NilKuşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NilKuşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2015 Pazar

kıskansana lan


Kadın milleti erkeklerin baş başa kaldığı her organizasyondan kıllanmalıymış. NilKuşu dedi ben onun yalancısıyım. Aslan ile Joker şehir dışından gelen bir arkadaşıyla dışarı çıktıklarında NilKuşu bize yakındı da durdu. Bu gelen arkadaşın sağlam ayakkabı olmadığı gözüne tek uyku girmeyeceği hakkında. Umursamadım. Sonra instagramda fotoğrafları görünce ise aman deyip geçemediğimi fark ettim. Kalabalık bir gurup ama çiroz kız ahtapot misali Joker`e sarılmış. İçimden kızı bulup, göbekli, göğsünden kıllar fırlayan, pala bıyıkları olan, yarım kel bir amcayı kıza ahtapot gibi sarılsın diye kiralamak geldi. Joker`i bulup çemkirmek hayattan bezdirmek geldi. Ben ağrılar içerisinde, büyük ıstıraplar yaşayayım o elin yoluk saçlı kızlarına sarılsın. Kafasını buzlu suya atıp, pantolonunun içine kova kova buz atmak istedim. Peki ne yaptım dersiniz? Yine yeniden hiçbir şey olmamış gibi davrandım. Neden mi? Çünkü çemkirip hanımefendi imajımı mı çizdireyim? Aynı şekilde karşılık vereyim dedim. Sonuçta önceden yapılmış “ay görüşemedik uzun zamandır” muhabbetine bende NilKuşu sayesinde çağrılmıştım. Çünkü kızın niyeti beni Mühendis ile baş göz edip hayallerinde ki çift takılmasını gerçekleştirmek. Bende bu kez çanak tuttum, vicdanı gömdüm Mühendis`le Joker`in yanında açık açık adamla flört ettim. Tek sebebi de gözü dönmüş kıskançlığım. O değil miydi o kızın ahtapot gibi sarılmasına müsaade eden. Bende göze göz dişe diş politikası ile yol aldım. Kıskançlıktan daha ziyade bence bana saygısızlık yapmıştı ve bende aynı şekilde karşılık verdim. Gerçi onun ne kadar umurunda bilmiyorum. Çünkü ağzını açıp tek bir kelime bile etmedi. Sanırım bu umursamadığını, boşu boşuna birinin kullandığım gerçeği ile beni vicdan azabınla baş başa bıraktığının göstergesi.


12 Mayıs 2015 Salı

uzaylıdan avcı olur


Aslan burcuyum. Salak bir yerden duyduk veya okuduk NilKuşu ile. Aslan ve yay burcu arasındaki aşklar şu devlerin aşkı frekansında olurmuş.  Bu kulağa bir karıncanın tek seferde insan yutması kadar komik geldi. Dalgasını geçtik. NilKuşu`nun bir arkadaşı vardı yay burcu. Ona Yay diyelim olmaz mı? Bu Yay çok kafa çocuktur. Bunu öğrendikten sonra çok dalgasını geçtik NilKuşu tanıştırdıktan sonra. O gün bugündür de ki dört yıl oldu hani “aşkım” diye sesleniriz. Çocuğun sevgilileri varken bile “en büyük aşkım bu kız” diye dalga geçer. Hatta abartır şu ilk sevgili olayıyla dalga geçmek için “ilk sevgilisi olmam için beni bekliyor” der, beni de rezil eder. Kızlarla okul arkadaşıdır, çocukluk arkadaşıdır demez birbirimize tanıştırırız. Misal Hostes çocukluk arkadaşım ama NilKuşuyla boyna fink fink geziyorlar. Sonra kim kimin arkadaşıydı başta karıştırıyoruz. NilKuşu ve okuldan arkadaşlarıyla da sık sık dışarı çıkardık birinci ikinci sınıfta, ama büyüyen sınıf sayısıyla dersler altında ezildik. O yüzden daha az ama daha kalabalık görüşür olduk. Dün gecede uzun süreden sonra biraz dağıtalım eğlenelim dedik. Ve Yay sevgilisinden ayrılmanın verdiği rehavetle bolca içti ve bana sardı. Tüm gece dalga geçti. Sonra masada bilmeyenler ki bunlardan biri Joker ilk uzaylı muamelesi yaptı, ardından dalga geçti. İtin dili de sivri hani, baş etmesi zor. Karşımdakini utandırır mıyım, kırar mıyım hiç düşünmüyor? Böyle insanlara sinir oluyorum. Özelliklede cevap veremeyip, rahatsız olmuyormuş numarası çekerken yine numaradan sinirden kudurduğum esprilere gülerken. Ne var yani 21 yaşındaysam ve sevgilim olmamışsa. Çok mu garip? Kızlar da sürekli bu konuda dalga geçiyorlar zaten. Gerçi bunla alakalı dalga geçmeyen yok. Şu sıra bende hiçbir şeye tahammül edemiyorum. Hem etmek zorunda mıyım sanki? Dün bahsettim ya hani av diye. Heh işte mekandan kalktık yürüyoruz arkamdan Joker yaklaşıp kulağıma ne fısıldadı bilin bakalım. “yeni avım sensin.” Bilmediği şey ben o şömine önüne post olacak ayı değilim. Ben onu kıçından tüfeğimden çıkan saçmalarla vuran avcıyım. 

