vize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2015 Pazartesi

nane limon


Özür dilemek erdem dediler inandık. Sonra yaptığımız her hatadan sonra özür dilemeye başladık. Sonra bu alışkanlık yaptı. Nasıl olsa özür var yap gitsin istediğini. Bağır çağır, kazık at, yalan söyle sonra ola ki yakalandın özür dile. O kadar çok güveniyoruz ki hata yapmaktan, insanları kırmaktan çekinmiyoruz. Affedileceğimizden eminiz çünkü. Biliyorum ama ben, dil ne kadar affettim unutalım dese de kırılan kırılmış oluyor. Anlık öfkelerin kurbanı olup ilişkilerimizi kesip biçiyoruz sonrada halkalı çöplüğüne bırakıyoruz. Gerçi oranında üzerini örttük nihayetinde dimi? Bende yaptım çok yaptım. Ama en çokta özür dileyince affetmeleri koyuyor bana. Öyle hissetmediklerini hissediyorum ama normal davranıyorlar. Ağzıma kendim sıçsaydım da şu öfke patlamalarını yaşamasaydım. Ne yapayım öfke düğmemin camını kırıp bastıklarında kendimi kaybediyorum. Strike yapan bir oyuncu olu veriyorum. Aradaki fark öfkem dinince pişman oluyorum söylediklerime. Sonuçta benim devirdiğim üç beş lobut değil, koca koca çamlar. Herkesle aram nane limon. Ben o kadar sinirliyken keşke çarpılsaydım. En azından bu kadar millete çemkirmezdim. Özür diledim önemli değil dediler ama eksik be bir şeyler. Annem bile hala trip yapıyor, kızlar nasıl yapmasın. Keyfim yok, sınavlarım var. Bütün gün başında oturup hiçbir şey çalışmadım. Yarın sınavda da büyük bir ihtimal yine boş bol oturacağım.


11 Kasım 2014 Salı

uçsam mı uçmasam mı


Korkudan üç buçuk atıyorum. Totalde bir tane alttan dersim var ama on derse bedel. Geçen yıl dersi geçen öğrenci sayısı 7. Bu yıl adam alt sınıfları fazla salak bulduğundan daha kolay şeyler gösterdi ama ben yine de deli korkuyorum. Ya da o sınavdan sonra adamın vereceği diğer dersin sınavı yüzünden de bu kadar korkuyor olabilirim. Ama sorun bundan çok ders çalışma çabalarım arasında telefonuma gelen snapler. Çocukluk arkadaşım Hostes var.  Güzelce İngiliz dil ed. okurken bıraktı hostes oldu. Hayaliymiş falanmış filan. Ablasının yanında Almanya`dayken bir arkadaşı dalga amaçlı girersin falan dedi, kız okulu bıraktı. Tam sopalık ama işini fazlaca seviyor. Tabi yatılı Afrika`ya postalamıyorlarsa. Aç kalıyor, odadan dışarı çıkmıyordu. İlk sınavdan sonra bunu aradım belki keyfimi yerine getirir diye, kapalıydı. Pislik sonra Roma`dayım dönünce ararım dedi ve snaplerin ardı arkası kesilmedi. Kıçımızın donduğu günlerde bir yandan sınava çalışırken bir yandan buna üzülüyordum ben Afrika`ya gitti diye.   Keşke kendime daha çok üzülseymişim. Hatun hangi sahilde güneşleniyorsa sağ olsun beni kıskançlıktan çatlatmayı başardı. Kucağında yavru aslanla, elinde garip kertenkelelerle fotoğraflarını atınca bu benim sonum oldu. Lan şurada oturdum geçebilir miyim diye düşünüyorum. Bundan beş altı ay sonra iş bulabilir miyim diye düşünmeye başlayacağım. İki gün sonra iki çöp toplamak beni bozmaz, dünyayı geziyorsun zaten deyip hostesliğe soyunursam şaşırmayın. Pislik yaa bu kız. İnsanın aklını başından alıyor.

5 Kasım 2014 Çarşamba

bilimsel bir araştırmamdır


Sınavların öğrenci üzerinde çeşitli etkileri gözlenmektedir. Bazı homo sapiensler bu dönem süresince bilinç kaybı yaşamaktadır. Bazıları agresifleşmekte, uykusuz kalmakta,  homo sapiens olmaktan çıkmaktadır. Bende ise durum isyan, sızlanma, uykusuzluk ve deli fikirler arasında gidip geliyor. Mesela tüm feminem duygularımı, çöp kamyonuna doluşturup, arkasından su döküyorum. Ve diyorum neden kadınlara eğitim hakkı verildi ki. Biz iyiydik ya öyle, okul falan peehhh ne gerek var şimdi. Sonra aklıma daha deli bir fikir geliyor. Burada oturup buna çalışacağıma zengin bir koca bulsaydım daha zahmetsiz olurdu. Sonra yılbaşı piyangosunu kazanıp, hocaları Karayiplere gönderme hayali kuruyorum. Sonra saatin farkına varıp, kaç saatte ne kadar ilerleyebileceğimi, bir saat kestirmemin sınavda bana nasıl döneceğini hesaplıyorum. Değişmeyen bir şey varsa milletin seviştiği saatlerde ben der çalışıyorum ve ertesi gün kötü geçen sınavdan sonra hep “keşke kıçımı yayıp uyusaydım” diyorum.

