İş bulmaktan bir yakınmayan ben kalmıştım, şimdi müsaadenizle bende yakınacağım. Birincisi ben çalışmak isteyen her insanın mutlaka iş bulabileceğini düşünürüm. Bu ne perhiz bu ne lahana o zaman dimi? Sorun şu ki istediğiniz işi bulmak sıkıntı. Yaptığınız işle etraftaki işler birbirinden farklı. Siz insansınız onlar süperman arıyorlar. Şunu yapsın, bunu yapsın, şunu bilsin, yüksek lisansı olsun iki yıl en az tecrübe. Böyle biri var mı? Okuldan yeni mezun olmuş adam nasıl tecrübe edinecek. Bazıları daha zaten ne istediğine karar verememiş. Tam olarak hangi bölüm mezunu istiyor o da emin değil. Böyle şirketlerden birine en sonunda çemkiren bir mail attım. Ne istediğinize ya karar verin ya ilan vermeyin, ne biçim insan kaynaklarınız var konulu bir maildi. Kızlar dikkat çekebileceğini ve yüksek bir maaşla beni işe çağıracaklarını söylediler. Haklılar dikkat çekeceğim ama şu yönde. Şirket sahibi insan kaynakları tanıdık her firmaya haber salıp, parmakla beni gösterip bu kız delirmiş diyecekler ve beni sonsuza kadar işsiz bırakacaklar. Şu saate kadar çok da önemli değildi iş ama herkes gidiyor ben evde tek sıkılıyorum. Bu sebeple önüme gelen yere başvurmaya başladım. Görüşmeye gidince iş bulamıyorum diyen ben onlara onlar bana mutlaka bir kulp takıyorlar. Sonuç işsizim dostlar.
14 Ekim 2015 Çarşamba
12 Ekim 2015 Pazartesi
karınca bile incitmemeliydik hani
Ne oluyor biliyor musunuz? Ben çok çok korkuyorum. Hayatta değer verdiğim çok şey yok. Mal, mülk, para umurumda değil. Hiç olmadı. Neden olsun ki. Ya şu hayatta ailemden daha değerli bir şey bile yok. Ama ne oluyor biliyor musunuz? Biri çıkıyor bir şey yapıyor ve bu benim ailemi etkiliyor. Cumartesi günü annem televizyonda sıradan bir şekilde dolanıp dururken Ankara`da bomba patladı 30 ölü kısmından başka bir şey göremedi. Defalarca Sidikli`yi aradık. Ya ordaysa, ya yakınından bir yerinden geçtiyse ne bilim bir sürü teori. Kütüphanedeymiş sessizde olunca geç açmış. Annem o açana kadar perişan oldu. İnsanların öldüğünü bilmeme rağmen rahatladım. Bunu utanarak söylüyorum ama kardeşim değil diye rahatladım. Orda olan insanların yakını olmadım diye rahatladım. Arkadaşlarımı ararken elim titredi ya benim. İliklerime kadar korktum. Elinden hiçbir şey gelmeden beklemenin ne demek olduğunu çok iyi anladım. Anneannemin yerinde olmak ne demek anladım. İki oğlunuzdan birinin asker birinin polis olduğunu düşünün. İstedikleri kadar yaşlı olsunlar, rütbeleri olsun fark etmiyor. Hani insanlar savaş diyor ya demesinler. Savaş ölümden başka bir şey getirmez. Biliyorum dayılarım bu meslekleri her riski alarak seçtiler ama olmuyor. Ortam karıştıkça, insanlar savaş deyip, kan istedikçe hayatta en değer verdiğim şeye zarar veriliyor. Bir yerde bir bomba patlıyor insanlar ölüyor. Arkalarından olmayacak şeyler söyleyen oluyor. Bir sürü komploteorisi, bir sürü ihtimal. Sonra bir sabah kalkıyorum operasyon diyor, şehit diyor ben dayımın ismini arıyorum. Ne zamam emekli olurlar hesabı yapıyorum. Bıktım ya ben tükendim artık. Savaşsız bir dünya istemek suç mu? Endişe etmeden evime yürümeyi dilemek suç mu? Görüntüler içimi parçalarken insanların fütursuzca nasıl konuştuklarına anlam veremiyorum ben. İnsan ya bu, her şeyi bırakın canlı. Karınca bile incitmemeliydik hani. Ben artık patlayan bir bombadan, saldırıdan sonra bir şehit haberinin altında isim aramaktan yoruldum. Silahsız bir dünya istiyorum ya ben. Savaşsız, cinayetsiz, tecavüzsüz, insanların açlıktan, yokluktan ölmedikleri, kimsenin canının yanmadığı bir dünya istiyorum. Ben özgür bir dünya istiyorum.
