Adam kadını çok sever. Yanından beş dakika ayrılmak istemez.
Kadın ailesini görmeye gitmek istediğinde, adam işleri dolayısıyla kadına eşlik
edemeyecek diye gitsin istemez. Ona çiçekler alır, özel günleri kaçırmaz, sık
sık sevdiğini söyler. Gittiği her yerde eşlik eder. Eh bu kez işi var diye
eşlik edemez. Kadın ailesini ziyarete gider adam her gün arar, onu özlediğini
söyler. Kadın ölür. Adam yıkılır, ağlar sızlar. Kocaman olmuş üç çocuğuna daha
sıkı sarılır. Sonra bir gün benim yengemin telefonu çalar. Ardından ağladığı
biricik arkadaşının o delicesine aşık kocasından haber vardır. Adam çok aşıktı,
ayrılmak istemezdi, yirmi yıl ilk günden son güne kadar sevmişti ve kadının
kırkı çıkmadan düğün yapmaya kalkan yine aynı adamdan. Adam seviyordu, aşıktı
falan ya hani yine sevecekti canım. Ama kırk gün beklemek bide fazla gelmişti
sanırım adama ki çat diye evlenme kararı alıp, uygulamaya soyunmuş. Yengemde
dönüp arkadaşlarına gün parasını 300 liraya çıkartma teklifinde bulunur. Annemi
arar olanı anlatır ve erkeği parasız bırakmanın en iyisi olduğuna dair nutuk
atar kapatır. Annem bütün gün eve de ölmesi halinde babamın kaç gün
bekleyeceğini düşünüp durur. Bense sanırım bir kez daha aşka olan inancımı
kaybettim.
