Beş dakika yalnız bırakmıyorlar. İşemeye gitmem için bile
ilk önce söylemem gerekiyor. Tamam kandırıldım ve bu bana ağır geldi. Hem de
çok ama bakın ben ağlamıyorum, bir şeyim yok diyorum dinletemiyorum. Gerçek bok
gibi hissediyorum ama söyleyemiyorum. Diğer bir gerçekse artık beni tanıyorlar.
Dedem öldüğünde ruh gibi gezinip iki hafta sonra bir anda ağlamaya başladığımı
biliyorlar. Kimse görmesin diye kaçtığımı, yangın merdivenlerinde saklanıp
salya sümük ağladığımı. Geri kalan tüm o saçma sapan dertlerin onda birini
onlarla paylaşmadığımı. Sürekli gülmeye çalıştığımı, o yıkılmadım ayaklarını.
Evet yıkılmadım ama sinirliyim. Kandırıldım diye. Öfkeliyim hem de çok. Ama
bunlar bana intihara meyilli ergenler gibi davranıyorlar. Her gün sırayla
yanımdalar ya da oraya buraya giderken çanta gibi yanında taşıyorlar. “HAYIR”
kelimesini üşenmedim ezberledim 20 dilde söyledim ama anlamıyorlar. Bana dışarıda
olmanın iyi geleceğini sanıyorlar. Millet gülerken sırıtıyorum ama istediğim
evde olmak. Çok mu şey istiyorum. Sanki herkes biliyor bana gülüyormuş gibi
geliyor. “Aklın nerdeydi senin, hiç mi anlamadın” diyorlar sanki. Yabancının
verdiği çikolataya koşup öldürülen çocuk misali benim ki. Azıcık beni dinleme
müsaade etseler olmaz mı? Şu kadarcık zamanda ne kadar çok şey yaşadım kimse
görmüyor mu? Ve neyi fark ettim biliyor musunuz? Hayatımda yaptığım en iyi şey
kalem alıp yazmadıklarımı buraya yazmayı denemek için bu bloğu açmak. Annemin
eline geçer mi kaygısı yok, Sidikli okusa ne der derdi yok. Beynimden geçenleri
somutlaştırabildiğim bir yer işte. İnsanın kendine sakladıkları için bir yer.
Ne garip, yazıyorum. Kimse kim olduğumu bilmiyor ve ben özgürce duygularımdan
bahsedebiliyorum. Kendimle konuşabiliyorum. Bazen yazarken fark ediyorum
aslında gerçekte nasıl hissettiğimi. Başıyla sonunda farklı şeyler söylediğimi.
Cümlelerimin bile kafasının karışık olduğunu. Kendime ne kadar kızgın olduğumu.
Kimse bilmesin, kimse görmesin. Elimden bunu da almasınlar.
depresyonum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depresyonum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Aralık 2014 Cumartesi
16 Aralık 2014 Salı
tanıdık üfürükçü bulun bana
Nasıl bu kadar tepkisiz kaldım anlamıyorum. İçime Polyanna kaçsa
bu kadar tepkisiz kalamazdı herhalde. Keşke rezillik falan çıkarsaydım. Hala aklım
almıyor bu dingil ne diye böyle bir şey yaptı. Madem sevgilin vardı ne diye
kaşın gözün ayrı oynadı. Sürekli kafam da “neden neden neden” galiba dönen tek
kelime bu. Hak etmedim bence. Gerçi insan böyle bir şeyi nasıl hak eder ki. Ya ne
yaptım ben bu hayvana da bunu layık gördü bana. Halbuki ağzından çıkan en basit
kelimeler bile değerliydi benim için. Ne kadar acınası bir halim var cidden. Sidikli`de
gitti. Rögar kapağı kayıp içeri düştüm bende. Keşke Sidikli`yi dinleseydim.
Onun gayet güzel planları vardı. Mesela Bay B.`nin boydan bir fotoğrafını alıp
photoshopla güzelce soyup küçük birde penis koyup sanal alemin huzurlarına
sunabilirdim. Bundan da onur kırıcı bir şey olmazmış. Ya da iyice vahşileşip
kaçırabilir, dişleri kerpetenle söktükten hemen sonra ağzının içine bir şişe
tekila boşaltabiliriz. Ama güzeli tekila o acı çeksin diye de harcanmaz ki. Ya
da daha iğrençleşip Patrona hazırladığım tükürüklü çay tarzında çalışabilirim.
Ama ona tükürük az gelir. Plan köpek sidiğini limonataya katıp içirmek.
Bunların hepsini hak ediyor. Kalbimi kırdı. Günlerdir etrafa boş boş bakıp
bolca düşünüyorum. Sidikli`de gitti. İki gündür yapayalnızım. Kızların
telefonuna bakmıyorum diye yakında kapıya dayanacaklar biliyorum ama hiç birini
görmek istemiyorum. Yatağımla, filmlerimle beni rahat bıraksalar. Mesela bugün
yaptığım gibi saatlerce blog falan okusam. Sonra lan kızım senden beterleri var
desem. Mutlu olanlara sevindim deyip, alttan alttan kıskançlıktan gebersem. Ya da
daha iyisi bir üfürükçü bulup zamanı azıcık geri sardırsam. Hiç bişey olmamış
gibi oturmak ve dumur olmakla meşgul olmayıp, gördüğüm an salağın gözlerini
oysam. Gerçi üfürükçüler kısmet falan bağlıyor dimi. Bana bir kaç level
atlamış, gelişmiş bir üfrükçü lazım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

