Kendimi bugün mutlu hissetmiyorum. Hayat çok anlık. Mutluluğunu yaşarken fark etmeyen biz zavallılar üstüne gölge düştüğünde dehşete kapılıyoruz. Bir kaç salise içinde insan hayatı değişiyor. Hemde her şey fazlası ile normalken. Güle biliyorken bunu yapamaz, yürüyemez, düşünemez hale gelebiliyorsunuz. Kendi vücudunuzun kontrolünü kaybedebiliyorsunuz. Yaşamak isterken son nefesinizi aldığınızı bilemeden önemsemeden, sıradanlığın içinde kaybolurcasına çekiyorsunuz o son nefesi. Aklım her ihtimalin yüzdeliklerini istiyor. Kaybedebilceklerimin ihtimallerini bilmek istiyorum. Sanki rakamlar olursa hayatımı daha anlamlı kılacakmış gibi. Kaç nefesim kaldı alacak, kaç gülümsemelik zamanım var. Başıma büyük felaketler gelemeden ne kadar zaman koşabilirim. insan öleceğini bile bile yaşıyor. Tam tarih verseler gerçekten bu günümü böyle yaşamak istemem biliyorum. Bu yüzden korkuyorum. Bir gün kör olacaksın deseler uyumam hafızama depolayabildiğim kadar renk depolarım. Bir gün yürüyemeyeceksin deseler ciğerlerim patlayana kadar koşarım. Ama kimse rakam vermezken kendi sıradanlığımla boğuluyorum. Aslında bir çoğumuz bunu yapıyor. Saatlerce iş, sonra düz parlak kutuların karşısında saatler geçiriyoruz. Ama karşınıza biri çıkıp bir yıl sonra öleceksin dese kimsenin televizyon izleyeceğini sanmıyorum. Anlık bir şey tüm hayatınızı bir eror sayfasına çevirebilir. Bunları birer iyilik meleğine dönün ya da tüm çılgınlıkları yapın diye söylemiyorum. Başkalarının istekleri, kalıpları içinde yaşamak istemiyorsanız uyanın diye söylüyorum. Son günüz olduğunu biliyorsanız o gün yapacağınız şeylerden birini bile değiştirmek zorunda hissetmeyin kendinizi diye söylüyorum. Benim gibi aklınız başınıza sadece kötü şeyler kayıplar geldiğin gelmesin diye söylüyorum. Mutsuzluklarınızdan ders çıkarmayın diye.
