Yüzücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yüzücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2015 Cuma

sergi seviyorum yoksa bakmam


Ay ben daha ne yapayım. Çocuğu soyup koynuna mı sokayım. Gözünü öfke bürümüş, Ferit mağduru muyum ben? Arkadaş arkadaş için çiğ tavuk yer diyen bakmış mı tadına? Bizim AvukatKız gördüğü günden beri Yüzücü`den hoşlanıyor. Tanıştırdım, Yüzücü ile koşularımıza davet ettim.  Spor salonuna gel dedim. Hatta ve hatta Yüzücü ile ne zaman kahveye falan çıksak çaktırmadan mesaj attım gel dedim. Her defa karşılaşılmaz olmaz tabi ama çocuk en son azarlayıp yapma deyince de ben çöpçatanlık şirketime, şirketteki rengarenk çiçeklere, masamdaki kalemlere en son da şoförüme veda ettim. Olmayınca olmuyor işte. Adam tanımak istemiyor, resmen kızdan kaçıyor. Tamam bizim AvukatKız balık balık biraz o yüzden Yüzücü`nün fiziksele takmasını itici ve şekilci bulsam da seviyorum çocuğu. Biliyorum bir kendine izin verse hoşlanacak kızdan ama kendi kaybeder. Zaten şu evlendirme programlarının meşhur elektriği olsa çoktan olurdu o iş. Akşamüzeri başlayıp hava kararana kadar Avukat kızla çıkıp badminton oynuyoruz. Güzel güzel oynadığımız bu akşam Yüzücü ile karşılaştık. O hiç görüşememekten yakındı, istersem spor salonuna gelebileceğimden bahsetti. Sonra koşusuna devam etti. AvukatKız`da gider gitmez bana carladı. Yemişim çocuğu. Hatta üzerine çikolata sosu boca etmişim. Çocuk tabi ona bakmazmış. Ay bir de oturdu ağladı. Aldı beni bir panik. Lan kız çocukluk arkadaşım ben ona öyle bir şey yapar mıyım? Ben normal baktım. Ben zaten Yüzücü`ye hobi diye bakıyorum. Hem benim astigmatım var gözlüksüz bulanık görüyorum. Ayrıca Yüzücü`ye bakmak günah mı? Şöyle düşünürsek o bir orijinal Picasso tablosu. Uzun uzun bakarsın ama alıp eve götürmek istemezsin çünkü koltuk takımın ve duvarlarının rengine uymaz. Bendeki de o hesap. Güzele bakıyorum. Ben bir Victoria Secret mankeni de görsem çikolatalı sosa yatırdıktan sonra yerim. Ona da aynen böyle anlattım. Buda sümükleri akıta akıta bütler yüzünden stres olduğunu ondan çok hoşlandığını ama onun dönüp bakmadığını söyledi. Off üzüldüm ama ne yapayım elimden bir şey gelmiyor ki. En fazla bir hoca bulur, yüzücünün saçından bir saç yolar, aşk büyüsü yaptırırım. Gerçi onunda işe yarayacağından emin değilim.

