gözüne tek uyku
girmeyeceği hakkında. Umursamadım. Sonra instagramda fotoğrafları görünce ise
aman deyip geçemediğimi fark ettim. Kalabalık bir gurup ama çiroz kız ahtapot
misali Joker`e sarılmış. İçimden kızı bulup, göbekli, göğsünden kıllar
fırlayan, pala bıyıkları olan, yarım kel bir amcayı kıza ahtapot gibi sarılsın
diye kiralamak geldi. Joker`i bulup çemkirmek hayattan bezdirmek geldi. Ben
ağrılar içerisinde, büyük ıstıraplar yaşayayım o elin yoluk saçlı kızlarına
sarılsın. Kafasını buzlu suya atıp, pantolonunun içine kova kova buz atmak
istedim. Peki ne yaptım dersiniz? Yine yeniden hiçbir şey olmamış gibi
davrandım. Neden mi? Çünkü çemkirip hanımefendi imajımı mı çizdireyim? Aynı şekilde
karşılık vereyim dedim. Sonuçta önceden yapılmış “ay görüşemedik uzun zamandır”
muhabbetine bende NilKuşu sayesinde çağrılmıştım. Çünkü kızın niyeti beni
Mühendis ile baş göz edip hayallerinde ki çift takılmasını gerçekleştirmek. Bende
bu kez çanak tuttum, vicdanı gömdüm Mühendis`le Joker`in yanında açık açık
adamla flört ettim. Tek sebebi de gözü dönmüş kıskançlığım. O değil miydi o
kızın ahtapot gibi sarılmasına müsaade eden. Bende göze göz dişe diş politikası
ile yol aldım. Kıskançlıktan daha ziyade bence bana saygısızlık yapmıştı ve bende
aynı şekilde karşılık verdim. Gerçi onun ne kadar umurunda bilmiyorum. Çünkü
ağzını açıp tek bir kelime bile etmedi. Sanırım bu umursamadığını, boşu boşuna
birinin kullandığım gerçeği ile beni vicdan azabınla baş başa bıraktığının
göstergesi.
NilKuşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NilKuşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ekim 2015 Pazar
12 Mayıs 2015 Salı
uzaylıdan avcı olur
Aslan burcuyum. Salak bir yerden duyduk veya okuduk NilKuşu
ile. Aslan ve yay burcu arasındaki aşklar şu devlerin aşkı frekansında
olurmuş. Bu kulağa bir karıncanın tek
seferde insan yutması kadar komik geldi. Dalgasını geçtik. NilKuşu`nun bir
arkadaşı vardı yay burcu. Ona Yay diyelim olmaz mı? Bu Yay çok kafa çocuktur.
Bunu öğrendikten sonra çok dalgasını geçtik NilKuşu tanıştırdıktan sonra. O gün
bugündür de ki dört yıl oldu hani “aşkım” diye sesleniriz. Çocuğun sevgilileri
varken bile “en büyük aşkım bu kız” diye dalga geçer. Hatta abartır şu ilk
sevgili olayıyla dalga geçmek için “ilk sevgilisi olmam için beni bekliyor”
der, beni de rezil eder. Kızlarla okul arkadaşıdır, çocukluk arkadaşıdır demez
birbirimize tanıştırırız. Misal Hostes çocukluk arkadaşım ama NilKuşuyla boyna
fink fink geziyorlar. Sonra kim kimin arkadaşıydı başta karıştırıyoruz. NilKuşu
ve okuldan arkadaşlarıyla da sık sık dışarı çıkardık birinci ikinci sınıfta,
ama büyüyen sınıf sayısıyla dersler altında ezildik. O yüzden daha az ama daha
kalabalık görüşür olduk. Dün gecede uzun süreden sonra biraz dağıtalım
eğlenelim dedik. Ve Yay sevgilisinden ayrılmanın verdiği rehavetle bolca içti
ve bana sardı. Tüm gece dalga geçti. Sonra masada bilmeyenler ki bunlardan biri
Joker ilk uzaylı muamelesi yaptı, ardından dalga geçti. İtin dili de sivri
hani, baş etmesi zor. Karşımdakini utandırır mıyım, kırar mıyım hiç düşünmüyor?
Böyle insanlara sinir oluyorum. Özelliklede cevap veremeyip, rahatsız
olmuyormuş numarası çekerken yine numaradan sinirden kudurduğum esprilere
gülerken. Ne var yani 21 yaşındaysam ve sevgilim olmamışsa. Çok mu garip?
Kızlar da sürekli bu konuda dalga geçiyorlar zaten. Gerçi bunla alakalı dalga
geçmeyen yok. Şu sıra bende hiçbir şeye tahammül edemiyorum. Hem etmek zorunda mıyım
sanki? Dün bahsettim ya hani av diye. Heh işte mekandan kalktık yürüyoruz
arkamdan Joker yaklaşıp kulağıma ne fısıldadı bilin bakalım. “yeni avım
sensin.” Bilmediği şey ben o şömine önüne post olacak ayı değilim. Ben onu
kıçından tüfeğimden çıkan saçmalarla vuran avcıyım.