2 Kasım 2014 Pazar

bir gazımız eksikti


Kaç gündür evdeydim ve her gün okula gitmedim vizelere çalışmak için, bugün kesin çalışacağım dedim. Ama çalışmak kısmet olmadı. Sabah uyanamadım, izleyemediğim bir film çıktı, okumayı atladığım kitap, ıyy bolca temizlik. Tüm arkadaşlarımda bu arada hep ders çalıştı. Kimsecikleri ayartamadım. Evde bütün gün tek olunca olmuyor, annem gelince yine olmuyor. Bu kez de lak lak yapıyorum. Bende bu sabah dört yılın sonunda ilk kez erkenden kütüphaneye gittim. Daha öncede gittim ama daha çok uyumak falan için. Ama erken gitmezsen yer kalmadığını duymuştum bir yerlerden. Kuruldum başladım derse. Beş dakika sonra elimde telefon sosyal medya. Sonra tekrar ders. Yine dağıldım ama inat ettim devam ettim. Sonra bir gürültü koptu. Telefon sessize alınmalı dimi? Ama ben yabancı olunca atladım tabi. Annem “Neredesin sen yatağın boş diyor?” annemlere haber vermemiştim dimi ben. Geri döndüm oturdum aradan zaman geçti babam aradı. Kahvaltıma takmış. Bir süre sonra yine titredi yanımdaki dürtüp “Dışarda konuş” dedi. Sinir oldum ama haklıda hani. Oturdum çalıştım, çalıştım. Gerinmek için arkaya yaslandım, bir yandan da Sidiklim`le mesajlaşıyoruz. Sonra bomba etkisinde bir ses duyuldu. Kocaman bir gürültü. Bu uyuz çocukta döndü “Yuh!!” dedi. Eveettt. Karnım çok acıkmıştı ve öyle bir gürültü çıkardı ki osurdun mu miden mi guruldadı belli değil. Bu yuh deyince millet de güldü tabi. Bildiğiniz rezil oldum. “Midemden geldi” dedim ama bu salak salak sırıttı. Sonra benim birden tekrar guruldayınca kahkaha attı yaa. Bu böyle gülüp etmese ben utanmazdım ama yok yani. Milletin gözüne soktu bu salak beni. “Yenisin sanırım kütüphane olayında” dedi. Suratımdan anlaşılmasa da acemi tavırlarım beni ele vermiş. Sürekli kıpırdanıyormuşum, telefonla konuşma, etrafı incelemem. Belgesel gözlemcisi gibiymişim. Sora bu “Benimde karnım aç, hadi yemek yiyelim.” dedi. Öküz yaa. Hem beni rezil ediyor, hem de yiyelim diyor. Ben seni boğazlayıp Avusturalyalı yamyamlara vereceğim haberin yok. Hannibal`ın sofrasına rosto yapacağım ben seni. Ama karnım yine isyan edince tamam dedim ne yapayım. Adam beni rezil etti falan ama tamam deyiverdim işte. Tabi hiç tanımadığım biriyle niye yemek yiyeyim onu bir sorguladım ama üç günlük dünya be takılma dedim kendime. 

9 Nisan 2014 Çarşamba

bir salak balık

      Üzgünüm hem de çok. Ben ki tembelim oturdum günlerce ders çalıştım. Ben ki tembelim ders sonrası tekrar yaptım. Ben ki tembelim sınavdan bir saat önce yaptığım uygulamayı sınavda becerip yapamadım. Diyeceksiniz ne var bunda herkes kötü alır. Haklısınız da. Ama iki dakika beni dinleyin. Ben ilk defa bu dönem derslerime çalıştım. Onu geç ben hiç bi sınava bu kadar çok çalıştım. Sonuç hüsran. Çalışmasam bu kadar üzülmezdim ama çalışınca işler meğer değişiyormuş. Buda yeni bi duygu deneyimi oldu. Ama ben o dersten kalırsam müthiş planlarım var. Mesela hocanın arabasına çocuk bırakıcağım. Sevmiyor ya o çocukları “kocanızın çocuğu al birazda siz bakın” diye de bi not düşücem. Plandaki tek sorun hazır bebek bulmak.
Yada o en sevmediği hocaya gidip arkasından dediklerini yanlışlıkla yumurtlicam. Off saçmalıyorum yine di mi?