Ne yapıyorsam torunlarım için. Dünyanın çivisi değil boku
çıkmışken sifon çekilmeden önce kendimi belgelemeye karar verdim. Günlük
tutmaya başladım ve bunu doğacak torunlarım için yapıyorum. Cümleme bile öyle
başladım. En sevdiğim torunuma bırakacağım ölünce de. Torun ayırt edilmez
demeyin edilir, evlat değil ki bu. Aralarında en aktivist en başına buyruk ya da
duygusal vefakar olana bırakırım. Cinsiyet ayrımı yapmak gibi olmasın ama kız
olması tercihim. Erkek bir torunum “ne kaşar hatunmuş bizim ki” desin istemem. Kadın
kadından anlar ama erkek için aynı şeyi düşünemiyorum. Hem koca ömrü boşa
yaşamak istemem. Tamam bir nesle ilham olamam belki ama farklı nesiller aynı
problemler felsefesiyle ateş böceği olurum belki. Sonuçta bir nevi tarihe de
tanıklık ediyoruz şurda. Başımıza gelmeyen bir uzaylı istilası kaldı onunda eli
kulağında. Gerçi bir yandan da tüm anılarımı günün irinde kaybetmek gibi bir
korkum var. Hem duygular hissettiğim öfke, üzüntü, hırs, yorulmuşluk, sevgi,
mutluluk bunlar değişiyor. Yazarsam o gün nasıl hissetmişim bilirim. Hem onun
içine kötü gününde gülebileceği bir büyüğü olsun. Belki arada ağlatırım da. Buraya
yazmayı seviyorum, yakalanma korkum olmuyor falan ama elimin altında her gün
yazdığım, atlamadığım bir şey olsun istedim. Hem bakarsınız bir gün bir sandık
dolusu falan olur, geçmişi bilen kimse kalmaz çünkü nükleer savaş yüzünden
birbirimizi yemiş oluruz. Benim günlükte hayatta kalma rehberi diye yok satar.