Etiketler:
ben,
günlük,
Joker,
kişisel post,
NilKuşu,
uzaylı ben,
Yay
6 Mayıs 2015 Çarşamba
toplum hazır olsa plan hazır
Ondan bundan vakit bulup bir türlü bir araya gelemediğimiz o
kadar çok insan var ki. Bazen düşünüyorum hepsini bırakıp keyfimce yaşasam ne
olur? Bizim kızları ihmal etme olayını iyice abarttım son dönemde. Sürekli
kendimle ilgilenmekten başkasına vakit mi kalıyor ki keyifle dedikodu yapalım?
Bay B şu ara beynime sıçmakla meşgul olduğu için, benimde onu masaya yatırıp
deşecek arkadaşlara ihtiyacım oldu. SarıKız (ay bu da inek ismi gibi ama
olsun), NilKuşu oturduk, köpürtmeyi becerdiğim kahveleri içmeye başladık.
SarıKız yine şu iyi fal bakıyor, bu iyi fal bakıyor muhabbetine girdi. Tamam
bize de baksın deyince “kızı evlendi ya bakmıyor tövbe etti.” “bilmem nesi öldü
tövbe etti.” Lan madem tövbe ettiler ne diye ağzımızı sulandırırsın ki. Zaten işi
biten beş dakika beklemesin tövbe etsin. Bende iki akıl almayı beklerken Dahi
ile Aslan`ı dinliyeyim bolca. Lan zaten yedi yirmi dört konuştuğunuz adamlar,
azıcık akıl verin dimi? Gerçi akıl verseler neye yarayacak? Ben yine kafama
estiğim gibi davranmıyor muyum sanki. Bu dingil Sarı geçen NilKuşu ve bana da
fal baktırmış. İçmeden de bakılıyormuş bu da yeni bilgi. Neymiş evlenmem ben
diyen NilKuşu birkaç seneye gidiciymiş, ben evde kalıyormuşum. Anlaşılan ben
Bay B`yi öldürüp hapse düşüyorum. Zaten depresifim, şu çocuk aramamış, doktorun
boyna nöbeti var, dediğine bak şunun. Ben bir de buna dört çocuk istiyorum
diyorum. Toplum hala kaldıramıyor ki babasız çocuğu, evlenmeden yapayım. Hadi
bir tane olsa belki araya karışır da dördünü küçük parçalara bölsen
yediremezsin. Bu arada doğum günü için seçtiğim pastanın tadı da bok gibiydi
ama kusura bakmasın artık. Evde kalıyormuşum, pastanın tadı kötü olsa ne olur.
Aptal sarışın diyorlar diye kafanı siyaha boyattığın gün itibariyle deli
olduğuna kanaat getirmiştim zaten ben senin. Buna rağmen seviyorum seni. Ayy bu
yazıyı okuyamayacaksın ama doğum günün kutlu olsun. Off Bay B`den hoşlanmıyordu
bu Sarı. Kesin o mavi pis bakışlarıyla nazarı bu değdirdi. İyi ki Doktor`u
sevdi. Yoksa ona da şimdiye kadar elveda demiş olurduk. Umarım doğum günü
dileğini benim için kullanmışsındır.
Kendime not : Bay B`den uzak dur. Bahsederlerse dinleme.
Aklın bir karış havada gezme diyorum sana bir dinle beni.
4 Mayıs 2015 Pazartesi
yanlış filme bilet aldınız
Altıda kalkıp gitmek nedir? Yataktan sürüklendim resmen. Bir
önceki akşam oturmuşum sabaha kadar. Orda burda dolaşırken yorulmuşum alarmı
duymadım bile. Ama NilKuşu sağ olsun zil sesine tüm apartmanı uyandırdı. Trafik
olmasınmış. Cumartesi günü, insanların uyumak için fırsat buldukları gün neden
erken kalkıp kendilerini trafiğe neden atsınlar ki? Deli mi millet bizim gibi?
Aaa sürprizden bahsetmedim dimi? NilKuşu sevgilisi Aslan geliyor, NilKuşu`nun
okuldan bir arkadaşı sevgilisiyle geliyordu. Son olarak da Elmacı isimli baya
kafa olan bir arkadaş ile ekibimizi tamamlamıştık. Ama arabanın içinde Elmacı
yerine Joker vardı. Kızın işi çıkmış gelmemiş, bunun ne işi var çözemedim. Yol
boyunca horul horul uyudum. Aslan`nın iğrenç müzik zevki olmasa rüya bile
görürdüm ben. Güzel bir pansiyon ayarlamıştık. Manzara iyi, bahçesi var, bir de
iyi yorumlar almıştı. Tek sorunumuz çiftler birlikte ben Elmacıyla kalacaktım.