5 Mart 2015 Perşembe

hunharca yemek


Felsefem spor yapıyorsam daha çok yemektir. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyeceksiniz ama ne yapayım daha çok acıkıyorum. Yürüyüşten dönerken fırından ekmekleri sırtlayan teyzeler, koşarken gün de yiyeceği böreklerin hayalini kuran üç çocuk annesi ev hanımı gibiyim. Bugünde tatlının dibine vurdum. Zaten çalışırken bir yandan sürekli yiyorum. Ay bu koşma işi bana hakikaten iyi geldi. Tüm o yoğunluğumun verdiği bunaltıyı aldı götürdü. Gerçi daha uykusuz kaldım ama olsun. Gül diken olayı bunlar. Bugün Yüzücü kapıya gelip aldı korkuyorum diye. Çok iyi bu çocuk ya. Hem dırdırımı hem nazımı çekiyor.  Suya düşmüş kedi gibiymişim, etrafa şaşkın şaşkın bakıyormuşum. Öyle bir tipimde yok ama bırakayım öyle sansın, işime gelir sırf bu yüzden bil olsa bana katlanması. Galiba şu sıra boş konuşmalarımı, tüm yakınmalarımı çekecek birine ihtiyacım var. Bu yüzdende onun spor salonu ısrarlarına bile evet dedim. Ben spor salonunu sevmem hem de. Fazla soğuk ve ne bilim aletlerin başına geç şunu yap bunu yap olayı beni geriyor. Ama Yüzücü bakmam için ısrar edince tamam dedim. Akşam bizim basket ekibini ektim,  Yüzücüyle buluştuk gittik. Sahibi de arkadaşıymış. “Lady bir hafta bir denesin severse gelmeye devam eder.” dedi. Arkadaşı “Geçici kart ayarlarız gelsin bir ay denesin Yüzücü`ğüm. Senin misafirin, kırmayız.” dedi. Hayır hep dört ayak üstüne düşmem ben. Genelde tek ayağımın üzerine düşer kırarım. Sanırım spor salonu olayını sevmediğimden oluyor. Sevsem kesin “Şunu hatırına bu kadar indirdik” derler ama on yirmi fazlasını bana yedirirlerdi. Arkadaşı hoca çağıralım ilgilensin dedi Yüzücü ben hallederim dedi. Plates ağrı gelirmiş bilmem ne, şu bu hareket, şunu bunu kullan. Bana “Seninle ilgilendiğimi sandı, o yüzden istediği kadar gelsin dedi” dedi. Ay biliyorum benimle ilgilenmediğini de parantez arasında belirtmesen de olurdu. Hem Avukat ondan fena halde hoşlanıyor. Arkadaşımın aşkısın der kaslarına göz ucuyla bakarım. Neyse ne işte.  Ortam iyi güzel hoş da açık alanda koşmak gibi değil ki. Bir de ne bilim garip bir fobim oluştu tuvalete bile tek gidemez oldum. Tamam kızlar hep tuvalete tek gitmez diyeceksiniz ama ben giderdim. Şimdi millete hadi gidelim diyorum. O yüzden Yüzücü sürüklediği için onsuz oraya da gitmem. Hem sabah koş akşam oraya git ölürüm. Henüz ölmeyi de planlamıyorum. Daha çok zırt pırt arayıp, mail atıp duran patronumu öldürmek istiyorum. Bu da önceden planlanmış cinayete girer mi? Cezam ne kadar artar acaba.

4 Mart 2015 Çarşamba

36 bedene elveda


Saat onda olan dersleri seviyorum.  Bugünde onun nimetlerinden faydalandım. Dün markete giderken kot pantolonumun düğmesini kapatamadım. Uzandım göbeği içeri çektim zıpladım hatta anne yardım et dedim. Sonunda kapandı ama içinde sıkıştım kaldım. O an fark ettim artık 36 beden bir pantolonun içine giremiyorum. İşim gücüm ne yazık ki hep bilgisayara bağımlı. Bende istedim şöyle atlamalı zıplamalı bir işim olsun, derslerde 2 saat kıçımızı tahtadan kaldırmadan oturmak zorunda kalmayalım. Küçükken şişkoydum, sonra kendiliğinden gitti. Yemek yemeyi severim ama kilo almazdım. Hatta koşu yapmadığım dönemlerde bile. Bu kez nasıl olduysa ipin ucu kaçmış. Ama garip bir şekilde de bu halimi sevdim desem. Yani ne biliyim daha az kemikli daha iyi duruyor gibime geldi. Ama sonra aklıma içine giremeyeceğim kıyafetler geldi. Bende sabah altıda koşuya gittim. Kapıma da anneme not bıraktım. En nefret ettiğim şey koşuya giderken telefon taşımaktır çünkü. Anahtarımı bir de gençlere kötü örnek olmak istemem ama çakımı attım çıktım. Normalde bu kadar erken çıkmam ama amacım Yüzücü`ye yetişmek. Adamın fixi yaz kış şortuyla koşmak –bacakları cidden iyi- ve altıda başlayıp sekiz buçuğa kadar koşmak. Normalde bu kadar erken kalkmam ama özledim sanırım onu. Tabi asıl sebep başına ekşiyip dırdır etmek. Atladığı kısım ise üç beş kişi bile değil o saatte koşan. Bir tek fötr şapkalı amca var. O da koşamıyor yürüyor. Yani beni kesmeye kalksalar amcadan bana hayır yok. Hayır adam her gün geliyor da ya bugün gelmezse. Kabahat bende keşke telefon numarasını falan alsaydım. En azından arar sorardım. Evet, evet götüm yemiyor bu saatte koşmayı. Ben tırs tırs giderken arkamdan biri karın boşluğuma doğru hamle yapıp böhledi. O ara küçük bir kalp spazmı geçirdim tabi ben ama ilk hamlem geri doğru dönüp elimi yumruk yapıp şakacı vatandaşa saldırmak oldu. Milleti kıtır kıtır kestikleri bir ülkede olduğumuzu unuttu herhalde, o yüzden korkuttu. Koştuk ama o koşmayı bana sorun. Her hücrem tembelliğe alışmış can çekişti, şu an ise sızım sızım sızlıyor. Oturunca da başladım konuşmaya. Sustu sustu, bende anlattım sustuğunu bile fark etmedim. Sonra “eee ne diyorsun” deyince de “Göbek yapmışsın” dedi. 

