Yaşarken insan
ne kadar mutlu olduğunu göremiyor. Hafta sonu Mavi ablasının tus sınavında
kapıda beklemek için İstanbul’a geldi. Herkesin bir ton bahanesi varken,
Asistan, Balık ve Mavi`nin şu öğretmen arkadaşı buluştuk. Öğretmen uzakta daha
gelemez derken burda özel okulda iş buldu kaldı, Mavi şehir dışında tek
kalanımız oldu. Halbuki onlar benim için tek paketti. Nasıl bensiz bir
Bilgisayarcı düşünülemiyorsa, Mavi`siz bir öğretmen düşünülemezdi. Dördümüz bir
araya gelince Asistan hep esmer, kumral, sarışın, kızıl bir erkeğin hayalisiniz
derdi. Oturdum resmen eski dostlar eski dostlar diyecek hale geldim. Çünkü
onlarla gittiğimde yerlerin, anın dokusu bambaşka oluyor. Sürekli onlarla Kadıköy`e
gittiğimden resmen koca ilçe Mavi ile bütünleşmiş benle. Oturduğumuz yerlere
onlarsız gidince böyle sanki farklı geliyor. Mesela Ali Usta`nın dondurmasının
tadı bile değişiyor. Hem çok saçma hem çok mantıklı. Anı güzel kılan, şehirleri
güzel kılan aslında insanlar. İnsanların size ne hissettirdikleri. Düşünüyorum
dört yılımı onlarla geçirdim. Hiç kavga bile etmemişiz. Uyuz eve çıkarken
koltukları Asistan taşımıştı. Balık`ın evi yakın diye annesi börek çörek yapıp
gönderiyor. Kardeşlerimle bile bazen benden çok görüşüp plan yapıp beni dahil
ediyorlar. Ben onları hayatıma hep geç sokarken onlar ben farkında olmadan beni
sarıp sarmalmışlar anladım. Seni senden daha iyi tanır hale gelmişler. Arkadaşlık
kolay bulunmayan ama çabucak kırılıp harcanan bir şey. Bencilliklerimiz ve
kaybetmekten korkmamayı marifet sanan halimiz yüzünden sanırım birazda. Çok
şanslıyım ve çoğu zaman farkında bile değilim.