Göt kadar mekan, oda sayısı belli. Bizim dışımızda da var bir iki kişi. NilKuşu
kalırmış benle ama surat beş karış. “Sana ne kızım! Boş ver kalsın senle. Sana
mı sordu sanki Joker`i getirirken.” diye düşündüm. Ağzımdan çıkansa “ya gir
sevgilinin koynuna yat. Odada iki yatak yok mu? Yatar uyuruz. Sanki kaç saat
uyuyacağız hem gezmeye geldik.” Kimse çok iyisin demese de ben bir melek
olduğumu biliyorum. Adamdan hoşlanmama rağmen aynı odada kalmayı kabul ettim.
Benim hakkım ödenmez. Sağ olsunlar ödediler. Gittiğimiz her yerde çift çift
uzaklaşmalar, ortalıktan kaybolmalar. Zahmet edip topluca zor takıldık. Bizde
her zaman ki gibi Joker`le uzun süre birbirimizi yedik, sonra uzlaşmaya bakıp
daha insansı sohbet etmeye başlayabildik. Hatta elimde telefon Doktor Bey ile
pıt pıt mesajlaşırken dikkatini çekti oturdum ondan bahsettim. Nasıl acınası
bir haldeymişim meğer. Ben bu kadar anlatınca susturmak için olsa gerek buda
son kız arkadaşından yediği kazığı anlattı. Kızla bir süredir birliktelermiş.
Geçen gün biriyle görmüş. Kızda buna sadece fiziksel bir şeydi erkek arkadaşım
var zaten benim demiş. Vay be ne hatunlar var diye düşündüm, dayanamayıp
söyledim. Ama bana güldü it. O kızın söylememesine bozulmuş. Onun için fark
etmezmiş. Söylese de devam edebilirlermiş. Dürüstlük önemliymiş. Mal ya bu.
Sana dürüstte ya sevgilisine. Bu ara ne çok bu tiplerle karşılaşır oldum ben. Bizimkiler
de baş başa takılınca çeneme vurdu sanırım. Ne diye konuşursun ki. Akşam bir
araya gelip eğlenmesek ama cidden kızabilirdim. Madem çift çift takılacaktınız
ne diye baş başa gelmediniz ki? Gece geç yatarız diye düşündüm ama erkenden
çekip gittiler. Bizde mecbur çıktık odaya. Ay gözlerini kapat, araya yastık
koyalım, uzun bakışma sahneleri gibi film sahneleri bekliyorsanız boşuna
beklediniz. Sırayla giyindik, yataklar iki adet tek kişilikti. Uyuyamayınca
açtık televizyonu çizgi film izledik. Ama yatmadan inşallah ölmeyiz, polis
falan basmaz diye dua ettim öyle yattım. Hayır gazeteye yansır sevgilisiyle
çıktıkları tatilde öldü falan, bizimhalk ilk ahlar sonra “tuu”lar. Elin adamıyla
ne işi vardı, hak etmiş diyenlerde olur. Annem zavallı öldüğüme mi üzülsün
artık, milletin dediklerine mi bilemem. Tabi polis falan basarsa hani öyle olur
ya o zaman ölseydim keşke derim. Ölürsem annem üzülür, polis gelirse annem
öldürür. Ay bir de inşallah horlamam, sayıklamam ya da osurmam. Yenimle yüz yıl
dalga geçer diye düşüne düşüne uyudum. Ertesi gün daha iyiydi Allah`tan. Tabi
bunda NilKuşu`nu kenara çekip biraz daha yalnız bırakırlarsa çekip gideceğimi
söylemem faydalı olmuş olabilir.
13 Mart 2015 Cuma
şanslıyım
Dün fark ettim ki ben cidden çok şanslı bir insanım.
Hakikaten harika bir annem var. Beni anlıyor, yargılamıyor. Tamam mükemmel bir
hatun değil ama kim mükemmel ki. Ama benim için mükemmel. Ne kadar gel gitli
ikizler ruhu olsada. Sonra Sidiklim var. Annemler hafta sonu Yine Bursa`ya
gidiyorlar. Çok sevmişler kayma olayını, iyi gelmiş onlara. Sidikli`mde evde
yalnız kalmam için atlamış gelmiş. Hem özlemişte beni. Annem onlarla gitmesi
için çok söylendi ama nafile beni bırakmazmış. Şimdi buraya nerden mi geldim.
Tuzlu diye bir arkadaşım var. Bahsetmemiştim daha önce ama yakın arkadaşımdır.
Bize geldi dün. Oturduk saatlerce güldük eğlendik sohbet ettik. Annem
geldiğinde çekinmeden konuşmaya devam edebildik. Salak saçma ilişkisel
sorunlarımızla dalga geçti. Tuzlu`ya bir torba dolusu hikayesini anlattı. Kalktı taklit yaptı. Erkek problemlerimizi
dinledi, üzerine bir torba akıl verdi. Gel de bu anneyi sevme. Bugünde staja
gittim, sorumlum dışarıda ki işi de eşlik etmemi istedi ama beni eve bıraktı.