6 Mayıs 2015 Çarşamba

toplum hazır olsa plan hazır


Ondan bundan vakit bulup bir türlü bir araya gelemediğimiz o kadar çok insan var ki. Bazen düşünüyorum hepsini bırakıp keyfimce yaşasam ne olur? Bizim kızları ihmal etme olayını iyice abarttım son dönemde. Sürekli kendimle ilgilenmekten başkasına vakit mi kalıyor ki keyifle dedikodu yapalım? Bay B şu ara beynime sıçmakla meşgul olduğu için, benimde onu masaya yatırıp deşecek arkadaşlara ihtiyacım oldu. SarıKız (ay bu da inek ismi gibi ama olsun), NilKuşu oturduk, köpürtmeyi becerdiğim kahveleri içmeye başladık. SarıKız yine şu iyi fal bakıyor, bu iyi fal bakıyor muhabbetine girdi. Tamam bize de baksın deyince “kızı evlendi ya bakmıyor tövbe etti.” “bilmem nesi öldü tövbe etti.” Lan madem tövbe ettiler ne diye ağzımızı sulandırırsın ki. Zaten işi biten beş dakika beklemesin tövbe etsin. Bende iki akıl almayı beklerken Dahi ile Aslan`ı dinliyeyim bolca. Lan zaten yedi yirmi dört konuştuğunuz adamlar, azıcık akıl verin dimi? Gerçi akıl verseler neye yarayacak? Ben yine kafama estiğim gibi davranmıyor muyum sanki. Bu dingil Sarı geçen NilKuşu ve bana da fal baktırmış. İçmeden de bakılıyormuş bu da yeni bilgi. Neymiş evlenmem ben diyen NilKuşu birkaç seneye gidiciymiş, ben evde kalıyormuşum. Anlaşılan ben Bay B`yi öldürüp hapse düşüyorum. Zaten depresifim, şu çocuk aramamış, doktorun boyna nöbeti var, dediğine bak şunun. Ben bir de buna dört çocuk istiyorum diyorum. Toplum hala kaldıramıyor ki babasız çocuğu, evlenmeden yapayım. Hadi bir tane olsa belki araya karışır da dördünü küçük parçalara bölsen yediremezsin. Bu arada doğum günü için seçtiğim pastanın tadı da bok gibiydi ama kusura bakmasın artık. Evde kalıyormuşum, pastanın tadı kötü olsa ne olur. Aptal sarışın diyorlar diye kafanı siyaha boyattığın gün itibariyle deli olduğuna kanaat getirmiştim zaten ben senin. Buna rağmen seviyorum seni. Ayy bu yazıyı okuyamayacaksın ama doğum günün kutlu olsun. Off Bay B`den hoşlanmıyordu bu Sarı. Kesin o mavi pis bakışlarıyla nazarı bu değdirdi. İyi ki Doktor`u sevdi. Yoksa ona da şimdiye kadar elveda demiş olurduk. Umarım doğum günü dileğini benim için kullanmışsındır.
Kendime not : Bay B`den uzak dur. Bahsederlerse dinleme. Aklın bir karış havada gezme diyorum sana bir dinle beni.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

