Kadınlar çok zekidir. Onlar istediği her şeyi bir erkeğe yaptırtır.
Savaş çıkarır, aslında dünyayı onlar yönetir. Pardon ama nerde bu kadınlar.
Kendimizi pohpohlamak için bizim uydurduklarımızdan öte değil dimi bunlar?
Çünkü bende bunların hiç biri yok. Tam tersine salağın tekiyim. Pokerde elini
belli eden acemi oyuncuyum. Bırakın her şeyi yaptırmayı ben daha Bay B`yi beni
sevmesi için ikna edemedim. Kadınların istedikten sonra yapamadıkları yokmuş.
Saçmalık. Hepsini aklımıza bizleri pohpohlayan o kadın dergileri sokuyor. “Harikasın,
muhteşemsin” söyledikleri hep bu. İnanıyoruz sonrada ortalıkta geziyoruz. İstediğimizi
elde edermişiz. Pehh… Ben daha Bay B`nin benden ne istediğini çözemedim. Bir
ilgileniyor, sürekli arayıp soruyor, hoşlandığım şeyleri yapıyor. Sonra ben bir
dönüyorum adam ortalıkta yok. Hayır belli etmesem ondan hoşlandığımı neyse.
Gurur zaten en son ne zaman benle masaya oturdu hatırlamıyorum bile. Değişik
sinyaller vermesen. Her adımından sonra ortalıktan kaybolmasan olmaz mı? Eğer
yine kaybolacaksan o “Oyuna bilet aldım” dilen diline bal arısı kussun. Yağmur
yağsın, donuna kadar ıslan. Biletinde o suyla işe yaramaz bir kağıt hamuru
olsun. Yine gideceksen, o bileti cebinde unut. Anneciğin de bakmadan yıkasın.
Sende otur biletle birlikte cebinde unuttuğun paraların için üzül.
9 Ekim 2014 Perşembe
3 Ekim 2014 Cuma
parmağımdan ne istedin?
Emrivakilerden gerçekten hoşlanmıyorum. NilKuşu, SarıKız ve
Dahi Reklamcı benim liseden beri arkadaşlarım. Dahi, Sarı`yı kaptı ve
NilKuşu`da Aslan`ı buldu. Sonra bunlar bu akşam dışarı çıkmaya karar vermişler.
Akşam saatlerinde de beni aramışlar hadi diyorlar. “Önceden plan yapmışsınız,
yorgunum öldüm okulda” diyorum, NilKuşu “Haber vermeyi unuttun diye yapıyorsun,
sen takılmazdın ne oldu sana” diyor. Evet ben böyle şeylere takılmam, hakikaten
ölmüşüm ama bizim ki orta kulak iltihabından mustarip olsa gerek bir türlü
durumu anlamadı. Tabi küçük bir de itirafım var, sizden saklayacak değilim. Bu
iki çiftin arsında çok sık kalıyorum ve bazen o fazlalık duygusu beni
bunaltıyor. Bu yüzden de birkaç defa aralarından kaçtığım olmuş olabilir. O kadar
çok dırdır yaptı ki ilerde ne kadar muhteşem bir kaynana olacağının
sinyallerini verdi. Sırf o cırlamayı bıraksın diye yorgun bedenimi sürüye
sürüye kaldırdım. Trafik var, bu saatte karşıya mı geçilir, millet işten çıkmış
olur, tıkış tıkış toplu taşıma diye söylenince o da benden bıktı alırız seni
sus yeter ki dedi. Ben tam vaktinde çıktım ama kapıdaki yanlış araba. Aslan
bizimkileri alınca beni de almak Joker`e kalmış. Onunda olacağını bilsem evime
koşar, aşamalı olarak tüm kapıları kitlerdim. Dünyada görebileceğiniz en uyuz
adam. Küçük büyük tüm dağları o yaratmış. Biz zavallılarda bok böceği. Adresi
nerden biliyor ki hem bu. “NilKuşu tarif etti. Kolaymış.” Lanet olası yeni ev
uzay mekiğinden bulunur. Önceden tarif edene kadar canım çıkardı. Şimdi banka
yüzünden kabak gibi meydanda. “zahmet etmişsin. Ben kendimde gelirdim.” ‘nilkuşu`da