Git dinlen dedi. Bende eve gelip fosur fosur uyudum. Hostes, NilKuşu, Sarı,
Tuzlu bize kalmaya geldi. Hostes İskoçya`dan aldığı viskiyi sırtlamış. Lan o
içtiğim kan değerlerimi yükselteceğini idda eden haplar yüzünden ağzıma alkol
süremiyorum ya sürekli alıp alıp geliyor. Şimdide kahveleri içtik ben masanın
başında bu anımızı ölümsüzleştirmek için yazmaya başladım. Kızlara da rapor
yazıyorum sisteme atmam lazım dedim. Bu arada aç geldiler bu kez ve ben yemek
yapmadım. Geçen sefer yemek yaptım da ne oldu. Benim sağlıklı yemeklerimi
yemezlerse kuru kuru pizzayı mideye indirirler böyle. Neyse ben fal kapattım
benimkini açacaklar. Daha Sidikli saçlarına yeni bir renge boyayacak. Son söz:
annem, Sidikli ve kızlar benim şansım.
2 Mart 2015 Pazartesi
nasıl başladım nasıl bittirdim
Annemler evde yokken en çok sevindiğim şey tüm hafta sonu
yatakta kalabilecektim ve annem “Kalk artık yatağını topla.” diye sıradan
söylevlerine başlamayacaktı. Minicik küçük hesaplar peşindeydim. Ama cumartesi demediler iş için sabahın köründe
yine aradılar. Direndim ama iş beklemez tabi.
Eh annemde temizlik falan deyince mecbur kol paça sıvayıp giriştim. Biz kadınların
zavallı kaderi değil miydi temizlik? Çekmeyen var mı ki? Kızlar gelecek diye
markete gittim, deli gibi yemek yaptım. Dahi ile Skype da lak lak yaptığım
vakit bile bir yandan odayı topladım. Ama güzelim yemeklerim elimde patladı. Tok
geldi haspalar. Sabaha kadar durmadan konuştuk ve yaptığım üzerine onlara
satabildiğim pasta ve kurabiyelerden yedik. Muhabbet yine döndü dolandı bana
geldi. NilKuşu kafaya koymuş tanıştıracaklar listesine beni ikna etmeye. Yok
şöyle iyi yok böyle iyi. Tanışsam ne olurmuş, ne zararı varmış istemezsem olmazmış.
Sorun o değil ki! Sorun ben kimseyi istemiyorum. Ama onlara göre öyle değil. İzin
vermiyormuşum kendime, karşımdakilere şans tanımıyormuşum, saklıyormuşum kendimi.
Doğru mu bilmiyorum ama bunaldım. O kadar ısrarcılar ki fena halde canımı
sıkıyorlar. Baktım susmuyorlar, havada aydınlanmaya başlamış, yatalım dedim. Bir
saat sonra tam 7:04 de Aslan aradı NilKuşu`nu.. kalk gel diye. Lan daha yeni
yatmışız, o kıçında pireler horul horul uyumuş. Kapattı telefonu daldık tekrar
uykuya. Üç saat geçti annem arıyor. Amcamlarla Uludağ`a gitmişler, fotoğraf
atmış bilmem ne. Ben evde kalayım, kar topu bile oynayamayayım o nispet yapsın
bana. Ah kalleş anam ahhhhh. Hem kıskandırsın hem de uyandırsın beni. Sabah
uykusunun bana olan nefretini sırtladım kahvaltı hazırladım. Çil yavrusu gibi
millet dağılınca da vurdum kafayı yattım. Uyandığımda ise böyle üzerimde garip
bir şey vardı. Kendimi yalnız, hüzünlü ve korkak hissediyordum. Gerçi uzun
süredir böyleyim ama yüzüme vurulmuş gibi şimdi. Belirsizlikler beni çok
korkutuyor. Sorumluluklardan bıktım. İnsanların sürekli bir beklenti içerisinde
olmasından usandım. Uyusam uyusam uyusam.
28 Şubat 2015 Cumartesi
elbise giymiş erkek endamı
Stajda bir proje üzerinde çalışıyorum. Lan stajyer olarak
aldılar, başımdaki sorumluyu işten anlamıyor diye sepetleyip her şeyi üzerime
yıktılar. Lan bir de adama bir sürü paraya yaptıracakları işi bana bedava
yaptırıyorlar. Bu yüzden bir sahiplenmem mevcut benim diyorum. Eski Bey`i
benimle son mülakatımı yaparken, dekanın adını ve lisedeki okulumun adının
nerden geldiği gibi sorduğunda garip bir adam olduğunu anlamıştım zaten. Ya da
beni okula adını veren şahsı tanımadığımda yeni neslin merak duygusu yok diye
azarladığında. Algıda seçicilik diye bir şey var haberdar değil tabi. Ama şu
son toplantıda iş görüşmesinde işle alakalı hiçbir şey sormamak yerine garip
sorular sormamasını anladım. Adam göründüğü gibi otantik bir kafa değil. Beyin
yürüyerek geliyor. Sinirlendim evet. Adam yardımcısına arttırdı beni. Yarın toplantıya
girsin, üstü başı düzgün olsun, serseri gibi dolaşmasın ortalıkta demiş. Uyuz ya.
