Saat onda olan dersleri seviyorum. Bugünde onun nimetlerinden faydalandım. Dün
markete giderken kot pantolonumun düğmesini kapatamadım. Uzandım göbeği içeri
çektim zıpladım hatta anne yardım et dedim. Sonunda kapandı ama içinde sıkıştım
kaldım. O an fark ettim artık 36 beden bir pantolonun içine giremiyorum. İşim gücüm
ne yazık ki hep bilgisayara bağımlı. Bende istedim şöyle atlamalı zıplamalı bir
işim olsun, derslerde 2 saat kıçımızı tahtadan kaldırmadan oturmak zorunda
kalmayalım. Küçükken şişkoydum, sonra kendiliğinden gitti. Yemek yemeyi severim
ama kilo almazdım. Hatta koşu yapmadığım dönemlerde bile. Bu kez nasıl olduysa
ipin ucu kaçmış. Ama garip bir şekilde de bu halimi sevdim desem. Yani ne
biliyim daha az kemikli daha iyi duruyor gibime geldi. Ama sonra aklıma içine
giremeyeceğim kıyafetler geldi. Bende sabah altıda koşuya gittim. Kapıma da
anneme not bıraktım. En nefret ettiğim şey koşuya giderken telefon taşımaktır
çünkü. Anahtarımı bir de gençlere kötü örnek olmak istemem ama çakımı attım
çıktım. Normalde bu kadar erken çıkmam ama amacım Yüzücü`ye yetişmek. Adamın fixi
yaz kış şortuyla koşmak –bacakları cidden iyi- ve altıda başlayıp sekiz buçuğa
kadar koşmak. Normalde bu kadar erken kalkmam ama özledim sanırım onu. Tabi asıl
sebep başına ekşiyip dırdır etmek. Atladığı kısım ise üç beş kişi bile değil o
saatte koşan. Bir tek fötr şapkalı amca var. O da koşamıyor yürüyor. Yani beni
kesmeye kalksalar amcadan bana hayır yok. Hayır adam her gün geliyor da ya
bugün gelmezse. Kabahat bende keşke telefon numarasını falan alsaydım. En
azından arar sorardım. Evet, evet götüm yemiyor bu saatte koşmayı. Ben tırs
tırs giderken arkamdan biri karın boşluğuma doğru hamle yapıp böhledi. O ara
küçük bir kalp spazmı geçirdim tabi ben ama ilk hamlem geri doğru dönüp elimi
yumruk yapıp şakacı vatandaşa saldırmak oldu. Milleti kıtır kıtır kestikleri
bir ülkede olduğumuzu unuttu herhalde, o yüzden korkuttu. Koştuk ama o koşmayı
bana sorun. Her hücrem tembelliğe alışmış can çekişti, şu an ise sızım sızım
sızlıyor. Oturunca da başladım konuşmaya. Sustu sustu, bende anlattım sustuğunu
bile fark etmedim. Sonra “eee ne diyorsun” deyince de “Göbek yapmışsın” dedi.