yoldan geçene evi tarif edecek’. “Sağır değilim, halimden de memnun değilim. O yüzden
sessizce otur.” kaba herif ya. İlk andan beri nefret ettiğim yegane insanlardan
biridir. Henüz büyük harflerle birbirimize girmedik ama yakındır. Birinci sınıfa
daha yeni başlamıştım daha hiç konuşmadan sinir olduğum bir çocuk vardı. Bir
haftayı bulmadan birbirimiz girmiştik. Buna ise bir buçuk yıldır katlanıyorum. Hem
de bu kez içgüdülerimi doğruladığına emin olduğum halde. Arabada radyoyu
değiştirmeme bile izin vermedi. Yetmezmiş gibi bir de parmağımı koparıyordu
öküz. Arabadan indim kapıyı kapatıyordum tam parmağımda bir acı. Daha ne
olduğunu anlayamadan ciyaklamaya başladım. Kafamı çevirdim baktım parmağım
azıcık araladığım cama sıkışmış. Ben kapıyı kapatırken bu da camları kapatmaya
başlayınca parmağım arabanın cam kapatma kuvvetiyle cılız parmak kuvvetimin
savaşına dönüştü. İşaret parmağımı çıkardım ama orta parmağım ne yazı ki can
çekişti. Neden mi? Çünkü dangalak ben ciyaklarken ne oldu ne oldu diye bağırıp
durdu. Parmağımı görünce de panikle “ahh acıyor mu?” dedi. Nasıl bir manyak ki
acıyor mu diye soruyor da ben indir şu camı diyene kadar beyni bu işlevi
yapmıyor. Hayır salak desem salakta değil ki. Şunun yüzünden millete rezil de
oldum. Ben yanan canımın derdinde doluk doluk gözlerle parmağıma bakıyorum o
beni azarlıyor. Parmağımın orda ne işi varmış. Allahtan mekanda buz istemeyi
akıl edebildi. Bir de öküz dalga geçiyor ”Bula bula orta parmağını mı buldun
sokuşturacak yer?” edepsiz inek, klozet kapağı, dolu bebek bezi…
29 Eylül 2014 Pazartesi
bakkal baba hayali
Suratsızız. Toplum olarak “ne kadar güler yüzlü ve misafirperveriz”
desek de. Bana artık bunlar tamamen yalan geliyor. Daha kapı komşunu
tanımıyorsun ama “ahh biz diğer ülkeler gibi değiliz. Biz bir başkayız.” diyoruz.
Tamam haklı tarafları yok değil elbette var ama haklı olmayan tarafları da var.
Son on yılda çok değiştik be biz. 21 yaşındasın ne bileceksin demeyin sakın. Ben
sokakta oynadım şimdi sokaklarda park edilmiş arabadan başka bir şey yok. Hava koşullarından
dolayı sivrisinek gibi içeri kaçmadı bu çocuklar. Yazında ortalıkta yoklardı. Ben
küçükken az mı bilmem ne teyzenin ekmeğini almaya, bilmem ne ablanın acil
kahvesini almaya gitmedim. Şimdi çikolatanız kalmasa sokakta bakkala gönderecek
çocuk yok. Hahah bakkal mı dedim? Bakkal mı kaldı da ben bakkal diyorum. Her taraf
zincir marketler dolu. Bağımsız yaşayabilen market bile yok. Zaten şimdikilerde
bakkal deyince bön bön bakıyor bu ne diyor diye. Oysa ben hatırlıyorum babam
işini gücünü bıraksın bakkal açsın diye hayal ederdim. Böylece aldığım şeyler
için para ödemeyecek ve sonsuza kadar, istediğim kadar şey yiyebilecektim. Bunun
obur bir çocuk olmamla da ilgisi yok. Laf arsından sorduğum hemen her
arkadaşımın bakkal baba hayali varmış. Şimdiler de çocukların hayali babasının
Apple`dan hisse alması. Çocukların konuşmak denen şeyden ise haberleri yok. Gerçi
büyüklerin var mı?