Köşe başı tutacağım bu saatten sonra. İçimden küfrettim de ne oldu. Söyleyeyim
emir demiri keser dedik gittik. Elbisede sağ olsun yürüdükçe toplandı. Bünye
alışkın değil tabi. Elbise giymiş erkek endamıyla dolaştım ortalıkta.
Metrobüsle eve dönerken yolun ortasında bozuldu. İndik yürüdük. Millet sinirlenirken
ben çok pis kahkaha attım. Ama cidden komik değil mi? Hem geçen hafta karda 15
km yürümüş inşalar var. Hala dırdır yapıyor bu millet. Hava güzel, ya metrobüs
çarparsa adrenalini... daha ne olsun. Annemler Bursa`ya gitti bu arada. Bizim
salak bir arsa vardı Beşevler mi ne bir şey diyorlardı yerine. Getirisi sadece arsa
ve çöp vergisi olan cinsten. Bir projenin ortasında kalmış. Adamlar babamı
bulup ikna etmeye çalışmışlardı baya bir. Ama adam katırdan beterdir. Sonunda öyle
bir anlaşma yaptı ki adamlar mutfak dolabını bile babama seçtirtmek zorunda
kaldı. Onu geçin babama göre kat planını farklı çizmek zorunda kaldı mimar.
Şirket bu kadar para yatırmasa çoktan çekip gider babamla uğraşmazdı. Karadenizli
değil Kayserili olmalıymış babam. Ne diyordum unuttum. Heh annem elli kez aradı
kapı kilitle, yok eve geç gitme, yok yemek yaptım, yok aman doğalgaz kaçağı olur bişey ısıtırken dikkat et dikkat et. Yarım saatte bir aradı delirdim. Sanki ilk defa yalnız kalıyorum.
Gerçi yarın NilKuşu ile Sarı Kız gelecek. Sabah gidip birkaç yüz maskesi alayım
bari.
26 Şubat 2015 Perşembe
elti seçmece
NilKuşu`da Sidikli ile elti olmayı kafaya taktı. Aslan`ın
erkek kardeşiyle yakışırlarmış. Aslan`da Antalya şivesi var. Favorilerim bacım
ve gülüm. NilKuşu “Azıcık kaba konuşuyorlar ama kardeşinde bir şey yok, Robert
onu yonttu. Bir İngiliz aksanı var çocukta” deyip aklına giriyor. Sidikli onu
cebinden çıkarır dedim, NilKuşu çocuk hepimizi çıkarır diyor. Ben kardeşimi
tanıyorum ama. Erkeklerin korkulu rüyası. Hatunda şeytan tüyü yok, şeytan
yutmuş bizimki çünkü. Sürekli etrafında pervane ve o sadece canı sıkıldıysa yüz
veriyor. Çok acımasızca ama hepsiyle resmen oynuyor. Kalbi kırıklar ordumuz
var. Bazen üzülüyorum. Bizimkinin çok da kız arkadaşı yoktur. Genelde en yakın
arkadaşları erkekler olmuştur. Zaten en çok da onlara üzülüyorum. İlla ki
karşısına ben sana aşık oldum diye çıkıyorlar ve o an itibariyle bizimki
görüşmeyi bile kesiyor. En nefret ettiği ve katlanamadığı şey bu. Güvenine
ihanet ediyorlarmış. Bir açıdan doğru sanırım. Diğerleriyse sadece yeni kurban,
bunu reddettim diye attığı fotoğraflardan kızlarla albüm yaptıklarımız. Kızlar
her seferinde salya akıtıyor. Ama bizimki ya beyinsiz buluyor, ya kendine çok
güveniyor diyor. Bazılarının kas yaparken beyinlerini erittiğini iddia ediyor.
He bir de teorisi var. Hepsinin bu kadar ısrarcı olmasının temel sebebi hepsini
reddetmesi ve sert duvarlarıymış. Erkekler avlanmayı severmiş ve onların fark
etmediği onun iki çift lafa kanmayacağı, aşka inanmadığı ve av değil avcı
olmasıymış. Bunu derken bir de bu kadar duygusal olmasa keşke. Ama insan
düşünmeden edemiyor. Hoşlanmadığım kimseye yüz vermedim-tamam bazen azıcık ego
tatmini yüzünden yüz vermiş olabilirim- ama geldiler. Ama hoşlandığım iki
adamında peşinden koştum avucumu yaladım. Bu durum ya doğru ya da o egom uğruna
harcadıklarımdan sebep ilahi adalet.
