Bay Uzun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bay Uzun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2015 Çarşamba

bir de güne giderlerse olurlar


Bir arkadaşım vardı lisede tüm hayali yılbaşı ikramiyesini kazandıktan sonra Serdar Ortaç`ı çağırıp dizinin dibinde konser verdirecekti. Onun sayesinde uzun süre Serdar Ortaç ve Demet Akalın`a mağruz kaldım. Liseden sonrada hiç dinlemedim. Eski şarkılara hakimimdir ama. Mesela bugün “Hayat beni neden yoruyosuuuun” dedim durdum. Acıklı acıklı bir Tatlıses gibi söyledim içimden. Adımı Bahtsız Lady olarak değiştirsem çok güzel olur. Bu bahtsızım sızlanmalarının sebebini merak etmeseniz de ben anlatacağım. Çarşamba günleri dersten sonra basketbol oynuyorduk. Tüm hafta boyunca en eğlendiğim vakitler diyebilirim. Şanslıydım ki küçük basketbol kaçamağımızı yaptığımız grup İstanbul`da yaşıyor. Bizde her şeye rağmen devam ettik. Ramazana bile direndik. İftardan sonra toplandık basketbolumuzu oynadık. Bazen eksik kaldık, iş yorgunu olan arkadaşlar yüzünden ya da tatile şuna buna giden oldu. Ama biz altılıdan hep dördü yakaladık. Azmettik ve başardık. Tatilden dönmek bilmeyen ben uzun zaman eksem de döner dönmez kendimi onlarla buldum. Bulunmaz Hint kumaşı sanıyordum kendimi ama yerimi doldurmuşlar ve söyleme zahmetine bile göstermemişler. Sırtımdan bıçaklanmamın acısı geçmeden, birde şehir elektriğine maruz kaldım. Şehir elektriğimin adı da Bay Uzun. Asistanla basketbol takımında oldukları için baya sıkı fıkılardı ama yüksek lisans iş derken öyle hiç görmemiştim iki yıldır. Ama arada Asistandan ne yaptığını duyduğum olurdu.  Ama Bilgisayarcı dışında kimse bilmediğinden detay soramıyordum tabi. Anlasınlar bilsinler istemedim. Şimdiyse adam bizim basketbol günümüze dahil olmuş resmen. Kocaman adamsın, yaşın almış başını gitmiş, ne işin var çoluk çocukla. Neymiş biz kızlar bayramdı tatildi gelmemişiz, Asistanda Forvetle tek kaldı diye birilerini dahil etmişler. Uzun`la Asistanın evi çok yakınmış, sık sık birlikte basketbol oynamaya başlamışlar. Iyy salaklar. Ne bok yemeye böyle vıcık vıcık bir ilişki içine girdiler ki. Akşam oturmalarına da gidiyorlardır bunlar kesin. Umarım o salak Uzun azından bir şey kaçırmaz koca çenesini kapalı tutar. Çünkü ben bizimkilere hiçbir şey anlatmadım ve onlar arkasından dedikodu yaparken sesimi çıkarmadım. Şimdi öğrenirlerse kesin bozulurlar. 