26 Eylül 2014 Cuma
dünyanın en hızlı alışveriş yapan kadının şerefine
Filmlerdeki o üstünü başını kapıya kadar ancak toplayıp,
hızlıca işine yetişmeye çalışan insan benim. Farkım ben okula gidiyorum ve
kimse bunun için bana para ödemiyor. Haftanın her günü dersim var. Ama o sabah
dersleri diye koydukları saatler yarasaların hala ortalıkta dolaştığı,
kargaların uykularına daha yeni daldığı saatler. Benimse 7 alarma rağmen
uyanamadığım ve bu yüzden geceliğimle gitsem ne olur diye düşündüğüm saatler.
Derste zaten uyuyorum. Gözlerim açık ama aslında beynen yatakta rüya seçiyorum
kendime. Hocayla göz göze geldiğimde dünyanın en önemli şeyini anlatıyor, onu
dinlemezsem binlerce kişi ölecekmiş gibi davranıyorum. Tıp okumuyorum ki kaçırdığım
yer bana ölen hasta olarak dönsün. Ya da hukuk da değil. Adamı iyi savunamadım
diye yıllarca hapislerde çürüsün, yanlış kararla idama gönderim. İdam kalkmıştı
gerçi bizde ama bu ülkede ne olacağı belli olmaz. Bu kadar hukuk düşünmek
AvukatKız`ın radarına takıldı herhalde dersten sonra aradı. Pricingini çıkaramamış,
yaptırdığı yere gitmemiz lazımmış, yenisini almış çok güzelmiş miş mış miş. Dayanamadım
tamam dedim gittik. Bu işini hallederken ben evde dağınık bıraktığım yatağımın
soğuyup soğumadığını düşünüyordum. Ta ki yıllardır değiştirmediğim telefon
melodim çalana kadar. Arayan Bay B. Eveeeet, arada konuşuyoruz, dışarı
çıkıyoruz ama sadece arkadaşız. Kesinlikle hala delicesine hoşlanıyorum ama ya
bu öküz anlamıyor ya da ben bunu düzgünce belli edemiyorum. Ben adamın sesini
duyunca kalk krizinden ölmemek için dualar okuyorum. Ölürsem Bay B`ye bu
tehlikeli dünya da neler olur diye düşünüyorum. Kızın birine aşık olduğunu
sanacak, sonra başkasına aşık olacak. Bu kızın biri bunu hamileyim diye
kandırıp evlenecek. Bu zavallı kazandığı parayı bir dolandırıcıya kaptıracak. Dolandırıcıda
bunun evlendiği kızın biriyle Havana sahillerine kaçacak. Sonra bizim zavallı
Bay B`de tüm bunlardan sonra aşık olduğu kıza geri dönmek isteyecek ama kız
evli mutlu çocuklu olacak. Bay B`ye de sevgi emek ister diyecek. Sonunda bu da
beni kalp krizinden öldürdüğünü hatırlayıp mezarımda ağlayacak. Ama olaylar
klasik bir Türk sineması kıvamına gelmeden önce bu bana “Naber, nasılsın, ne
yapıyorsun? Aaa dışarda mısın? Bende oralardayım yarım saate gelirim görüşelim
mi?” diyecek. Bende koca sırıtışımla nikah masasında “Evet” diye böğüren
gelinler gibi böğürüceğim. Sonra AvukatKız`ın
gözlerinde yansımamı göreceğim. Yataktan çıkmış saçlar, konsere gidip sabah
erken derse giden şiş gözler, evde giydiği eski tshirtle kombini tamamlayan
salak sırıtışlı kız. Allah`tan dağınık biriyim de eve geldikten sonra
pantolonumu yerde bırakmışım yoksa kıçımada kesin ev taytımı geçirirdim. Sizi bilmem ama benim ev tayımda tshirtümde
var. Modası geçmiş ya da zevksizlik abidesi ya da çok eskimiş ama sevip atmaya
kıyamadığım şeylerde oluşuyor bu. Tabi ben o “EVET” kelimeleri söylerken halimi
hiç düşünmedim. Ama Allahtan beynim arada çalışıyor. Kendimi ilk gördüğüm
mağazaya attım ve kendime yeni şeyler alıp üzerime geçirdim. Sonrada bir
kozmatik zımbırtısına girip o deneme ürünüyle gözlerimdeki garip renkli halkayı
kapattım. İşin iyi tarafıysa bu yaptıklarımı o bilmiyor. Acınası halimin bugün
farkına vardım. Özsaygımı çöp toplama merkezine götürmüşler meğer ben uyurken.
