Özür dilemek erdem dediler inandık. Sonra yaptığımız her
hatadan sonra özür dilemeye başladık. Sonra bu alışkanlık yaptı. Nasıl olsa
özür var yap gitsin istediğini. Bağır çağır, kazık at, yalan söyle sonra ola ki
yakalandın özür dile. O kadar çok güveniyoruz ki hata yapmaktan, insanları
kırmaktan çekinmiyoruz. Affedileceğimizden eminiz çünkü. Biliyorum ama ben, dil
ne kadar affettim unutalım dese de kırılan kırılmış oluyor. Anlık öfkelerin
kurbanı olup ilişkilerimizi kesip biçiyoruz sonrada halkalı çöplüğüne
bırakıyoruz. Gerçi oranında üzerini örttük nihayetinde dimi? Bende yaptım çok
yaptım. Ama en çokta özür dileyince affetmeleri koyuyor bana. Öyle
hissetmediklerini hissediyorum ama normal davranıyorlar. Ağzıma kendim
sıçsaydım da şu öfke patlamalarını yaşamasaydım. Ne yapayım öfke düğmemin
camını kırıp bastıklarında kendimi kaybediyorum. Strike yapan bir oyuncu olu veriyorum.
Aradaki fark öfkem dinince pişman oluyorum söylediklerime. Sonuçta benim
devirdiğim üç beş lobut değil, koca koca çamlar. Herkesle aram nane limon. Ben o
kadar sinirliyken keşke çarpılsaydım. En azından bu kadar millete çemkirmezdim.
Özür diledim önemli değil dediler ama eksik be bir şeyler. Annem bile hala trip
yapıyor, kızlar nasıl yapmasın. Keyfim yok, sınavlarım var. Bütün gün başında oturup
hiçbir şey çalışmadım. Yarın sınavda da büyük bir ihtimal yine boş bol
oturacağım.
vize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Nisan 2015 Pazartesi
11 Kasım 2014 Salı
uçsam mı uçmasam mı
Korkudan üç buçuk atıyorum. Totalde bir tane alttan dersim
var ama on derse bedel. Geçen yıl dersi geçen öğrenci sayısı 7. Bu yıl adam alt
sınıfları fazla salak bulduğundan daha kolay şeyler gösterdi ama ben yine de
deli korkuyorum. Ya da o sınavdan sonra adamın vereceği diğer dersin sınavı
yüzünden de bu kadar korkuyor olabilirim. Ama sorun bundan çok ders çalışma
çabalarım arasında telefonuma gelen snapler. Çocukluk arkadaşım Hostes
var. Güzelce İngiliz dil ed. okurken
bıraktı hostes oldu. Hayaliymiş falanmış filan. Ablasının yanında
Almanya`dayken bir arkadaşı dalga amaçlı girersin falan dedi, kız okulu
bıraktı. Tam sopalık ama işini fazlaca seviyor. Tabi yatılı Afrika`ya
postalamıyorlarsa. Aç kalıyor, odadan dışarı çıkmıyordu. İlk sınavdan sonra
bunu aradım belki keyfimi yerine getirir diye, kapalıydı. Pislik sonra Roma`dayım
dönünce ararım dedi ve snaplerin ardı arkası kesilmedi. Kıçımızın donduğu
günlerde bir yandan sınava çalışırken bir yandan buna üzülüyordum ben Afrika`ya
gitti diye. Keşke kendime daha çok
üzülseymişim. Hatun hangi sahilde güneşleniyorsa sağ olsun beni kıskançlıktan
çatlatmayı başardı. Kucağında yavru aslanla, elinde garip kertenkelelerle
fotoğraflarını atınca bu benim sonum oldu. Lan şurada oturdum geçebilir miyim
diye düşünüyorum. Bundan beş altı ay sonra iş bulabilir miyim diye düşünmeye
başlayacağım. İki gün sonra iki çöp toplamak beni bozmaz, dünyayı geziyorsun
zaten deyip hostesliğe soyunursam şaşırmayın. Pislik yaa bu kız. İnsanın aklını
başından alıyor.
5 Kasım 2014 Çarşamba
bilimsel bir araştırmamdır
Sınavların öğrenci üzerinde çeşitli etkileri gözlenmektedir.
Bazı homo sapiensler bu dönem süresince bilinç kaybı yaşamaktadır. Bazıları agresifleşmekte,
uykusuz kalmakta, homo sapiens olmaktan
çıkmaktadır. Bende ise durum isyan, sızlanma, uykusuzluk ve deli fikirler arasında
gidip geliyor. Mesela tüm feminem duygularımı, çöp kamyonuna doluşturup,
arkasından su döküyorum. Ve diyorum neden kadınlara eğitim hakkı verildi ki.