8 Ekim 2015 Perşembe
elinden tuttum götürdüm (babamın karşısına değil tabi ki)
Bir insanın yalan söylediğini kabul etmesi kadar zor bir şey
yoktur. Ben birinci elden denedim gördüm. Millete ben sizi aylardır kandıyorum
ayakta uyutuyorum demek zor. Aslında kolayda sonrası için olacakları götüm yemedi.
NilKuşunu, Sarı`yı aradım sevgililerinizi alın gelin dedim. Dahi neyse de Aslan`a şaşırsalar da sürprizim
vardı dedim. Joker`inde tuttum elinden çıktım karşılarına. Tabi ilk onların
gelmesini bekledim ki etkili ve hakikaten şok olacak bir sürpriz olsun diye.
Joker yine çocukça diye vızırdasa da benim bizimkilere intikamım bu. Onlara
uzun zamandır diyordum sonuçta bir gün sevgilim olursa sizden saklayacağım ve
elini tutup getirmeden söylemeyeceğim. Değil miydi Aslan ile ilişkisini bize
iki hafta sonra söyleyen. Neymiş öyle ay biz birlikteyiz demeye çekinmiş. Lan
giydiğin donu göstermeye çekinmezsin sen be. Dahi`ye ne demeli. Aylarcabeni
arayıp her muhabbetin sonunu Sarı`ya bağladı. Meğer ona aşıkmış da belli
olmasın diye benim üzerimde haberleri öğreniyormuş. NilKuşu`na sorarsa
çakarmış, saf ben anlamazmışım, anlamamışım. Ben senden böyle bir şey
beklemiyordum. Siz Sarıyla can ciğer arkadaş değil miydiniz? Kanka ayağı göt
ayağı diye boşuna demiyorlar diyeceğim de Sarı`da aşıkmış Dahi reddeder
korkusuyla susup durmuş. Bana saf diyeceklerine kendilerine bakmalıydılar.
Tamam var bende de bir salaklık. Anlımda kocaman puntoyla salak yazıyor
biliyorum. Allahtan el yazısı olan font da arada okumakta zorlanan oluyor. Ama
tüm bu salak ayağıyla aylarca yedim onları ve bundan garip bir haz duyuyorum.
Ama ne zamandır diye pis bakışlar atınca “Bir haftadır ama varla yok arasıydı.
Dün karar verdik bugün size geldik” dedim. Jokerle bizim olmayacağımıza o kadar
odaklandılar ki yalanımı bile fark etmediler. Keşke tepkinizi içinizde
saklayıp, ucundan olan umut kırıntımı da yok etmeseydiniz.
7 Ekim 2015 Çarşamba
kıçıma tekme, karnıma yumruk olan sözlerle tebrikler sen kazandın
“Hayatını mahvetmeye odaklanmışsın. Mutsuz olmak için
çırpınıyorsun. Sürekli kendi duygularını korumak için saklanıyorsun. Hayatına
kimseyi almamak için herkeste kusur arıyorsun.” Dedi. Sonunda evet onu da
delirttim. İlk olarak bizimkilerle buluşmadan önce Jokerle bir şeyler içmek
için çıktım. İki tane kız yaklaştı, arkadaşıymış. Püf nokta kız fazla
sırnaşıktı, canımlar cicimler, yuvarlaya yuvarlaya konuşmalar. Beni
arkadaşı olarak tanıttı. Onlar gidince de artık daha fazla dayanamadım patladım
tabi. Ama adam da haklı “Sen önüne gelen herkese arkadaşım demiyor musun?”
diyorum. “Saçma sapan bu işin içine sen sokmadın mı bizi?" Ben sokmuştum
dimi? “Şimdi sana arkadaşım dememe mi kızdın? Ne deseydim sevgilim mi? O zamanda
kızacaktın.” Kesin kızar hani kimseye söylemeyecektim derdim de kıza sinir
oldum. Ya ben ne ara böyle kıskanç oldum. Kendimi tanıyamıyorum. Neden böyle
yapıyorum ben. O böyle söyleyince de tartışmayı reddedip, bizimkileri bahane
ettim. Sahaya kadar götürdü ama onun niyeti aramızdaki iletişimsizliği
kaldırmak sonu nereye varacaksa sonunu getirmek. Bense konuşmayı reddedip
indim, peşimden geldi git dedim. Ama ben inadım o da inat. Bekleyeceğini, daha
fazla saçmalık çekemeyeceğini söyledi. İçeri girdim tabi surat beş karış, geçte
kalmışım. Stres atalım dedim ama ilk defa hiç eğlenmeden oyun oynadım. Oynarken
ben diyeyim pisleşerek, siz deyin sportmence oynamayınca tabi ki Forvet ve Asistan potaya kadar kaldırdılar her zamanki gibi. Bu kez tutunmayı reddedince, düşüncem cidden bırakmazlar oldu ama itler çat diye bıraktılar. Kıç kırılması
diye bir şey varsa şuan bende mevcut. Totom morardı resmen ya. Vicdansızlar. Çok
sinirlenince bende Forvetin kolunu dişledim. Eşek kadar oldunuz yaptıklarınıza
bakın derdim dışardan ama bildiğin çocuk gibi kavga ettik. Tabi Asistanı
tırmalayınca bunlar yine potaya kaldırdılar ama akıllanan ben bu kez tutundum.
