Bir sonraki evre çelik kapı, sonra cepçilik, hatta tarihi
eser falan. Bir proje hocaya asistanlık yapıyorum. Tabi tek bende değil. Cv
dolduracağız diye, bir çok kurban veriyoruz. Bizim bu hoca yurt dışına giderken
odasındaki dolabın anahtarını bana verdi. Biz devam edelim vs. diye. Görevliye
kapıyı açtıracaktık, Xboxlar içinde bendeki anahtarı kullanacaktık. Kullandık
da. Hoca geldi, proje toplantısı yapılacak dedi ayağının tozuyla. Bendende
anahtarlarını istedi. Çıkartıp vermem ve diğer üniversitelerden olaya dahil
olan eğitim kadrosuna rezil olmamamız geriyordu. Ama ben anahtarı kaybettiğimi
fark ettim. Kaybettim ve nerde unuttuğumu hatırladım aslında. Telefonu mağazada
kasada unutan adamdan anahtarı kantinde unutması beklenen bir davranış. Ama
bunu günler önce yapması ölü ardından fatiha okumak gibi bir şey. Hocada
bağrınca panikledim ve buda beynimin çalışma hızını etkiledi. İnternetten tel
tokayla kilit açma videosu izledim. Çantamdan iki tel toka çıkardım ve 4
dakikalık bir süre içinde kilidi açtım. Hayrı birde bu işi ben ilk defa yaptım.
Düşünsenize çocukluktan beri bu iş için eğitildiğimi. Bir Arsen Lüpen`nin Türkiye
şubesi olabilirdim. Hocayı projedeki katkılarımdan dolayı hiç memnun edemedim
ama kilit açma konusunda kendime hayran bıraktım. Kapınızı iyi kilitleyin. Layd
kilit açmayı sevdi. Asma kilit alıp üzerinde deneme bile yaptım, cidden iyiyim
bu işte.