yanlış filme bilet aldınız


Altıda kalkıp gitmek nedir? Yataktan sürüklendim resmen. Bir önceki akşam oturmuşum sabaha kadar. Orda burda dolaşırken yorulmuşum alarmı duymadım bile. Ama NilKuşu sağ olsun zil sesine tüm apartmanı uyandırdı. Trafik olmasınmış. Cumartesi günü, insanların uyumak için fırsat buldukları gün neden erken kalkıp kendilerini trafiğe neden atsınlar ki? Deli mi millet bizim gibi? Aaa sürprizden bahsetmedim dimi? NilKuşu sevgilisi Aslan geliyor, NilKuşu`nun okuldan bir arkadaşı sevgilisiyle geliyordu. Son olarak da Elmacı isimli baya kafa olan bir arkadaş ile ekibimizi tamamlamıştık. Ama arabanın içinde Elmacı yerine Joker vardı. Kızın işi çıkmış gelmemiş, bunun ne işi var çözemedim. Yol boyunca horul horul uyudum. Aslan`nın iğrenç müzik zevki olmasa rüya bile görürdüm ben. Güzel bir pansiyon ayarlamıştık. Manzara iyi, bahçesi var, bir de iyi yorumlar almıştı. Tek sorunumuz çiftler birlikte ben Elmacıyla kalacaktım. Göt kadar mekan, oda sayısı belli. Bizim dışımızda da var bir iki kişi. NilKuşu kalırmış benle ama surat beş karış. “Sana ne kızım! Boş ver kalsın senle. Sana mı sordu sanki Joker`i getirirken.” diye düşündüm. Ağzımdan çıkansa “ya gir sevgilinin koynuna yat. Odada iki yatak yok mu? Yatar uyuruz. Sanki kaç saat uyuyacağız hem gezmeye geldik.” Kimse çok iyisin demese de ben bir melek olduğumu biliyorum. Adamdan hoşlanmama rağmen aynı odada kalmayı kabul ettim. Benim hakkım ödenmez. Sağ olsunlar ödediler. Gittiğimiz her yerde çift çift uzaklaşmalar, ortalıktan kaybolmalar. Zahmet edip topluca zor takıldık. Bizde her zaman ki gibi Joker`le uzun süre birbirimizi yedik, sonra uzlaşmaya bakıp daha insansı sohbet etmeye başlayabildik. Hatta elimde telefon Doktor Bey ile pıt pıt mesajlaşırken dikkatini çekti oturdum ondan bahsettim. Nasıl acınası bir haldeymişim meğer. Ben bu kadar anlatınca susturmak için olsa gerek buda son kız arkadaşından yediği kazığı anlattı. Kızla bir süredir birliktelermiş. Geçen gün biriyle görmüş. Kızda buna sadece fiziksel bir şeydi erkek arkadaşım var zaten benim demiş. Vay be ne hatunlar var diye düşündüm, dayanamayıp söyledim. Ama bana güldü it. O kızın söylememesine bozulmuş. Onun için fark etmezmiş. Söylese de devam edebilirlermiş. Dürüstlük önemliymiş. Mal ya bu. Sana dürüstte ya sevgilisine. Bu ara ne çok bu tiplerle karşılaşır oldum ben. Bizimkiler de baş başa takılınca çeneme vurdu sanırım. Ne diye konuşursun ki. Akşam bir araya gelip eğlenmesek ama cidden kızabilirdim. Madem çift çift takılacaktınız ne diye baş başa gelmediniz ki? Gece geç yatarız diye düşündüm ama erkenden çekip gittiler. Bizde mecbur çıktık odaya. Ay gözlerini kapat, araya yastık koyalım, uzun bakışma sahneleri gibi film sahneleri bekliyorsanız boşuna beklediniz. Sırayla giyindik, yataklar iki adet tek kişilikti. Uyuyamayınca açtık televizyonu çizgi film izledik. Ama yatmadan inşallah ölmeyiz, polis falan basmaz diye dua ettim öyle yattım. Hayır gazeteye yansır sevgilisiyle çıktıkları tatilde öldü falan, bizimhalk ilk ahlar sonra “tuu”lar. Elin adamıyla ne işi vardı, hak etmiş diyenlerde olur. Annem zavallı öldüğüme mi üzülsün artık, milletin dediklerine mi bilemem. Tabi polis falan basarsa hani öyle olur ya o zaman ölseydim keşke derim. Ölürsem annem üzülür, polis gelirse annem öldürür. Ay bir de inşallah horlamam, sayıklamam ya da osurmam. Yenimle yüz yıl dalga geçer diye düşüne düşüne uyudum. Ertesi gün daha iyiydi Allah`tan. Tabi bunda NilKuşu`nu kenara çekip biraz daha yalnız bırakırlarsa çekip gideceğimi söylemem faydalı olmuş olabilir.

