Patronlar dünyanın en can sıkıcı insanları. Varlıklarını
ensenizde hissetmek yerine köpek maması yemeyi tercih etmenize sebep olabilir.
Ya da bu sadece bende ki etkisi. Okulu bırakıp çalışma hayatına atılmadım,
endişelenmeyin. Olan şu sanırım 3 yıldan fazladır zaten çalışıyorum. Babamdan
beni bir kursa göndermesini istedim. O da bana 1 yıl içinde bıraktığım,
tamamlamadığım işleri ve kursları örnek gösterdi ve hayır dedi. Bende o gün
kendi cebimin patronu olmaya karar verdim. Daha önce tek bir iş yapmamıştım ve
sakarlıkla öyle garson falan olmam imkansızdı. Bende dayımın üniversiteden
arkadaşı olan Patron`u aradım. Ne alaka sesini duyabiliyorum. Şöyle ki dayımla
çok yakınlardı ve dayımla birlikte bize sürekli gelirdi ve ben uzun süre onu da
dayım sandım. Ne yapayım denizde kum bende dayı. O da gel benle çalış dedi.
Birincisi yaptıkları işten ben bir halt anlamıyorum, alakam yok. Gel zaman git
zaman ben işi baya kaptım. Koca yazda onlarla çalışınca ofisin yeni elemanı
olmuş oldum. Tek fark ben canım istemeyince gelmiyordum. Bu da şu sorunları
beraberinde getirdi. Patron tam bir çalışma manyağı, daha doğrusu o yatma
diğerleri çalışmalı manyağı. Gece eve gitme mutlu oluyor ya adam. Bense bir
dakika geçirmeden çıkıyorum. Zaten tüm gün çalışıyorum, tüm günüm ölüyor. Ben
erken çıkıp, kafama göre gelince çalışanlarını ayarttığını düşünmeye başladı.
Bir de zamanla kalıcı eleman olunca, baştaki pamuk adam gidip Patron geldi.
Ofis içinde canavar çıkınca dayı sandığım adam. Para gelmiyorsa bir de adamın
gözü dönüyor. Bana gör yüz iki yüz kafi ama adam günde on binden aşağısını para
saymıyor. Sonrada para yok diye söylenip, patlayacak birini arıyor. Başta bana
bağırdığında karşılık veriyordum, sonra ilerde bu tiplerle karşılaşabileceğimi
düşünüp sükunetle karşılama başladım. Ama bende de sabır var. Millete
sinirlendi, üzerine çalan telefonum yüzünden deliye döndü. Neymiş doğru düzgün
bir şey koyacakmışım. Sükunetle karşıladım, kocaman güldüm tabi dedim ve “çay
getireyim yeni yaptılar” dedim. Bardağı aldım çaydan önce güzelce TÜKÜRDÜM.
Ardından çayı doldurdum, götürdüm afiyet olsun dedim ve ilk yudumunu almasını
bekledim. “Çay çok güzel olmuş. Ellerine sağlık” dedi. “Ben yapmadım.” dedi.
Neymiş benim elimden içti diyeymiş. Her zamanki gibi pişman oldu şirinlik
yapıyor aklı sıra. Azıcık akıl olsa bana bağırdıktan sonra, hiç yapmadığım bir
iş yapıp ona çay getirmeyeceğimi akıl ederdi. Önce sakız çiğniyorum diye, sonra
zil sesim. Bir günde birden fazla azar beni geriyor be dostum. Git gerçekten
kızdığın işe yaramaz sağ kolum o benim dediğine kükre. Bana değil. Yoksa şeker
niyetine tükürdüğüm çayı böyle içersin. Öz dayım olsan da tanımazdım ama
üzülme.
