hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2016 Pazartesi

o sizin bildiğiniz Ladylerden değilim


Bu yazıyı yazdığıma o kadar emindim ki bir saate yakın arşiv taradım. Artık nasıl kafamda planladıysam blog kendi kendine sildi diye düşündüm. Ben giriş, gelişme ve sonucumu yazıp son noktalarımı koymuşum yazı için. Size adım neden Lady Witch onu açıklayacağım. Açıkçası kulağa ego manyağı bir isim geliyor. En azından başkası kullansa aklıma gelecek ilk şey, egodan yol yapmış olurdu. Lady bana nedense hep büyük bir kelime geliyor. Böyle fazla burnu havada. Ama ben o sizin bildiğiniz Ladylerden değilim. Lady olmamın sebebi bir köpek. Çocukken bir arkadaşımın köpeğinin adıydı. Öncesinde deli gibi korkan benim köpek sevme sebebim, ölen ilk yakınımdı. Tüm sokak bütün gün onun peşinde koşardık. Lady yıkanacağı zaman bizi seçsin diye dua ederdik. Sonra partneri Jack ile o ilk gerçek belgeselimdi. Lady`i kaybettiğimizde çok üzülmüştüm. O yüzden de onun isminin benimle yaşamasına karar verdim. Witch ise Hostes ve Sidiklinin işi. Ne kadar iyi kalpli, Polyanna bir kız olsam da, kanatlarım eksik olsa da arada 21. Yy koşulları beni azıcık yozlaştırıp mini minnacık kötülükler yapmış olabilirim. Onlarda bana lakap olarak Bitch`i uygun gördüler. Blog yazarken insanlar mal mı bu kız kendine sürtük dedirtiyor demesinler diye harfle oynadım. Ne yapayım toplum baskısı buralarda taş seviyesinde mi değil mi bilemedim. Gerçi ondan sonra saldım terbiyemi malum. Benim adımın tarihi, geçmişi bu. Ay zahmet olmazsa okuyanlar neden ismi o yorum bırakırlarsa şahane olur. Ya da uzun uzun hikayem var diyen üşenmesin yazıp yayınlasın da okuyalım.

9 Şubat 2015 Pazartesi

büyük konuşmalar için atalarımızın fikirleri


Önceden kitap okumaya, film seyretmeye vakit bulamıyorum diyen insanları yalancılıkla suçlardım. Nasıl vakit ayıramazlar ya? İstemiyorlar ondan bütün bu bahaneleri öne sürüyorlar, diyordum. İşin rengi öyle değilmiş. Sömestr da gönüllü staj yaptığım yere hemen hemen her gün gitmeye başladım. Dünyanın en rahat koşulları denebilir. Dokuz altı ama dokuzda gelen yok. Onda ancak herkes geliyor ki bende. Akşam bir saat geç çıksam yarın on birde gel diyen bir patronum var. Öğlen git bir saat takıl gel. Tüm bunlara rağmen vaktim yok. Eve ulaşmam bir buçuk saatimi alıyor ortalama ve her yer kalabalık. Gidiyorum eve yük hafiflesin diye iş taşımış oluyorum yine dinleneme yok. İşleri yoluna koyman gece yarısını bulmuşken bir bölüm dizi izledikten sonra ikincisi yarı uyur vaziyette bitiyor. Oturup hesap yapıyorum. Şimdi yatsam 5 saat sonra kalkacağım. Ama uyuma sürem, uyanma sürem yarım saat sürse beş saat oldu 4.5 saat. Yarın daha erken yatmalıyım, iki günde bir altı saat uykuyu hak ettim. Ama dizinin yeni bölümü gelir, off aman yazın artık. Kitap heyecanlı bölümde kaldı, off yolda okurum tabi kendimi içeri atabilirsem. Eee atalarımız zamanında bu konuda fikirlerini belirtmişler önyargıyla ilgili ama nerde bende dinleyecek kafa.