13 Mart 2015 Cuma

şanslıyım


Dün fark ettim ki ben cidden çok şanslı bir insanım. Hakikaten harika bir annem var. Beni anlıyor, yargılamıyor. Tamam mükemmel bir hatun değil ama kim mükemmel ki. Ama benim için mükemmel. Ne kadar gel gitli ikizler ruhu olsada. Sonra Sidiklim var. Annemler hafta sonu Yine Bursa`ya gidiyorlar. Çok sevmişler kayma olayını, iyi gelmiş onlara. Sidikli`mde evde yalnız kalmam için atlamış gelmiş. Hem özlemişte beni. Annem onlarla gitmesi için çok söylendi ama nafile beni bırakmazmış. Şimdi buraya nerden mi geldim. Tuzlu diye bir arkadaşım var. Bahsetmemiştim daha önce ama yakın arkadaşımdır. Bize geldi dün. Oturduk saatlerce güldük eğlendik sohbet ettik. Annem geldiğinde çekinmeden konuşmaya devam edebildik. Salak saçma ilişkisel sorunlarımızla dalga geçti. Tuzlu`ya bir torba dolusu hikayesini anlattı.  Kalktı taklit yaptı. Erkek problemlerimizi dinledi, üzerine bir torba akıl verdi. Gel de bu anneyi sevme. Bugünde staja gittim, sorumlum dışarıda ki işi de eşlik etmemi istedi ama beni eve bıraktı. Git dinlen dedi. Bende eve gelip fosur fosur uyudum. Hostes, NilKuşu, Sarı, Tuzlu bize kalmaya geldi. Hostes İskoçya`dan aldığı viskiyi sırtlamış. Lan o içtiğim kan değerlerimi yükselteceğini idda eden haplar yüzünden ağzıma alkol süremiyorum ya sürekli alıp alıp geliyor. Şimdide kahveleri içtik ben masanın başında bu anımızı ölümsüzleştirmek için yazmaya başladım. Kızlara da rapor yazıyorum sisteme atmam lazım dedim. Bu arada aç geldiler bu kez ve ben yemek yapmadım. Geçen sefer yemek yaptım da ne oldu. Benim sağlıklı yemeklerimi yemezlerse kuru kuru pizzayı mideye indirirler böyle. Neyse ben fal kapattım benimkini açacaklar. Daha Sidikli saçlarına yeni bir renge boyayacak. Son söz: annem, Sidikli ve kızlar benim şansım.

2 Mart 2015 Pazartesi

nasıl başladım nasıl bittirdim


Annemler evde yokken en çok sevindiğim şey tüm hafta sonu yatakta kalabilecektim ve annem “Kalk artık yatağını topla.” diye sıradan söylevlerine başlamayacaktı. Minicik küçük hesaplar peşindeydim.  Ama cumartesi demediler iş için sabahın köründe yine aradılar. Direndim ama iş beklemez tabi.  Eh annemde temizlik falan deyince mecbur kol paça sıvayıp giriştim. Biz kadınların zavallı kaderi değil miydi temizlik? Çekmeyen var mı ki? Kızlar gelecek diye markete gittim, deli gibi yemek yaptım. Dahi ile Skype da lak lak yaptığım vakit bile bir yandan odayı topladım. Ama güzelim yemeklerim elimde patladı. Tok geldi haspalar. Sabaha kadar durmadan konuştuk ve yaptığım üzerine onlara satabildiğim pasta ve kurabiyelerden yedik. Muhabbet yine döndü dolandı bana geldi. NilKuşu kafaya koymuş tanıştıracaklar listesine beni ikna etmeye. Yok şöyle iyi yok böyle iyi. Tanışsam ne olurmuş, ne zararı varmış istemezsem olmazmış. Sorun o değil ki! Sorun ben kimseyi istemiyorum. Ama onlara göre öyle değil. İzin vermiyormuşum kendime, karşımdakilere şans tanımıyormuşum, saklıyormuşum kendimi. Doğru mu bilmiyorum ama bunaldım. O kadar ısrarcılar ki fena halde canımı sıkıyorlar. Baktım susmuyorlar, havada aydınlanmaya başlamış, yatalım dedim. Bir saat sonra tam 7:04 de Aslan aradı NilKuşu`nu.. kalk gel diye. Lan daha yeni yatmışız, o kıçında pireler horul horul uyumuş. Kapattı telefonu daldık tekrar uykuya. Üç saat geçti annem arıyor. Amcamlarla Uludağ`a gitmişler, fotoğraf atmış bilmem ne. Ben evde kalayım, kar topu bile oynayamayayım o nispet yapsın bana. Ah kalleş anam ahhhhh. Hem kıskandırsın hem de uyandırsın beni. Sabah uykusunun bana olan nefretini sırtladım kahvaltı hazırladım. Çil yavrusu gibi millet dağılınca da vurdum kafayı yattım. Uyandığımda ise böyle üzerimde garip bir şey vardı. Kendimi yalnız, hüzünlü ve korkak hissediyordum. Gerçi uzun süredir böyleyim ama yüzüme vurulmuş gibi şimdi. Belirsizlikler beni çok korkutuyor. Sorumluluklardan bıktım. İnsanların sürekli bir beklenti içerisinde olmasından usandım. Uyusam uyusam uyusam.

