İnsan kendinin düşmanıdır, der birileri. Ben bedenimin
düşmanıyım. Sakarlıkla sürekli yaralanıp duruyorum. Annem de o yüzden adım
atsam “Aman!” diyor. O üzerime düştükçe ben daha çok yapmak istiyorum. Bana bir
şeyi yapamazsın deyin, olmaz deyin tamam artık. Uzun zamandır elimi basketbol
topuna sürmedim. Asistan`da parlak bir fikirle gelip dersten sonra haftada bir
gün basketbol oynamayı teklif etti. Sevgilisi Balık`la keşfettikleri sahaya
haftada bir gün kendimizi atmaya başladık. Forvet, Bilgisayar ve Forvet`in
sevgilisi Küsküs de olaya dahil olunca iş daha da eğlenceli oldu. Ama annem her
hafta dırdır dırdır. Yok sakatlanırmışım, bir yerimi kırarmışım, zaten yorgun
oluyormuşum, ne gerek varmış, yine başlamışım, hiç rahat durmuyormuşum, bir şey
olursa bakmazmış. Bir dakika nefes almadan her hafta aynı şeyleri söyleyip
duruyor. Hayır ne olabilir ki. Aaa durun serçe parmağım çıktı. Erkeklerin ikisi
de basketbol takımında böylece biz beceriksizlerle eşit dağılım yapabiliyorlar.
Bu kez değişiklik yapıp iki erkeğe karşı oynamaya karar verdik. İşler
basketboldan çıkıp Amerikan futboluna vardı. Bilgisayarcı`nın içinden Fatih
Terim çıktı bu işin normal kısmıydı, taktikler falan falan. Ama sonra Bilgisayarcı`nın Asistanın bacakları arasından
geçip topa sarıldığını hatırlıyorum. Zaten ufak tefek bir hatun zor olmadı onun
için. Küsküs`ün Forvetin sırtına atlayıp kulağını kopartırcasına ısırdığını, Balık`ın
ikisini tekmelediğini, dirseğimle kaburgalara saldırdığımı hatırlar gibiyim.
Cidden sert bir oyun oldu ama bütün bunları gülerek yaptık ve acıtmadan. Cidden.
Sadece yenilmek hoşumuza gitmiyordu, boy farkı malumunuz. Yoksa başta gayet
insancıldık. Sonra top çalarken bir anda cırlamaya başladım. Bilgisayarcı ve
Asistan`nın top kavgası bana serçe parmağa mal oldu. İncindi sandım ir saat
daha oynadık ama şişince ve morarınca şüphe düştü içime. Anneme de bir yerden
sonra göstermek zorunda kaldım. Söylendi, demiştim dedi ama doktora benimle
geldi kıyamadı. Doktor Iron Man olmadığımı hatırlattı, üçe kadar sayacağım dedi
ikide yaptı. 20 gün kadar kenarda bekleyeceğim için Asistan mutlu, kaburgası
hala acıyormuş. Bense pişman değilim, eğlendim. Ama bu parmak bana kalsa daha
güzel olurdu.
basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Ekim 2014 Cuma
sıradaki serçe parmak
1 Eylül 2014 Pazartesi
basketbol mu?
Aşk insana olmadık şeyler yaptırabiliyor. Gurur falan
zırvalıktan başka bir şey olmuyor o an. Ya da bu iş bende böyle işliyor. Bundan
üç yıl önce sığırın birine aşık oldum. Belki daha sonra bu bende yıkıma sebep
olan Bay Uzun`la şarap yapılmak için ezilen üzüm gibi olan ilişkimi anlatırım.
Burada önemli olan benim onun peşine düşmem. Hatta istediği kadını karşısına
dikmek. Tabi bu kadın tamamen benim tahminlerim üzerine kuruluydu. Adamı kafaya
takmıştım. Hem peşinden koşuyordum, hem de hepsi tesadüfmüş gibi davranıyordum.
Çocuk aklı işte. Böylece adamın aklına kendimi sokacaktım. Bunun için neler
yaptım neler. En basitinden adamın ders programını ezbere biliyordum. Kendi ders
programımdan ise kesinlikle bir haber yaşıyordum. Gittiğini bildiğim her yere
anında damlıyordum. Kar ağıyor diye kıçımı kaldırıp okula gitmediğim gün
okuldaki yegane kız arkadaşım o burada diye haber verince kalktım gittim. Saplantılı
sapık hallerim o zamandan belliymiş benim. Adam basketbolcuydu. Daha doğrusu sakatlanan
kadar. Hayatından en çok sevdiği iki şey vardı. Biri basketbol biri Beşiktaş. Bende ki rakipleri
görüyorsunuz. Neyse işte 2011-2012 Basketbol Ligi`ni özellikle Beşiktaşlılar
bilir. Bay Uzunda hiçbir maçını kaçırmaz giderdi. Son maçlar hele herkes
konuşup biletleri alıyordu. Baktım bizimki sürekli orda bende gitmeliyim dedim.
Zaten son dönemde böyle ilişki garip bir halde. Ama hala istediğim gibi kollarımda
değil. Maç biletlerine baktım yok. Hepsini içmişler resmen. Bilet bulup kendimi
orda etiketlemem, hatta onunla karşılaşmam ve bu salak kaçan kovalanır sanıp
kaçma işini bitirdiğimi göstermem lazım. Ama bilet bulabilirsem. Sonra aklıma
Nil Kuşu geldi. Babası eski milli judoculardan ve bu spor etkinliklerine bilet
bulma uzmanı. İsterse dünya şampiyonası olsun fark etmez. Nil Kuşu`nu benle de
gitmeyi ikna ettim ve biletler tamamdı. Ama bazı küçük sorunlarım vardı. İlki
locada izlemek gibi bir niyetim yoktu. Kaldı ki Nil Kuşu`nun babasının da
bizimle kalması yüzünden çocuğu arayıp soramadım. Bir kez karşılaştık ondada
yanımdakini babam sanıp topuklamasıyla mahvetti. Bana kalan tek artıysa soyunma odasına inmek
ve oyuncularla tanışmak oldu. Gerçi ben Beşiktaşlı bile değilim ki. Buraya
nerden geldin dersen Türkiye-Amerika maçından. Anılarımı depreştirdi
hergeleler. Yalnız ilk iki periyotta çok iyi oynadık. Yenilsekte ben gurur
duydum bizimle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

