Şu sıralar pek bir meşgulüm. Her yerden iş teklifleri
yağıyor. Spor yapmadan zayıflayabiliyorum. Hatta ben var ya şu yiyip yiyip kilo
almayanlardanım. Ahh bahsettim mi bir de bana loto çıktı. Eveet artık çok
zenginim. Falcımda bu yıl kesin dünya güzeli seçileceğimi söyledi. Beyaz lamborghini
içinden çıkıp prensimde bilmem kaç karatlık, bilmem ne kesimli elmasıyla
dizleri üzerine çöküp evlenme teklifi etti. Çok gencim daha dedim reddettim.
Söylediklerimin umarım tek bir kelimesine bile inanmamışsınızdır. Zaten buram
buram yalan kokuyor. İşin gerçeği ise dördüncü sınıfa gelmiş ama bir baltaya
sap olmadığını hisseden ben kaygılar içerisindeyim. İş bulmak ayrı sorun, hala
hangi baltaya sap olacağını bilememek ayrı sorun. Şu yaşıma göre hep canım ne
isterse onu yaptım. Canımın istediği her şeyi öğrendim, istemediklerimin bir
kısmını ise zorla öğrendim ya da öğrenmiş taklidi yaptım. Küçükken şişkoydum
ama yemek yerken dünya umurum da olmazdı. Zaten tek joule harcamadan gitti kilolar
yine umursamadım yemeye devam ettim. Ama geçen gün kendimi 21`e geldin bak
bundan sonra yediklerin kalır derken buldum. Üç yıldır edinmiş olduğum
rahatlama seansım olan sabah koşularıma yorgunum diye kalkmamazlık edip,
yaşlandım demeye başladım. Evlerim, arabalarım olsun demedim mesela hiç. Millet
şuradan ev alırım, şu model arabam olsun derken ben en ucuz yolla dünyayı nasıl
gezerim diye düşündüm. En ucuz yol çünkü mühim olan parayı deli kazanıp, en
lüksle yaşamak değildi derdim. En kısa sürede bulduğumla başlayacaktım turuma. Hiçbir zaman paraya
önem vermeyen beni geçen gün şu model arabam olsun diye ciddi ciddi hayal
kurarken yakaladım. Ne var şimdi bunlarda, herkesin kaygısı, herkesin planları
diye bilirsiniz. Ama ben bunları dert etmezdim sorun o. Sanki birisi tüm o
çocuk kırıntılarımı toplayıp boğazın sularına bırakıyor gibi hissediyorum. Büyümek
dedikleri buysa tadı pek bir tuzlu geldi bana. Ama yok senin derdin büyümek
değil bahar depresyonu derseniz o da kabulüm.