20 Şubat 2015 Cuma
esra erol`dan hallice
Kar kar diye ağladım ben. İstanbul’a kar yağan her seferinde
bizim evin orası bir gram kar tutmadı. Deniz, yükselti dedik bekledik. Sidikli
gidene kadar sadece bir kere hediye için NilKuşu ile buluşmuştum. Dahi`yi bile göremedim.
Adamın gitme vakti geldi. Hiçbirimiz buluşmasak diyemedik ve Çarşamba günü o
fırtınaya kara buluştuk. Saatlerce kafede mahsur kaldık resmen. Kar bir türlü
dinmedi. Ama değdi be. Dahi`yi çok özlemişim. Adam benim en yakın arkadaşım. Ne
kadar bir zamanlar beni gıcık etse de. Bütün gün saçma salak şeylerden konuştuk.
NilKuşu Aslan`ın bir arkadaşıyla tanışmam konusunda sürekli ısrar etti. Kendi
mi Esra Erol`da hissettim. Sarı telefonundan benim için hazırladığı aday
listesini gösterdi. Lan bu kadar acınası hale mi geldim ya? Dahi mezuniyette
Clarke Kent`i ayarlarım deyip durdu. Galiba hepsinden azıcık nefret ediyorum.
Ama Dahi`den daha az. Aslan`da ondan bahsettiğimiz anladı sanırım NilKuşu`nu
arayıp o da geldi. Bizim aslan kar yere ilk düştüğü an itibariyle arabasını
kullanmayı bırakmış. NilKuşu korkak diye dalga geçiyor. Adam yedi yıldır İstanbul`da
hala kara alışamamış. Yemek yerken de laf bizim whatsapp`da ki guruba geldi. İsmi
pek edepli değil, şey içeriği de. Sidikli ve Hostes üzerine Sarı ve NilKuşu
olunca o guruptan hayırlı bir şey beklenmez zaten. Aslan`ın tek tepki kafayı
çevirip “Bacım yanlış anlama ama senin o kardeşin çok fena.” İsimlendirme işi
bizimkinindi. Dahi ise NilKuşu`nun attığı Grey fotoğraflarını ve Sarı`nın
edepsiz konuşmalarını görmüş. Hostes ve Sisikli`nin reddedilen erkek
koleksiyonunu paha biçilemez bulmuşlar. Benimse guruba tek katkımın “hahahah” olduğunu
saptamışlar. Sonuç mu? Aslan ve Dahi dördüyle görüşüp masum beynimi onlardan
uzak tutmamı tavsiye ettiler. Tabi bu NilKuşu`nun çantasından çıkarıp verdiğim
Grinin Elli Tonunu gösterene kadar sürdü. Yalnız Dahi ve NilKuşu orta okulda
okudukları Melisa P. `nin olayın atası olduğunda ısrarcı.
2 Şubat 2015 Pazartesi
hediye yerine ulaştı ama ben kendimi azıcık kaybettim bulamıyorum
Nil Kuşuna hediyeyi aldım ama verememiştim. Sonunda bu akşam
verebildim. Stajdan erkenden kaçtım. İşe giderken VS paketi cartu curtu belli olmasın diye her bir
şeyini sardım sarmaladım poşet değiştirdim. Ne gerek vardı sen böyle şeylerden
çekinmezdin dedim ama yine de paketledim. Bu ara zaten kendimi tanıyamaz oldum.
Önceden millet ne der, ne konuşur diye umursamazdım ama artık millet şöyle
bakar böyle der diye düşünmeye başladım. Durumdan memnun muyum? Hayır tabi ki.
Memnun olmasam da bir türlü kafadan atamıyorum. Rahatsızda olsam bu halimden kendime
katlanacağım bir süre. Baktım olmuyor kendimi karşıma alıp konuşurum. Ayy yine
dağıldım bak. Neyse ben bunla buluştum Aslan aradı bende geleyim dedi yemekleri yedik ettik, kalktık kahve içmeye gittik, Aslan geldi biz kahve kısmına geçtiğimizde. Ama Aslan varsa mendabur suratlı hıyarda vardır dimi? Bende tam
zamanı dedim hediyeyi verdim. Verirken de evde aç diye tembihledim. Bizim melahat
duramadı açtı, sonra rengi bilmem neyi merak etti ucundan bakayım dedi paketi
ucundan açtı. Arsız benim bu kız. Aslan kafayı poşet içine uzatıp öksürük
krizine girdi yanımdaki gülme krizine. Hayır aldığımda atla deve değildi ki be.
