Bir arkadaşım vardı lisede tüm hayali yılbaşı ikramiyesini
kazandıktan sonra Serdar Ortaç`ı çağırıp dizinin dibinde konser verdirecekti.
Onun sayesinde uzun süre Serdar Ortaç ve Demet Akalın`a mağruz kaldım. Liseden
sonrada hiç dinlemedim. Eski şarkılara hakimimdir ama. Mesela bugün “Hayat beni
neden yoruyosuuuun” dedim durdum. Acıklı acıklı bir Tatlıses gibi söyledim
içimden. Adımı Bahtsız Lady olarak değiştirsem çok güzel olur. Bu bahtsızım
sızlanmalarının sebebini merak etmeseniz de ben anlatacağım. Çarşamba günleri
dersten sonra basketbol oynuyorduk. Tüm hafta boyunca en eğlendiğim vakitler
diyebilirim. Şanslıydım ki küçük basketbol kaçamağımızı yaptığımız grup
İstanbul`da yaşıyor. Bizde her şeye rağmen devam ettik. Ramazana bile direndik.
İftardan sonra toplandık basketbolumuzu oynadık. Bazen eksik kaldık, iş yorgunu
olan arkadaşlar yüzünden ya da tatile şuna buna giden oldu. Ama biz altılıdan
hep dördü yakaladık. Azmettik ve başardık. Tatilden dönmek bilmeyen ben uzun
zaman eksem de döner dönmez kendimi onlarla buldum. Bulunmaz Hint kumaşı
sanıyordum kendimi ama yerimi doldurmuşlar ve söyleme zahmetine bile
göstermemişler. Sırtımdan bıçaklanmamın acısı geçmeden, birde şehir elektriğine
maruz kaldım. Şehir elektriğimin adı da Bay Uzun. Asistanla basketbol takımında
oldukları için baya sıkı fıkılardı ama yüksek lisans iş derken öyle hiç
görmemiştim iki yıldır. Ama arada Asistandan ne yaptığını duyduğum olurdu. Ama Bilgisayarcı dışında kimse bilmediğinden
detay soramıyordum tabi. Anlasınlar bilsinler istemedim. Şimdiyse adam bizim
basketbol günümüze dahil olmuş resmen. Kocaman adamsın, yaşın almış başını
gitmiş, ne işin var çoluk çocukla. Neymiş biz kızlar bayramdı tatildi
gelmemişiz, Asistanda Forvetle tek kaldı diye birilerini dahil etmişler.
Uzun`la Asistanın evi çok yakınmış, sık sık birlikte basketbol oynamaya
başlamışlar. Iyy salaklar. Ne bok yemeye böyle vıcık vıcık bir ilişki içine
girdiler ki. Akşam oturmalarına da gidiyorlardır bunlar kesin. Umarım o salak
Uzun azından bir şey kaçırmaz koca çenesini kapalı tutar. Çünkü ben bizimkilere
hiçbir şey anlatmadım ve onlar arkasından dedikodu yaparken sesimi çıkarmadım.
Şimdi öğrenirlerse kesin bozulurlar.
Bay Uzun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bay Uzun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ağustos 2015 Çarşamba
11 Mart 2015 Çarşamba
anatomi
Çok fazla ihtimal var. Nerde yanlış yaptım ya da amacı
neydi. Adamdan görür görmez hoşlandım. Bu da Uzun`dan sonra bir ilk
sayılabilir. O andan itibaren de gözüm bir bok görmedi. Kimseyi dinlemedim,
canım ne istiyorsa onu yaptım. Adama ulaşmak için kıçımı yırttım. Gerçi ben bu
filmi Uzun`da da görmüştüm. Onun ne düşündüğü önemli değildi. Önemli olan benim
hislerimdi, en azından başından. Adamdan hoşlandığımı belli ettim. Derdimi
anlamaması için salak olması gerekiyordu ki değil. Sonra bir aydınlanma yaşadım.