28 Şubat 2015 Cumartesi

elbise giymiş erkek endamı


Stajda bir proje üzerinde çalışıyorum. Lan stajyer olarak aldılar, başımdaki sorumluyu işten anlamıyor diye sepetleyip her şeyi üzerime yıktılar. Lan bir de adama bir sürü paraya yaptıracakları işi bana bedava yaptırıyorlar. Bu yüzden bir sahiplenmem mevcut benim diyorum. Eski Bey`i benimle son mülakatımı yaparken, dekanın adını ve lisedeki okulumun adının nerden geldiği gibi sorduğunda garip bir adam olduğunu anlamıştım zaten. Ya da beni okula adını veren şahsı tanımadığımda yeni neslin merak duygusu yok diye azarladığında. Algıda seçicilik diye bir şey var haberdar değil tabi. Ama şu son toplantıda iş görüşmesinde işle alakalı hiçbir şey sormamak yerine garip sorular sormamasını anladım. Adam göründüğü gibi otantik bir kafa değil. Beyin yürüyerek geliyor. Sinirlendim evet. Adam yardımcısına arttırdı beni. Yarın toplantıya girsin, üstü başı düzgün olsun, serseri gibi dolaşmasın ortalıkta demiş. Uyuz ya. Köşe başı tutacağım bu saatten sonra. İçimden küfrettim de ne oldu. Söyleyeyim emir demiri keser dedik gittik. Elbisede sağ olsun yürüdükçe toplandı. Bünye alışkın değil tabi. Elbise giymiş erkek endamıyla dolaştım ortalıkta. Metrobüsle eve dönerken yolun ortasında bozuldu. İndik yürüdük. Millet sinirlenirken ben çok pis kahkaha attım. Ama cidden komik değil mi? Hem geçen hafta karda 15 km yürümüş inşalar var. Hala dırdır yapıyor bu millet. Hava güzel, ya metrobüs çarparsa adrenalini... daha ne olsun. Annemler Bursa`ya gitti bu arada. Bizim salak bir arsa vardı Beşevler mi ne bir şey diyorlardı yerine. Getirisi sadece arsa ve çöp vergisi olan cinsten. Bir projenin ortasında kalmış. Adamlar babamı bulup ikna etmeye çalışmışlardı baya bir. Ama adam katırdan beterdir. Sonunda öyle bir anlaşma yaptı ki adamlar mutfak dolabını bile babama seçtirtmek zorunda kaldı. Onu geçin babama göre kat planını farklı çizmek zorunda kaldı mimar. Şirket bu kadar para yatırmasa çoktan çekip gider babamla uğraşmazdı. Karadenizli değil Kayserili olmalıymış babam. Ne diyordum unuttum. Heh annem elli kez aradı kapı kilitle, yok eve geç gitme, yok yemek yaptım, yok aman doğalgaz kaçağı olur bişey ısıtırken dikkat et dikkat et. Yarım saatte bir aradı delirdim. Sanki ilk defa yalnız kalıyorum. Gerçi yarın NilKuşu ile Sarı Kız gelecek. Sabah gidip birkaç yüz maskesi alayım bari.


26 Şubat 2015 Perşembe

elti seçmece


NilKuşu`da Sidikli ile elti olmayı kafaya taktı. Aslan`ın erkek kardeşiyle yakışırlarmış. Aslan`da Antalya şivesi var. Favorilerim bacım ve gülüm. NilKuşu “Azıcık kaba konuşuyorlar ama kardeşinde bir şey yok, Robert onu yonttu. Bir İngiliz aksanı var çocukta” deyip aklına giriyor. Sidikli onu cebinden çıkarır dedim, NilKuşu çocuk hepimizi çıkarır diyor. Ben kardeşimi tanıyorum ama. Erkeklerin korkulu rüyası. Hatunda şeytan tüyü yok, şeytan yutmuş bizimki çünkü. Sürekli etrafında pervane ve o sadece canı sıkıldıysa yüz veriyor. Çok acımasızca ama hepsiyle resmen oynuyor. Kalbi kırıklar ordumuz var. Bazen üzülüyorum. Bizimkinin çok da kız arkadaşı yoktur. Genelde en yakın arkadaşları erkekler olmuştur. Zaten en çok da onlara üzülüyorum. İlla ki karşısına ben sana aşık oldum diye çıkıyorlar ve o an itibariyle bizimki görüşmeyi bile kesiyor. En nefret ettiği ve katlanamadığı şey bu. Güvenine ihanet ediyorlarmış. Bir açıdan doğru sanırım. Diğerleriyse sadece yeni kurban, bunu reddettim diye attığı fotoğraflardan kızlarla albüm yaptıklarımız. Kızlar her seferinde salya akıtıyor. Ama bizimki ya beyinsiz buluyor, ya kendine çok güveniyor diyor. Bazılarının kas yaparken beyinlerini erittiğini iddia ediyor. He bir de teorisi var. Hepsinin bu kadar ısrarcı olmasının temel sebebi hepsini reddetmesi ve sert duvarlarıymış. Erkekler avlanmayı severmiş ve onların fark etmediği onun iki çift lafa kanmayacağı, aşka inanmadığı ve av değil avcı olmasıymış. Bunu derken bir de bu kadar duygusal olmasa keşke. Ama insan düşünmeden edemiyor. Hoşlanmadığım kimseye yüz vermedim-tamam bazen azıcık ego tatmini yüzünden yüz vermiş olabilirim- ama geldiler. Ama hoşlandığım iki adamında peşinden koştum avucumu yaladım. Bu durum ya doğru ya da o egom uğruna harcadıklarımdan sebep ilahi adalet.