Askıda Lady var gibi öyle kaldım. Elimi bırakmayı da o saatten sonra birde yere
inerken ayak bileğinden olmayalım dedim. Bu kez sahneye Uzun çıkıp, kızı rahat
bırakın tiradıyla geldi kucakladı yere indirdi. Gerçi yere indirmesi biraz
zaman aldı. O sırada köşede bekleyip ben bir torba acı çekerken sesini
çıkarmayan Joker`in sesi çıkınca bıraktı. Sonrasında kavga yumruk bekleyenin
bugün ki aksiyon isteğini karşılayamayacağım. “Lady artık konuşalım” dedi bende
kuzu kuzu gittim. Sonra adamın ilk söylediği sözler için yukardaki ilk tırnağı
tekrar okumanızı tavsiye ediyorum. Ağır geldi. Çünkü buna benzer bir çok şey
söyledi. Ondan yapmamı istemediğim her şeyi yapıyormuşum. Artık karar vermem
gerekiyormuş. Aklımda başka biri mi varmış. Bana “Ne zaman salaklığı
bırakacaksın” dedi. Herkes kalbimi kırmış içerdeki de dahil. Ama ben hala
adamın kucağında gezebiliyormuşum-gelip sen yardım etseydin o zaman hayvan-, tanıştığımız
günden beri bir kez doğru bir karar aldığımı görmemiş. İstemiyorsam onu oyalamayacakmışım.
Tüm bunları sesini yükseltmeden tane tane söyledi. Sanki ben anlamakta
zorlanıyormuşum gibi. “Aklında başka biri varsa şimdi söyle bitsin. Herkes
kendi yoluna gitsin.” dedi, yok dedim. Var mı, yok mu, ne yapmak istiyorum
bilmiyorum ama onu kaybetmek istemiyorum ben. Daha fazla oyun istemediğini, iyi
veya kötü ne yaşanacaksa normal insanlar nasıl yaşıyorsak öyle yaşayacağımızı
söyledi. Yeterince saçmada olsa benim istediğimi yapmış ama artık bu durumdan
sıkılmış. Büyümem gerekiyormuş. İzlediğim salak filmlere benzemiyormuş hayat. Ben
bilmiyordum sanki. Tamam dedim, herkese söylemeyi kabul ettim ama deli gibi
üzülmekten korkuyorum. Deli gibi ilişkiden, onun salak sorumluluklarında
korkuyorum. Nerdesin, kimlesin diye birinin bana sormasını istemiyorum. Sen
ondan istiyorsun dersen istemiyorum. Sadece etraftaki potansiyel askıntılara
karşı varlığımı hiçe saymasın istemiştim.
