Kadınlar güzel sözler duymaktan hoşlanırlar. Tatlım, balım,
böceğim, canım, bebeğim-Bu kelime çok saçma değil mi? Neden bebeği olmak isteyeyim
ki? İnsan en çok bebeğini sever falan demeyin hala kulağıma garip geliyor.- tam
kadınların hoşlanacağı şeylerdir. Sevgilim desin, aşkım diye o telefona kaydetsin
isteriz. Gülüm bunların dışındadır haberiniz olsun beyler. O ulağa oldukça kaba
geliyor. En azından benim kulaklarıma. Temel prensip kız arkadaşınıza o güzel
sözcükle birlikte isim takarken sahiplik ekini unutmamak. Erkek tarafından sahiplenilmek
isteriz aslında. Feminist ayaklarını bırakıp kendimizle yüzleşince görüyoruz
sanırım bunu daha çok. Bal, tatlı, böcek derse kafasına ayaklarımızı delicesine
acıtan ama seksi olmak uğruna giydiğimiz stilettoları geçirmek isteriz. Çünkü
biliriz ki o ayakkabı, o topuk ayakta değilken bile can yakar. Ben mi? Hayır,
tüm bu tatlı sözleri istemiyorum. Ben sadece bana Lady demesine razıyım. Telefonumda
tam adıyla kayıtlı, tam adımla kayıtlıyım. Gelin görün ki bana seslenirken,
konuşurken her defasında “KURBAĞA” diyor. Hani şu yeşil olan, öpünce prense
dönüştüğüne inandığımız masaldaki yeşil, bir önceki larva hali siyah minnak balığa
benzeyen. Ben ona benzemiyorum, eminim. Ne yeşilim, nede geçmişimde larva
deneyimi olmadı. Zaten beni öpeninde beni prensese dönüştüğümü gördüğünü
zannetmiyorum. Ama vıraklıyorum. Joker`in iddiası bu yönde. Burak isimli bir
arkadaşa seslenirken, onun kulağına “vırak” olarak gittiği günden beri bana
kurbağa diyor. Bu onunla birlikte değilken rahatsız edici değildi. Birbirimizi sinir
etmek için yakaladığımız birer noktaydı. Şimdi ise onun için sevgi sözcüğü
oldu. Her yerde her zaman kurbağa diyor. Kurbağa aşağı kurbağa yukarı. Hayır o
şirinlik katacak mucizevi “–m” harfi de eksik. Yalnızken söylemesi beni
rahatsız etmekten, başkaları etrafımızdayken her kurbağa deyişinde onun
kafasını ayaklarıma üzülüp giyemediğim stilettoyla delmek istiyorum. Çünkü kendimi
her defasında dalga geçilen, küçük şişman kız gibi hissediyorum. Bunu yazan bir
başkası olsa”Kendine bunu yapma. Git konuş, ilişkide konuşmak önemli iletişim
problemi ilişkiyi bitirir”derdim. Kendime de dedim, ona da. Ama bu onu beni
sevme şekli olarak görüyor anladım. İnsanların yanında dememeye dikkat ederim
dese de sanki özgürlüğünü elinden alıyormuşum bakışları kendimi suçlu
hissettirdi. Bilmiyorum, aslında sorun insanların yanında öyle seslenmesi bile değil.
Düşününce bizi özel kılan bu ama her kurbağa deyişinde önceden ondan ne kadar
nefret ettiğimi, gıcık olduğumu ve yanında gezen kısa etekli uzun bacaklı
kızları hatırlıyorum.
