ders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2014 Salı

bazen ağzına sıçılmadan anlamıyorsun


Bazı altın kurallar vardır. Kimseye güvenme. İlla güveneceğim diyorsan da bunu hemen yapma. Kimseye sırtını yaslama. Herkesle tüm sırlarını paylaşma. Ama işin kötü tarafı bu altın kurallar seni yalnızlaştırır. Sonunda bu böyle olmaz diyorsun ve yavaş yavaş içine birilerini sokuşturmaya başlıyorsun. Ama hala dilin kimseye güvenmem ayaklarında. Öyle güveniyorsun ki ne dese  kapandaki peynire koşan fare gibi atlıyorsun. Ama dilin hala ne bok yediğinin farkında değil. Aynı masaya oturuyor, birlikte gülüp eğleniyorsun. Hala sakladığın bir şeyler var ama tahmininden daha çok şey dökülmüş ağzından. Sonra zaten fedakarlıklar başlıyor. “Ah cicim arkadaşım tabi ki.” Çünkü siz arkadaşsınız, dostsunuz. Gün geliyor sizin ona işiniz düşüyor. İlk önce “Tabi ilgilenirim ama sabah olmaz mı? Bugün işim var yarın yaparız? Takma kafana ya halledeceğim. Şey ben mi hım işim vardı ama. Ya canım müsait değilim.” Nazikçe siktir git diyor ama anlayana.  Sen değil miydin ben güvenmem etmem diyen.  Sırtımı kimseye yaslamam. Al işte daha minnacık şeyde duvarın üflemeyle yıkıldı. Kurt senin sazdan evini bir üflemeyle yıkar da götün açıkta kalır, haberin olmaz. Yalnız kalsaydın içinde en azından kikirderken aklına “İnşallah şu sürtüğün işi düşer de kıçımı büyülteceğim, senin için kaldıramam” gibi tek taraflı diyolaglar gelip durmaz. Sen kendi kendine konuş dur. Sinek vızırtısı değilsin haberin yok. Bu da bana ders olsun. Azıcık büyüdük diye hayat dersi bitmiyor ki.