4 Ekim 2015 Pazar
kıskansana lan
Kadın milleti erkeklerin baş başa kaldığı her
organizasyondan kıllanmalıymış. NilKuşu dedi ben onun yalancısıyım. Aslan ile
Joker şehir dışından gelen bir arkadaşıyla dışarı çıktıklarında NilKuşu bize
yakındı da durdu. Bu gelen arkadaşın sağlam ayakkabı olmadığı gözüne tek uyku
girmeyeceği hakkında. Umursamadım. Sonra instagramda fotoğrafları görünce ise
aman deyip geçemediğimi fark ettim. Kalabalık bir gurup ama çiroz kız ahtapot
misali Joker`e sarılmış. İçimden kızı bulup, göbekli, göğsünden kıllar
fırlayan, pala bıyıkları olan, yarım kel bir amcayı kıza ahtapot gibi sarılsın
diye kiralamak geldi. Joker`i bulup çemkirmek hayattan bezdirmek geldi. Ben
ağrılar içerisinde, büyük ıstıraplar yaşayayım o elin yoluk saçlı kızlarına
sarılsın. Kafasını buzlu suya atıp, pantolonunun içine kova kova buz atmak
istedim. Peki ne yaptım dersiniz? Yine yeniden hiçbir şey olmamış gibi
davrandım. Neden mi? Çünkü çemkirip hanımefendi imajımı mı çizdireyim? Aynı şekilde
karşılık vereyim dedim. Sonuçta önceden yapılmış “ay görüşemedik uzun zamandır”
muhabbetine bende NilKuşu sayesinde çağrılmıştım. Çünkü kızın niyeti beni
Mühendis ile baş göz edip hayallerinde ki çift takılmasını gerçekleştirmek. Bende
bu kez çanak tuttum, vicdanı gömdüm Mühendis`le Joker`in yanında açık açık
adamla flört ettim. Tek sebebi de gözü dönmüş kıskançlığım. O değil miydi o
kızın ahtapot gibi sarılmasına müsaade eden. Bende göze göz dişe diş politikası
ile yol aldım. Kıskançlıktan daha ziyade bence bana saygısızlık yapmıştı ve bende
aynı şekilde karşılık verdim. Gerçi onun ne kadar umurunda bilmiyorum. Çünkü
ağzını açıp tek bir kelime bile etmedi. Sanırım bu umursamadığını, boşu boşuna
birinin kullandığım gerçeği ile beni vicdan azabınla baş başa bıraktığının
göstergesi.
2 Ekim 2015 Cuma
sen elimi tutarsan geçer
Bu kız çocukluğundan beri her fani gibi dişçiden korkar. Nasıl korkmasın. Ağzında garip aletler, ne olduğunu ne yapıldığını bilemez ve çaresizce yatar insan. Bu yüzden dişlerine çok iyi bakar. Ancak İki yıl önce bir çürük sonunda yolu dişçiye düşer. Minnacık bir çürük gibi görünen dişin problemi çoktur. Gittiği doktor başka birini tavsiye eder. Çünkü koca hastanede en az zararla tedavi edebilecek kimse yoktur. Lady tüm cesaretini toplayıp tavsiye edilen dişçiye gider. Kanal ile başlayan macera sonunda sürekli dişi şişer. Yeniden açılır ama bu kez sersem doktor dişin bir kısmını kırar. Uyuşturmayı beceremediği için ikinci iğneyi yapar. Ama zavallı Lady dilini hiç bir şekilde hissetmez olur. Tükürdüğü kan miktarıyla çığlığı basınca doktor yanlışlıkla azıcık dilini kestiğini söyler. Bir daha dişçiye gitmeyeceğine yemin eden Lady`nin dolgusu çikolatalı gofret yerken kırılır. Bu kez Dişçinin muayenesini basıp olay çıkaran Lady doktoru değiştirir. Yeni dolgusu harika bir şekilde bir yıla yakın sorun çıkarmaz. Ancak korkunç bir rüyanın ardından düşlerini sıkan, elinde tırnağıyla kanlı yaralar bırakan Lady, doktora tekrar gider. Çekilen filmin ardından dişin alt kısmında iltihap olduğu ortaya çıkar. Doktor yüzde yirmi şansı olduğunu bununda altı ay süren bir tedavi sürekli pansumanla belki geçebileceğini söyler. Bunu yerine çekip implat önerir. Lady dişimi çekecekler korkusuyla kaçar. Annesi zorla başka bir dişçiye götürür. O dişçide aynı şeyi söyleyince sonraki randevuda başlayalım der ve gitmez. Aradan iki ay geçer. Tatile çıkmadan bir gün önce arkadaşlarıyla sohbet ederken mevzu dişe gelir ve anlatır. Biricik Dahi`si kızar hemen dişçiye gitmesini söyler. Tatile gideceği içi götürmeye zorlayamayan Dahi de tatilden dönünce bir gün onu annem seni çok özlemiş diye çağırır. Buna inan Lady gider ancak Dahi onu kolundan tutuğu gibi zorla dişçiye götürür. Sonuçta Dahi okuluna dönmeden bu kızı dişçilerin zalim eline bırakmakta kararlıdır.Salakların elinde sürünen Lady iyice korkmuş olsa da Dahi`si onun için en iyi doktoru bulmuş, eğitim aldığı okuldan doktorasına kadar araştırmıştır. Durumu kötü olan Lady`ye tedaviye hemen başlayan doktor 10 günde tedavi edebileceğini söyler. Dahi korkudan ellerinde tırnaklarının izi çıkarcasına sıkan Lady`nin elini tutar, canı ne kadar acısa da gıkını çıkarmaz.