Niye böyle yapıyorum ki ben. Ohh sonbaharda geldi zaten, tam depresyon havası. Yatağımda
cipsim, dondurmam, brownim ve çikolatamla, kahve için sütün ısınmasını
bekliyoruz. Sonra ne yapacaksın diyen olursa, çizgi film açıp depresyonuma
depresyon katacağım.
25 Eylül 2014 Perşembe
benim hala en sevdiğim şarkı küçük kurbağa
Şu sıralar pek bir meşgulüm. Her yerden iş teklifleri
yağıyor. Spor yapmadan zayıflayabiliyorum. Hatta ben var ya şu yiyip yiyip kilo
almayanlardanım. Ahh bahsettim mi bir de bana loto çıktı. Eveet artık çok
zenginim. Falcımda bu yıl kesin dünya güzeli seçileceğimi söyledi. Beyaz lamborghini
içinden çıkıp prensimde bilmem kaç karatlık, bilmem ne kesimli elmasıyla
dizleri üzerine çöküp evlenme teklifi etti. Çok gencim daha dedim reddettim.
Söylediklerimin umarım tek bir kelimesine bile inanmamışsınızdır. Zaten buram
buram yalan kokuyor. İşin gerçeği ise dördüncü sınıfa gelmiş ama bir baltaya
sap olmadığını hisseden ben kaygılar içerisindeyim. İş bulmak ayrı sorun, hala
hangi baltaya sap olacağını bilememek ayrı sorun. Şu yaşıma göre hep canım ne
isterse onu yaptım. Canımın istediği her şeyi öğrendim, istemediklerimin bir
kısmını ise zorla öğrendim ya da öğrenmiş taklidi yaptım. Küçükken şişkoydum
ama yemek yerken dünya umurum da olmazdı. Zaten tek joule harcamadan gitti kilolar
yine umursamadım yemeye devam ettim. Ama geçen gün kendimi 21`e geldin bak
bundan sonra yediklerin kalır derken buldum. Üç yıldır edinmiş olduğum
rahatlama seansım olan sabah koşularıma yorgunum diye kalkmamazlık edip,
yaşlandım demeye başladım. Evlerim, arabalarım olsun demedim mesela hiç. Millet
şuradan ev alırım, şu model arabam olsun derken ben en ucuz yolla dünyayı nasıl
gezerim diye düşündüm. En ucuz yol çünkü mühim olan parayı deli kazanıp, en
lüksle yaşamak değildi derdim. En kısa sürede bulduğumla başlayacaktım turuma. Hiçbir zaman paraya
önem vermeyen beni geçen gün şu model arabam olsun diye ciddi ciddi hayal
kurarken yakaladım. Ne var şimdi bunlarda, herkesin kaygısı, herkesin planları
diye bilirsiniz. Ama ben bunları dert etmezdim sorun o. Sanki birisi tüm o
çocuk kırıntılarımı toplayıp boğazın sularına bırakıyor gibi hissediyorum. Büyümek
dedikleri buysa tadı pek bir tuzlu geldi bana. Ama yok senin derdin büyümek
değil bahar depresyonu derseniz o da kabulüm.
19 Eylül 2014 Cuma
alo, Lady`nin malikanesi
Annem altın köşeyi dönmüş de meğer benim haberim yokmuş. E-Devlet
zımbırtısından sanırım herkesin haberi var. Annemde geçen gün keşfe çıktı. Sonra
bir ciyaklama sesi. Bizim ki öyle ciyaklayıp koş koş deyince aklımdan geçen
hakkında dedikodu yapmaktan dava açıldı. İşin gerçek yüzüyse bizimkine Amasya`da
dönüm dönüm arazi, garip ama su kanalı, birkaç
daire var gözüküyor. Amasya ile alakamızsa benim aslında bir robot olmam kadar.
Bakıyoruz TC, anne, baba her şey aynı ama mallar annemin değil. Mesai saatleri
çoktan geçti diye bizim ki endişe dolu bir gece geçirdi. Neymiş bu nasıl
olurmuş, ya halledemezse ne yapacakmış, üzerine kalırsa sahipleri yıllar sonra
onu bulup yakasına yapışırsa ne dermiş. Babamsa annemin mutfak masraflarından
kısıp, borsaya girip, yatırım olarak arazi aldığını düşünüyor. Sabahta yağmur
çamur demedi tuttu kolumdan tapuya götürdü. Görevliye durumu açıkladı adam
sakince bakalım dedi. Adam atı baktı “abla her şey tutuyor senin bunlar” diyor.