Sorun hiç birinde değil bende. Uzun`un peşinden koştum koştum, hatta bu uğurda
çok ahlaklı olmasa da insanları kullandım. Sonra adam karşıma dikilip isim
koyalım dedi, ben ne yaptım? Adamı öptüm sonrada olmaz ben istemiyorum düşünmem
lazım dedim. Aklımdan geçen tek şey adamı takıntı haline getirmemdi. Sonrasında
olanları da hak ettim bence. Adam sonsuza kadar senin onu kuşbaşı mı jülyen mi
doğrasam kararını mı bekleyecekti. Gerçi de çok beklemedi. İki haftaya hop kızı
koluna taktı. İşin kötüsü kızı tanıyor ve pek de severdim. Sonsuza kadar
peşimde dolanır sandım. Ben onun peşinde altı ayı mı harcadım ya o da
harcamalıydı. Sıradan olduğumu fark etmem fazla zaman almadı. Bay B ise bu kez
demiştim sonuna kadar git cesur ol. Bu kez o bozuk çıktı. Kafam bitten mi çıkan
boynuzdan mı kaşındı hala düşünüyorum. Umutsuz vakayım.
10 Ekim 2014 Cuma
o elin belimde ne işi var?
Birinci sınıfta her üniversitede bölümlere özel tanışma
bilmem neleri oluyor. Hemen hemen her sazan birinci sınıfta buna atlıyor. Bizde
pek kaynaşma meraklısı hocalar yüzünden üst sınıfları dahil ettikleri bir tanışma
merasiminde Bay Uzunla tanışma şerefine eriştim. Sorun şuydu ki o kadar çok
kişi ile konuştum ki yanıma gelip benle konuşan bu çocuğun adını unuttum. Bay
Uzun`dan ilk gördüğüm an itibariyle komik bir söz ama deli gibi hoşlandım.
Hoşlandığın çocuğun adını nasıl unutursun demeyin, karşınızda teyzesinin adını
unutmuş insan var. Hatta arkadaşına dönüp benim adım neydi diye soran.
Uykusuzluğun yan etkileri işte. Sonra ben adını aradım taradım bulamadım. Bayan
Bilgisayar duruma müdahale edince çocuğun tc`sine kadar bulduk. Okulda ona olan
aşkımı bilen bir tek oydu. Çocuğun ders programını çıkarıp benimle birlikte orda
burda bekleyende bir tek oydu. Karşılaşma olasılığımız olduğu günlerde aynanın
başında bolca vakit geçirirken, olasılığın olmadığı günlerden merhaba yataktan
yeni kalkmış kız modeli. Onunla tanışmak içinse kendimi paraladım. İçimdeki fırsatçı
sürtük ortaya çıktı. İnsanları Bay Uzuna giden basamak olarak görmeye başladım.
Üst sınıfların kademeli olarak hepsiyle tanıştım. Her yerde karşısına çıktım
ama o zamanların meşhur hareketi face`den eklemeye cesaret edemedim. Sonunda bunlar
okulların düzenlediği gezilerden birine katılmaya karar verdiklerinde olay
kulağıma geldi. Arkadaşlarımı ikna edip olaya dahil oldum ve şans yüzüme güldü.
