Tembellik sen ne güzel şeysin öyle. Üç gündür evden dışarı
çıkmadım. Çıkmak istedim mi peki hayır. Ev o kadar güzel ki. Sidikli bir hafta
dersleri asma kararıyla bana gelince bende derse gitmedim. Öğlenlere kadar uyuduk.
Deli gibi krep yedik her sabah bıkmadan. Bilgisayarı televizyona bağladık bütün
gün o dizi senin bu film benim izledik. Geceleri de oturduk belgesel izledik. Koltuktan
bir milim kıpırdamaz mı insan biz kıpırdamadık. Hatta kalkmamak için mutfağı
taşıdık bir kol mesafesi alana. Hele geceleri o yirmi dört saat açığız diye
vaat edenlerin hepsi bir kez kapımızı çaldı. Bir gecede iki kez sipariş verilir
mi? Biz onu da yaptık. Tabi babamın sinir küpü vaziyette gezdi. Her gece zil
sesiyle yataktan koştur koştur kalkınca hak veriyor insanda. Yalnız yemeye ve
oturmaya endeksli yaşamın bünyemizdeki etkisi 2 kilo olarak geri döndü iyi mi?
Sidikli “Benim bir tırmanış etkinliğimle bir hafta sonunda veririm” diyor. Asıl
sorun benim bu iki kiloyu nasıl vereceğim. Ama dert etmesem de olur dimi? 3 gün
kafa dinlemenin sonu dolan mail kutusu, arayan kişiler ile geri döndü. Mailler
hep şunu bitirdin mi, bunu yaptın mı, bak yeni işlerin. Ya o arayıp “sen
yapabilecek misin yoksa başkasına mı verilim işi ” diyen hocaya ne demeli. Lan senin
kıçı kırık projeni sırf boktan cv ye üç beş şey yazmak için bir sürü emek
verdim. üç gün işleri saldım diye yaptığına bak. Şu bir gerçek ki üniversite
hocaları cv ayağına bizi kullanıyorlar. Onlar makalelerini yazıp unvan yükseltiyor,
bizse sürünüyoruz. Bulmuşlar safları kullan kullanabildiğin kadar tabi. Her şeyi
geçtim bir de o göz dağı vermek nasıl bir şey ya. Ayy yine sinirlendim keyfim
kaçtı. Ne boktan işler be.