Biz iyiydik ya öyle, okul falan peehhh ne gerek var şimdi. Sonra aklıma daha
deli bir fikir geliyor. Burada oturup buna çalışacağıma zengin bir koca
bulsaydım daha zahmetsiz olurdu. Sonra yılbaşı piyangosunu kazanıp, hocaları Karayiplere
gönderme hayali kuruyorum. Sonra saatin farkına varıp, kaç saatte ne kadar
ilerleyebileceğimi, bir saat kestirmemin sınavda bana nasıl döneceğini
hesaplıyorum. Değişmeyen bir şey varsa milletin seviştiği saatlerde ben der
çalışıyorum ve ertesi gün kötü geçen sınavdan sonra hep “keşke kıçımı yayıp
uyusaydım” diyorum.
2 Kasım 2014 Pazar
bir gazımız eksikti
Kaç gündür evdeydim ve her gün okula gitmedim vizelere
çalışmak için, bugün kesin çalışacağım dedim. Ama çalışmak kısmet olmadı. Sabah
uyanamadım, izleyemediğim bir film çıktı, okumayı atladığım kitap, ıyy bolca
temizlik. Tüm arkadaşlarımda bu arada hep ders çalıştı. Kimsecikleri ayartamadım.
Evde bütün gün tek olunca olmuyor, annem gelince yine olmuyor. Bu kez de lak
lak yapıyorum. Bende bu sabah dört yılın sonunda ilk kez erkenden kütüphaneye
gittim. Daha öncede gittim ama daha çok uyumak falan için. Ama erken gitmezsen
yer kalmadığını duymuştum bir yerlerden. Kuruldum başladım derse. Beş dakika
sonra elimde telefon sosyal medya. Sonra tekrar ders. Yine dağıldım ama inat
ettim devam ettim. Sonra bir gürültü koptu. Telefon sessize alınmalı dimi? Ama ben
yabancı olunca atladım tabi. Annem “Neredesin sen yatağın boş diyor?” annemlere
haber vermemiştim dimi ben. Geri döndüm oturdum aradan zaman geçti babam aradı.
Kahvaltıma takmış. Bir süre sonra yine titredi yanımdaki dürtüp “Dışarda konuş”
dedi. Sinir oldum ama haklıda hani. Oturdum çalıştım, çalıştım. Gerinmek için
arkaya yaslandım, bir yandan da Sidiklim`le mesajlaşıyoruz. Sonra bomba
etkisinde bir ses duyuldu. Kocaman bir gürültü. Bu uyuz çocukta döndü “Yuh!!”
dedi. Eveettt. Karnım çok acıkmıştı ve öyle bir gürültü çıkardı ki osurdun mu
miden mi guruldadı belli değil. Bu yuh deyince millet de güldü tabi. Bildiğiniz
rezil oldum. “Midemden geldi” dedim ama bu salak salak sırıttı. Sonra benim
birden tekrar guruldayınca kahkaha attı yaa. Bu böyle gülüp etmese ben
utanmazdım ama yok yani. Milletin gözüne soktu bu salak beni. “Yenisin sanırım
kütüphane olayında” dedi. Suratımdan anlaşılmasa da acemi tavırlarım beni ele
vermiş. Sürekli kıpırdanıyormuşum, telefonla konuşma, etrafı incelemem. Belgesel
gözlemcisi gibiymişim. Sora bu “Benimde karnım aç, hadi yemek yiyelim.” dedi. Öküz
yaa. Hem beni rezil ediyor, hem de yiyelim diyor. Ben seni boğazlayıp
Avusturalyalı yamyamlara vereceğim haberin yok. Hannibal`ın sofrasına rosto
yapacağım ben seni. Ama karnım yine isyan edince tamam dedim ne yapayım. Adam beni
rezil etti falan ama tamam deyiverdim işte. Tabi hiç tanımadığım biriyle niye
yemek yiyeyim onu bir sorguladım ama üç günlük dünya be takılma dedim kendime.
9 Nisan 2014 Çarşamba
bir salak balık
Üzgünüm hem de çok. Ben ki tembelim oturdum günlerce ders
çalıştım. Ben ki tembelim ders sonrası tekrar yaptım. Ben ki tembelim sınavdan
bir saat önce yaptığım uygulamayı sınavda becerip yapamadım. Diyeceksiniz ne
var bunda herkes kötü alır. Haklısınız da. Ama iki dakika beni dinleyin. Ben ilk
defa bu dönem derslerime çalıştım. Onu geç ben hiç bi sınava bu kadar çok
çalıştım. Sonuç hüsran. Çalışmasam bu kadar üzülmezdim ama çalışınca işler
meğer değişiyormuş. Buda yeni bi duygu deneyimi oldu. Ama ben o dersten
kalırsam müthiş planlarım var. Mesela hocanın arabasına çocuk bırakıcağım. Sevmiyor
ya o çocukları “kocanızın çocuğu al birazda siz bakın” diye de bi not düşücem. Plandaki
tek sorun hazır bebek bulmak.
Yada o en sevmediği hocaya gidip arkasından dediklerini
yanlışlıkla yumurtlicam. Off saçmalıyorum yine di mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