Sonuç: Lady Dahi`sini çok seviyor. Böyle muhteşem bir arkadaşa sahip olduğu için her gün şükrediyor.Çünkü bu onun için çok çok çok değerli. İnsan etrafında kendini düşünen insanlar oldukça daha mutlu ve güzel bir insan oluyor. Hele her dişçi randevunuza gelip elinizi tutmak için söz veren arkadaşınız varsa onu sakın kaybetmeyin, sıkıca tutunun.
Etiketler:
ben,
DahiReklamcı,
dişçi korkum,
günlük,
kişisel post
1 Ekim 2015 Perşembe
önce öpüşünce sonra sevgili olunmuyor
Kadınların kurcalamaktan en çok hoşlandığı şey bir erkeğin
geçmişi. Gerçi kadınlar bence geçmişi geleceği bırakın, adamın aklından geçeni
bile kurcalamak istiyor. Ben mi? Yok be hiç işim olmaz. Ben kim adamın TC`ni
bırakın, ilk okul öğretmeninin sınıf arkadaşını bulmak kim. Tamam böyle
abarttıklarım oldu ama Joker`e bunu yaptıysam çarpılayım. Misal Uzun`da yaptım.
Hatta sabıka kaydına, kütüğünün bağlı olduğu ilden, face`i twitter`ı geçtim
donanımhaber`deki profiline kadar. Ama bu kez elimi sürmedim. Paranoyaklık ve
manyaklık seviyeme hiç bulaştırmadım çocuğu. Aman be ne uğraşacağım bunlarla ne
işim olur dedim. Ama laf döndü dolaştı nasıl olduysa ilişkilere geldi. Şimdi bu
benim ilk erkek arkadaşım olacak ya nasıl havalarda sormayın gitsin. Kendisi sanki
487 karat elmas. Bana “Benden daha iyisini bulamazsın” dedi. Evet kendini
beğenmiş, bir halt sanan, açısız üçgen bana ondan daha iyisini bulamayacağımı
söyledi. Öyle bir ifadeyle söyledi ki bulup bulabileceğim en iyi adam o, Allah
bana çirkin şansı verip yanıma onu koyuvermiş. Ben çirkin, pis, iğrenç hatta
külkedisinde ki üvey anne, o hep beyaz atlı prens. İçimden onu parçalara ayırıp
ülke dışına çıkartmak isteyen tarafımla, uzaylıların eline deney diye ver diyen
tarafımın tartışmasını dinlerken güldüm, “Senden daha iyisini buldum zaten”
dedim. O değil miydi beni aşağılayan? Nasıl oluyormuş görsün istedim. Ama bunu yalan
dolan diye de söylemedim ağzımdan kaçtı bir anda. Başımdan aşağı dökülen sıcak
suyla birlikte beynim haşlandı sanırım ki pat diye böyle dedim. Sonuçtan bir miktarda
memnun kaldım. Çünkü bir sıcak su da onun başından aşağı döküldü. Kimmiş neymiş
hesabına girdi. Şimdi daha önce sevgilimiz olmadı diye dudaklarımız da bakire
demedik. Ama bu ayı geçen sene sevgilisi varken hobi niyetine beni öptü ya,
hayalleri bunun ilk öpücüğüm sanmış. Sonra araya soktuğum şu yakışıklı turisti
ikinci. Gerçi onun için azarımı taaa tanımadım adamı öptüğümde yemiştim. Kendini
bir bok sandığı aklıma gelince dosdoğru anlattım. Uzun var ki o ilk öpücüğümdü
ve adamı tutup ben öpmüştüm. Sonra Cerrahpaşalı vardı karşılıklı ilgiydi, gerçi
Uzun çıkınca o tarih oldu. Son olarak da benim doktor kuzenin bir arkadaşı
vardı. Liseden beri hoşlanırdım ondan. Zavallıyı beş yıllık sevgilisi terk
edince yıkılmıştı çocuk. Son senesi, tus falan ya morali düzelsin diye. Tamam
bu kulağa cidden kötü geliyor ama bunda ben masumum o öptü. Kuzenim duysa yemin
ediyorum masaya yatırır neşteri şah damarıma doğru değdirir. Düşündüm de ben hep sevgilim olmayan adamları
öpmüşüm. İnsanlar sevgili oluyorlar sonra öpüşüyorlar. Ben hep önce öpüşmüşüm,
sonra sevgili olmamışım. Zaten ben neyi düzgün yaptım ki. Bebek dediğin erken
doğar ben geç doğmuşum. O zamandan belliymiş bendeki terslik. Yoksa insanlar
sevgili diye insan bulurken ben orangutan bulmazdım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