11 Mart 2015 Çarşamba

anatomi


Çok fazla ihtimal var. Nerde yanlış yaptım ya da amacı neydi. Adamdan görür görmez hoşlandım. Bu da Uzun`dan sonra bir ilk sayılabilir. O andan itibaren de gözüm bir bok görmedi. Kimseyi dinlemedim, canım ne istiyorsa onu yaptım. Adama ulaşmak için kıçımı yırttım. Gerçi ben bu filmi Uzun`da da görmüştüm. Onun ne düşündüğü önemli değildi. Önemli olan benim hislerimdi, en azından başından. Adamdan hoşlandığımı belli ettim. Derdimi anlamaması için salak olması gerekiyordu ki değil. Sonra bir aydınlanma yaşadım. Sorun hiç birinde değil bende. Uzun`un peşinden koştum koştum, hatta bu uğurda çok ahlaklı olmasa da insanları kullandım. Sonra adam karşıma dikilip isim koyalım dedi, ben ne yaptım? Adamı öptüm sonrada olmaz ben istemiyorum düşünmem lazım dedim. Aklımdan geçen tek şey adamı takıntı haline getirmemdi. Sonrasında olanları da hak ettim bence. Adam sonsuza kadar senin onu kuşbaşı mı jülyen mi doğrasam kararını mı bekleyecekti. Gerçi de çok beklemedi. İki haftaya hop kızı koluna taktı. İşin kötüsü kızı tanıyor ve pek de severdim. Sonsuza kadar peşimde dolanır sandım. Ben onun peşinde altı ayı mı harcadım ya o da harcamalıydı. Sıradan olduğumu fark etmem fazla zaman almadı. Bay B ise bu kez demiştim sonuna kadar git cesur ol. Bu kez o bozuk çıktı. Kafam bitten mi çıkan boynuzdan mı kaşındı hala düşünüyorum. Umutsuz vakayım. 

10 Ekim 2014 Cuma

o elin belimde ne işi var?


Birinci sınıfta her üniversitede bölümlere özel tanışma bilmem neleri oluyor. Hemen hemen her sazan birinci sınıfta buna atlıyor. Bizde pek kaynaşma meraklısı hocalar yüzünden üst sınıfları dahil ettikleri bir tanışma merasiminde Bay Uzunla tanışma şerefine eriştim. Sorun şuydu ki o kadar çok kişi ile konuştum ki yanıma gelip benle konuşan bu çocuğun adını unuttum. Bay Uzun`dan ilk gördüğüm an itibariyle komik bir söz ama deli gibi hoşlandım. Hoşlandığın çocuğun adını nasıl unutursun demeyin, karşınızda teyzesinin adını unutmuş insan var. Hatta arkadaşına dönüp benim adım neydi diye soran. Uykusuzluğun yan etkileri işte. Sonra ben adını aradım taradım bulamadım. Bayan Bilgisayar duruma müdahale edince çocuğun tc`sine kadar bulduk. Okulda ona olan aşkımı bilen bir tek oydu. Çocuğun ders programını çıkarıp benimle birlikte orda burda bekleyende bir tek oydu. Karşılaşma olasılığımız olduğu günlerde aynanın başında bolca vakit geçirirken, olasılığın olmadığı günlerden merhaba yataktan yeni kalkmış kız modeli. Onunla tanışmak içinse kendimi paraladım. İçimdeki fırsatçı sürtük ortaya çıktı. İnsanları Bay Uzuna giden basamak olarak görmeye başladım. Üst sınıfların kademeli olarak hepsiyle tanıştım. Her yerde karşısına çıktım ama o zamanların meşhur hareketi face`den eklemeye cesaret edemedim. Sonunda bunlar okulların düzenlediği gezilerden birine katılmaya karar verdiklerinde olay kulağıma geldi. Arkadaşlarımı ikna edip olaya dahil oldum ve şans yüzüme güldü. Aynı otobüs de iki sıra arkama kuruldu. Dışardan dünyanın en cool adamı, kendini en beğenmiş adamı duran adamından hoşlanmıştım ben. Öyle kendini beğenmiş tavırlı haline rağmen. İki sıra arkamda oturan eğlenceli, geveze herife ise aşık oldum. Yaptığım her şey onun için olmuştu. Beş gün boyunca deyim yerindeyse kıçından ayrılmadım. İsteğim gözüne gözüne kendimi sokmak ama onun benle ilgilenmesi. Benim ondan hoşlandığımı anlamaması. Salak işte. Sanki aylardır gölge gibi izlemenden anlamayacaktı. Bazen çok salak olabiliyorum. Arkadaşlarımı bildiğiniz kendi amaçlarım uğruna kullandım. Reklamcı`nın, Nil Kuşu`nun Sarı`nın kafasınıBay uzunla doldurdum. O beş günde söylediği her sözü defalarca anlattım. Saçımla oynadı, iki çift iltifat etti diye sevinç çığlıklarımla Reklamcı`yı sağır ettim.  Hayatımda ilk defa o gidiyor diye gece kulübüne gittim. Annemler aramasın dışardayken diye Sidikliklimle A B ve hatta C planı yaptım. Arkadaşlarımı yalvar yakar sürükledim. İyi yanıysa sabaha kadar onunla dans etmek oldu. Kötü yanıysa beş dakika yanımdan ayrıldığında başıma gelmeyen kalmadı. İlk bir el belime sarıldı. Kafamı yavaşça eğdim baktım bu eli tanımıyorum dedim. Arkamı döndüm salağın biri bön bön suratıma bakıyor. Şu Bay Uzun`a giden yolda edindiğim arkadaşlar benim çıkar güttüğümü bilmeden gelip beni salağı kollarından zorla söküp, küçük çaplı aksiyon yarattılar. Alkolün etkisiyle zırlamaya başlayan Bayan Bilgisayar hoşlandığı çocuğun adını sayıklamaya başlayınca lavaboya yöneldik ama kolumdan biri çekince kızı kaybettim. Sonunda hava alırken buldum. Bizi  arayan milletten habersiz. Bay uzun bizi bulduğunda ilk defa biri beni azarlıyor diye sevindim. Çok psikopatça dimi?
Bende ki psikopatça bir takıntı mıydı bilmiyordum. Çoğu zaman bir saplantı olduğunu düşünüyordum. Halan evet belki diyorum ama şu bir gerçek ki hala zaman zaman  düşünüyorum. İlk defa cidden birinden hoşlandım. Ama bir çok keşkem var. Keşke Bayan Bilgisayar`ı dinlemeyip kendimi geri çekmeseydim. Keşke sonunu görecek kadar cesaretim olsaydı. Keşke döndükten sonra her şeyi olduğu gibi bıraksaydım. Keşke bu kadar zorlamasaydım. Keşke anneme verdiğim her sözü tutmasaydım. Belki o zaman aklım daha çok başımda olurdu. Keşke onu rüyamda görüp, uyanıp şu satırları yazmasaydım. 