16 Ekim 2014 Perşembe

bunu buraya kim koydu


Hayatta istediğim hiçbir şey yolunda gitmiyor. Mesela yatağa girince hemen uyumak istiyorum ama uyuyamıyorum. Otobüste oturacak yer bulmak istiyorum bulamıyorum. Öfkelenmek, mutsuz olmak istemiyorum. Öfke kontrolüne ihtiyacım vardı benim. Cidden. Küçükken aşırı öfkeliydim. Çok çabuk kızardım. Sonra kendime çıkış yolu buldum. Koştum. Yüzücü`yle bu sayede tanıştım. Aslında koşarken çok kafa tiplerle tanıştım. Mesela bembeyaz, naylon spor kıyafetleriyle koşan ful makyaj teyze. Sabah kaç fark etmez kadın hep böyle geliyor. Kıpkırmızı rujla. Fötr şapkalı amca var bir de. O da her gün tempolu yürür. Kotla koşan abla var ama o akşamları geliyor genelde. Çocuğunu okula bırakıp gelen var. Öğretmeni çekiştiriyorlar, kalori hesaplıyorlar, ardından güne yapacakları börek çörekten bahsediyorlar. Üç yıl önce Yüzücü`yü görünce gözlerim yerinden fırladı. Adam heykel gibiydi. Kalbim Bay Uzun`a ait diye hormonlara her zaman müdahalede edemiyorsun ki. Hem o zamanlar uzunla tanışmayı becerememiştim. Bu gerilme hareketleri yaparken her sabah teyzeler buna musallat olurdu. “Yüzücü evladım nasıl yapılıyor şu, ay oldu mu?” Sanki plates salonu. Zamanla garip bir şekilde arkadaş olduk. Aslında çok konuşmuyoruz. Naber, nasılsın? Daha çok koşuyoruz birlikte. Uzun zamandır da sabah koşusuna gitmemiştim. Yazın zaten staj derdi vardı. Soğuk demedim, bu ara bu öfke vücuttan çıkmalı dedim gittim. AvukatKız sadece yürüyor. Yürürken çeneme vuruyor bolca dırdır ediyorum.Zaten sonrada ağzıma sinek kaçıyor. Ama koşmak ciddi mevzu. Sadece koşarım. Kafamı boşaltır, düşünür, gerekliyi eklerim. Bu kez burdan başka anlatamadığım olayı buna anlatıp akıl alayım dedim. Hafif tempoda koşuyoruz, çünkü konuşurken koşmak ölüm. Kafamı çevirdim buna hararetli hararetli anlatıyorum. Sonra kıçımın üstüne düştüm. Ama ilk hissettiğim şey kafamdaki acı. Ağaca tosladım. Koştuğumuz yolun ortasına ağacı koymuşlar bende küt diye kafayı geçirdim. Anlımın yanı çizik çizik bir kırmızı kaldı. Çanakta oturmaya müsait halin sonuna geldi. Suratımda iz kalmaz umarım. Sonra eve gelince bir şey daha oldu iyice sinirlerim zıpladı. O da yarına kalsın anlatacak kafa sinir kalmadı.