depresyonum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depresyonum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2014 Cumartesi

elime biraz yalnızlık verseler


Beş dakika yalnız bırakmıyorlar. İşemeye gitmem için bile ilk önce söylemem gerekiyor. Tamam kandırıldım ve bu bana ağır geldi. Hem de çok ama bakın ben ağlamıyorum, bir şeyim yok diyorum dinletemiyorum. Gerçek bok gibi hissediyorum ama söyleyemiyorum. Diğer bir gerçekse artık beni tanıyorlar. Dedem öldüğünde ruh gibi gezinip iki hafta sonra bir anda ağlamaya başladığımı biliyorlar. Kimse görmesin diye kaçtığımı, yangın merdivenlerinde saklanıp salya sümük ağladığımı. Geri kalan tüm o saçma sapan dertlerin onda birini onlarla paylaşmadığımı. Sürekli gülmeye çalıştığımı, o yıkılmadım ayaklarını. Evet yıkılmadım ama sinirliyim. Kandırıldım diye. Öfkeliyim hem de çok. Ama bunlar bana intihara meyilli ergenler gibi davranıyorlar. Her gün sırayla yanımdalar ya da oraya buraya giderken çanta gibi yanında taşıyorlar. “HAYIR” kelimesini üşenmedim ezberledim 20 dilde söyledim ama anlamıyorlar. Bana dışarıda olmanın iyi geleceğini sanıyorlar. Millet gülerken sırıtıyorum ama istediğim evde olmak. Çok mu şey istiyorum. Sanki herkes biliyor bana gülüyormuş gibi geliyor. “Aklın nerdeydi senin, hiç mi anlamadın” diyorlar sanki. Yabancının verdiği çikolataya koşup öldürülen çocuk misali benim ki. Azıcık beni dinleme müsaade etseler olmaz mı? Şu kadarcık zamanda ne kadar çok şey yaşadım kimse görmüyor mu? Ve neyi fark ettim biliyor musunuz? Hayatımda yaptığım en iyi şey kalem alıp yazmadıklarımı buraya yazmayı denemek için bu bloğu açmak. Annemin eline geçer mi kaygısı yok, Sidikli okusa ne der derdi yok. Beynimden geçenleri somutlaştırabildiğim bir yer işte. İnsanın kendine sakladıkları için bir yer. Ne garip, yazıyorum. Kimse kim olduğumu bilmiyor ve ben özgürce duygularımdan bahsedebiliyorum. Kendimle konuşabiliyorum. Bazen yazarken fark ediyorum aslında gerçekte nasıl hissettiğimi. Başıyla sonunda farklı şeyler söylediğimi. Cümlelerimin bile kafasının karışık olduğunu. Kendime ne kadar kızgın olduğumu. Kimse bilmesin, kimse görmesin. Elimden bunu da almasınlar.

16 Aralık 2014 Salı

tanıdık üfürükçü bulun bana


Nasıl bu kadar tepkisiz kaldım anlamıyorum. İçime Polyanna kaçsa bu kadar tepkisiz kalamazdı herhalde. Keşke rezillik falan çıkarsaydım. Hala aklım almıyor bu dingil ne diye böyle bir şey yaptı. Madem sevgilin vardı ne diye kaşın gözün ayrı oynadı. Sürekli kafam da “neden neden neden” galiba dönen tek kelime bu. Hak etmedim bence. Gerçi insan böyle bir şeyi nasıl hak eder ki. Ya ne yaptım ben bu hayvana da bunu layık gördü bana. Halbuki ağzından çıkan en basit kelimeler bile değerliydi benim için. Ne kadar acınası bir halim var cidden. Sidikli`de gitti. Rögar kapağı kayıp içeri düştüm bende. Keşke Sidikli`yi dinleseydim. Onun gayet güzel planları vardı. Mesela Bay B.`nin boydan bir fotoğrafını alıp photoshopla güzelce soyup küçük birde penis koyup sanal alemin huzurlarına sunabilirdim. Bundan da onur kırıcı bir şey olmazmış. Ya da iyice vahşileşip kaçırabilir, dişleri kerpetenle söktükten hemen sonra ağzının içine bir şişe tekila boşaltabiliriz. Ama güzeli tekila o acı çeksin diye de harcanmaz ki. Ya da daha iğrençleşip Patrona hazırladığım tükürüklü çay tarzında çalışabilirim. Ama ona tükürük az gelir. Plan köpek sidiğini limonataya katıp içirmek. Bunların hepsini hak ediyor. Kalbimi kırdı. Günlerdir etrafa boş boş bakıp bolca düşünüyorum. Sidikli`de gitti. İki gündür yapayalnızım. Kızların telefonuna bakmıyorum diye yakında kapıya dayanacaklar biliyorum ama hiç birini görmek istemiyorum. Yatağımla, filmlerimle beni rahat bıraksalar. Mesela bugün yaptığım gibi saatlerce blog falan okusam. Sonra lan kızım senden beterleri var desem. Mutlu olanlara sevindim deyip, alttan alttan kıskançlıktan gebersem. Ya da daha iyisi bir üfürükçü bulup zamanı azıcık geri sardırsam. Hiç bişey olmamış gibi oturmak ve dumur olmakla meşgul olmayıp, gördüğüm an salağın gözlerini oysam. Gerçi üfürükçüler kısmet falan bağlıyor dimi. Bana bir kaç level atlamış, gelişmiş bir üfrükçü lazım.