Hüzünlü şarkılar bana göre değil ya da gözyaşları falan. Ben
o dramların kadını değilim. Eğreti durur üzerimde. Burada öyle acıklı triplere girdiğime bakmayın. Burada
fazla dürüstüm ne yazık ki. Saklı olmanın verdiği cesaret olsa gerek. Yani
duygularımdan bahsedebiliyorum. Bizimkilerle buluştuk, okul yüzünden açılan
arada görüşemediğimiz için telafi ediyoruz. Telefonum çaldı. Bay B. Ne güzel ya
adam beni arıyor. Nasılım, iyiyim, ne yapıyorum, aa bak o da ordaymış. E gel o
zaman yanıma dimi? Bir gül yüzünü göster. Şanslıysam biraz gülümsemenden
faydalanayım. Ama arkadaşı varmış sorun olur muymuş? Neden olsun ki sanki daha
önce getirdiğinde sorun oldu mu ki? Ama sorun varmış meğer ben fark edememişim.
Daha öncede bir kızla geldi yanıma ama hiç birinin elini tutmuyordu. Evet,
kızın elini baya baya tutuyordu. Gözlerimi ayırmadan baktım, bir yanlışlık
yoktu. Nil Kuşu`na baktım onda da aynı şaşkın ifade. Dedim kızım kabus değilse
doğru görüyorsun. İki seçeneğim vardı. Birincisi gözümün dönmesini içimde
tutmayıp Bay B`nin suratına sıkı bir yumruk indirecektim. Bağırıp çağırıp,
kızın saçını yolacaktım ama kızın suçu ne. İkincisi baştan beri yapmam gereken
cool kadını oynamak. Yani bir bok olmamış, kuşlar böcekler hahaha kadını.
Öfkelendim çok öfkelendim. Kendime kızdım ama daha çok. Vaktime ve salaklığıma.
Sonra yetersizlik hissi baş gösterdi. Sonra hepsini gömdüm kırk yıllık
arkadaşımmış gibi gülümsedim ve o piç herifle sohbet ettim. Lavaboya gidince de
merakıma yenik düşüp kıza hemen ne kadar zamandır birlikte olduklarını sordum.
İki aydan fazla dedi ya. İki aydan fazla. Bu adam bu kızla birlikteyken benden
hoşlandığını söyledi, beni öpmeye kalktı. Bense tüm bunları hak ettim. Benim
boynuz yerlerim kaşınıyordu ama zavallı kızın çoktan boynuzları çıkmış bile.
