Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar. Sınavlarmış falan umurumda
değil dakika itibariyle. Ağzım kulaklarımda, kapı gıcırtısına kalkıp
oynuyorum. Midemden fil sürüsü geçiyor, beynim bateri çalıyor. Enerji patlaması
yaşıyorum resmen. Dünyayı iki tur koşup gelebilirim. Sebep sebep… Biz bu Bay B
olacak beyaz atlı prensimle dersten sonra buluştuk. Maksat azıcık kafa
dağıtmaktı ama bir anda baktım bu iltifatlar yağdırıyor. Yediğim yemek
boğazımda trafik yaptı yutamadım o an gelince. ”Senden hoşlanıyorum ben” dedi. Nefes
almayı unuttum. Gözleri yerinden çıkacaktı resmen. Uzun zamandır ben bu anı
bekliyordum. Allah`ım birde gülümsüyordu ki sanki bir dondurmaydım ve güneşin
altına bırakıp gitmişlerdi. Ne söylemeliydim ya da gerekiyor muydu
bilemedim. Sadece gülebildim. Bir de
aklıma gelince yutkundum. İnsanın aklı başından gidiyormuş meğer. Bir de yalan
yok içimde bir kız çıkıp yaşasın kazandım diye çığlıklar attı. Büyük ödülü
kapmış gibi hissettim. Bendeki tam anlamıyla azimle sıçan durumu. Adamın
peşinden kaç aydır koşuyorum. Ben bir gülümsemeye bu kadar açken, o benden
hoşlandığını söyledi. Tabi küçük bir salaklığım var. Anlatsam mı bilmedim? Çok
özel geldi bir an. Sonra dedim kızım en boktan şeylerini yazdın. Bunu mu
saklayacaksın, ne var ki bunda? Aslında özelden çok tam bir öküzlük. Dip dibe
oturduk bir şeyler içiyoruz, gerginim ama sanki bir şey olmamışçasına sağdan
soldan konuşma çabası içerisindeyim. Çünkü adam dedi, gülümsedi ve geçti. Sonra
bu suratıma, gözlerime şu romantik filmlerdeki bakışlardan atmaya başladı.
Öpüşmeden önceki ağır müzik ağır çekimli duygusal anlar var ya, işte tam
onlardan. Kafasını yaklaştırdı yaklaştırdı; bakışları attı attı ve benden
pıskırma gibi bir gülme sesi çıktı. Eveettttt. Tutamadım kendimi güldüm.
Sevinçten değil hem de çok komik geldi. Hatta tutamadım kafamı çevirip kahkaha
attım. Ama ne yapayım, komikti işte. Biri fırlayıp “KESTİK” diye bağıracak gibi
geldi. Evet batırdım ama ne yapayım hapşırmak gibi tutamadığım bir şeydi. Çocuk
bence mutluluktan kafayı sıyırdığımı düşünüyor. Off zaten suratı düştü,
bozuldu. Espriye vurdu ama Sidikli “çocuğun egosuna sıçmışsın” dedi öyle mi ki?