Aynı otobüs de iki sıra arkama kuruldu. Dışardan dünyanın en cool adamı,
kendini en beğenmiş adamı duran adamından hoşlanmıştım ben. Öyle kendini
beğenmiş tavırlı haline rağmen. İki sıra arkamda oturan eğlenceli, geveze
herife ise aşık oldum. Yaptığım her şey onun için olmuştu. Beş gün boyunca
deyim yerindeyse kıçından ayrılmadım. İsteğim gözüne gözüne kendimi sokmak ama
onun benle ilgilenmesi. Benim ondan hoşlandığımı anlamaması. Salak işte. Sanki aylardır
gölge gibi izlemenden anlamayacaktı. Bazen çok salak olabiliyorum. Arkadaşlarımı
bildiğiniz kendi amaçlarım uğruna kullandım. Reklamcı`nın, Nil Kuşu`nun
Sarı`nın kafasınıBay uzunla doldurdum. O beş günde söylediği her sözü defalarca
anlattım. Saçımla oynadı, iki çift iltifat etti diye sevinç çığlıklarımla Reklamcı`yı
sağır ettim. Hayatımda ilk defa o
gidiyor diye gece kulübüne gittim. Annemler aramasın dışardayken diye Sidikliklimle
A B ve hatta C planı yaptım. Arkadaşlarımı yalvar yakar sürükledim. İyi yanıysa
sabaha kadar onunla dans etmek oldu. Kötü yanıysa beş dakika yanımdan
ayrıldığında başıma gelmeyen kalmadı. İlk bir el belime sarıldı. Kafamı yavaşça
eğdim baktım bu eli tanımıyorum dedim. Arkamı döndüm salağın biri bön bön
suratıma bakıyor. Şu Bay Uzun`a giden yolda edindiğim arkadaşlar benim çıkar
güttüğümü bilmeden gelip beni salağı kollarından zorla söküp, küçük çaplı
aksiyon yarattılar. Alkolün etkisiyle zırlamaya başlayan Bayan Bilgisayar hoşlandığı
çocuğun adını sayıklamaya başlayınca lavaboya yöneldik ama kolumdan biri
çekince kızı kaybettim. Sonunda hava alırken buldum. Bizi arayan milletten habersiz. Bay uzun bizi
bulduğunda ilk defa biri beni azarlıyor diye sevindim. Çok psikopatça dimi?
Bende ki psikopatça bir takıntı mıydı bilmiyordum. Çoğu
zaman bir saplantı olduğunu düşünüyordum. Halan evet belki diyorum ama şu bir
gerçek ki hala zaman zaman düşünüyorum.
İlk defa cidden birinden hoşlandım. Ama bir çok keşkem var. Keşke Bayan
Bilgisayar`ı dinlemeyip kendimi geri çekmeseydim. Keşke sonunu görecek kadar cesaretim
olsaydı. Keşke döndükten sonra her şeyi olduğu gibi bıraksaydım. Keşke bu kadar
zorlamasaydım. Keşke anneme verdiğim her sözü tutmasaydım. Belki o zaman aklım
daha çok başımda olurdu. Keşke onu rüyamda görüp, uyanıp şu satırları
yazmasaydım.
1 Eylül 2014 Pazartesi
basketbol mu?
Aşk insana olmadık şeyler yaptırabiliyor. Gurur falan
zırvalıktan başka bir şey olmuyor o an. Ya da bu iş bende böyle işliyor. Bundan
üç yıl önce sığırın birine aşık oldum. Belki daha sonra bu bende yıkıma sebep
olan Bay Uzun`la şarap yapılmak için ezilen üzüm gibi olan ilişkimi anlatırım.
Burada önemli olan benim onun peşine düşmem. Hatta istediği kadını karşısına
dikmek. Tabi bu kadın tamamen benim tahminlerim üzerine kuruluydu. Adamı kafaya
takmıştım. Hem peşinden koşuyordum, hem de hepsi tesadüfmüş gibi davranıyordum.
Çocuk aklı işte. Böylece adamın aklına kendimi sokacaktım. Bunun için neler
yaptım neler. En basitinden adamın ders programını ezbere biliyordum. Kendi ders
programımdan ise kesinlikle bir haber yaşıyordum. Gittiğini bildiğim her yere
anında damlıyordum. Kar ağıyor diye kıçımı kaldırıp okula gitmediğim gün
okuldaki yegane kız arkadaşım o burada diye haber verince kalktım gittim. Saplantılı
sapık hallerim o zamandan belliymiş benim. Adam basketbolcuydu. Daha doğrusu sakatlanan
kadar. Hayatından en çok sevdiği iki şey vardı. Biri basketbol biri Beşiktaş. Bende ki rakipleri
görüyorsunuz. Neyse işte 2011-2012 Basketbol Ligi`ni özellikle Beşiktaşlılar
bilir. Bay Uzunda hiçbir maçını kaçırmaz giderdi. Son maçlar hele herkes
konuşup biletleri alıyordu. Baktım bizimki sürekli orda bende gitmeliyim dedim.