20 Şubat 2015 Cuma

esra erol`dan hallice


Kar kar diye ağladım ben. İstanbul’a kar yağan her seferinde bizim evin orası bir gram kar tutmadı. Deniz, yükselti dedik bekledik. Sidikli gidene kadar sadece bir kere hediye için NilKuşu ile buluşmuştum. Dahi`yi bile göremedim. Adamın gitme vakti geldi. Hiçbirimiz buluşmasak diyemedik ve Çarşamba günü o fırtınaya kara buluştuk. Saatlerce kafede mahsur kaldık resmen. Kar bir türlü dinmedi. Ama değdi be. Dahi`yi çok özlemişim. Adam benim en yakın arkadaşım. Ne kadar bir zamanlar beni gıcık etse de. Bütün gün saçma salak şeylerden konuştuk. NilKuşu Aslan`ın bir arkadaşıyla tanışmam konusunda sürekli ısrar etti. Kendi mi Esra Erol`da hissettim. Sarı telefonundan benim için hazırladığı aday listesini gösterdi. Lan bu kadar acınası hale mi geldim ya? Dahi mezuniyette Clarke Kent`i ayarlarım deyip durdu. Galiba hepsinden azıcık nefret ediyorum. Ama Dahi`den daha az. Aslan`da ondan bahsettiğimiz anladı sanırım NilKuşu`nu arayıp o da geldi. Bizim aslan kar yere ilk düştüğü an itibariyle arabasını kullanmayı bırakmış. NilKuşu korkak diye dalga geçiyor. Adam yedi yıldır İstanbul`da hala kara alışamamış. Yemek yerken de laf bizim whatsapp`da ki guruba geldi. İsmi pek edepli değil, şey içeriği de. Sidikli ve Hostes üzerine Sarı ve NilKuşu olunca o guruptan hayırlı bir şey beklenmez zaten. Aslan`ın tek tepki kafayı çevirip “Bacım yanlış anlama ama senin o kardeşin çok fena.” İsimlendirme işi bizimkinindi. Dahi ise NilKuşu`nun attığı Grey fotoğraflarını ve Sarı`nın edepsiz konuşmalarını görmüş. Hostes ve Sisikli`nin reddedilen erkek koleksiyonunu paha biçilemez bulmuşlar. Benimse guruba tek katkımın “hahahah” olduğunu saptamışlar. Sonuç mu? Aslan ve Dahi dördüyle görüşüp masum beynimi onlardan uzak tutmamı tavsiye ettiler. Tabi bu NilKuşu`nun çantasından çıkarıp verdiğim Grinin Elli Tonunu gösterene kadar sürdü. Yalnız Dahi ve NilKuşu orta okulda okudukları Melisa P. `nin olayın atası olduğunda ısrarcı. 

2 Şubat 2015 Pazartesi

hediye yerine ulaştı ama ben kendimi azıcık kaybettim bulamıyorum


Nil Kuşuna hediyeyi aldım ama verememiştim. Sonunda bu akşam verebildim. Stajdan erkenden kaçtım. İşe giderken VS paketi cartu curtu belli olmasın diye her bir şeyini sardım sarmaladım poşet değiştirdim. Ne gerek vardı sen böyle şeylerden çekinmezdin dedim ama yine de paketledim. Bu ara zaten kendimi tanıyamaz oldum. Önceden millet ne der, ne konuşur diye umursamazdım ama artık millet şöyle bakar böyle der diye düşünmeye başladım. Durumdan memnun muyum? Hayır tabi ki. Memnun olmasam da bir türlü kafadan atamıyorum. Rahatsızda olsam bu halimden kendime katlanacağım bir süre. Baktım olmuyor kendimi karşıma alıp konuşurum. Ayy yine dağıldım bak. Neyse ben bunla buluştum Aslan aradı bende geleyim dedi yemekleri yedik ettik,  kalktık kahve içmeye gittik, Aslan geldi biz kahve kısmına geçtiğimizde. Ama Aslan varsa mendabur suratlı hıyarda vardır dimi?  Bende tam zamanı dedim hediyeyi verdim. Verirken de evde aç diye tembihledim. Bizim melahat duramadı açtı, sonra rengi bilmem neyi merak etti ucundan bakayım dedi paketi ucundan açtı. Arsız benim bu kız. Aslan kafayı poşet içine uzatıp öksürük krizine girdi yanımdaki gülme krizine. Hayır aldığımda atla deve değildi ki be. Don sutyen işte. Bizimki de eve kadar sabretse ölür tabi. Gerçi bende ucundan bakardım da hepsi kafa sokan Aslan`ın yüzünden. Utandım. Sonuçta elin adamı çok canım cicimli bir samimiyetimiz yok ve aklıma direk kesin hakkımda kötü düşündü fikri oluştu. Joker`de kulağıma”Aslan`ın gözü gönlü açılacak”dedi. Bu nasıl arsız bir insan ya. Bilmiyorum ya. Tamam arsızım ama erkek olsam hayatta böyle bir şey demezdim sanırım. Yani sonuçta mahrem. Bu salak cidden karaktersiz. Ya neden ilmiyorum bu adama cidden sinir oluyorum. Espri yapmaya çalıştı anlıyorum, başkası dese uyuz etmez ama bunun dediği her şey batıyor. İyice yaşlılara döndüm ben. Nerde bendeki o eski özgür kafa, nerde kimseyi takmayan kafa, nerde her istediğini yapan kafa?
Not: toplu taşımada telefonla yazmak ne zzormuş arkadaş