Don sutyen işte. Bizimki de eve kadar sabretse ölür tabi. Gerçi bende ucundan
bakardım da hepsi kafa sokan Aslan`ın yüzünden. Utandım. Sonuçta elin adamı çok
canım cicimli bir samimiyetimiz yok ve aklıma direk kesin hakkımda kötü düşündü
fikri oluştu. Joker`de kulağıma”Aslan`ın gözü gönlü açılacak”dedi. Bu nasıl
arsız bir insan ya. Bilmiyorum ya. Tamam arsızım ama erkek olsam hayatta böyle
bir şey demezdim sanırım. Yani sonuçta mahrem. Bu salak cidden karaktersiz. Ya
neden ilmiyorum bu adama cidden sinir oluyorum. Espri yapmaya çalıştı
anlıyorum, başkası dese uyuz etmez ama bunun dediği her şey batıyor. İyice
yaşlılara döndüm ben. Nerde bendeki o eski özgür kafa, nerde kimseyi takmayan
kafa, nerde her istediğini yapan kafa?
Not: toplu taşımada telefonla yazmak ne zzormuş arkadaş
Not: toplu taşımada telefonla yazmak ne zzormuş arkadaş
22 Aralık 2014 Pazartesi
kalinazasyon çukurum
“Aa size bahsettim mi ben geçen Layd ne yaptı?” ne yaptım
acaba diye kendime sordum. Okul, sürükledikleri yerler, ev, ödev, yatak ve yine
okul. “İddia gibi bir şeye girdiler bunlar kardeşi Sidikliyle. Kaybetti…” bin
defa sus dedim susmadı. Komik dedi durdu. Hayır anlatmasını istemiyorum işte.
Neden herkes öğrenmek zorundaki. Elli yıl dalgasını geçecekler. Hem ne bilim
bunu anlatmak için hepsiyle o kadar samimiyetim yok. Zaten sinir küpüyüm ne
diye üstüme geliyor ki. Farkında değil mi sanki sürekli huysuzluk yapıyorum,
sorun çıkarıyorum. Dinlemedi anlattı. Millette dalga geçti. Belki bu ruh
halinde olsam bende dalga geçerim ama cidden kaldıracak halim yoktu hani. Sinir
olduğumda, öfkeden kudurduğumda kalp kırmamak için suratımda oluşan o sırıtmayı
iyice yaydım. Ama içten içe kudurdum. Haksız mıyım ama? Ya nasıl anlatır hayır
dememe rağmen. Aramızda kalacak demiştim. Ama iki gram alkolle NilKuşu ağzını
gere gere anlattı. Sinirden nasıl yumruk yaptıysam elimi tırnak izleri çıktı.
Koşup rahatlasam diyeceğim o da imkansız. Kalktım tuvalete gittim. Sakinleşmeye
çalıştım yok. Düşündükçe sinirlendim, tıpkı şimdiki gibi. Kendimi dolduruşa
getirmekte istemedim kızın kalbini kırmamak için. Tam çıktım karşımda Joker.
Tuttu kolumdan çekti kenara mal mal bakıyor suratıma. Neymiş elin adamını nasıl
öpermişim. O öpünce kıyameti koparmışım. Tecavüz etmiş gibi ondan kaçıyormuşum.
Salakmıymışım. Ya adam bir şey yapsaymış. -Sanki gece yarısı adamı kenara
çekmişim be. Ben değil de o demiş bana beni öper misin. Asıl adam korkmadı diye
dua etmeliyim.- Hiç akıl yokmuş bende zaten. Keşke adam şikayet etseymiş beni.
Ne zaman aklım başıma gelecekmiş. Yediğim kazık yetmiyor muymuş. Çocuk gibi
davranıyormuşum. Gerçeklerin farkına bir türlü varamıyormuşum. Kendimi
kandırıyormuşum. Hayal aleminde yaşıyormuşum. Aklımın başına gelmesi için daha
ne olması lazımmış. Niye susuyormuşum…. Çünkü her kelimesiyle haklı. Aptalım,
salağım, hayal dünyasında yaşıyorum, kendimi kandırıyorum. Ne yapayım bende
böyleyim işte. Herkes diğerleri kadar akıllı olmak zorunda değil ki. İstediğim
sadece mutlu olmak. Herkes bir şeyler için dünyaya geldi. Bazıları buldu
bazıları bulamadı. Ben seçtim. İstediğim sadece mutlu yaşamak. İçini
doldurabildiğim bir yaşam. Sadece suratına baktım “tamam” dedim. Çünkü
konuşacak halim kalmadı. Sürekli gülümsemek başka bir şey konuşmak başka.
Günlerdir yaptığım konuşmaktan çok sırıtmak. Hem de hiç istemeden. Diğerlerinin
yanına geri döndüm hesabıma düşen parayı çıkardım “babam aradı eve gel diyor”
dedim eşyalarımı aldım. NilKuşu da benle kalkacağını söyleyince onu bekledim.
Eve geldim, annemlere gülümsedim, konuştum. Onlar yatınca da ağladım. Sessizce.
