DahiReklamcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DahiReklamcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2015 Cuma

sen elimi tutarsan geçer


Bu kız çocukluğundan beri her fani gibi dişçiden korkar. Nasıl korkmasın. Ağzında garip aletler, ne olduğunu ne yapıldığını bilemez ve çaresizce yatar insan. Bu yüzden dişlerine çok iyi bakar. Ancak İki yıl önce bir çürük sonunda yolu dişçiye düşer. Minnacık bir çürük gibi görünen dişin problemi çoktur. Gittiği doktor başka birini tavsiye eder. Çünkü koca hastanede en az zararla tedavi edebilecek kimse yoktur. Lady tüm cesaretini toplayıp tavsiye edilen dişçiye gider. Kanal ile başlayan macera sonunda sürekli dişi şişer. Yeniden açılır ama bu kez sersem doktor dişin bir kısmını kırar. Uyuşturmayı beceremediği için ikinci iğneyi yapar. Ama zavallı Lady dilini hiç bir şekilde hissetmez olur. Tükürdüğü kan miktarıyla çığlığı basınca doktor yanlışlıkla azıcık dilini kestiğini söyler. Bir daha dişçiye gitmeyeceğine yemin eden Lady`nin dolgusu çikolatalı gofret yerken kırılır. Bu kez Dişçinin muayenesini basıp olay çıkaran Lady doktoru değiştirir. Yeni dolgusu harika bir şekilde bir yıla yakın sorun çıkarmaz. Ancak korkunç bir rüyanın ardından düşlerini sıkan, elinde tırnağıyla kanlı yaralar bırakan Lady, doktora tekrar gider. Çekilen filmin ardından dişin alt kısmında iltihap olduğu ortaya çıkar. Doktor yüzde yirmi şansı olduğunu bununda altı ay süren bir tedavi sürekli pansumanla belki geçebileceğini söyler. Bunu yerine çekip implat önerir. Lady dişimi çekecekler korkusuyla kaçar. Annesi zorla başka bir dişçiye götürür. O dişçide aynı şeyi söyleyince sonraki randevuda başlayalım der ve gitmez. Aradan iki ay geçer. Tatile çıkmadan bir gün önce arkadaşlarıyla sohbet ederken mevzu dişe gelir ve anlatır. Biricik Dahi`si kızar hemen dişçiye gitmesini söyler. Tatile gideceği içi götürmeye zorlayamayan Dahi de tatilden dönünce bir gün onu annem seni çok özlemiş diye çağırır. Buna inan Lady gider ancak Dahi onu kolundan tutuğu gibi zorla dişçiye götürür. Sonuçta Dahi okuluna dönmeden bu kızı dişçilerin zalim eline bırakmakta kararlıdır.Salakların elinde sürünen Lady iyice korkmuş olsa da Dahi`si onun için en iyi doktoru bulmuş, eğitim aldığı okuldan doktorasına kadar araştırmıştır. Durumu kötü olan Lady`ye tedaviye hemen başlayan doktor 10 günde tedavi edebileceğini söyler. Dahi korkudan ellerinde tırnaklarının izi çıkarcasına sıkan Lady`nin elini tutar, canı ne kadar acısa da gıkını çıkarmaz. 

Sonuç: Lady Dahi`sini çok seviyor. Böyle muhteşem bir arkadaşa sahip olduğu için her gün şükrediyor.Çünkü bu onun için çok çok çok değerli. İnsan etrafında kendini düşünen insanlar oldukça daha mutlu ve güzel bir insan oluyor. Hele her dişçi randevunuza gelip elinizi tutmak için söz veren arkadaşınız varsa onu sakın kaybetmeyin, sıkıca tutunun.



20 Şubat 2015 Cuma

esra erol`dan hallice


Kar kar diye ağladım ben. İstanbul’a kar yağan her seferinde bizim evin orası bir gram kar tutmadı. Deniz, yükselti dedik bekledik. Sidikli gidene kadar sadece bir kere hediye için NilKuşu ile buluşmuştum. Dahi`yi bile göremedim. Adamın gitme vakti geldi. Hiçbirimiz buluşmasak diyemedik ve Çarşamba günü o fırtınaya kara buluştuk. Saatlerce kafede mahsur kaldık resmen. Kar bir türlü dinmedi. Ama değdi be. Dahi`yi çok özlemişim. Adam benim en yakın arkadaşım. Ne kadar bir zamanlar beni gıcık etse de. Bütün gün saçma salak şeylerden konuştuk. NilKuşu Aslan`ın bir arkadaşıyla tanışmam konusunda sürekli ısrar etti. Kendi mi Esra Erol`da hissettim. Sarı telefonundan benim için hazırladığı aday listesini gösterdi. Lan bu kadar acınası hale mi geldim ya? Dahi mezuniyette Clarke Kent`i ayarlarım deyip durdu. Galiba hepsinden azıcık nefret ediyorum. Ama Dahi`den daha az. Aslan`da ondan bahsettiğimiz anladı sanırım NilKuşu`nu arayıp o da geldi. Bizim aslan kar yere ilk düştüğü an itibariyle arabasını kullanmayı bırakmış. NilKuşu korkak diye dalga geçiyor. Adam yedi yıldır İstanbul`da hala kara alışamamış. Yemek yerken de laf bizim whatsapp`da ki guruba geldi. İsmi pek edepli değil, şey içeriği de. Sidikli ve Hostes üzerine Sarı ve NilKuşu olunca o guruptan hayırlı bir şey beklenmez zaten. Aslan`ın tek tepki kafayı çevirip “Bacım yanlış anlama ama senin o kardeşin çok fena.” İsimlendirme işi bizimkinindi. Dahi ise NilKuşu`nun attığı Grey fotoğraflarını ve Sarı`nın edepsiz konuşmalarını görmüş. Hostes ve Sisikli`nin reddedilen erkek koleksiyonunu paha biçilemez bulmuşlar. Benimse guruba tek katkımın “hahahah” olduğunu saptamışlar. Sonuç mu? Aslan ve Dahi dördüyle görüşüp masum beynimi onlardan uzak tutmamı tavsiye ettiler. Tabi bu NilKuşu`nun çantasından çıkarıp verdiğim Grinin Elli Tonunu gösterene kadar sürdü. Yalnız Dahi ve NilKuşu orta okulda okudukları Melisa P. `nin olayın atası olduğunda ısrarcı. 

13 Ekim 2014 Pazartesi

ben ve sinirlerim



Baştan uyarıyım herkesi hakaret içerikli bir yazıdır. Ya birilerini boğazlayacağım, daha iyisi öldürecektim ya da buraya kusacaktım. Sinirden köpürüyorum. Ne sanıyor bu dangalak kendini. Tüm o salak salak konuşmalarına, hatta varlığına dayanıyorum. Huysuzluk çıkarmamak için ne olsa, ne söylese sineye çekiyorum. Ama bu kadarı fazla ya. Saygısızlık. Hep onun istekleri. Her boka zaten bir sürü bahanesi var kurbağa suratlının. Öküz. Hayvan herif. Salak. Mal. Domuz götü. Tezek kafalı. Beyin yok adamda. Beyin yerine taş, toprak koymuşlar. Kafandaki her hücreyi ezmek istiyorum. Elektrik verilmiş havuza atmak istiyorum. Kafanda karpuz patlatmak istiyorum. Ağzından çıkan her sözü tekmeleyerek geri sokuşturmak istiyorum. Bir daha da o fil kulaklı aptal ahtopot suratını görmek istemiyorum.