22 Aralık 2014 Pazartesi

kalinazasyon çukurum



“Aa size bahsettim mi ben geçen Layd ne yaptı?” ne yaptım acaba diye kendime sordum. Okul, sürükledikleri yerler, ev, ödev, yatak ve yine okul. “İddia gibi bir şeye girdiler bunlar kardeşi Sidikliyle. Kaybetti…” bin defa sus dedim susmadı. Komik dedi durdu. Hayır anlatmasını istemiyorum işte. Neden herkes öğrenmek zorundaki. Elli yıl dalgasını geçecekler. Hem ne bilim bunu anlatmak için hepsiyle o kadar samimiyetim yok. Zaten sinir küpüyüm ne diye üstüme geliyor ki. Farkında değil mi sanki sürekli huysuzluk yapıyorum, sorun çıkarıyorum. Dinlemedi anlattı. Millette dalga geçti. Belki bu ruh halinde olsam bende dalga geçerim ama cidden kaldıracak halim yoktu hani. Sinir olduğumda, öfkeden kudurduğumda kalp kırmamak için suratımda oluşan o sırıtmayı iyice yaydım. Ama içten içe kudurdum. Haksız mıyım ama? Ya nasıl anlatır hayır dememe rağmen. Aramızda kalacak demiştim. Ama iki gram alkolle NilKuşu ağzını gere gere anlattı. Sinirden nasıl yumruk yaptıysam elimi tırnak izleri çıktı. Koşup rahatlasam diyeceğim o da imkansız. Kalktım tuvalete gittim. Sakinleşmeye çalıştım yok. Düşündükçe sinirlendim, tıpkı şimdiki gibi. Kendimi dolduruşa getirmekte istemedim kızın kalbini kırmamak için. Tam çıktım karşımda Joker. Tuttu kolumdan çekti kenara mal mal bakıyor suratıma. Neymiş elin adamını nasıl öpermişim. O öpünce kıyameti koparmışım. Tecavüz etmiş gibi ondan kaçıyormuşum. Salakmıymışım. Ya adam bir şey yapsaymış. -Sanki gece yarısı adamı kenara çekmişim be. Ben değil de o demiş bana beni öper misin. Asıl adam korkmadı diye dua etmeliyim.- Hiç akıl yokmuş bende zaten. Keşke adam şikayet etseymiş beni. Ne zaman aklım başıma gelecekmiş. Yediğim kazık yetmiyor muymuş. Çocuk gibi davranıyormuşum. Gerçeklerin farkına bir türlü varamıyormuşum. Kendimi kandırıyormuşum. Hayal aleminde yaşıyormuşum. Aklımın başına gelmesi için daha ne olması lazımmış. Niye susuyormuşum…. Çünkü her kelimesiyle haklı. Aptalım, salağım, hayal dünyasında yaşıyorum, kendimi kandırıyorum. Ne yapayım bende böyleyim işte. Herkes diğerleri kadar akıllı olmak zorunda değil ki. İstediğim sadece mutlu olmak. Herkes bir şeyler için dünyaya geldi. Bazıları buldu bazıları bulamadı. Ben seçtim. İstediğim sadece mutlu yaşamak. İçini doldurabildiğim bir yaşam. Sadece suratına baktım “tamam” dedim. Çünkü konuşacak halim kalmadı. Sürekli gülümsemek başka bir şey konuşmak başka. Günlerdir yaptığım konuşmaktan çok sırıtmak. Hem de hiç istemeden. Diğerlerinin yanına geri döndüm hesabıma düşen parayı çıkardım “babam aradı eve gel diyor” dedim eşyalarımı aldım. NilKuşu da benle kalkacağını söyleyince onu bekledim. Eve geldim, annemlere gülümsedim, konuştum. Onlar yatınca da ağladım. Sessizce. Sonra elime aldım yazdım. Bok gibi hissediyorum. Çöp gibi hissediyorum. Ona o kadar kızgınım ki. Haklı diye, doğruyu söyledi diye. Herkese kızgınım. Gülmeye zorladıkları için. Beni benimle yalnız bırakmadılar diye. Düşünmeme izin vermediler diye. Benimle oturmadan ben nasıl iyileşeceğim ki.  