Sonra elime aldım yazdım. Bok gibi hissediyorum. Çöp gibi hissediyorum. Ona o kadar
kızgınım ki. Haklı diye, doğruyu söyledi diye. Herkese kızgınım. Gülmeye
zorladıkları için. Beni benimle yalnız bırakmadılar diye. Düşünmeme izin
vermediler diye. Benimle oturmadan ben nasıl iyileşeceğim ki.
3 Ekim 2014 Cuma
parmağımdan ne istedin?
Emrivakilerden gerçekten hoşlanmıyorum. NilKuşu, SarıKız ve
Dahi Reklamcı benim liseden beri arkadaşlarım. Dahi, Sarı`yı kaptı ve
NilKuşu`da Aslan`ı buldu. Sonra bunlar bu akşam dışarı çıkmaya karar vermişler.
Akşam saatlerinde de beni aramışlar hadi diyorlar. “Önceden plan yapmışsınız,
yorgunum öldüm okulda” diyorum, NilKuşu “Haber vermeyi unuttun diye yapıyorsun,
sen takılmazdın ne oldu sana” diyor. Evet ben böyle şeylere takılmam, hakikaten
ölmüşüm ama bizim ki orta kulak iltihabından mustarip olsa gerek bir türlü
durumu anlamadı. Tabi küçük bir de itirafım var, sizden saklayacak değilim. Bu
iki çiftin arsında çok sık kalıyorum ve bazen o fazlalık duygusu beni
bunaltıyor. Bu yüzden de birkaç defa aralarından kaçtığım olmuş olabilir. O kadar
çok dırdır yaptı ki ilerde ne kadar muhteşem bir kaynana olacağının
sinyallerini verdi. Sırf o cırlamayı bıraksın diye yorgun bedenimi sürüye
sürüye kaldırdım. Trafik var, bu saatte karşıya mı geçilir, millet işten çıkmış
olur, tıkış tıkış toplu taşıma diye söylenince o da benden bıktı alırız seni
sus yeter ki dedi. Ben tam vaktinde çıktım ama kapıdaki yanlış araba. Aslan
bizimkileri alınca beni de almak Joker`e kalmış. Onunda olacağını bilsem evime
koşar, aşamalı olarak tüm kapıları kitlerdim. Dünyada görebileceğiniz en uyuz
adam. Küçük büyük tüm dağları o yaratmış. Biz zavallılarda bok böceği. Adresi
nerden biliyor ki hem bu. “NilKuşu tarif etti. Kolaymış.” Lanet olası yeni ev
uzay mekiğinden bulunur. Önceden tarif edene kadar canım çıkardı. Şimdi banka
yüzünden kabak gibi meydanda. “zahmet etmişsin. Ben kendimde gelirdim.” ‘nilkuşu`da
yoldan geçene evi tarif edecek’. “Sağır değilim, halimden de memnun değilim. O yüzden
sessizce otur.” kaba herif ya. İlk andan beri nefret ettiğim yegane insanlardan
biridir. Henüz büyük harflerle birbirimize girmedik ama yakındır. Birinci sınıfa
daha yeni başlamıştım daha hiç konuşmadan sinir olduğum bir çocuk vardı. Bir
haftayı bulmadan birbirimiz girmiştik. Buna ise bir buçuk yıldır katlanıyorum. Hem
de bu kez içgüdülerimi doğruladığına emin olduğum halde. Arabada radyoyu
değiştirmeme bile izin vermedi. Yetmezmiş gibi bir de parmağımı koparıyordu
öküz. Arabadan indim kapıyı kapatıyordum tam parmağımda bir acı. Daha ne
olduğunu anlayamadan ciyaklamaya başladım. Kafamı çevirdim baktım parmağım
azıcık araladığım cama sıkışmış. Ben kapıyı kapatırken bu da camları kapatmaya
başlayınca parmağım arabanın cam kapatma kuvvetiyle cılız parmak kuvvetimin
savaşına dönüştü. İşaret parmağımı çıkardım ama orta parmağım ne yazı ki can
çekişti. Neden mi? Çünkü dangalak ben ciyaklarken ne oldu ne oldu diye bağırıp
durdu. Parmağımı görünce de panikle “ahh acıyor mu?” dedi. Nasıl bir manyak ki
acıyor mu diye soruyor da ben indir şu camı diyene kadar beyni bu işlevi
yapmıyor. Hayır salak desem salakta değil ki. Şunun yüzünden millete rezil de
oldum. Ben yanan canımın derdinde doluk doluk gözlerle parmağıma bakıyorum o
beni azarlıyor. Parmağımın orda ne işi varmış. Allahtan mekanda buz istemeyi
akıl edebildi. Bir de öküz dalga geçiyor ”Bula bula orta parmağını mı buldun
sokuşturacak yer?” edepsiz inek, klozet kapağı, dolu bebek bezi…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











