İşe girdiğim ilk günler fazla işim olmadığı için sıkılır,
işim yok diye yakınırdım. Bugünleri arayacağımı bilsem sesimi çıkartmazdım. Ama böyle olmasa yakınamazdım dimi? Sürekli geç çıkmaya başladım ilk, sonra boku çıktı. İşi öylece bırakıp gelmek
içime sinmiyor. Eve götürebildiğim işleri yükleniyorum ama bazıları için bu
mümkün olmuyor. Zaten patronum yumurta kapıya dayanmadan işi kucağıma
bırakmıyor. Sonra başlıyor "Acil bunlar, acil !!!" demeye. Bir haftada
yapılacak iş için yarına yetişmesi gerekiyor dedi. Evde kıçımı yaya yaya yapmak
isterdim ama lanet şirket ağına bağlı olmam gerekiyordu illa dimi? İş bitmek
bilmedi ben acele ettikçe daha da çok sorun çıkıp durdu. İkide bir gelip
gidince en sonunda dayanamayıp patronuma "Sizin yüzünüzden kafamı
toplayamıyorum, çıkar mısınız odamdan? Çok konuşuyorsunuz" diye bağırmış
olabilirim. En son saat 12 ye gelirken muhasebe müdürünü şoförüyle evine
gönderdi. Annem babam nerde kaldın diye bir yandan sıkıştırıyor, patronum yarın
sabah bakanlıkta olmalı diye sıkıştırıyor. Hayır Dolly miyim ben? Birimiz evde
yatıp diğerimiz çalışsın. En son gece 2 de birtirdim dosyaları wetrasfer`in
kollarına bırakıp eşyalarımı topladım. Gecenin bir vakti taksiyle olmaz dedi,
kibarca gerek yok falan dedim ama içinden tabi bırakacaksın, saat kaç oldu
farkında mısın diye söylenerek asansöre kadar ilerledik. "Muhasebe
odasının anahtarını unuttum odada kaldı" dedi umursamadım. Yarın hesap
yapar ne olcak dedim. Kendi kabahati.
Kim ona şeffaf çalışma ortamı, modern mimari ayağına duvarsız cam odalar
yaptırıp, kasada tuttuğu para için endişelenip muhasebe odasını tuğla duvardan
ayırmayan üzerine birde kapısını çelik yaptır dedi. Unutmasaydı bana ne dedim.
Taki arabanın anahtarını orda unuttuğunu söyleyene kadar. Çünkü o saatte
taksiyle gitmeme izin vermiyor, ama bırakacak araba yok. Kimi uyandırayım diye
düşünürken aklıma kartla kapıyı açabileceğimiz geldi. O saatte oraya çilingir
gelmesi bulması zor olur, birini uyandırsa küfrederler deneyelim dedim. Bana “saçmalama
açılmaz öyle” dedi, “on ikiden sonra sıyırıyorsun” dedi, deli muamelesi yaptı. Kredi
kartımı kurban etmek istemedim, cüzdanımdan çıkardım D&R kartımı. Ben
denemeye başladım, patronuma da Google`dan çelik kapı kartla nasıl açılır
yazdırttım. Çıkmaz dedi, saçmaladığımı söyledi ama tabi ki çıktı. Hem de bir
değil birkaç video. O videoyu izlerken bende 15 dakika içinde artık yamuk olan
D&R kartımla kapıyı açtım. Ben kendime ve ona iyilik yaparken o bana şaşkın
gözlerle dalga geçercesine işten sonra ek iş yapıp yapmadığımı soruyor. Ay bir
de espri bir halta benzese. Bir de bana
kendi iş yerinin odasına böyle girdiğimizi kimseye söylememi tembihleyip,
sabahına millete anlatmaz mı, delirdim. Eve bırakırken yarın öğlen gel dinlen
dedi ama aklımda işle yatınca kısmet olmadı. Sabahın altısında kalkıp mailimi kontrol ettim, salak dosya ne olduysa gitmemiş. Geç gidecek olan ben bir saat
daha erken gidip dosyayı yolladım. En azından ben evden çıktığımda annemle
babam uyuyorlardı da akşamki azara devam edemediler. Daha önce tel tokayla asma
kilit açmışlığım vardı ama demek ki hırsız olsam baya yetenekli olup kapıları
da rahatça açacağım. Artık bir de kasa açtım mı sırtım yere gelmez.