Zaten son dönemde böyle ilişki garip bir halde. Ama hala istediğim gibi kollarımda
değil. Maç biletlerine baktım yok. Hepsini içmişler resmen. Bilet bulup kendimi
orda etiketlemem, hatta onunla karşılaşmam ve bu salak kaçan kovalanır sanıp
kaçma işini bitirdiğimi göstermem lazım. Ama bilet bulabilirsem. Sonra aklıma
Nil Kuşu geldi. Babası eski milli judoculardan ve bu spor etkinliklerine bilet
bulma uzmanı. İsterse dünya şampiyonası olsun fark etmez. Nil Kuşu`nu benle de
gitmeyi ikna ettim ve biletler tamamdı. Ama bazı küçük sorunlarım vardı. İlki
locada izlemek gibi bir niyetim yoktu. Kaldı ki Nil Kuşu`nun babasının da
bizimle kalması yüzünden çocuğu arayıp soramadım. Bir kez karşılaştık ondada
yanımdakini babam sanıp topuklamasıyla mahvetti. Bana kalan tek artıysa soyunma odasına inmek
ve oyuncularla tanışmak oldu. Gerçi ben Beşiktaşlı bile değilim ki. Buraya
nerden geldin dersen Türkiye-Amerika maçından. Anılarımı depreştirdi
hergeleler. Yalnız ilk iki periyotta çok iyi oynadık. Yenilsekte ben gurur
duydum bizimle.
10 Ağustos 2014 Pazar
keyfim yok diye mime sıra geldi
Şeyma sağolsun beni unutmayıp mimlemiş. Çok şeker kız ya. Biliyor benide ne kadar beklettiğimi ona rağmen unutmuyor. Canım sıkkın bekli anlatırım belki anlatmam aam sıkılınca aklıma mimler geldi. Şeyma umarım beni beklettiğim için affeder.
1.Geçmişin olmasaydı bugün ortaya koymakta
olduğun şey ne olurdu?
Geçmişi olmayan adam misali uyanırdım. Sonra
tabi nerdeyim kimim zart zurt. Sonra ben gider Bay B`yi bi şekilde bulurdum
filmlerde hep öyle olmaz mı? Şaka bir yana bir bok olamazdım. Geçmişimden
aldığım bir ansiklopedi ders var. Hepsi gidince bugün olduğum kadından eser
kalmazdı.
2.Annen, baban senin için ne ifade ediyor?
Anne ve babam her şeyim. Annem deli
kadınım. İlişki danışmanım, sırdaşım. Babam huzurum, sıcak kucağım.
3.İmkansız olduğunu düşündüğün her şeyin
kapılarını açmak için ne kadar gönüllü olurdun?
İmkansız gelen Bay Uzun vardı. Zaten boka da
güzelce sardı. Ama imkansızı zorlarım ben. Elimden geleni yaparım. İş bende
biter. İmkansız gözümde yarattığım zorluktur.
4.Şu an sen kimsin ve ne kadar büyük,
parlak ve faydalı bir macera ortaya koyacaksın?
Şuan Bay B`ye aşık saplantılı kızım. Yapmak
istediğim bir sürü şeyi olan hayaller aleminde yaşayan biriyim. İlerde bunların
sonucunu göremesem de hepsini deneyeceğim. Hem planlar arasında Bay B ile
evlenmek ve dört çocuk yapmak gibi uçuk fikirlerimde var.
5.Kalbin daha önce hiç kırılmamış olsaydı
ne kadar neşeli, inanılmaz, olağanüstü, değerli ve tümüyle doyurucu bir ilişki
içinde olurdun?
Bay Uzun kalbimi benim fena halde kırdı.
Üstüne bide aşka tövbe ettirdi. O salakla benden bir bok olmazdı. Ne doyurucu
ne de olağanüstü bir ilişkim olurdu. Bir de bunlayım diye Bay B`ye aşık olunca
beyinsel aldatma yüzünden vicdan azabı duyardım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