1 Eylül 2014 Pazartesi

basketbol mu?


Aşk insana olmadık şeyler yaptırabiliyor. Gurur falan zırvalıktan başka bir şey olmuyor o an. Ya da bu iş bende böyle işliyor. Bundan üç yıl önce sığırın birine aşık oldum. Belki daha sonra bu bende yıkıma sebep olan Bay Uzun`la şarap yapılmak için ezilen üzüm gibi olan ilişkimi anlatırım. Burada önemli olan benim onun peşine düşmem. Hatta istediği kadını karşısına dikmek. Tabi bu kadın tamamen benim tahminlerim üzerine kuruluydu. Adamı kafaya takmıştım. Hem peşinden koşuyordum, hem de hepsi tesadüfmüş gibi davranıyordum. Çocuk aklı işte. Böylece adamın aklına kendimi sokacaktım. Bunun için neler yaptım neler. En basitinden adamın ders programını ezbere biliyordum. Kendi ders programımdan ise kesinlikle bir haber yaşıyordum. Gittiğini bildiğim her yere anında damlıyordum. Kar ağıyor diye kıçımı kaldırıp okula gitmediğim gün okuldaki yegane kız arkadaşım o burada diye haber verince kalktım gittim. Saplantılı sapık hallerim o zamandan belliymiş benim.  Adam basketbolcuydu. Daha doğrusu sakatlanan kadar. Hayatından en çok sevdiği iki şey vardı. Biri basketbol  biri Beşiktaş. Bende ki rakipleri görüyorsunuz. Neyse işte 2011-2012 Basketbol Ligi`ni özellikle Beşiktaşlılar bilir. Bay Uzunda hiçbir maçını kaçırmaz giderdi. Son maçlar hele herkes konuşup biletleri alıyordu. Baktım bizimki sürekli orda bende gitmeliyim dedim. Zaten son dönemde böyle ilişki garip bir halde. Ama hala istediğim gibi kollarımda değil. Maç biletlerine baktım yok. Hepsini içmişler resmen. Bilet bulup kendimi orda etiketlemem, hatta onunla karşılaşmam ve bu salak kaçan kovalanır sanıp kaçma işini bitirdiğimi göstermem lazım. Ama bilet bulabilirsem. Sonra aklıma Nil Kuşu geldi. Babası eski milli judoculardan ve bu spor etkinliklerine bilet bulma uzmanı. İsterse dünya şampiyonası olsun fark etmez. Nil Kuşu`nu benle de gitmeyi ikna ettim ve biletler tamamdı. Ama bazı küçük sorunlarım vardı. İlki locada izlemek gibi bir niyetim yoktu. Kaldı ki Nil Kuşu`nun babasının da bizimle kalması yüzünden çocuğu arayıp soramadım. Bir kez karşılaştık ondada yanımdakini babam sanıp topuklamasıyla mahvetti.  Bana kalan tek artıysa soyunma odasına inmek ve oyuncularla tanışmak oldu. Gerçi ben Beşiktaşlı bile değilim ki. Buraya nerden geldin dersen Türkiye-Amerika maçından. Anılarımı depreştirdi hergeleler. Yalnız ilk iki periyotta çok iyi oynadık. Yenilsekte ben gurur duydum bizimle.