3 Ekim 2014 Cuma

parmağımdan ne istedin?


Emrivakilerden gerçekten hoşlanmıyorum. NilKuşu, SarıKız ve Dahi Reklamcı benim liseden beri arkadaşlarım. Dahi, Sarı`yı kaptı ve NilKuşu`da Aslan`ı buldu. Sonra bunlar bu akşam dışarı çıkmaya karar vermişler. Akşam saatlerinde de beni aramışlar hadi diyorlar. “Önceden plan yapmışsınız, yorgunum öldüm okulda” diyorum, NilKuşu “Haber vermeyi unuttun diye yapıyorsun, sen takılmazdın ne oldu sana” diyor. Evet ben böyle şeylere takılmam, hakikaten ölmüşüm ama bizim ki orta kulak iltihabından mustarip olsa gerek bir türlü durumu anlamadı. Tabi küçük bir de itirafım var, sizden saklayacak değilim. Bu iki çiftin arsında çok sık kalıyorum ve bazen o fazlalık duygusu beni bunaltıyor. Bu yüzden de birkaç defa aralarından kaçtığım olmuş olabilir. O kadar çok dırdır yaptı ki ilerde ne kadar muhteşem bir kaynana olacağının sinyallerini verdi. Sırf o cırlamayı bıraksın diye yorgun bedenimi sürüye sürüye kaldırdım. Trafik var, bu saatte karşıya mı geçilir, millet işten çıkmış olur, tıkış tıkış toplu taşıma diye söylenince o da benden bıktı alırız seni sus yeter ki dedi. Ben tam vaktinde çıktım ama kapıdaki yanlış araba. Aslan bizimkileri alınca beni de almak Joker`e kalmış. Onunda olacağını bilsem evime koşar, aşamalı olarak tüm kapıları kitlerdim. Dünyada görebileceğiniz en uyuz adam. Küçük büyük tüm dağları o yaratmış. Biz zavallılarda bok böceği. Adresi nerden biliyor ki hem bu. “NilKuşu tarif etti. Kolaymış.” Lanet olası yeni ev uzay mekiğinden bulunur. Önceden tarif edene kadar canım çıkardı. Şimdi banka yüzünden kabak gibi meydanda. “zahmet etmişsin. Ben kendimde gelirdim.” ‘nilkuşu`da yoldan geçene evi tarif edecek’. “Sağır değilim, halimden de memnun değilim. O yüzden sessizce otur.” kaba herif ya. İlk andan beri nefret ettiğim yegane insanlardan biridir. Henüz büyük harflerle birbirimize girmedik ama yakındır. Birinci sınıfa daha yeni başlamıştım daha hiç konuşmadan sinir olduğum bir çocuk vardı. Bir haftayı bulmadan birbirimiz girmiştik. Buna ise bir buçuk yıldır katlanıyorum. Hem de bu kez içgüdülerimi doğruladığına emin olduğum halde. Arabada radyoyu değiştirmeme bile izin vermedi. Yetmezmiş gibi bir de parmağımı koparıyordu öküz. Arabadan indim kapıyı kapatıyordum tam parmağımda bir acı. Daha ne olduğunu anlayamadan ciyaklamaya başladım. Kafamı çevirdim baktım parmağım azıcık araladığım cama sıkışmış. Ben kapıyı kapatırken bu da camları kapatmaya başlayınca parmağım arabanın cam kapatma kuvvetiyle cılız parmak kuvvetimin savaşına dönüştü. İşaret parmağımı çıkardım ama orta parmağım ne yazı ki can çekişti. Neden mi? Çünkü dangalak ben ciyaklarken ne oldu ne oldu diye bağırıp durdu. Parmağımı görünce de panikle “ahh acıyor mu?” dedi. Nasıl bir manyak ki acıyor mu diye soruyor da ben indir şu camı diyene kadar beyni bu işlevi yapmıyor. Hayır salak desem salakta değil ki. Şunun yüzünden millete rezil de oldum. Ben yanan canımın derdinde doluk doluk gözlerle parmağıma bakıyorum o beni azarlıyor. Parmağımın orda ne işi varmış. Allahtan mekanda buz istemeyi akıl edebildi. Bir de öküz dalga geçiyor ”Bula bula orta parmağını mı buldun sokuşturacak yer?” edepsiz inek, klozet kapağı, dolu bebek bezi…