Annem “olamaz, yapamazsınız” diyor. Sanki çocuğunu aldılar, engel olmaya
çalışıyor. Adam “Miras kalmıştır belki” diyor. Annem ”Millet işi güzü bıraktı
bana miras bıraktı öylemi. Sen çok Türk sineması mı izledin? Filmlerde olur o.
Hem mirası da Mısırlı akraba bırakıyor, Amasyalısı değil.” diyor. Başladılar
annemle tartışmaya. Adam tutturdu kimlik bilgileri tutuyor nasıl değiştireyim,
kime vereyim olmayana mı deyip durdu. Annemse yok vergisi vardır uğraşamam,
kime veriyorsan ver diyor. Lan o kadar yer var şehir merkezinde bir de bizim ki
hala üç kuruşluk verginin derdinde. Görevli çıldırmak üzereyken bizimki bir
arazide doğum tarihinin farklı olduğunu fark etti de Amasya tapuyu falan
aradılar sonunda. “Farklı olanı değiştiririz ama diğerlerine söz vermeyelim.
Olmadı satarsın iyi para eder” diye de akıl verdiler. Birkaç güne düzelmezse
peşinizi bırakmam deyip adamı tehdit etti öyle çıktı kadın. Devlet memurunu
tehdit etmek umarım büyük suç değildir. Bir iki güne hata düzeldi ama olan
benim hayallere oldu. O arazilere elma ağacı dikip yılda bir kez toplamaya
gidecek, sonra pazarda organik bunlar diye satacaktım. Belki ihracata bile
girerdim.
16 Eylül 2014 Salı
evde mi kaldım ben şimdi?
Facebook`da ki o düğün davetiyelerine bir türlü anlam
veremem ben. Facebook`dan çağırıyorsan bu adresini bilecek kadar yakın değilsin
düğün davetiyesini gönderemiyorsun demek. Ya da Türk usulü kapı dolaş ver veya
şunla bunla gönder. Telefonla haber verende var. Buda olmayınca Facebook. Ama
dünyanın en saçma olayı. Face`de bin tanıdık olsa ki birçoğunu tanımıyorsun,
tanıdığınla oradan görüşmüyorsun zaten. O zaman ne diye oradan davetiye gönderiyorsun.
Ben evleniyorum millet, demek için mi? Toplu tweet olsa ona da el atarlar. İki yıldır
birkaç mesaj dışında konuşmadığım, öncelerde canciğer kuzu sarması olduğum bir
arkadaş bunu yaptı. Hayır o kadar kopmuşuz ki, evlenmeyi bırak sevgilisi
olduğundan bir haberdim. Ay bir de bu kız benden küçük. 94`lü ya. Bir yaş falan
ama olsun. Hayır niye bu yaşta evlenilir. Daha okulu bitmedi. Son sınıf hukuk
öğrencisi. Millet bir de kafa bulmuş. Mezun olunca boşar durur diye. Problem bende
mi? Yaşı küçük değil mi? Çocuk gelin be bu. Bu yaşta ne evlenmesi hem. Kariyer,
ayakları üzerinde durma, dünyayı gezme. İnsan bu yaşta bence bunların planını
yapar, bunları hayal eder. Çoluk çocuk, birine bağlı kalma bırakın şuraya beni
saksı olurum ben. Yanlış mı düşünüyorum yoksa? O aşkı buldu ve beklemek
gereksiz. Geri kalan her şey saçmalık. Tüm planlarında o altı fosforlu kalemle
çizilmiş kelime mi? Şansız ve saçma olan o değil de ben miyim? Evde mi kaldım. Okuldan bir arkadaşım
nişanlandı, birinde final dönemi gözüm
kadar tek taş gördüm. Aman yaa evlensinler. Bu saatten sonra beynimi
değiştiremem ki. Tribi bile beni depresyona soktu. Bu konuyu düşünmem için
önümde on uzun yılım var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