10 Ağustos 2014 Pazar

keyfim yok diye mime sıra geldi


Şeyma sağolsun beni unutmayıp mimlemiş. Çok şeker kız ya. Biliyor benide ne kadar beklettiğimi ona rağmen unutmuyor. Canım sıkkın bekli anlatırım belki anlatmam aam sıkılınca aklıma mimler geldi. Şeyma umarım beni beklettiğim için affeder.

1.Geçmişin olmasaydı bugün ortaya koymakta olduğun şey ne olurdu?
Geçmişi olmayan adam misali uyanırdım. Sonra tabi nerdeyim kimim zart zurt. Sonra ben gider Bay B`yi bi şekilde bulurdum filmlerde hep öyle olmaz mı? Şaka bir yana bir bok olamazdım. Geçmişimden aldığım bir ansiklopedi ders var. Hepsi gidince bugün olduğum kadından eser kalmazdı.

2.Annen, baban senin için ne ifade ediyor?
Anne ve babam her şeyim. Annem deli kadınım. İlişki danışmanım, sırdaşım. Babam huzurum, sıcak kucağım.
 
3.İmkansız olduğunu düşündüğün her şeyin kapılarını açmak için ne kadar gönüllü olurdun?
İmkansız gelen Bay Uzun vardı. Zaten boka da güzelce sardı. Ama imkansızı zorlarım ben. Elimden geleni yaparım. İş bende biter. İmkansız gözümde yarattığım zorluktur.

4.Şu an sen kimsin ve ne kadar büyük, parlak ve faydalı bir macera ortaya koyacaksın?
Şuan Bay B`ye aşık saplantılı kızım. Yapmak istediğim bir sürü şeyi olan hayaller aleminde yaşayan biriyim. İlerde bunların sonucunu göremesem de hepsini deneyeceğim. Hem planlar arasında Bay B ile evlenmek ve dört çocuk yapmak gibi uçuk fikirlerimde var.

5.Kalbin daha önce hiç kırılmamış olsaydı ne kadar neşeli, inanılmaz, olağanüstü, değerli ve tümüyle doyurucu bir ilişki içinde olurdun?
Bay Uzun kalbimi benim fena halde kırdı. Üstüne bide aşka tövbe ettirdi. O salakla benden bir bok olmazdı. Ne doyurucu ne de olağanüstü bir ilişkim olurdu. Bir de bunlayım diye Bay B`ye aşık olunca beyinsel aldatma yüzünden vicdan azabı duyardım.